·       
Beyin, sıkıcı
insanlardan dinlediğiniz sıkıcı konuşmaları olduğu gibi KAYDETMİYOR! Onları
daha ilginç hale getirerek yeniden yazıyor.


·       
Yapılan bir
araştırmaya göre, profil sayfalarına çok sayıda “selfie” yükleyen erkek
kullanıcıların, psikopat ve narsistik kişilik bozukluğuna sahip olma olasılığı
çok yüksek.


·       
Dinlediğiniz müzik
türü, dünyayı algılayış biçiminizi de etkiliyor.


·       
“Aşık olmak” ile
“Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğuna sahip olmak” vücutta aynı biyokimyasal
etkiyi yaratıyor.


·       
Araştırmalara göre,
parayı fiziksel olarak birşeylere “sahip olmak” için değil de, “deneyim
kazanmak” için harcamak, insanı daha çok mutlu ediyor.


·       
Psikologların
yaptığı incelemeye göre “internet trolleri” narsistik, psikopat ve sadistik
kişilik özellikleri gösteriyor.

(Trol, internette insanları sinirlendirmek ya da
münakaşa başlatmak için tohum ekmeye çalışan kişilere deniyor. Bu kişiler,
internetteki sosyal ortamlara kasten provoke edici veya konu ile ilgisi olmayan
mesajlar göndererek, duygusal tepkiler verdirtme veya başlığın konusunu dağıtma
amacı güdüyor)


·       
Televizyonların ve
popüler kültürün hayatımıza girmesiyle ortaya çıkan bir diğer ruhsal bozukluk
da “Truman sendromu”… Bu hastalığa yakalananlar, hayatlarının her aşamasının
tıpkı filmdeki gibi gizlice kameraya kaydedilip televizyonda gösterildiğini
zannediyor.


·       
Bir şarkının “en
sevdiğiniz şarkı” olmasının sebebi, onu hayatınızdaki “duygusal bir an” ile
eşleştirmenizden ileri geliyor.


·       
Yapılan
araştırmalar, cahil insanların kendilerini mükemmel görmeye; zeki insanların
ise yeteneklerini hafife almaya eğilimli olduğunu gösteriyor.


·       
Paris sendromu,
özellikle Japonların yakalandığı garip bir psikolojik rahatsızlık… Paris’e
gelmeden önce şehirle ilgili büyük beklentileri olan kişiler, şehrin gerçek yüzüyle
karşılaşınca depresyona giriyor.


·       
Kudüs sendromu da
yine literatüre geçen bir başka ilginç rahatsızlık. Kudüs’ü ziyaret eden hacı
ve turistlerden bazıları, buradaki kutsal atmosfere kendilerini kaptırıp, büyük
bir dini lider olduklarına inanmaya başlıyor. Daha da ileri gidip kendini
Mesih, Hz İsa ya da Hz Musa zannedenip, Kızıldeniz’i yarmaya çalışanlar da var!


·       
Doğuştan görme
engelli olan kişiler, şizofreni hastalığına yakalanmıyor!


·       
Cep telefonunu
kaybetmenin, artık bir fobi olarak literatürde yer aldığını biliyor muydunuz?
Nomofobi, cep telefonu ve bağlantısını kaybetme korkusu demek.


·       
Birisine 20
saniyeden uzun süre sarıldığınızda, beyinde “sosyal bağlanma”dan sorumlu
oksitosin hormonu salgılanıyor ve böylece bu kişinin size daha çok güvenmesini
sağlıyorsunuz.


·       
İnsanlar fiziksel
açıdan yorgun olduğunda, dürüst olmaya daha eğilimliler. Bu nedenle gece geç
saatte yapılan konuşmalarda, itiraflar daha sık oluyor.


·       
Bugün liseye giden
sıradan bir öğrenci, 1950’lerde psikiyatrik tedavi gören ortalama bir hasta ile
aynı kaygı seviyesine sahip!


·       
Günümüzde
araştırmacılar arasında internet bağımlılığının da artık bir akıl hastalığı
olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hakkında devam eden bir tartışma
var.


Psikoloji Portalı