TERÖR

Altan Sipahi KALKANDELEN : METROPOL
ŞEHİR TERÖRÜ VE MEYDANLARDAKİ PROFESYONELLEŞMİŞ KADIN GÖSTERİCİLER*

Meydanlardaki kadın Grupları

Meydanlara dökülen kadın göstericiler
içinde en kalabalık grup PKK’nın grubudur. Bunu DHKP/C kadınları izlemektedir.
Genellikle bunlar Okmeydanı, Nurtepe ve Gazi Mahallesi kadınları olup alevi
kimliğini öne çıkarmaktadırlar. DHKP/C’nin varoş örgütlenmesinde kullandığı
model ise mahalle ve semtlerde yerel Leninist yönetimler şeklinde karşımıza
çıkan Halk Meclisi modelidir.

Son günlerde, büyük kentlerin
meydanlarındaki, (özellikle; memur eylemleri sırasında kendini iyice
hissettiren) şiddetli kitle gösterilerini izlerken dikkat çekici yenilikleri ve
ayrıntıları fark etmemek mümkün değil… Bunların en başta geleni, meydanlara
artık toplumun her kesiminden kadın, yaşlı, genç kız ve çocuğun gelmesi ve
bunların organize bir şekilde güvenlik güçleriyle kıyasıya çatıştırılmalarıdır.
Bilhassa, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü bahane eden ve başını PKK odağının
çektiği bu göstericiler, Taksim meydanını tam bir savaş alanına çevirdiler…
Polisle kıyasıya çatıştılar. Çevredeki işyerlerini tahrip ettiler. Kamuya ait
araç ve gereçlere büyük zarar verdiler. TV haberlerinde hayretle izledik; 40-45
yaşlarında kadınlar 15-20 yaşlarında genç kızlar polisle taşlı sopalı çatışıyor
ve polisleri kovalıyordu. Üzerlerindeki renklerden ve işaretlerden bunların PKK
sempatizanı oldukları anlaşılıyordu. Ancak hepsi de HADEP bayrakları altında
meydana inmişlerdi. Çatışmaları izlerken dikkatli bir göz aşağıdaki gerçekleri
rahatlıkla fark edebilirdi;

Birinci gerçek: Polisle çatışan,
işyerlerini yağmalayan veya mağazaları tahrip eden bu öfkeli göstericiler
içindeki kadınların hepsi aynı kişiler olmasıdır. Onların bir çoğunu cezaevleri
önündeki destek eylemlerinden, Galatasaray Lisesi önündeki periyodik Cumartesi
gösterilerinden zaten tanıyoruz. Ayrıca Sarıgazi varoşlarında jandarma ile
yapılan çatışmalarda bu kadınların bazılarının yer aldığı tespit edilmiştir.
Son üç yıldır özellikle kadın ağırlıklı gösteri, çatışma ve yürüyüşlerde bu
kadınların tamamına yakınının yer aldığı biliniyor. Polis video kayıtları bunu
teyit ediyor.

İkinci gerçek: Bu kadınlar son üç
yıldır çok yoğun bir şekilde her türlü PKK damgalı gösteri ve çatışmalarda yer
almaktan dolayı profesyonel provokatör ve direnişçi haline gelmişlerdir. Bunlar
yüzlerce kitlesel gösteri, miting, yürüyüş ve çatışmaya girip çıkmaktan dolayı
profesyonelleşmişlerdir. Bu nedenle artık hiç korkmadan polis ve jandarma ile
çatışmakta, kitleleri ateşlemekte ve meydanları savaş alanına
çevirebilmektedirler. 8 Mart Taksim olaylarında görüldüğü gibi, eylemlerin
sürükleyiciliğini ve sevkini artık bu kadınlar da yapabilmektedirler. Emniyet,
gözaltı, nezaret, adliye, cezaevi trafiğini artık çok iyi bilmekte ve bu trafik
içinde bulunmaktan da korkmamaktadırlar. Bu kadınlar hakkında, ciddî bir kanuni
takibat yapılmaması ve aylardır yaptıkları her türlü kanunsuz gösteri ve
yürüyüşe müsamaha gösterilmesi bu kadınları cüretkar ve korkusuz hale
getirmiştir. Polisle çatışma kamuya ve özel kişilere ait işyerlerini taş ve
sopalarla tahrip etme cesaretini buradan almaktadırlar.

Üçüncü gerçek: Bu kadınlar son üç
yılda yüzlerce gösteri çatışma ve yürüyüşe katılmakla bütün işlerinin bu
aktivitelerde bulunmak olduğu izlenimini bırakmaktadırlar. Bütün zamanlarına
adeta bunlarla geçirmektedirler. Sayıları 500-600 arasında değişmektedir. Ancak
İstanbul-Sarıgazi ve Ümraniye gibi varoş semtlerde polis veya jandarma ile
girişilen çatışmalarda sayıları 2000’e kadar çıkabilmektedir. Bu kadınlar
organize bir şekilde, hep birlikte hareket edebilmekte, hemen hergün günlerini
bu işlerle geçirmektedirler. Bir gün cezaevi önlerinde, öbür gün Galatasaray
Lisesi önünde bir başka gün de Taksim Meydanı’ndaki gösteri ve çatışmalarda…
Bu kadınlar sadece bu işler için PKK odakları tarafından
görevlendirilmişlerdir. Amaçlarının, halkın PKK’nın yanında olduğu izlenimi
bırakmak olduğunu düşündüren bir durumdur bu. PKK dağlardan metropol şehirlerin
meydanlarına inmiştir. Bu kanaati besleyen en önemli gerçek de bu kadınların
HADEP bayrakları altında, PKK renkleri ve işaretleri içinde, PKK sloganlarıyla
gösteri yapmalarıdır. Metropollerde küçük Cizre’ler, İdil’ler, Silopi’ler
oluşmuştur. Doğu ve Güneydoğu’da zayıflayan PKK, daha güçlenmiş ve geniş
tabanlı olarak şimdi Batı metropol şehirlerinin meydanlarında kadınları ve
kızları öne sürüyor. Bunlar kavgacı, şirret hırçın, öfkeli, küfürbaz,
profesyonelleşmiş göstericilerdir. Genellikle aynı kadınlardır ve polis
tarafından da iyi tanınmaktadırlar. Halkın PKK’nın yanında yer aldığı falan
yoktur. Bu imajı verdiren, algılamaları yanıltan işte bu profesyonelleşmiş
provokatör kadınlardır.

Meydanlara dökülen kadın göstericiler
içinde en kalabalık grup PKK’nın grubudur. Bunu DHKP/C kadınları izlemektedir.
Genellikle bunlar Okmeydanı, Nurtepe ve Gazi Mahallesi kadınları olup alevî
kimliğini öne çıkarmaktadırlar. Alınlarına kırmızı bantlar takmaktadırlar.
DHKP/C’nin varoş örgütlenmesinde kullandığı model ise mahalle ve semtlerde
yerel Leninist yönetimler şeklinde karşımıza çıkan Halk Meclisi modelidir. Bu
model etkili olduğu yerlerde,devletin varlığını, gerekliliğini ve otoritesini
yok etmektedir. İnisiyatif örgütlere geçmektedir.

Metropol teröründe en önemli malzemeyi
oluşturan kadın ve kızlar üzerinde etkili olan bir diğer örgüt de TKP/ML
TİKKO’dur. İstanbul’daki Sarıgazi semtinde yoğunlaşmış bir örgüttür. Bu semt
Tunceli, Bingöl ve Sivas kökenli alevi vatandaşlarımızın yaşadığı bir semt
olup, alevicilik karakteri baskın olan TKP/ML de bu özellikten
yararlanmaktadır. Bu semtte PKK’da etkilidir. Doğu ve Güneydoğu’dan gelen
göçmenler PKK’yı metropol varoşlarında çok güçlendirmiştir. Örneğin İzmir’in Kadifekale
gecekondu bölgesinde ciddi bir PKK tabanı vardır… Bu durum diğer
metropollerde de söz konusudur.

Varoşlardan gelen metropol terörü

Ülkemiz, süratle, niteliklerini iyi
tanımadığımız, yeni bir terör türüne doğru sürüklenmektedir. Bu terör gücünü
metropol varoşlarındaki öfkeli, patlamaya hazır ve fakir halk kitlelerinden
almaktadır. Darbe varoşlardan geliyor. Varoşlardan gelen bu yeni terör dalgası
büyük meydanlarda ve bulvarlarda patlıyor. Bu dalganın adı Metropol Terörü
olacaktır. Ülkemiz bu dalgayı iyi tanımıyor.

Özellikle militan gücü bakımından PKK
son altı ayda varoşlara büyük bir güç yerleştirmiştir. Bu da meydanlara inen
metropol terörünün en önemli kaynağıdır.

Son günlerde memur gösterileri ile
beraber gelen şiddetli çatışmalar ve kırıp dökme gibi kitlesel olaylar,
yaklaşmakta olan Metropol terörünün karakteri ve sonuçları hakkında endişe
verici işaretler taşımaktadır. Polis, önce yasal izin ile meydanlara doluşan
ama sonunda her türlü kanunsuz taşkınlığı ve tahribi yapan göstericileri artık
durdurmakta zorlanmakta hatta çaresiz şekilde, olayların durulup bitmesini
göstericilerin insafına bırakmaktadır. Bir yasal izin ile düzenlenen
gösterilerde başka PKK olmak üzere bütün sol fraksiyonlar sahne almakta ve
kitleleri patlatmak için ellerinden geleni yapmaktadır. Ülkemiz, süratle,
niteliklerini iyi tanımadığımız, yeni bir terör türüne doğru sürüklenmektedir.
Bu terör gücünü metropol varoşlarındaki öfkeli, patlamaya hazır ve fakir halk
kitlelerinden almaktadır. Pakistan, Endonezya, Ekvator, San Salvador, Şili,
Arjantin, Kore, Nigaragua, Liberya ve Güney Afrika gibi ülkeler bu terörü
tanıyorlar ve bundan çok çektiler… İstikrarları bozan, rejimleri dahi
değiştirebilen bu dalgayı polisimiz iyi tanımıyor… Çaresizliği buradan
geliyor. Çılgınlar gibi saldıran, kontrolden çıkmış öfkeli kalabalıkların nasıl
zapt edileceğini bilemeyen polisin yerlerde sürüklenilişini, kaçışını,
çaresizliğini görüyoruz artık…

Bu yeni dalga, büyük kentlerin Taksim
ve Kızılay gibi meydanlarında, çok daha geniş tabanlı, daha kitlesel ve
örgütlü, daha tahrip edici ve bastırılması zor taşkınlıklarla karşımıza
çıkıyor. Bu dalga polis ve jandarma barajlarını da aşabiliyor… Bu barajları
aşmayı başaran öfkeli yığınların ne yapacaklarını ancak kendileri tayin eder…
Cüretli, öfkeli kalabalıkların taşkınlığında beklenmedik sürprizler vardır.
Birer halk isyanı veya halk hareketi kılığında patlayan bu gösteriler ve
çatışmalarda polis soğukkanlı, sakin ve derin yaralar açmadan sükuneti nasıl
sağlayacaktır? Bunun cevabı elbette zor… Çünkü olayın tanımlaması bile daha
yapılmış değildir. Kontrolden çıkmış çılgın kitlelerin zapt edilmesi sorunu
bütün dünyada devam ediyor. Bu kitlelerin durdurulması tüpünden çıkan diş
macununun tüpüne geri sokulması gibi zordur. Yayından fırlayan oku nasıl
tutabilirsiniz? Varoşlardan dökülüp gelerek metropol meydanlarında patlayan bu
kitlelerin tahribatının ve öfkesinin nerede duracağını belirleyen etkenler de
yazık ki, patlamanın olduğu yer ve zamandaki sınırsız değişkenlerle
özelliklerle ilişkili olduğundan cevaplanması imkansızdır.

Metropol teröründe inisiyatifin PKK,
DHKP/C ve TKP/ML örgütlerinde olacağı anlaşılıyor. PKK’nın son bir aydır
gösterilerde ön planda bulunmasının nedeni dağlardaki 6000-7000 civarındaki
militanına izin vererek bunların metropollere inmesini sağlamasıdır. PKK,
kırsal alandaki askeri-siyasi mücadelesini ya taktik icabı ya da askeri
yenilgiyi kabul ettiği için bırakmış ve dağlardaki militanlarını son altı ay
içinde peyderpey metropol varoşlarına serpiştirip yerleştirmiştir. Yani
militanlar PKK’nın ifadesiyle sivilleştirilmiştir. Bu militanlar yaklaşan
metropol teröründe değerlendirileceklerdir. PKK’nın sivilleştirip varoşlara
yerleştirdiği militanların dağılımı tahminen şöyledir:

İstanbul  1000-1500

İzmir  700-800

Adana  500-1000

Diyarbakır  300-400

Van  500-1000

Mersin  500-1000

Antalya  500-700

Ankara  300-400

Bingöl  50-70

Bursa  500-100

İzmit  1000-1100

Sakarya  400-600

Balıkesir  200-250

Büyük kentlere inip, aramıza karışarak
kaybolan bu militanların tamamına yakını varoşlardadır. Bunların büyük bir
bölümü PKK-HADEP sempatizanı olan akrabalarının evlerinde veya örgütün yerel
komitelerine ait hücre evlerde barınmaktadır. Bunlar ortalıkta fazla
dolaşmamaktadır. Bir çoğu seyyar satıcılık gibi geçici işler altında kamufle
edilmişlerdir. Ancak gösteri ve çatışma zamanlarında birden ön planda
görülmektedirler.

PKK’nın metropol gecekondu semtlerinde
zulada beklettiği bu militanların, önümüzdeki günlerde yoğunlaşacağı hissedilen
metropol teröründe görevler alacağı aşikardır.

1992 ve 1993 yıllarında, PKK’nın
Cizre, Silopi ve Şırnak’ta devlete meydan okuyarak gerçekleştirdiği Nevruz
taşkınlıklarının artık metropol meydanlarına ineceği anlaşılıyor. Bunun
terörden bıkmış ve muzdarip olmuş yorgun toplumumuz üzerinde ne kadar moral
bozucu bir etki yapacağı meydandadır. 8 Mart gösterileri sırasında PKK
güdümündeki kitlelerin Taksim Meydanı’nı savaş alanına çevirmesi bu endişemizin
haklılığını güçlendiriyor.

8 Mart Dünya Kadınları Günü
gösterileri sırasında Taksim Meydanı’nda ve Beyoğlu’nun arka sokaklarında
patlak veren çatışmaların çok şiddetli, yıkıcı tahrip edici geçmesinin temel
nedeni de sahneye artık bu sivilleşmiş PKK militanlarının çıkmasıdır. Metropol
şehirlerin kalabalıklarına veya varoşların karanlık ara sokaklarına karışarak
zula olan bu militanların fark edilmesi, bulunup ayıklanması teknik olarak son
derece zor bir iştir. PKK, varoşlardaki bu gücünü önümüzdeki günlerde metropol
meydanlarında yoğun olarak kullanacaktır. Bunu DHKP/C Halk Meclisleri, TÖDEF ve
TKP/ML örgütleri izleyecektir. Bu kez meydanlara dökülen kalabalıkları
durdurmak epey zorlu olacak gibi… Çünkü ön planda artık, polis ve jandarmadan
korkmayan, tecrübeli, devlete kinli ve hınçlı, işsiz, öfkeli, dağ kadrosu
kökenli provokatörler de çıkacaktır. Artık polisin önündeki kitleler jop ve
tekme yememek için korkuyla kaçışan, ürkek ve çaylak üniversite gençleri
değildir. Polisle dişe diş çatışan, polisi yaralayan kovalayan kadınlı, kızlı
erkekli yığınlar ve önlerinde de tecrübeli militanlar var… Üstelik bu
militanlar varoş komitelerinin vereceği her türlü silahı kullanmayı da biliyor.
Karakollara, polis nöbet noktalarına, devriye ekiplerine saldırı artışı
bekleniyor…

Eskiden şovenist olduğu gerekçesiyle
PKK ile yan yana olmaktan ve görünmekten kaçınan diğer sol odakların metropol
teröründe birlikte hareket ettikleri ve işbirliği yaptıkları görülecektir
(görülüyor da). Bu, poliste yılgınlık ve sıkıntı yaratacak bir durumdur,

Metropol teröründe yer alacak olan ve
8 Mart’ta Taksim’i savaş alanına çeviren sol ve bölücü odaklar:

1- PKK-HADEP

2- DHP (Devrimci Halk Partisi) PKK’nın paravan kolu.

