Ali ŞAHİN : İran Sahasında PJAK



KAYNAK
: https://siyahcizgi.wordpress.com/2016/06/28/85/


İran’da
Devrim muhafızları ile PJAK arasında çatışma çıkmış ve 5 PJAK militanı
öldürülmüştür. Böylece Türkiye’de faaliyet gösteren PKK, Suriye’de faaliyet
gösteren PYD’den sonra uzun süreden sonra sesi soluğu çıkmayan PJAK’ı da
sahalarda yerini almıştır.


İran’daki
bu terör olayı ile birlikte uzun süredir kafamı kurcalayan sorulardan bir
tanesi olan PJAK sorusu tekrar aklıma geldi. Ortadoğu’da PKK ve PYD aktif
olarak sahada bulunurken PJAK neden sahada görünmemekteydi. Bunu kendimce
yorumladığımda İran’ın baskıcı rejiminin PJAK’ı sindirmesi, Suriye’de gizliden
PYD’nin ve Türkiye’de PKK’nın desteklenmesi olarak düşünmekteydim. Zira Türkiye
Suriye konusunda İran ile farklı düşünmekteydi. İran ESAD’ın kalmasını
desteklerken, Türkiye gitmesinden yana tavır sergilemekteydi. Bu yüzden Türkiye
ve İran arasında yer yer diplomatik gerilimlerin meydana geldiğini görmüştük.
Hatta İranlı Bakanlardan birisinin Kandil’e çıktığı çarşaf çarşaf gazete
gipürlerine yazıldığını görmüştük. Fakat burada çift kutuplu dünyanın getirdiği
durum çerçevesinde Türkiye’nin ABD ile İran’ın ise Rusya ile müttefik
olmasından kaynaklanan bir durumdu. Kısacası bu durumu iki devlette kendi
çıkarları çerçevesinde değerlendirmekteydi.


Lakin
Ortadoğu’da iki rakip ülke olan Rusya ve ABD’nin masaya oturup IŞİD’e karşı
PYD’yi desteklemesi, bölücü terör örgütünün meşruiyet kazanmasına sağladı.
Hatta PYD’nin IŞİD’e karşı başarılar kazanmasıyla birlikte neredeyse kahraman
ilan edildi. Bu durumdan gerek Türkiye, gerekse İran rahatsız oldu. İki devlet
arasında görüşmeler başladı. Eski Başbakanımız Davutoğlu’nun sürpriz İran
ziyareti, İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ve Başbakan Hasan Ruhani’nin
Türkiye ziyaretleri bunun önüne set çekmek için yapılmış görüşmelerdi. Çünkü
PYD bu meşruyetini kullanarak Suriye’de bağımsız bir Kürt Devleti’nin önünü
açacaktı. Ayrıca bu meşruiyetten ilk aşamada PKK’ya sonra da PJAK
faydalanacaktı. Bu meşruiyetle birlikte PKK’nın Türkiye’de faaliyetlerine
artıracak ve sonraki aşamada İran’a sıçratılacaktı.


Zira
İran, Ortadoğu’da aktif bir role bürünmüştü. Yemen konusunda Suudi Arabistan
ile rekabete girişirken, Suriye konusunda da Rusya ile ittifak kurarak kendi
çıkarları çerçevesinde at koşturmaya çalışmaktaydı. Lakin Skys Picot’un yüzüncü
seneyi devriyesinde Ortadoğu yeniden şekillenip, paylaştırılırken İran’ı bu
pastadan pay istememekteydi. Lakin bölgeyi paylaşan dev emperyalist devletler,
ambargodan yeni kurtulmuş gelişmekte ve büyümekte olan İran’ı bölgede
istememekteydi. Bu yüzden İran’ı belli sebeplerle bölgeden uzaklaştırmaya
çalışmaktaydı. Bunun için İran’da bir iç sorun çıkararak Suriye’den geri çekip
kendi iç sorunuyla meşgul etmeye çalışmaktaydı. Bu iç sorun etnisite
kullanılarak bölgedeki Azerileri Türklerini ayaklandırıp Güney Azerbaycan’da
çatışma çıkararak ya da Ortadoğu’da kahraman ilan ettikleri Kürt milisleri
harekete geçirerek gerçekleştirebilirlerdi.


İlk
aşamada Güney Azerbaycan’da bunu denediler fakat bu plan tutmadı. Belli bir
süre sessizliğe bürünen emperyalist güçler Kürtler üzerinde durdular. Öncelikli
olarak PYD’nin meşruiyetini sağlayarak bundan PKK ve PJAK’ı da güçlendirmeye
çalıştılar. Suriye’de ABD’nin PYD üniforması giyerek onlara destek vermesi
gerek Kürt milislere öz güven verirken güçlenmesinin de önünü açtı.


Bununla
birlikte İran’da mevcut çatışmanın Türk ve Irak sınırında gerçekleşmesi bölgede
yeni güçlenen PJAK’ın Türkiye’de faaliyet gösteren PKK ve İran’da özerk durumda
bulunan Barzani milislerinden de yardım alabileceği düşünülebilir. Zira PKK ve
Barzani milislerinin aktif olarak sıcak çatışmaya girdiği için savaş
stratejilerini iyi bilmekteydi. PJAK milislerine yol gösterici unsur olarak
tanımlanabilirdi. Bununla birlikte İran’ın PJAK saldırılarına karşı bölgeyi
sıkı denetimi altına alması ve istihbaratının disiplinli bir biçimde çalışmasını
gerektirebilirdi. Zira PYD ve PKK’nın sahada aktif olması ve yeni savaş
stratejileri geliştirmesi PJAK’ı da etkileyebilir. Buda İran’ın çeşitli
yerlerinde canlı bomba vs.. gibi unsurlarla istikrarı bozabilir.


Ayrıca
İran’a bu saldırılarla birlikte, haddini aşıyorsun imajı da verilmiş olabilir.
Çünkü bunun benzerini biz Ankara’daki PKK saldırısıyla görmüştük. Zira İran’ın
Ortadoğu ve Suriye’de etkinliğini artırmasıyla birlikte Kürt dinamikleri
kullanarak etkisi azaltılacağı düşünülebilir. Bu süreçte İran’ın Türkiye ile
rekabetini ikinci plana atarak teröre karşı ortak hareket planı yapması
gerekmektedir. Bu plan çerçevesinde iki devlet ortak işbirliği ile bölgeden PKK
ve PJAK’ı temizleme harekatına girişmelidir. Ayrıca Rusya ve ABD’yi de PYD’ye
destek konusunda uyarmalıdır. Aksi takdirde PJAK’ın İran’da güçlenmesi
muhtemeldir.