PKK’nın infaz yöntemleri

 

Murat İnce yazdı

 

Bu meseleyi enine boyuna
yazmak isterdik. Ancak sayfamızı dikkate alarak ve okuyucularımızın sabrını
gözeterek kısa bir özet sunuyoruz. Buna girişte diyebiliriz.

 

PKK’yı kuran Abdullah Öcalan’ın karanlık ilişkileri hala tartışma konusudur.
Uyuşturucu ticaretinden, kara para aklamaya ve insan kaçakçılığına kadar pek
çok mafya tipi “organize işleri” bu örgüt kanalıyla sürdürdü. PKK yalnızca
siyasal bir örgüt değildir. PKK, başta ABD emperyalizmi olmak üzere
bütün emperyalistlerin kullandığı, yönettiği, yönlendirdiği bir suç
şebekesine dönüşmüştür.

 

Hangi birini yazalım ki?


ABD’nin yönettiği ve
donattığı PKK’nın iç infazları kitaplara konu olmuştur. Bu örgütün saflarını
terk edenlerin anlattıkları tüyler ürperticidir. Dağda kendi arkadaşlarınca
infaz edilen sayısız PKK militanının akıbetini aileleri bile bilmemektedir.
Çoğu aileler çocuklarının PKK için savaştığını ve yaşadığını zannediyor.
Güvenlik Kuvvetleri tarafından etkisiz hale getirilmeyenleri örgüt kendisi yok
edip ve Güvenlik Kuvvetlerinin üzerine atmıştır. Kör Cemal lakaplı
PKK’lının 18 militanı “suçsuz” yere, kendini aklamak için
öldürttüğünü söylersek mesele daha kolay anlaşılmış olur. Aynı kişi daha sonra
ajan ilan edilip Apo’nun emriyle öldürülmüştür.

 

İşkenceyle öldürmek

 

1980’lerde PKK Merkez Komitesi’ne (MK) seçilen Abdullah Kumral aynı zamanda
örgütün Gaziantep sorumlularındandı. Gözükara biri olduğu ve örgütü bölgede
geliştirdiği biliniyor. Abdullah Kumral, Apo’nun izlediği siyasete ve örgüt
içinde ki olumsuzluklara karşı çıktığı için Apo tarafından kara listeye alındı.
Göz hapsine alınan Kumral kaçmaya çalışırken yakalandı ve Bekaa Kampına
götürüldü. Değişik işkencelerden geçirildikten sonra kulaklarına tüfek harbisi
sokularak öldürüldü.

 

PKK’da işkencenin her türlüsü “ıslah” etmek için kullanıldı, ve hala
kullanılıyor. Murat Karayılan’dan, Duran Kalkan’a kadar hepsi Apo’nun emriyle
arkadaşlarına işkence yapmış ve infaz etmişlerdir. Bu durum PKK önderliğinin
neredeyse bütünü için geçerliydi, ve bugün de geçerlidir.

 

Kurşuna dizmek

 

Apo’nun emirlerine karşı gelmek ölmek demekti. Binlerle ifade edilen yok
etmelerde en sık başvurulan yöntem kurşuna dizmekti. PKK’da kurşuna
dizilenlerin sayısının 10 binin üzerinde olduğunu iddia edenlerde var. Örgütün
yasaklarına uymamak tek başına ajan ilan edilmeye ve kurşuna dizilmeye
yetiyordu.

 

Şükrü Karakuş 25 Ağustos 1982 tarihinde gerçekleşen PKK’nın 2. Kongresi’nde
Abdullah Öcalan’a karşı çıkmış ve Çetin Güngör’ün (Semir) görüşlerine yakın
durmuştur. Semir, Apo’nun ülkeye dönüş ve erken silahlı mücadele başlatma
kararlarına muhalefet etmişti. Tabi böylelikle suçu ağırlaşmıştı. Şükrü
Karakuş, daha sonra Bekaa’da ki kampa da adı verilecek olan Mahsum Korkmaz
tarafından kurşuna dizilecekti.

 

Yakılarak öldürülmek

 

PKK’nın 2. Kongresi sonrası dönem, “iç temizlik”, daha doğrusu
Apo’ya muhalefet edenlerin yok edildiği ve susturulduğu dönemdir. Başta Çetin
Güngör olmak üzere kongrede karşıt tavır alanların bütünü öldürülmüştür.

 

Yok edilme yöntemleri ise askeri darbeler dönemini andırıyordu. En basit şeyden
idam kararı verilmesi ve korkunç yöntemlere maruz bırakılması örgüt içinde
insanların sinmesine ve suskun kalarak ömür tüketmelerine neden oluyordu. PKK
içerisinde fikir üretmek, kendi adıyla yazmak çizmek ve
“meşhur” olmak ihanetle eşdeğerdi. Hele hele Apo’dan daha
bilinçli görüntüsü vermek bile hain olmanız için yeterliydi. Bu nedenle pek çok
PKK’lı yazar kendi ismiyle legal dergilere yazı yazamamışlardır.

 

Murat Bayraklı’da Apo’nun siyasetlerine ve mücadele tarzına karşı
çıkanlardandı. Örgütte yaşananların canlı tanığıydı ve pek çok şeyi tasvip
etmediği gibi açıkça tavır da alıyordu. İşte bu onun infaz edilmesi için
yeterliydi. Murat Bayraklı öldürüleceğini bildiği için yurt dışına kaçtı. Ancak
kaçış onu kurtaramadı ve 5 Haziran 1984 tarihinde Batı Berlin’de çöp
tenekesinde yakılarak öldürüldü.

 

Kendi mezarını kazdırmak

 

Abdullah Öcalan’ın bizzat tertiplediği infazlar, PKK’nın seçkin
kadrolarına da yaptırıyordu. Şu an PKK’nın merkezi kadroları konumundakilerin
bütününün eli kanlıdır ve arkadaş katilidir.

 

Resul Altınok, örgüt içinde ki disipline aykırı davranmak ve “önder
Apo”nun aleyhinde bulunmak ve ajan faaliyeti yürütmek suçlamalarından
dolayı idama mahkûm edildi.  İnfazın yerine getirilmesi içinde Ali Haydar
Kaytan ile Ömer Altun görevlendirildi. Bu ikili Resul Altınok’a ilk önce mezar
kazdırdılar ve sonra da kazdırdıkları çukura Altınok’u oturtup kafasına kurşun
sıktılar.

 

Eli kanlı örgüt aslında bir tür cinayet şebekesiydi. Kurulduğundan beri sayısız
cinayet işleyen PKK, kendi dışında ki sol/sosyalist gruplara da kan
kusturmuş ve bölgeden silinmelerine neden olmuştu.

 

Parçalayarak yok etmek

 

Avukat Mahmut Bilgili 12 Eylül 1980 darbesi sonrası PKK davalarına bakmıştı.
PKK üyeliği suçlamasıyla Diyarbakır Askeri Hapishanesi’nde 5 yıl yattı.
Çıktıktan sonra yurt dışına gitti ve orada da örgütün çalışmalarında yer
aldı.

 

Abdullah Öcalan Av. Bilgili’den Diyarbakır Cezaevinde yaşananları ve bazı
PKK’lılar aleyhine kitap yazmasını istedi.

 

Av. Mahmut Bilgili Apo’nun bu isteğini kabul etmedi ve yerine getirmedi. Tabi
bu çok büyük bir suçtu ve idam fermanının boynuna asılması anlamına geliyordu.

 

Av. Bilgili 1987 Mart’ında Hollanda’da bir lokantada öldürüldü ve cesedi
parçalanarak yakındaki bir kanalizasyon çukuruna atıldı.

 

Sevdiğinin gözü önünde katledilmek

 

PKK içinde âşık olmak, sevmek ve kız arkadaşı edinmek de yasaklar
listesindeydi. Abdullah Öcalan’ın “Kadın Sorunu” üzerine çarşaf
çarşaf yazdıklarına bakmayın siz! Yazılanlarla yaşananlar arasında dağlar kadar
fark vardı. Kendisinin özel hayatının nasıl olduğunu pek
çok eski PKK’lı yazmıştı. Ama iş kendisi dışındakilere geldiğinde yasaklar
zinciri başlıyordu.

 

Mehmet Tunç PKK kadrolarındandı. Paris’te yaşadığı dönemde Hevi isimli bir kıza
âşık olmuş ve onunla sevgili olmuştu. Bunu duyan Apo, “örgütün kutsal
yaşamını yozlaştırmak” suçlamasıyla Tunç’un idamına karar verdi.

 

Mehmet Tunç, sevdiği, birlikte olduğu kızın gözleri önünde kurşuna dizildi.
Tunç örgüt içinde yalnız değildi. Çok sayıda kadın ve erkek bu türden
suçlamalarla ya örgütten uzaklaştırıldı ya da en sık uygulanan yöntemle
öldürüldü.

 

Kayanın altına gömmek


 

Bir örgüt düşünün; hem devrimciyim diyecek, hem sosyalizm lafları edecek, hem
de ulusal kurtuluş savaşı vereceğim diyerek saflarında ki binlerce militanını
yok edecek. Bu nasıl iştir ve hangi zihniyetin ürünüdür? PKK’nın örgüt içi
sorunları çözmede kullandığı yöntemler bize yabancı gelmiyor. İsrail
zindanlarında MOSSAD’ın kahraman Filistinlilere yaptıklarını ve CIA’nın
dünyanın her yerinde uyguladığı işkence yöntemlerini akla getiriyor.

 

Kör Cemal lakaplı Halil Kaya PKK içinde efsane haline gelmişti. PKK’nın 3.
Kongresi’nde Genel Sekreter birinci yardımcılığına getirilmişti. Apo’nun hınk
deyicisi ve tetikçisiydi. Apo vur dediğinde acımasızca öldürüyordu. Örgüt
içinde cellât olarak da tanınırdı.

 

Ancak gün geldi Kör Cemal’inde kullanım zamanı doldu(!) Bilinen suçlamalarla
tutuklandı ve arkadaşı Cemil Bayık tarafından sorgulanarak ölüme mahkûm edildi.
Bir dönem Apo’ya gammazladığı Bayık onun karşısında suçlamalarda bulunuyordu.

 

Halil Kaya’yı PKK’nın etkin kadrolarından Halil Ataç cezalandırdı. Ölesiye
dövülen ve insanlıktan çıkarılan Kaya kurşuna dizildi ve Zağros Dağlarının
eteğinde kayaların altına gömüldü.

 

Boğularak infaz edildi

 

PKK’nın örgüt içi infazlarına bakıldığında nutkunuz kesilir. İşkencenin her
türlüsünün kullanıldığı Bekaa Vadisi’ndeki kampta bulunan hapishanede
yaşananlar ibretliktir. Ancak, örgüt sadece Bekaa’da değil Türkiye’de de
suçladığı kadroları işkenceden geçiriyor ve daha sonra da infaz ediyordu.

 

PKK 5. Kongresi önceki kongrelerden daha sakin geçmişti. Apo en etkili
muhaliflerin hayatına son vermişti. Bu kongrede de bazı
“hainlere” ihtiyaç duyuyordu.

 

Bir süre önce PKK’dan uzaklaşma eğilimine giren Cemil Işık çete olarak
suçlandı. Bunun üzerine izini kaybettiren Işık İstanbul’a gitti. Gözlerden ırak
yaşayan Cemil Işık 1992 yılında yaşadığı İstanbul’da polis tarafından yakalandı
ve Bayrampaşa cezaevine konuldu. Bu da hayatını kurtarmaya yetmedi ve
hapishanedeki PKK’lı bir militan tarafından boğularak hayatına son verildi.

 

Buharlaştırılarak yok etmek

 

PKK cinayet işlemede her yöntemi denemişti. Türkiye’de, Bekaa’da ve
Avrupa’da cezalandırmak istedikleri taraftarlarını acımasızca infaz
etmişti. Tabi bu örgüt sadece örgüt içi değil örgüt dışında da pek çok kişiyi
en ağır şekilde cezalandırmıştı.

 

PKK’nın en korkunç yok etme yöntemlerinden birisi de buharlaştırarak
hasımlarını yok etmekti.

 

11 yıl Diyarbakır cezaevinde yatan PKK militanlarından Mehmet Çimen,
tahliyesinin hemen ardından tekrar örgütün faaliyetlerine katıldı. Bekaa’da
Abdullah Öcalan’ın eğitimine katıldıktan sonra Avrupa Koordinatörü olarak
görevlendirildi. Mehmet Çimen dönemi Avrupa’ eylemlerin doruğa çıktığı
yıllardı.

 

Mehmet Çimen’in örgüt içinde ki yükselişi ve bireysel çıkışları üzerine Bekaa’ya
çağrıldı. Bir süre tutuklu kalan Çimen, kadınlarla ilişkiye girdiği
gerekçesiyle sokulduğu banyo küvetinde üzerine asit dökülerek buharlaştırıldı.












PKK’nın iç infazlarından
yalnızca bazılarına değinebildik. Liste kitaplara sığmayacak kadar uzundur. Yeri
geldiğinde bu mesele üzerine tekrar yazacağız.