3- DHKP/C

4- Halk Meclisleri (DHKP/C insiyatifinde)

5- DHKP/C-SDB (Silahlı Devrim Birlikleri)

6- DHKP/C FTKDMB

7- DHKC

8- DHKP/ C LÖB

9- DEV-LİS

10- TÖDEF (Tüm Öğrenci Dernekleri Federasyonu)

11- TKP/ML PARTİZAN

12- TKP/ML KONFERANS

13- TKP/ML DABK

14- KP/İ.Ö (İnşa Örgütü)

15- BP-Bolşevik Partizan

16- TKP/ML ÖZGÜR GELECEK

17- TKP/ML-ÖNCÜ PARTİZAN (Uzun Yürüyüş)

18- TKP/ML BİRLİK

19- TKP/ML YDG (Yeni Devrimci Güçler)

20- TKP/ML TİKKO

21- MLKP Özgür ATILIM

22- KGÖ-Komünist Genç Öncüler

23- TDKP

24- TDKP Ekim-EMEP

25- SİP

26- LK- Kızıl Bayrak

27- GK İşçinin Sesi

28- T.İ.K.B.

29- KESK

30- Eğit-SEN

31- Cumartesi Anneleri

32- ÖDP

33- Üniversiteli Öğrenci Yakınları Derneği

34- Tutuklu Yakınları (TAYAD)

35- Bergama Siyanürlü Altına Karşı Olan Köylüler Platformu (DHKP/C)

36- İP

37- İHD

Dalga varoşlardan geliyor

Varoşlar gergin… Kimse enflasyon
altında ezildikçe ezilen varoş insanlarının hayatını nasıl sürdürdüğünü merak
etmiyor… Varoşlarla ilgilenen sadece sol fraksiyonlar ve PKK… Devlet
geceleri varoşların ara ve arka sokaklarına giremiyor… Halk Meclisleri kömür
dağıtıyor, ev dağıtıyor, inşaat malzemesi, yiyecek ve giyecek dağıtıyor…
Mahkeme yapıp adalet dağıtıyor. Halk sağlığı için barları meyhaneleri yıkıp
kapatıyor. Dükkanlar kapatılıyor. Vergi toplanıyor. Varoşlarda örgütler
devletin işlerini üstlenip devleti aradan çıkarıyor. Metropollerin ihmal
edilen, görmezden gelinen varoş gerçeği silkinip harekette geçiyor. Sayısız
Fatsa modelleri doğuyor… Varoşlarda yaşayan kadınlar kızlar yaşlılar artık
gösteri meydanlarının baş aktörleri.. Göstericiler yakıp yıkıp geçiyor… Çevik
Kuvvet polisleri çaresiz ve şaşkın… Medyatik terör, polisi korkutmuş
yıldırmış sindirmiş… Polis böylesine yabancı… Bunları nasıl durduracağını
bilemiyor. Metropol terörü işte bu… Halk hareketi halk isyanı şeklinde önce
provalarla Taksim’de başlıyor. Genişletilmeye, tekrar edilmeye çalışılacak tabii..

Varoş denilen gecekondu semtlerinde
fitne, ayrılık, mezhepçilik, isyan, kin ve savaş tohumları yıllardır ekiliyor.
Sayısız sol fraksiyon buralardaki halkı rehin almış durumda… Solun ve PKK’nın
yıllardır kaynattığı ama devletin görmezden geldiği kazanlar artık fokurduyor.
Öfkeli müfrit yığınları bu kazanlardan dökülüp geliyor. İstikrarı, rejimi,
toplum barışını ve huzurunu ciddi biçimde bozacak olan Metropol Terörü geliyor.




















































































































































ÜLKÜ OCAKLARI EĞİTİM KÜLTÜR VAKFI GENEL MERKEZİ – RAPOR TARİHİ : 2002

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir