TERÖR

PKK
İLE ALMAN KARDEŞLİĞİ

Uluslararası
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Barış ve Güvenlik Sempozyumu’nda Ali M. Köknar
tarafından tebliğ olarak sunulmus bu dosya yi siz degerli uyelerimize sunariz

Terör örgütü
PKK’nın bazı yabancı devlet ve terör örgütleri ile olan bağlantıları 1978
yılındaki kuruluşundan kısa süre sonra başlamış, bu bağlantıların örgüte
siyasi, mali ve silah desteği olmuş, içlerinden bazıları (örneğin Suriye
bağlantısı) örgütün devamı için çok önemli rol oynarken, diğer bazı
bağlantıları (örneğin İrlanda Cumhuriyet Ordusu) siyasi bakımdan sembolik
seviyede kalmıştır. PKK’nın tüm bağlantıları içinde hiç şüphe yok ki Almanya’da
olanlar örgütün siyasi, mali ve askeri alanlardaki faaliyetlerinin tümünü
kapsamaktadır. PKK ALMANYA’DA Muhtemelen daha eski bir tarihte faaliyete geçmiş
olmakla beraber, PKK Avrupa Kolları merkezinin Köln’de,irtibat bürolarının ise
Mainz, Offenburg, Russelsheim, Olderburg ve Dortmund kentlerinde alenen
açılması 1992 yılına rastlar. Yaklaşık son 10 yıl boyunca PKK’nın Almanya’da
faal olan gerek Alman, gerek yabancı diğer terör örgütleri ile ilişkiler
kurduğu ve yürüttüğü bilinmektedir. Bu örgütler içinde Alman Kızıl Ordu
Fraksiyonu (RAF) ile olan bağlantısı bu tebliğin konusudur. RAF 1968-1977
arasında Almanya’da terörün en yoğun olduğu yıllarda yaklaşık 100 Alman
vatandaşı faal terörist olarak tanımlanabilirdi. Bu kişilerin çoğu
Baader-Meinhof çetesi olarak da bilinen ve bilahare adını Kızıl Ordu Fraksiyonu
(RAF) olarak duyuran örgüte katıldı. 1970’lerin ortalarında RAF’in
kurucularının birçoğu yakalanıp hapse girdikten sonra çoğu psikolojik tedavi
görmüş olduğu için Sosyalist Hastalar Kollektifi (SPK) adıyla anılan bir grup
ta RAF’a katıldı ve bu 2.nesil teröristleri örgütü yeniden canlandırdı.

Bunlar arasında
1976 Entebbe baskınında öldürülen Wilfred Bose anılabilir. Hüsranla sonuçlanan
Mogadisu baskını ertesinde 1977’den itibaren örgüt mensuplarının sayısı giderek
azaldı, buna mukabil eylemleri daha kanlı hale geldi. RAF adına üstlenilen son
terör saldırısı 1993 yılında Hessen kentinde yeni yapılan Weiterstadt
hapishanesinin yaklaşık 300 kilo patlayıcı kullanılarak bombalanması ve 130
Milyon Marklık zarar verilmesi eylemidir.Haziran 1994’de RAF lideri Wolfgang
Grams Alman anti-terör timi GSG-9 ile girdiği çatışmada olu ele geçirildi. Aynı
operasyonda RAF mensubu Birgit Hogefeld’de sağ olarak yakalandı ve bilahare
müebbed hapse mahkum oldu. Nisan 1998tarihinde bir bildiri ile RAF’in
faaliyetine son verdiği üyelerince açıklandı. Ancak 1999 yılında Berlin’deki
“Mehringhof” kültür merkezi yöneticilerinden olan ve RAF lider
kadrosunda yer alan Horst Ludwig Meyer 15 Eylül’de Viyana’da polisle girdiği
çatışmada öldürülürken, yine RAF üyesi eşi Andrea Klump de tutuklandı.

