ŞİMDİ PKK İŞGALİNDEKİ KENTLERİ İNCELEYELİM




Adım
adım PKK işgali Mersin..


Mersin
PKK açısından en az Diyarbakır kadar önemlidir.


Daha sonra güya kuracakları büyük
Kürdistan için Kuzey Mezopotamya ve güney doğunun liman şehri olacaktır.




Özellikle sözde Kürdistan
haritalarında Mersin, onların bir liman şehri olarak özellikle vurgulanıyor.
Onların hayali bu..




Haritalara
bakarsanız durum böyle.. Ama gerçeğe bakarsanız, durum daha da içler acısı..


Hayallerdeki bölünmüş ülkenin bir
şehri olan Mersin”de bu günkü durumu özetlemek için bir okuyucumuza kulak
verelim:




” Dolmuşlar ve servisçilik
sektörlerinde çalışan tüm yerli aileleri cinayet,tehdit vs. ile 15 yıl içinde
sindirdiler.. Örneğin Adana”da minibüs hatlarının sahipleri bellidir…




Nevruz törenlerinde bölücüleri
etkinlik alanına bedava taşırlar, pazarcılık sektörü ayrı bir yaradır..




Hal ve otogarda anadili Türkçe olan
adam kalmamıştır Çukurova”da




Mersin”de
yaşamayanlar için, PKK faaliyetleri sadece Güneydoğu”dadır… Bu bakış açısı ise
, içinde bulunduğumuz durumun vehametini ortaya sermek için çok yetersiz ve
kısır kalıyor.


İzmir”deki benzer durumlar Mersin
için de aynı maalesef.




Galericilikten
kuyumculuğa, tefecilikten ihalelere kadar her yere sızmış durumdalar… Özellikle
liman şehri olmasından kaynaklanan finansal anlamda bir cazibesi var…


Para
demek, daha çok silah, daha çok arazi, daha çok kurşun ve daha fazla kişiyi
örgüte dahil etme gücü demek…


Liman olması nedeniyle Kıbrıs”a
gidilebilmesi, nakliyat ve ambarlama imkanının fazla olması nedeniyle
teröristlerin , eroin satıcılarının ,


kaçakçıların cenneti olmasında önemli
bir faktör.




Aslında
burada da uygulanan bir göç.


Eşkiya,
mafya ve sokak çeteleri kimliğiyle, yine para kaynağı ve zenginleşme noktası
belli olmayan işadamları bol miktarda mevcut.


Burada
da yıldırma politikası izlenmekte .


Burada
da son dönemde parasının kaynağı belli olmayan, işadamı kimliği taşıyan, fakat
yanında yöresinde bulunanların biçim ve kimliklerine baktığınızda belli bir
kanaate vardığınız kişiler, piyasalara hakim olma noktasında…


Özellikle
gümrük noktasında pek çok karanlık bilgi ve belge var…


Özellikle
yakın zamana bir bakalım…


Nevruz mitingi sırasında PKK”nın
sözde bayraklarını açanlar yapılan kamera tespitlerinin ardından terörle mücadele
ekipleri tarafından yapılan çalışma sonrasında yakalandı. Gözaltına alınan 3
kişinin yaşlarının 18”n
altında olması nedeni ile çocuk şubesine teslim edildiği, kalan 4 kişinin ise


 


Terörle
Mücadele Şubesi”nde sorgularının devam ettiği bildirildi.


İşte
her yerde olduğu gibi burada da PKK eylemlerinde çocukları kullanıyor…


Bu
çocuklar kim, anası babası kim?


Nereden
gelmişler?


Bu
sorulara verilecek cevabın resmi tanımı göçtür.


Ekmek
parası için göç değil ama…


Örgütlenme,
örgütü yayma ve güçlendirme için göç…


Mersin”de
ekonomik anlamda büyümeye başlayan PKK, iş vaadiyle getdirdiği çocukları eylem
aracı yapmaya başlıyor…


Bu
sadece Mersin”de değil, bir çok yerde böyle…


Sadece
bu günün işi de değil…


9
Mayıs 2005 tarihinde yayınlanan bir habere bakalım:


Mersin”de
bombalı eyleme hazırlanan 2 PKK üyesi yakalanıyor. Üzerlerinde ve kaldıkları
yerlerde yapılan aramalarda 537
gram C 4 patlayıcı ele geçiriliyor…


Üstelik yapılan araştırmalarda,
teröristlerin yurt dışından yeni geldikleri, kamu kurum ve kuruluşlarına karşı
eylemlere hazırlandıkları anlaşılıyor.




Adım adım PKK işgali ıstanbul


Önce
Laleli düştü, sonra Gaziosmanpaşa…


Bundan 5 sene Laleli düşmeye başladı…


Doğu Bloku”ndan genler önce bavul ticareti
yaparken, daha sonra kendileri birtakım ticaretlerin ana hammaddesi oldu…


Sonra bu hammadde ticareti PKK”nın
öbeklenmesiyle onların tezgahında şekillenmeye başladı…


Ve Laleli bir süre sonra bunların yatağı haline
geldi…


Laleli”de fuhuş ticareti şimdi tamamen PKK
mafyasının elinde…


Satlna aher beden ve bu bedene birkaç saatliğine
ödenen bedel, üzerinden alınan komisyonun ve haracın kurşun şekline dönmesiyle
yine bu topraklarda kalıyor…


Daha sonra Esenyurt düştü…


Kapkaç, arazi yağması ve haraçla palazlanamaya
başladı PKK mafyası…


Ellerindeki sermaye tükenecek gibi değildi…


Kontrole alınan her cahil ve aç kişinin yerine on
tanesi getirilip bir odada kırk kişi yatırılarak, bir sigara parası, ucuzluktan
alınmış bir takım elbiseye cehalet ve açlık geçici olarak dizginlendi…


Atatürk”ten haberi olmayanlara önce dağlarda,
sonra Suriye”de şimdi de İmralı”da padişah hayatı süren kişi Atatürk olarak
tanıtıldı…

Sonra Gaziosmanpaşa düştü…


Uyuşturucu imalathaneleri ve perakende satış
merkezleri, sokaklara takılan kameralarla güvenli hale getirildi…


Beyoğlu ise onlar için bir vitrindi…


Sokaklarında normal insanların artık
gezinemeyeceği Beyoğlu PKK Cumhuriyeti, hem haraç, hem kadın, hem silah , hem
kapkaç ve de uyuşturucunun hakim olduğu bir mağaza gibiydi…


Alt taraflarda, Dolapdere, karaköy ve
Tepebaşı”nda öbeklenen hücreler, ruhu vatan aşkıyla dolu olmak yerine para
hırsı ve dışlanmışlık propagandasıyla beyni yıkanmış, insanlık kavramının
köşesinden bile geçmeyen insan müsveddeleriyle dolduruldu…

Bu arada “piyasa” onların sistemine çomak sokacak, en azından bu
ülkenin insanına ve bayrağına saygılı isimlerden temizlendi…


Adım adım PKK işgali : Antalya


Antalya en çok göç alan illerimizden biri…


Bu göç hareketi ise 15 yıl önce başlamış. Dönemin
belediye Başkanı Selahattin Tonguç tarafından başlatılan bu hareketle ilk
yerleşilen yer Kepez olmuş…


Otobüs ve kamyonlarla Antalya”ya getirilenler
gecekondulara, ev ve iş yeri vaadiyle yerleştirildiler…


Özellikle Yeni Hal bölgesine yerleştirilenlerden
sonra kentte PKK”ya bağlı terör olaylarında tırmanış gözleniyor…



Bu tırmanış, polis otolarının ve askeri bölgelerin taranmasıyla başlayarak suç
oranında artışla tavan yapıyor…



En son Antalya”da organize bir şekilde ormanlık bölgeye yerleşen PKK
sempatizanları, Vehbi Koç”un Antalya”da makam şöförlüğünü yapan bir genç ile
bir bayanı Tünektepe”de katletti, ardından araçlarını ateşe verdi…

Jandarma alay Komutanının değişmesiyle birlikte yeni göreve gelen Albay”ın
Antalya kırsalında yaptığı operasyonla çok sayıda PKK”lı ölü olarak ele
geçirildi.


Bu dönemde sistemli ve ciddi bir çalışmayla
silahlı PKK”lıların hareket sahası daraltılırken bir Albayımız da Serik”te
gazi oldu.

Deyim yerindeyse Serik, PKK mafyasının hüküm süremediği birkaç ilçeden biri
Antalya”da…


Bu silahlı olayların yerini bu gün Antalya”da
mahalle aralarında bar pavyon açma, silah satma, adam kaçırma , kadın ve
uyuşturucu ticareti aldı.

Turizm kenti olmasından kaynaklanan bir çekinceyle bu tür olaylara basının yer
vermediği söyleniyor ama Antalya”daki meslektaşlarımız Antalya sokaklarında
her gün bir çatışmanın olduğunu söylüyor…


Ama bunun sonucunda da Alanya tamamen bu güçlerin
hakimiyetine girmiş durumda…

Teomanpaşa, Güneş mahallesi, Mehmet Akif, baraj, Beşkonak, Hüsnü Karakaş, Yeni
Mahalle, Yenimelek ve Sütçüler mahalleleri bunların üsleri olmuş…


Bunun yanı sıra Antalya basınında da
sempatizanlarını güçlendirerek ağırlıklarını hissettirmeye çalışıyorlar…


İşte 25 yıldır Beldibi”nde yaşayan br
vatandaşımızın anlattıkları;


“Sokaklarda korku kol geziyordu. Yaz
aylarında hayatın 24 saat devam ettiği Beldibi”nde akşam belli bir saatten
sonra aileni yanına alıp dışarı çıkmak neredeyse imkansız hale gelmişti.
Korkudan akşamları dışarı çıkamaz hale gelmiştik.


Gündüz işine gücüne bakanlar akşam erken
saatlerde evlerine kapanıyorlardı. Eşimizi ve çocuklarımızı Beach Park”a
bırakıp onlar denize girerken biz işimize gidemiyorduk. Çünkü başlarına her an
her şey gelebilirdi. Ailesini denize getirenler, başlarında nöbet tutmak
zorunda kalıyordu..”


Gelelim İzmire…


Sen ne kadar anlatırsan anlat, anlattığın
karşındakinin anladığı kadardır ilkesinin hayata geçmiş şeklidir bu yazı
dizisi…


Bu gün, Güneydoğu”da yaşayan vatandaşlarımızın
da en büyük sorunu PKK.


Onlar, ekmeğinde ve aşında olanlardan ve bu
vatana yürekten bağlı olanlardan bahsediyorum, PKK”lı damgası yememelidir.


Hainin vatanı ve milliyeti olmaz…


Biz, PKK mafyasından bahsederken hiçbir etnik
kökeni hedef alacak şeyler yazmamaya özen gösteriyoruz.


Bu ülke, doğusuyla batısıyla Türk”tür.


Etnik kökeni ne olursa olsun, şehri neresi olursa
olsun, bu vatanı seven ve gönülden bağlı olanları sırf etnik yapısı nedeniyle
suçlamak çok yanlış bir noktadır ki biz bu noktadan çok uzağız.


Biz, kendisine “Öcalan”ın askeri”
diyenlere karşıyız…


Çünkü biz, sadece Mustafa Kemal”in askerlerinin
bu vatana sadakatle ve muhabbetle bağlı olduğunu biliyoruz.

Ülkeyi bölmek, yemlendiği odakları memnun etmek için maddi, sosyal ve kültürel
anlamda ezilmiş insanları kullanan birinin askerleri olarak nitelenenlere zerre
saygı duymayız.


Ay yıldızlı bayraktan başka bayrak tanıyanlara
asla anlayış gösteremeyiz.

Onun dışında hangi etnik kökenden olursa olsun, birlik ve bütünlüğe saygı
duymayana da saygı duymayız.


Ama biz yine de anlatmaya devam edeceğiz…


İzmir”deki bölücü örgütlenmesinde bu gün
özellikle ekonomik anlamda örnekler vererek İzmir”i tamamlayacağız.


Ama ondan önce yetkili ve etkili mercilere birkaç
soru sormak istiyoruz.


Cevaplarlarsa memnun oluruz…


İzmir”in Konak belediyesi sınırları içindeki
Kadifekale mevkiinde İzmir Ticaret Odası tarafından yaptırılan büyük bir Türk
bayrağı var…


Ama burada, bu bayrağın dalgalanmasından haz
almayanlar olduğu söyleniyor…


Ve aldığımız bilgilere göre de bu bayrakta sık
sık kurşun delikleri gözleniyor…


Bayrağın burada dalgalanmasından rahatsız ve
“tahrik ” olan bir takım şahıslar, bu bayrağı nişan tahtası haline
getirmişler…


Ve yakın zamanda burada bir belediye aracı ile
bir otobüsün yakıldığı söyleniyor.


Ve gelen bir başka bilgi ise tüyler ürpetiyor:


Buradaki emniyet binasına bombalı saldırılarda
bulunulmuş…


Terör, dağdan şehirlere iniyor…


Hatta indi bile…

Şöyle genel bir değerlendirme yaptıktan sonra detaylara ineceğiz…


İzmir, genel yapısıyla Türkiye”nin modern
şehirlerinden biri…


Her zaman gelişmeye açık olmuş, ama gelişme
içinde sosyal ve iktisadi anlamda gereken önemi görmemiş bir şehir…


Ama özellikle son beş yıldır İzmir”in yüzü
değişmeye başladı…


PKK İzmir”de özellikle para satma ve mekancılık
işlerinde yoğunlaşıyor…


PKK paraları tefeciler tarafında piyasaya
veriliyor ve geri ödemeyenlerin evlerini ve işyerlerini onlara devir ediyorlar.


Genelikte İzmir Otokent”de galericilerin yüzde 70”i para işi yapıyor ve
oralardan satılıyor paralar …


İzmir”de Kadifekale , Karşıyaka”nın varoşlarında,
Menemen Asarlık beldesinde kümelenmeler, Aydın Söke”de sonradan yoğunlaşan
nüfusun yarısına


PKK mafyası yönetiyor ve yönlendiriyor.


İzmir”in sahil kıyılarında Çeşme”de,
Foça”da,Aliağa”da örgütlü bir çalışma var.


İzmir sebze ve meyve halinde yoğunluktalar.


İzmir garajında yoğunlaşma gözleniyor.


Geçen sene İzmir Seferihisar”da kendilerini
göstermeye kalktıklarında yöre halkı gereken direnci gösterince seslerini
kestiler.

Ayrıca İzmir”de otomobil galericileri arasında yeni türeyen geçmişleri her anlamda
karanlık olanlar büyük iş yerleri açmaktadırlar.


Yakın zamana kadar sıradan terörist olarak eylem
yapanlar son zamanlarda kendilerini ticari faaliyetlere verdiler.

İzmir”de sekiz sene öncesine kadar böyle “firma” lar yoktu…


Evveliyatı kaçak saat satıcılığı olarak
duyduğumuz PKK”lılar, bahsettiğimiz senelerde piyasaya girmeye
başladılar.Tahsil durumları sanayi ile uzaktan yakından alakalı olmamasına
rağmen kara parayı kullanarak raiç bedellerinin üzerinde paralara İstanbul”dan
Türkiye”ye dağılan sanayi tüketim malzemelerini topladılar.


Sattıkları bu malların teknik isimlerini
bilmemelerine rağmen, düşük fiyat ve uzun vade yaparak her firmaya girer hale
geldiler.

Tabii ki bu malzemeler ve kurdukları firmalar tamamen paravan.


Asıl yaptıkları iş, kaynağı belirsiz firmalardan
alınan maliye kaydı olmayan , % 2 yada %3 girişle alınan naylon fatura.

Bu faturaları %8-10-12 gibi (ne tutturabilirlerse ) KDV oranıyla satarak
korkunç bir haksız rekabet ve gayrimeşru kazanç yarattılar.


Bir yada iki olan firma sayıları, sık sık firma
ismi değiştirerek ( amaç maliye takibini zorlaştırmak ) mantar gibi çoğaldı ve
piyasayı ellerine geçirdiler.

Bu arada firmaların nakit sıkıntılarını kullanıp yüksek oranlardan çek kırarak
firmaların zor durumlarından da fayda sağlayan bu vampirler , giremedikleri
vatanseverlerin sahip olduğu firmalara da Ege kökenli kişileri öne çıkararak
girip satış yapıyorlar.


Önceleri hedeflerini gizleyen bu kişiler son
dönemlerde bir yerlerden aldıkları cesaretle, Abdullah Öcalan”a destek , PKK
gösterilerine katılma ve tipik yandaşlıklarını gösteren cüretkar tavırlar
sergilemeye başladılar.


İzmir”den bir okurumuz, Alsancak”da kafe ve
barların bulunduğu sokakta bir dükkana Türk bayrağı asmak istiyor ve asıyor
da….

Ve bayrağın asılışından kısa bir süre sonra, kendisini ziyaret eden birkaç
kişi,”bu sokakta taraf tutmayın “diye uyarıyor…

Türk bayrağı asmak taraf tutmak oluyor yani…


Yani Türkiye Cumhuriyeti ve Türk bayrağının
tarafını tutmak, tahrik etmek oluyor birilerini…


Bu ülkede Türk bayrağından rahatsız olanlara ne
ad verileceğini siz belirleyin…

Ve İzmir”in en büyük derdi, PKK tefecileri…


Bunlardan birinin kardeşi Hizbullah tarafından
öldürülmüş, diğer kardeşi de İsveç”de yaşıyor. Buradan gelen para ise piyasaya
“satılıyor”…

İzmir Karabağlar”da kimya ve plastik maddesi satan bir başkası, eski eroin
kaçakçısı ve kuyumculuk yapıyor. İzmirde yapılan bir operasyonda 500 kg eroin yakalanmıştı ve
ismi karışmıştı. Halen Özbekistan a gidiyor geliyor. .


Bu gruplar bir yandan da İzmir”de kendilerince
gelecek seçimler için araştırma yapıyor. Geçen seçimde oy kullanmayanların
listesi alınıp ev ev dolaşılıyor ve neden oy kullanılmadığı sorusu soruluyor.

Sözde araştırma bahanesiyle istihbarat yapılıyor…


Çalışmalar buralarla da sınırlı değil…


Dokuz Eylül Hukuk Fakültesi çevresinde bulunan
birtakım kafeler bölücü insanların toplanıp halay çekerek moral kazandığı yer
oluyor. Ayrıca her hangi bir eylem yapılacağı zaman öğrencilikle alakası
olmayan insanlar okul kampüsünde boy gösterip poşu takmaktan çekinmiyorlar.
Okulun duvarlarında bölücü yazılar yazılmasına rağmen buların üstü pek
silinmiyor ve bunların daha çok dikkat çekmesi sağlanıyor.


Ayrıca Şemdinli olaylarından sonra bir araya
gelen Şemdinli taraftarları okul kampusünün içindeki bir kafede bir çok bölücü
pankartlar asarak bu olayı kendilerince protesto etmiş ve 2 masa kuran bu
bölücülerin 1 masa gerisinde oturan okulun güvenlik birimleri bunlara müdahale
etmemiş, pankartları indirmemiş çaylarını içmenin keyfine varmışlardır.


Biz bir yandan bu tip örgütlenmelerin vardığı
boyutları gözler önüne sererken diğer yandan da olayın ekonomik boyutuna dikkat
çekmek istiyoruz.


ÖZEL BÜRO


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet