AYTUNÇ ALTINDAL : “KGB Moskova’da şube açmamı teklif etti, ben de
açtım! (1)


29 Ağustos 2004


Türkiye’nin en ünlü
komplo teorisyenlerinden biri o. KGB’nin teklifiyle Moskova’da bir kültür
merkezi açtığını söyleyen Aytunç Altındal, “gizli ilişkiler”
sözkonusu olduğunda başvurulan ilk “kaynak.” Papa Jean Paul 1’in
ölümünde vatikan parmağı olduğunu söyleyen Altındal “Tekzip gelmediğine
göre, doğru” diyor. Seon bombası ise marc’la ilgili. Altındal’a göre Marx,
Dan Brown’ın da “Da Vinci Şifresi”nde bahsettiği İlluminati örgütünün
“İslami kanadına” mensuptu!


Çok tartışılan bir yazar
Altındal. KGB ajanlığından dinci olduğuna kadar hakkında pekçok şey söylendi.
Bir kesime göre komplo teorileri uzmanı. Kimilerine göre de sayılı terör
uzmanlarından biri. Ekranlardaki tartışma programlarının gözdesi. Marks’ın
gizli örgüt üyesi olmasından tutun da, İhsan Sabri Çağlayangil’in Dan Brown’ın
“Da Vinci Şifresi” kitabıyla gündeme getirdiği Gül ve Haç cemiyeti
örgütünün üyesi olduğuna kadar pek çok akıl almaz iddiayı belgelediğini
söylüyor. Peki Aytunç Altındal kim aslında?



* Aytunç Altındal 1973 yılında 7.5 yıl hapse mahkum oldu ve yurtdışına kaçtı.
Bir şiir kitabı neden oldu bu mahkumiyete değil mi?

Evet. Partizan adlı kitabım. Sadece şiirlerim vardı.



* Komünizm propagandası ve orduya hakaretten mahkum oldun. Ne biçim
şiirlerdi?..

O günlerde öyleydi. 10 yıl sürdü o dava. Bir gece, ertesi sabahki duruşmada
tutuklanacağımı öğrendim. Aynı gece yurtdışına kaçmaya karar verdim. O akşam kız
arkadaşımla buluştum. “Önce benim sana bir haberim var” dedi.
“Eyvah hamilesin, bebek bekliyorsun ama ben bu akşam gidiyorum, bebek kız
olacak adını Emine koy” dedim ve gittim. Emine doğduktan sonra her ikisini
de Paris’e çağırdım, orada gördüm.



* O kızla evlendin mi?

Dokuz sene sonra.



* Cezan ne oldu?

O maddeler kalktı. 141-142-163 ve 312’den yargılanmıştım.



* Bunların toplamı mı 312 ediyor?

Dalga geçme. “Vatanı için savaşmayan generallerin omzundaki yıldızlar
Amerikan dolarıdır” gibi bir şey yazmıştım. Orduya hakaret saydılar.
“Yoldaş” kelimesi de komünizm propagandası oldu. Sulhi Dönmezer
bilirkişiydi. Onun raporuyla mahkum oldum.



* Sulhi Dönmezer rahmetli oldu.

Toprağı bol olsun. Ama bu gerçeği değiştirmiyor…



Çakal Carlos’la bağlantı!

Aytunç Altındal’ın Teşvikiye’deki bürosunda bunları konuşurken kapı çalınıyor
ve bir kurye, bir paket getiriyor. Paketi açarken aramızdaki diyalog şöyle
gelişiyor:



* Ne bunlar? Gizli belgeler mi?

Yok canım kitap. Bak şu kitaba. Adı ne?



* “Devrimci İslam.” Yazarı da Ramirez Sanchez Carlos. Yani Çakal
Carlos mu?

Tabii. Bak bu adam yüzünden başıma ne geldi. “Marksist Yaklaşımla
Türkiye’de Kadın” diye bir kitabım vardı. 1975 yılında İsviçre’deyim.
Kitabın Almanca’sını bir Alman yayınevi basacak. Adı da “Rote Stern
Verlag” yani “Kızıl Bayrak Yayınları.”



* Yayınevini bulmuşsun…

Tam o hafta Stern dergisinde bir kapak. “Komünistlerin Almanya’daki gizli
hücresi ortaya çıkarıldı” diye. O hücre, kitabı çıkaracağım yayıneviymiş.
Perde arkasındaki sahibi de kimmiş? İşte bu meşhur Carlos.



* O zaman sen de kaçaksın, Carlos da…

Sana başka bir macera anlatayım. 1989’da İsviçre’de Mordüs Vivendi isimli bir
kültür merkezi ve yayınevi kurmuştum. KGB bunun bir şubesini Moskova’da açmamı
teklif etti.



* Neden KGB?

Glasnost dönemi. Dışarı açılıyorlar. Beni Rusya’nın kültür danışmanı yaptılar.



* İşin içinde yine gizli örgütler filan var mı?

Aklını oraya taktın. Modüs Vivendi’yi aynı konseptle Moskova’da kurdular.
Amerika’nın ünlü 24 ressamının sergisini açacağım. Zürih havaalanında
Amerikalılar’la buluştuk, Moskova’ya uçacağız. Amerikalılar yanıma hiç
tanımadığım bir kadın verdiler. Sylvia Marten diye bir hanım. Daha önce Richard
Gere’la berabermiş.



* Güzel bir şey olması lazım.

Hoş bir hanım. Getirdiler, tanıştım. Belli ki bir misyon taşıyor.



* KGB bunu bilmiyor mu?

Herkes biliyor. KGB ve CIA zaten kardeş kuruluş. Bir parantez açayım. Ağca için
“KGB ajanıdır” dediler. CIA, “değildir” açıklaması yaptı.
Ağca, CIA’nın üstüne kalınca bu defa KGB onları akladı. Aralarında paslaşıyorlar.




* Sana göre Ağca kimin adamıydı?

Vatikan’ın içinden bir grup tarafından kiralanmıştı.



* Yani Papa’yı Vatikan mı öldürtmek istedi?

Önceki Papa Jean Paul 1’i de Vatikan’ın öldürdüğü belli.



* Sen bunları nereden biliyorsun?

Biz biliriz. Boşver nereden bildiğimizi.



* Nerede bunun belgeleri?

Ben bunları hep yazdım. Tekzip gelmedi.



* Koskoca Vatikan, Papa’yı biz öldürmedik diye Aytunç’a tezkip mi gönderecek?

Herkese cevap veriyor, bana da verseydi. Boş ver, eğlenceli kısmına gelelim. Bu
Sylvia, Moskova’daki açılış gecesinde votkaları arka arkaya içince 500
davetlinin önünde sarhoş olup striptiz yapmaya başladı. Bizim Büyükelçi Vural
İnan’da orada.



* Striptiz yapan CIA ajanı. Neden yapmış?

Ben de bunu Amerikalılar’a sordum. “Onun misyonu oydu” dediler.
Rezalet çıkaracakmış.



* Pek akla yakın gelmiyor.

Bunların hepsi şov. Şimdi asıl konuya gelelim. Benim iddiam şu: Dünyada
toplumlar için üst tasarımları yapan bazı gruplar ve bu tasarımları uygulayan
hükümetler var. Bu üst tasarımcıların, istekleri çerçevesinde hayat
yönlendiriliyor.



“Newton da büyücüydü”

* Ben anladığımı söyleyeyim, mesela bazı güçlü örgütler var, Tapınak
Şövalyeleri, Gül ve Haç Kardeşliği, İlluminati gibi ve bunlar yüzyıllardır
yaşamlarımızı yönlediriyorlar…

Aynen öyle.



* Bunu Dan Brown da söylüyor.

Ben yıllardır söylüyorum.



* Ama o senden daha zengin oldu…

Biz Türk’üz oğlum. Bizi kolay dinlemezler. Ben Isaac Newton’un hiç
bilinmeyen…



* Bir keşfini bulduğunu söylemeyeceksin herhalde.

Hayır, okült çalışmalarını yayınladım. “Meğer Newton büyücüymüş” diye
Amerikalı Newton uzmanları bile şaştı kaldı.


AYTUNÇ ALTINDAL : “KGB Moskova’da şube açmamı teklif etti, ben de
açtım! (2)


29 Ağustos 2004


Türkiye’nin en ünlü
komplo teorisyenlerinden biri o. KGB’nin teklifiyle Moskova’da bir kültür
merkezi açtığını söyleyen Aytunç Altındal, “gizli ilişkiler”
sözkonusu olduğunda başvurulan ilk “kaynak.” Papa Jean Paul 1’in
ölümünde vatikan parmağı olduğunu söyleyen Altındal “Tekzip gelmediğine
göre, doğru” diyor. Seon bombası ise marc’la ilgili. Altındal’a göre Marx,
Dan Brown’ın da “Da Vinci Şifresi”nde bahsettiği İlluminati örgütünün
“İslami kanadına” mensuptu!


* Senin bunları kafandan
yazıp uydurmadığını nasıl anlayacağım? Newton’un el yazılarını bulmadın
herhalde?

Hayır, ölümünden 10 yıl sonra 50 adet basılmasını istediği el yazmaları var. O
kitaplardan birinin tıpkı basımını yaptım.



* Ve o 50 kitaptan bir tanesini bile kimse bulamamış…

Newton, Mason localarının başındaki insan. Sadece bu locaların liderlerine
verilmesi için hazırlamış bunu. Biri elime geçti. Anlatmak istediğim şu:
Demokrasi, insan hakları gibi kavramlar bile birer üst tasarım.



* Mesela Yeşiller de mi Gül ve Haç kardeşliğinin tasarımından doğmuş?

Hayır ama Yeşiller’in kurucusu dünyanın en büyük faşistlerinden biri. Hitler’in
örnek aldığı adam. Guido von List.



* Sosyalizm de mi bir üst tasarım şimdi?

Marx’ın kendisi komünist parti üyesi değil ama bir gizli örgüte üye olmuş. Hadi
bakalım yaz bunu Türkiye’de olay olsun. Sana bir de belge göstereceğim.



* Tabii göstereceksin çünkü Marx’a sormamız mümkün değil. Hangi örgütmüş bu?

“League Of The Just” Hakk Ligası, Hak Birliği diye
Türkçeleştirebiliriz. Bu da İlluminati’nin İslami kanadının bir örgütü.



* Yani dolayısıyla Karl Marx da İlluminati’nin tasarımcılarından biri?

İlluminati çizgisinin getirdiği Hakk Ligası örgütünün.



* Sonunda Marx’ı da İlluminati uzantısının elemanı yaptık? İlluminati, Güller
ve Haç Kardeşliği, Türkiye’ye kadar uzanıyor diyorsun…

Tabii. Mesela 1963 yılında Cemal Birik diye bir kişi Türkiye’de Gül ve Haç
şövalyeliğine getirildi. Onu önerenler de Profesör Hazım Atıf Kuyucak ve eski
Dışişleri Bakara İhsan Sabri Çağlayangil.



* Onlar da Gül ve Haç üyesi demek.

Evet. Ve Masonlar aslında.



Zengin mi değil mi?

* Merak ettiğim bir şey var. Sen Türkiye’den kaçıp Paris’e gittin yıllar önce. Sonra
nasıl zengin oldun?

Zengin olduğumu kim söyledi?



* İsviçre’de o yayınevini, kültür merkezini kurmak az iş mi?

Ailemden kalan araziler satıldı.



* Orası tamam da sonra ne oldu? İsviçreli eşinin ailesinin bir bankası vardı
değil mi?

Avrupa’nın en eski bankasıdır. Onun da yardımı oldu. Çok köklü bir ailedir.
Ailenin bir kolu da ünlü Dupond’lar.



* Peki Sovyetler’le bu ilişkilerin kökeni ne?

60’lı yıllardan beri vardı.



* CIA ajanı olup olmadığın konusunda da şüpheler var mı?

Doğu Perinçek’in Aydınlık gazetesine göre KGB’nin Türkiye temsilcisiydim. Sonra
Sovyet sistemi çökünce CIA ajanı olduk mecburen. Bu arada Fethullah Gülen de
beni MOSSAD ajanı ilan etti.



* Peki MİT’çi dediler mi?

Yok ama bir sivil paşa dediler. Aslında ben VİS üyesiyim.



* VİS nedir?

Venezüella istihbarat servisi. Onun Türkiye’deki adamıyım. Çünkü en güzel
kadınlar orada. Çad ve Somali de boşta. İstersen seni onlardan birine
aldırayım.



* Kalsın. Neden korumayla geziyorsun?

Korumaları ben istemedim. Devlet verdi.



* Neden?

Necip Habletimoğlu öldürülünce Doğu Perinçek savcılığa gitmiş, sırada Aytunç
Altındal var demiş. Yugoslavya’dan ve Rusya’dan böyle bilgiler almış.



Vatikan da onu izliyor!

* Senin Vatikan-Mafya bağlantıları konusunda iddiaların var.

Vatikan’ın Mafya ve Naziler’le ilişkileri ayrı bir derya. II. Dünya Savaşı
sırasında Vatikan Yahudiler için kılını bile kıpırdatmadı. Çünkü 1929 yılında
Mussolini ile bir anlaşma yaptılar ve Vatikan devletini kurdular. Sonra
Hitler’le anlaştılar ve bütün Katolikler’e kilise vergisi koydurdular.
Karşılığında da Yahudi soykırımına ses çıkarmadılar. Bugün dünyada bir milyar
Katolik her yıl kiliseye vergi ödüyor. Vatikan devleti ise sadece 1011 kişi.



* Bu kadar büyük rant olunca işin içinde mafya da oluyor tabii…

Mayfa direkt işin içinde. Bunun en somut örneği İtalya’da P2 Mason Locası
skandalında ortaya çıktı. Mafya ve Vatikan’ın bankaları bu paraları aklıyordu.
Bank Ambrossino’nun müdürü Roberto Calvi, İngiltere’de bir köprünün altına
asılmış olarak bulundu. Yarım saat önce de sekreteri bankanın bulunduğu binanın
onuncu katından aşağıya atılarak öldürüldü.



* Vatikan seni de öldürmesin Aytunç.

Bir hafta önce İtalyan Republica gazetesinde benimle ilgili bir yazı vardı.
“Vatikan bu adamın ne yaptığını ilgiyle izliyor” diye yazılmıştı.



‘Döndüğüm filan yok’

* Yıllar sonra dinci olduğun yolunda suçlamalar oldu. “Solcu Aytunç
döndü” dediler.

Öyle dönme mönme yok. Benim 1962’den bugüne kadar söylediğim şu: Bu memleketin
bir dini, gelenekleri var. “Senin problemin dine küfretmek değil, önce emekçinin
haklarını ön plana çıkar” dedim diye 1965’ten bu yana kötü adam sayıldım.
İslam dinine saygı gösterilirse, Türkiye’de sosyalist hareketin başarıya
ulaşacağına inanıyorum.



* Ama çıktığın televizyon programlarında tutucu bir insan imajı çiziyorsun.
Örneğin misyonerliğe karşısın. Türk-Ermeni tartışmalarında Ermeni düşmanı gibi
görünüyorsun.

Ben Ermeni düşmanı değilim. Dışnak ve Hınçak partilerinin düşmanıyım. Bu iki
partinin tüzüklerinin ikinci maddesinde “Amacımıza ulaşmak için şiddet ve
terör uygulayacağız” diyor. Türkiye’nin Ermeni sorunu yok. Bir Ermeni
terörü sorunu var. 20 sene önce sana bir Pontus meselesi çıkacak demiştim.
Hatırladın mı?

* Diyelim ki hatırladım.

Bak bugün bir Pontus meselesi var Türkiye’nin. Bunu sana 83’te anlattım. Çünkü
oralarda yaşadığım zaman ben bu olayların içindeydim. Kimlerin nasıl planlar
yaptıklarını gördüğün zaman aklın duruyor. Belçika’da, Bizans’ın yeniden
kurulması için iki yılda bir sempozyum düzenlenir. Bizans toplantıları, 40
yıldır yapılıyor. Kimsenin haberi yok. Ben onlara katıldım.



* Sen hangi kılıkta karıştın aralarına?

Kılıksız karıştım canım.



* Ajanlık filan durumları var mıydı?

Sen istiyorsan öyle olsun.