Alman makamlar
RAF üyelerinden bazılarının bugün Devrimci Hücreler (Revolutionare Zellen/Roten
Zora – RZ) ve Anti Emperyalist Hücre (AIZ) olarak bilinen örgütleri
oluşturduklarına inanmaktadır. AIZ, 1994 yılında Alman muhafazakar CDU ve FDP
parti binalarına, 1995 yılında ise bazı Alman politikacıların ve yabancı
diplomatların evlerine yönelik düzenlediği bombalı saldırılarla adını
duyurmuştu. PKK-RAF BAĞLANTISI Esasen Alman ve Almanca konuşan diğer Bati
Avrupalı terörist grupların aşırı sol Türk terör örgütleri ile olan ilişkileri
1970’lere dayanır. Örneğin, 1970’lerde RAF’in THKP/C ile ilişkilerinin olduğu
biliniyor. 1980 askeri müdahalesi ertesinde İsviçre’ye sığınan TKP/ML üyeleri
ise İsviçreli komünistlerle temasa geçmiş ve bu temaslar 1990’larin basında
bazı İsviçreli teröristlerin TIKKO’ya katılmasına imkan vermiştir.

Bunlar arasında
ilk kez 1991 yılında Türkiye’ye girdikten sonra tutuklanıp 4 ay hapis yatıp
sınır dışı edilen, ayni yılın sonunda yasadışı yollardan tekrar Türkiye’ye
girip TIKKO ile dağa çıkan ve 1993 yılında silahlı çatışmada ölen KGI örgütü
üyesi kadın terörist Barbara Kistler sayılabilir. Alman Anayasayı Koruma
Örgütü,BfV’nin Başkan Yardımcısı Peter Frisch’in verdiği bilgiye göre PKK-RAF
ilişkisini ilk tespiti 1992 yılındadır. BfV RAF üyelerinin Bonn, Almanya’da
yapılan PKK gösterilerine katıldıklarını ve PKK adına bazı RAF üyelerinin
Türkiye’ye “turistik” seyahatler yaptıklarını tespit etmiştir. Yine
1992 yılında Kuzey Irak’a yardım malzemesi götürdüğünü belirten 40 Alman
kamyonunda füze rampaları, roketatarlar, havan topları, ve kamuflaj malzemeleri
bulunmuştur. (Bu “yardım” malzemelerini gönderen Alman Lutheran
Kilisesi nezdinde hareket eden “insani yardım” maksatlı “sivil
toplum örgütleri”nin doğu ve güneydoğu Anadolu ve Kuzey Irak’ta son 30-40
senedir içinde bulundukları faaliyetler ayrı bir tebliğ konusudur.)

Geçen yıl
Türkiye’deki yargılanması esnasında PKK lideri Abdullah Öcalan Alman RAF
teröristlerinden örgüte katılımlar olduğunu itiraf etmiştir. RAF’in 1990’ların
ortalarına rastlayan dağılma sürecinin PKK’ya katılımları hızlandırdığına
inanılmaktadır. Alman Federal İçişleri Bakanı Kanther, 1993 Kasım’ında PKK’yı
yasakladı. Ancak, bu kararın başarılı olup olmadığı tartışılır. 1997 yılında
ise Alman mahkemesi PKK’ya bağış yapılmasını da yasaklamıştır. Alman ceza
kanununun 129’uncu maddesi (a)bendine göre Alman devletinin terörist kabul
ettiği PKK gibi örgütlere üye olmak veya yardım etmek suç teşkil etmektedir. Bu
madde altında, Alman makamları 1998 yılında Hamburg ve Köln’de, Aralık 1999’da
ise Berlin, Kreuzberg semtinde PKK’nın paravan teşkilatlarının bulunduğu bazı
binalara baskın yapmış ve buralarda faaliyette bulunan bazı Alman vatandaşları
hakkında soruşturma açmıştır. Bu şahıslar içinde evvelce RAF bağlantıları
bulunan ikisinin Türkiye ve Kuzey Irak’ta PKK kamplarında bulunduğu baskınlarda
ele geçirilen bazı fotoğraf ve belgelerden anlaşılmıştır. Yine 1998 yılında
OHAL bölgesi kaynaklı Türk askeri istihbarat raporlarına göre PKK safından
çarpışan Alman uyruklu teröristlerin sayısında artış kaydedilmiştir.

SEMPATİZANLAR,KURYELER

SEMPATİZANLAR,KURYELER,
MİLİTANLAR PKK ile bağlantılı Almanlardan kimi sempatizan iken, kimileri de
örgüt için kuryelik yapmaktadır. Kendilerine “otonom” (autonomist)
adını veren bu militanlardan gazeteci Stefan Waldberg, Kasım 1992’de PKK
kuryeliği yaptığı gerekçesiyle Diyarbakır DGM tarafından tutuklanmıştır. Ocak
1995’de ise Karen Braun veAndreas Landwern adlı kuryeler Kapıkule sınır
kapısında PKK’nın propaganda kasetleriyle yakalanmışlardır. Temmuz 1998’de
Ankara polisi bir IHD protesto gösterisine katılan 4 kadın, 3 erkek, 7
Avusturya’lıyı gözaltına almıştır. Yine 1998 yılının Mart ayında Diyarbakır’daki
Nevruz kutlamaları sırasında çıkan olaylarda kendisini gazeteci olarak tanıtan
İtalyan vatandaşı”Dino” kod adlı, Damiano Frisullo ve iki İtalyan
arkadaşı gözaltına alınmıştır.TCK’nin 312. maddesi ile yargılanan Frisullo’nun
serbest bırakılması için PKK’nın Almanya’daki organlarının derhal bir kampanya
başlatmaları dikkat çekicidir. Diyarbakır DGM tarafından 1 yıl hapis cezasına
çarptırılan ve cezası paraya çevrilen Frisullo’nun RAF bağlantısı olup olmadığı
tespit edilememekle beraber, İtalyan Kızıl Tugaylar (BR) sempatizanı olduğu
İtalya’daki dosyasından anlaşılmaktadır. 21 Mart 1999’da ise bu kez Adana’da
gösterici Nicola Schulirs’in liderliğinde 9 Alman’dan(3 kadın, 6 erkek) oluşan
bir grup gözaltına alınmış,

10 polisin hafif
yaralandığı Nevruz olaylarında elebaşı olarak kışkırtıcılık yaptıkları
belirlenen ve Adana DGM’ye sevk edilen Almanların Türkiye’de gazeteci ve sivil
toplum örgütü üyesi kisvesiyle bulunmaları kayda değerdir. Ağustos 1999’da ise
Münih Bölge Mahkemesi 23 yaşındaki Claudia W. adlı Almanı PKK reklamı yapmak
suçundan para cezasına çarptırmıştır. Bu davada sanığın avukatlığını yapan
Angelika Lex’in Almanya’da PKK ile ilgili başka davaları da aldığı
bilinmektedir. Başka Alman vatandaşları ise sempatizan ve kurye olarak
faaliyette bulunmakla yetinmeyerek, bilfiil PKK’nın silahlı saldırılarına
katılmayı seçmişlerdir. Bunlardan tespit edilen ilk örnek1993 yılında Kani kod
Eva Juhnke, 27 yaşında Medya kod Vera Heesne, Cektar kod Ulrich Maichle, ve
Jorg Ulrich adlı ikisi kadın 4 Alman teröristin PKK kamplarında eğitim
görmeleridir. YAJK Bu noktada dikkat çeken bir husus PKK ile bağlantılı olan
Alman militanların ağırlıklı olarak kadın olmasıdır.

Baader-Meinhof
çetesi

Buna paralel
olarak Baader-Meinhof çetesi ve RAF militanlarının yarısının kadın olduğu,
bunların devamı olan Devrimci Hücreler örgütünün ise bir kadın kolu(Roten
Zora-RZ) kurduğu hatırlanmalıdır. Bu kadın teröristlerin 1970 ve 1980’lerde
Alman güvenlik güçleri ile girdikleri silahlı çatışmalarda ve yaptıkları diğer
eylemlerde aşırı gaddar ve acımasız oldukları, hatta erkek teröristlerden daha
gözü pek olarak tanındıkları hatırlanmalıdır. Baader-Meinhof ve RAF ile
mücadelede tecrübeli bir Alman anti-terör timi GSG-9 üyesi bu konudaki
tecrübelerini anlattığı kitabına “Shoot the Women First” (Önce
Kadınları Vurun) adını vermiştir. Kitapta hücre evlerindeki çatışmalarda erkek
teröristler teslim olurken kadınların ölümüne çarpıştıkları, mermileri
bittiğinde bile pimi çekilmiş el bombası ile GSG-9 komandolarının üstüne saldırdıkları,
bu yüzden komandolara hücre evi baskınlarında önce kadın teröristleri kafa
atışıyla vurmaları için emir verildiği anlatılmaktadır. Bu gözüpeklik PKK ele
başlarının da dikkatini çekmiş olmalı ki silahlı eylem için gönüllü olan Alman
kadın teröristleri YAJK adı verilen Kürdistan Hür Kadınlar Birliği kadrosunda
istihdam etmişlerdir. YAJK PKK’nın 1986 yılında yaptığı 3. parti kongresinde
alınan bir kararla kurulmuş ve PKK’nın silahlı gücü ARGK ve siyasi/cephe kolu
olan ERNK ile paralel hareket etmektedir. YAJK temsilcisi Helin Ateş’in örgüte
yeni katılan Alman gönüllülerle meşgul olduğu bilinmektedir.

ENTERNASYONALISTLER

ENTERNASYONALISTLER
Alman istihbaratı (BND)kaynaklarına göre “Enternasyonalistler” olarak
tanınan çoğu kadın en az 30Alman vatandaşı 1990’ların başından bu yana
sıhhiyeci, gerilla, ve eğitmen görevleri yapmak üzere PKK’ya katılmıştır.
Bunlardan çoğunun Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Mahsun Korkmaz Akademisi’nde
askeri eğitimden geçtikleri biliniyor. Bekaa’ya yaptıkları yolculukta takip ettikleri
rotanın Atina üzerinden geçmesi dikkat çekicidir. Bekaa’ya kimi zaman bazı
Yunanlı görevlilerin refakatinde geldikleri de bilinmektedir. Hatta içlerinden
gerillaya ayrılan bazılarının aynı Yunanlı subaylarla beraber Türk güvenlik
güçleri ile çatışmaya girdiği,1997 yılının sonbaharında Kuzey Irak’ta Türk Hava
Kuvvetleri tarafından bombalanan bir kampta öldükleri de kaydedilmiştir. Mahsun
Korkmaz Akademisi’nde temel Kürtçe lisan dersi alan Alman enternasyonalistler
arasından gerilla olmaya yetenekliler Kuzey Irak’taki kamplara sevk
edilmekteydi. Bunlar içinde zimmetli Kanas silahı taşıyan biri kadın biri erkek
en az iki Almanın keskin nişancı olarak görevlendirildiği ve erkek olanın bir
çatışmada öldüğü de bilinmektedir. Yine Kuzey Irak’ta bir Alman kadın terörist
kendisine ait el bombasıyla oynarken bombanın kazayla patlaması sonucu, bir
diğer kadın terörist ise KDP peşmergeleri ile girilen bir çatışmada yine el
bombası şarapnelinin isabeti ile ölmüştür.

Enternasyonalistler
arasında arazide yaşamın çetin şartlarına dayanamadığı için veya Almanya’da
iken hayal ettikleri idealist ortamı PKK’da bulamadıkları için firar edenler de
çıkmıştır.Bunlardan bir erkek militanın 1998 yılında Almanya’ya geri döndüğü ve
PKK tarafından öldürülmek üzere arandığı biliniyor. Ekim 1997’de ise bir Alman
kadın terörist Türk güvenlik güçlerine kendiliğinden teslim olmuştur. Kuzey
Irak’ta ve OHAL bölgesinde PKK safında çarpışan en az 12 Alman teröristin
bulunduğu, bunların yani sıra bazı İtalyan ve İskandinav kökenli teröristlerin
de silahlı eylemlere katıldığı bildirilmektedir. Medya kod adıyla tanınan Alman
vatandaşı Vera Heese’den ise PKK’da hemşire olarak görev yaptığı 1998 yılından
beri haber alınamadığından Alman Federal Başsavcılığı (BKA) tarafından öldüğüne
inanılmaktadır. 1995 yılında PKK’ya katıldıktan sonra, 1997 yılında çatışmada
yaralanan Jorg Ulrich ise tedavi gördüğü Erbil’de KDP tarafında gözaltına
alınmış ve Alman Başbakanlığı’nın devreye girmesi ile1.5 yıl sonra Ankara
üzerinden Almanya’ya iade edilmiştir. Braunschweig’daki”Anti-Fasist
Forum” üyesi olan Ulrich’in 1998 yılında Van’da öldürülen AndreaWolf ile
yakın ilişkide olduğu öğrenilmiştir. ÖRNEKLER Aşağıda Alman PKK mensupları
içinden 3 örnek verilmiştir. Bunlardan ilki olan Andrea Wolf deneyimli RAF
üyeleri arasından PKK’ya katılan savaşçı militanları temsil etmektedir. İkinci
örnek olarak seçilen Eva Juhnke ise deneyimsiz, fakat idealist enternasyonalist
gönüllüleri temsil etmektedir.

Britta Boehler

Üçüncü olarak
Britta Boehler eline silah almak yerine Avrupa’dan PKK’ya siyasi destek
sağlamak için lobi yapan Alman komünistlerine bir örnektir. Andrea Wolf 1965
doğumlu Münihli Andrea Wolf, RAF üyesi olduğu ve 1993 yılındaki Weiterstadt
hapishanesi bombalama eylemine katıldığı iddiasıyla 1996 yılında hakkında
çıkartılan bir tevkif müzekkeresi ile BKA tarafından aranmaktaydı. RAF lider
kadrosundan Birgit Hogefeld’in yakın arkadaşı olan Wolf, 1980’lerdeAlmanya’da
iki kez toplam 7 ay hapis yatmış, Münih’te bir yasadışı örgüt kurmuş,1995
yılında Güney Amerika’ya kaçmış, burada bir süre bulunduktan sonra da YAJK’ya
katılmıştı. Wolf’un örgüte katılımı 23 Kasım 1996 tarihinde bizzat Abdullah
Öcalan tarafından ilan edilmişti. Ronahi kod adli Wolf 24 Ekim 1998 günü Van
ili, Çatak ilçesi, Keles köyü yakınlarında Türk güvenlik güçleri ile girdiği
silahlı çatışmada olu olarak ele geçirilmiştir. Wolf’un sağ olarak
yakalandıktan sonra Türk güçleri ile girdiği silahlı çatışmada ölü olarak ele
geçirilmiştir. Wolf’un sağ olarak yakalandıktan sonra Türk güvenlik güçleri tarafından
yargısız infaz edildiği iddiasıyla Almanya’da başlatılan kampanyanın
koordinasyonunu yukarıda PKK avukatı olarak adı geçen Münih’li Angelika Lex’in
yapması ilginçtir. Wolf’un ayrıca Pelda, Ruken, Sipan, ve Haki kod adlı
teröristlerle yakın ilişki için de olduğu anlaşılmıştır. Eva Juhnke 1966
doğumlu Hamburg’lu Eva Juhnke’nin Almanya’da bir şiddet eylemine katılmamakla
beraber,Otonomlar olarak tanınan RAF-mirasçısı örgüte mensup olduğu Alman
makamlarınca tespit edilmişti.

Juhnke

Asıl mesleği
hastabakıcılık olan Juhnke bir huzur evinde çalışırken Elazığlı Mehmet Özgül
ile evlenmesinin ardından 1993 yılında PKK’ya katılmıştır. Ayni zamanda Andrea
Wolf’un da arkadaşı olan, Juhnke, Kani kod adıyla Kuzey Irak’ta çarpışırken 5
Ekim 1997’de KDP peşmergelerince yakalanarak Şafak operasyonu sırasında Hakkari
sınırında Türk güvenlik güçlerine teslim edilmiş, ve Muş cezaevine konulmustu.
Van DGM’de 24 yıl ağır hapis istemiyle yargılanan Juhnke, 15 yıl cezaya
çarptırılmış, bir süre Sivas E-tipi cezaevinde yattıktan ve yaklaşık iki ay
açlık grevi yaptıktan sonra cezasının geri kalan kısmını çekmek üzere geçen yıl
sonundan beri Amasya cezaevinde bulunmaktadır. Juhnke’nin Van DGM’deki
duruşmaları esnasında Alman PDS partisi milletvekilleri Carsten Hubner ve Heidi
Lippmann’in devreye girmesi ilginçtir. Britta Boehler Almanya’nın Freiburg
kentinde1960 yılında doğan Britta Böehler, 1984 yılında Freiburg Üniversitesi
Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Münih’te hakimlik eğitimine başladı
ve bu eğitimini 1988 yılında tamamladı. Hukuk bilimi dalında doktora eğitimi
yapan Böehler, bir süre ABD’de kaldıktan sonra 1989 yılında Frankfurt’ta
avukatlığa başladı. 1991 yılından itibaren mesleğini Hollanda’nın başkenti
Amsterdam’da sürdüren Britta Böehler, bugüne kadar 1998 yılında Suriye’den
ayrıldıktan sonra kendisine Avrupa’da sığınacak bir ülke arayan Abdullah Öcalan
başta olmak üzere, çok sayıda PKK’lının savunmasını üstlendi. Boehler’in de
eski RAF sempatizanı olduğu BND tarafından kaydedilmiştir.

SON DURUM : PKK
BITTI MI ?

Abdullah
Öcalan’ın Suriye’den çıkartılması, Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmesi,
yargılanarak idama mahkum olması, Şemdin Sakık, Arif Sakık, ve Cevat Soysal
gibi lider kadroların da yakalanmasının veya Murat Karayılan gibi bölgeden
uzaklaşarak gücünün azalmasının PKK’nın “bittiği” seklinde
değerlendirilmesine katılmıyorum. Kaldı ki, Suriye’deki PKK faaliyetlerinin
önemini koruduğu, özellikle örgütün basın -yayın bürosunun çalışmaları ile
örgüt yandaşları vasıtasıyla yürütülen faaliyetlerin sürdüğü, ayrıca örgüte
katılan teröristlerin Kuzey Irak’a sevklerinin devam ettiği, örgütün Kuzey
Irak’taki önemli teröristlerinin de Suriye üzerinden Avrupa’ya gönderildikleri,
bu tür çalışmaları sırasında Suriye’den destek gördükleri son gelen haberler
arasındadır. Adana Protokolu’nun ihlali anlamına gelen bu uygulamaların Suriye
tarafından yapılacağına esasen bir an bile şüphem olmamakla beraber, PKK’nın
Türkiye içindeki faaliyetleri de örgütün “bitmediğini’ göstermektedir.
Abdullah Öcalan’ın sözde ateşkes ve geri çekilme emirlerine rağmen, sadece son
3 ay içinde Bingol, Tunceli, Mardin ve Şirnak’ta teröristlerle sağlanan sıcak
temaslarda en az 9güvenlik görevlisi şehit olup, 4’ü yaralanırken, 17 terörist
olu olarak ele geçirilmiştir.

Ocak ayının
10’unda Bingöl’de meydana gelen bir temasta teröristlerin açtığı ateş altında
bir S70 Sikorsky nakliye helikopteri mecburi iniş yapmak zorunda kalmış ve
kırıma uğramıştır. Yani, Türkiye toprakları içerisinde PKK’nın ve müttefiği
olan Birleşik Devrimci Cephe üyesi TIKKO veDHKP/C teröristlerinin silahlı
saldırıları hiçbir surette bitmiş değildir. Öte yandan, Avrupa ve Amerika’da
ise PKK “siyasallaşma” surecini ilerletmek için caba sarf etmektedir.
Almanya’da iktidarda bulunan koalisyonun Yeşiller kanadı içinde bazı RAF
sempatizanlarının bulunduğu, hatta bunlardan birinin de Devrimci Hücreler’in
liderlerinden terörist ve cinayet zanlısı Hans Joachim Klein’in eski arkadaşı
şimdiki Dışişleri Bakanı Joschka Fisher olduğu iddia edilmektedir (Klein’in firarda
olduğu yıllarda Fransa’da saklandığı yeri bildiğini geçen yıl açıklayan da
Leyla Zana’yi “kardeş çocuğu” ilan eden Yeşillerin Avrupa
Parlamentosu’ndaki grup başkanı nam-i diğer, “Kizil Danny”, Daniel
Cohn-Bendit’dir). Hal böyleyken, Mart ayı başında Alman Dışileri Bakanlığınca
casusluk yaptıkları iddiasıyla önce 3 sonra da 4, toplam 7 Turk diplomatın
görevlerinden geri çekilmek zorunda bırakılmalarına şaşmamak gerekir. 200’un
üzerinde Türk vatandaşının ölümünden sorumlu tutulan PKK geçici başkanlık konseyi
üyesi Murat Karayılan 1989-1991 yılları arasında görev yaptığı Avrupa’ya geçen
yıl sonunda dönerek, Hollanda’ya siyasi sığınma başvurusu yapmış ve Avrupa’da
serbestçe dolaşarak, PKK’nın faaliyetlerini organize etmeyi sürdürmektedir.

MURAT KARAYILAN

Sıkça Almanya’ya
giren Karayılan’ın bu ülkedeki temaslarının (ki bunlar arasında 8-21 Aralık
1999 ve5-15 Şubat 2000 tarihlerinde iki kez Karayılan’la yaptıkları toplantılar
fotoğraflanan Diyarbakır’ın HADEP’li Belediye Başkanı Feridun Çelik de sayılabilir)
izlenmesi için görevlendirilen Türk istihbaratçılarına Yeşillerin kontrolündeki
Alman Dışişleri Bakanlığı tarafından engel olunmuştur. Anlaşılan o ki Alman
hükümeti son birkaç yıldır sürdürdüğü PKK ile mücadele rotasından sapma
eğilimindedir. PKK’nın Alman lejyonerlerinin bugünkü durumu incelendiğinde
Alman yetkililerin bu safhada verecekleri en ufak bir tavizin bile doğrudan
doğruya kendi iç güvenliklerini etkileyeceğini hatırlatmakta fayda var. GELECEK
1970’lerde Baader Meinhoff çetesi ile Almanya’nın tanıştığı terör belası,
1980’ler ve 90’larda SPK, 2 Haziran Harekatı (M2J) ve RAF’la devam ederek,
90’ların sonunda Devrimci Hücreler ve günümüzde de AIZ ile sürerken, yeni bazı
terör örgütlerinin de kurulmaya çalışıldığı anlaşılıyor. Esasen bu tehlikeyi
Alman güvenlik yetkilileri de farketmiş durumdadır. 1999 yılında BfV’nin
Radikal Yabancılar Masası şefi olan Klaus Grunewald, Alman teröristlerin
PKK’dan esinlenerek yeni bir terör örgütü kurmalarından endişe ettiklerini
ifade etmişti.

1998 yılında ölen
AndreaWolf’un PKK saflarında kazandığı tecrübeyi kullanarak RAF’ın varisi
olacak böyle bir örgütün kurulusu için çalışma yaptığı ve hatta
örgüte”Anti-Emperyalist Direniş – Barış Yok” adını yakıştırdığı 1996
yılında Almanya-Avusturya sınırında yakalanan bir PKK kuryesinin Alman Devrimci
Hücreler örgütü mensuplarına götürdüğü evrakın incelenmesinden anlaşılmıştı.
Wolf’un o zamanki planı örgüt kurulduğunda Almanya’da yapacağı silahlı eylemler
için PKK’dan aktif yardım sağlamaktı. Yine PKK saflarında çarpıştıktan sonra
Avrupa’ya geri donen 8 Alman “enternasyonalist”in geçtiğimiz Ocak
ayında Belçika’nın de Haan kentinde toplanarak, PKK’yı örnek alan yapıda bir
örgütü Almanya’da kurmak için hazırlık yaptıklarını Alman BND kaynakları
bildiriyor. Hal böyleyken, Alman yönetiminin PKK’ya karşı yumuşama yerine
kovuşturma politikası izlemesi mantık gereğidir. Aksi takdirde yıllardır
Türkiye’nin acısını çektiği terör belasını Almanlar da daha yakından tatmak
zorunda kalabilir. Barbara Kistler* Zurih/İsviçre yok TIKKO militanı iken 1993
yılında çatışmada ölü ele *PKK bağlantısı bilinmiyor. 38 yaşındaydı.




































































































ÖZEL BÜRO

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir