Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

HÜSEYİN MÜMTAZ : HER TAŞIN
ALTINDA/ÜSTÜNDE BU PAPAZ

Kör karanlık bir gecenin tam ortasında ansızın
yahut güneşin ilk ışıkları ile veya gün ortasında veya gün batımında veya ne
bileyim ben günün anlamsız herhangi bir saatinde…

Üst katında oturmakta olduğunuz apartmanın alt
girişinden, alışık olmadığınız yabancı bir ton/nağme/üslûp ve makamda bir ses
duyarsanız sakın şaşırmayın.


Apartmanınızın yapılışını belki
biliyorsunuzdur, on-yirmi-otuz yıl önce yahut geçen yıl.


Ama arsasının yerinde elli, yüz, iki yüz, beş
yüz yıl önce ne olduğunu hiç düşündünüz mü?


Tarla mıydı, bahçe miydi, ne bahçesiydi?
Fındık, çay, marul, domates, biber, fasulye?


Bir saray, kervansaray, han, hamam, kulübe,
ağıl ne vardı orada?


Cami, kilise, manastır?


Sesler kesildi, kapı çaldı, açtınız karşınızda
bir papaz… Bir elinde haçı, öbüründe ileri geri salladığı tütsüsüyle resmen bir
papaz…


Sakın şaşırmayın.


Muğla’nın Yatağan ilçesindeki 3 bin yıllık
Stratonikeia Antik Kenti’nin içinde bulunan kilise kalıntısı için resmi olarak
papaz atanmış.


Fener Rum Patriği Bartholomeos tarafından
Yatağan Stratonikeia Antik Kenti piskoposluğuna atanan 1. Stefanos, Leros Adası’nda
yaşayanlardan oluşan bir heyetle antik kente gitmiş ve 1600 yıllık kilise
kalıntısında dua etmiş.


Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, “Orada
ibadet edilebilecek bir kilise yok” derken Emekli Albay Başbuğ da, “Yapılan
tamamen politik, atamanın amacı Avrupa’ya karşı, ‘Buralar bizimdi. İşte
eserlerimiz, gasp edilen topraklarımız’ mesajı vermek olduğunu” söylemiş.


Araştırın bakalım, sizin evin yerinde 1600 yıl
önce ne vardı?


Hadi, ülkesi ve milleti ile devletine gönülden
bağlı farklı dinden vatandaşlarımızın zaman zaman dedelerinin yaşadıklarına
inandıkları yerleri gezerek ederek dua etmelerini anlayışla karşılayalım ama
dışarıdan gelen yabancı kafilelerin her taşın altında kilise arayıp, üstünde
“atanmış” yabancı papazların yönetiminde âyin yapmalarına ne demeli?


Türkiye’nin taşı/toprağı haç çıkarılacak hac
yeri mi?


İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ
Mecliste düzenlediği basın toplantısında, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un,
Muğla’nın Yatağan ilçesindeki tarihi bir kalıntıya papaz atamasını eleştirerek,
“Fener
Rum Patriği, bir süreden beri Türkiye’de çeşitli il ve ilçelere metropolitler
atıyor. Patriğin atama yaptığı yerlerde bir tane bile Rum yok. Cemaati olmayan
yerlere papaz atanıyor ve buralarda düzenli ayinler yapılıyor. Ayine katılımı
Yunanistan’dan gelen kişiler sağlıyor.”
değerlendirmesinde
bulunmuş.


Türkiye’nin, kendi içindeki Rum azınlığının
ibadetlerini huzur içinde yapmasının garantörü olduğunu kaydeden Özdağ, “Ancak ayin
yapmak için Yunanistan’dan Türkiye’ye insan getirilmesini nasıl açıklayacağız?
Sit alanı içinde olan antik kentlerdeki kalıntılara metropolit atamanın anlamı
nedir?”
sorusunu sormuş.


Ümit Özdağ, 12 kişiden oluşan Fener Rum
Patriği Dini Meclisine 6 yabancı uyruklu metropolit atandığını ve bunun
yasalara aykırı olduğunu da dile getirmiş.


Atanan 6 kişinin Yunan vatandaşı olduğunu ve
bunlara Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının verilmesinin düşünüldüğünü öne
süren Özdağ, “Yatağan’daki
papaz da Yunan vatandaşı. Nasıl olur da Türkiye Cumhuriyeti topraklarındaki bir
kiliseye bir başka ülkenin vatandaşı atanır ve burada görev yapar? “

diye konuşmuş.


“Manevi Bizans haritası çiziliyor” diyen Özdağ, atanan papazların gittiği yerlerde ayin yaparken,
yerel yöneticilerin de din turizmi kisvesi altında bu faaliyetleri
desteklediğini öne sürmüş.


Link : https://www.internethaber.com/ozdagdan-gundemi-sarsacak-iddia-fener-rum-patrigi-il-ve-ilcelere-metropolitler-atadi-2022134h.htm


Sadi Somuncuoğlu da Emekli Albay Ümit Yalım’a
atfen; “Tüzel
kişiliği olmayan Ruhban Okulunun sözde müdürü Elpidoforos, Yunan in.gr haber
sitesine yaptığı açıklamada, ‘Heybeliada Ruhban Okulu’nda icra edilen Erasmus
programına, 2012’den beri, değişik Yunan Üniversitelerinden gelen 40’tan fazla
üniversite öğrencisi katıldı’ğını”
aktarıyor.


Link : https://www.yenicaggazetesi.com.tr/ruhban-okulu-acilmis-52042yy.htm


Daha neyin kavgasını yaptığımızı söyler
misiniz lütfen?


“BBC Türkçe’nin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Avrasya
analisti Eşref Yalınkılıçlı, Türkiye’nin ‘yumuşak güç’ açılımı kapsamında
sadece cami yapımıyla yetinmediğini, özellikle Balkanlar’da Osmanlı dönemine
ait hanları, hamamları, kervansarayları yenilediğini de vurguluyor.


‘Türkiye, içeride inşa etmek istediği kimlik unsurunu dışarıda da
yaymak istiyor’ diyen Yalınkılıçlı, hükümetin ‘İslam dünyasının liderliğine
oynama düsturuyla’ da hareket ettiğini aktarıyor.


Yalınkılıçlı, Balkanlar’da daha çok ‘Davutoğlu’nun dışişleri
bakanı ve başbakan olduğu dönemde atfedilen ‘yeni Osmanlıcı vizyon’ ile hareket
edildiğini’ belirtirken, Orta Asya’da 1990’larda ortaya çıkan ‘yeni Türkçü
motivasyonunun’ daha etkili olduğunu vurguluyor”.


Link : https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-48294387


Yine aynı habere göre Türkiye Diyanet Vakfı;
Haiti, Filipinler, Cibuti dahil dünyanın dört bir yanında 103 cami yaptırmış.


Öte yandan…


“Atina’nın merkezinde bulunan tarihi Mustafa
Voyvoda Camii el sanatları müzesine çevrilmiştir. İbadete açılmasına izin verilmemektedir.


Girit Adası’ndaki Hanya şehrinde bulunan Hünkâr Camii kiliseye
çevrilmiş, adına da Aziz Nikola Kilisesi denilmiştir. Yunanistan’ın eline
geçmeden evvel 76 cami ve mescit, 9 medrese, 35 okul, 11 tekke, 5 imaret, 27
han, 28 hamam ve diğer sanat eserleri dâhil 89 abideye sahip Girit’te bugün
sadece bir iki tanesi ayakta kalmıştır. Rodos’taki tarihi Osmanlı Camisi
pastane olarak hizmet vermektedir!


Rodos’ta 33 cami ve mescit harap haldedir. Enderun Camii konser
salonuna çevrilmiş, Kadı Mescidi kilise olarak kullanılmaktadır. İstanköy
Adası’nda 11 cami harabe durumdadır. Türbelerimiz çeşmelerimiz tamamen
yıkılmıştır. Selanik’te 1468’e yapılan tarihi Hamzabey Camii meyhaneye
çevrilmiştir.


Alaca İmaret Camii, izciler kulübünün lokali olarak
kullanılmaktadır. Yeni Cami, depoya çevrilmiştir. Yenice’deki Vezir Muhasip
Paşa Camii’nin minareleri yerle bir edilmiştir. Tırhala’daki Osmanşah Camii
savaş enkazına dönüştürülmüştür. Dimetoka ve çevresindeki 133 cami ve mescit, 8
medrese, 18 mektep, 11 tekke olmak üzere toplam 187 eserden sadece yıkık halde
bir cami ayakta kalabilmiştir. Gümülcine’de 76’sı cami, 35’i mektep, 27 han
olmak üzere olmak üzere toplam 295 eserden bugün 2 harap cami ayakta
kalabilmiştir.


İskeçe ve çevresindeki 175 camiden tek bir tanesi bile bugün
mevcut değildir. Rodos’ta Osmanlının bıraktığı yüzlerce camiden de bir teki
ayakta tutulmamıştır. Gümülcine’deki Tabakhane Camii’nin tam yanına bir
diskotek yaptırılarak ayakta kalan birkaç caminin içki kokuları arasında açık
tutulmasına izin verilmiştir” diyor Muharrem Bayraktar.


Link : http://www.yenimesaj.com.tr/yunanistanda-harap-olan-camiler-H1289664.htm


Eş zamanlı olarak memleketin çeşitli
köşelerinde, çeşitli kılıklar altında “19 Mayıs”ın Pontus Soykırımı günü olarak
anılma çabalarını;


Giresun’da silah deposu olarak kullanıldığı
için 1919’da Topal Osman’ın yıktırdığı kilisesin çan kulesinin geçen yıl şehrin
en merkezi yerine tekrar dikilmesini…


Çipras’ın boyuna bosuna bakmadan; “Doğu
Akdeniz’de doğal gaz aramaya devam etmesi halinde Türkiye’ye ekonomik
yaptırımların uygulanacağını”
söylemesini ve hemen ardından
Mogherini’nin de; “Türkiye, Avrupa Birliği’nin gereğine uygun bir şekilde yanıt
vereceği ve Kıbrıs’la tam bir dayanışma içinde olacağı her türlü yasa dışı
uygulamadan kaçınmalı”
diyerek onu desteklemesini alt alta
yazın.


Peki…


Hâl böyleyken…


Yâni Cibuti dâhil dünyanın dört bir yanında
103 cami yaptırabilen Türkiye burnunun dibindeki Ege Adaları ve Batı Trakya
dahil “komşusu” Yunanistan’ın her bir tarafında yıkık, harabe halindeki
camileri neden onarıp yenilerini inşa ettiremiyor.


Atina’ya, Selânik’e cami?


“Anlaşmalar” mı öyle?


Hadi canım siz de… O halde neden, o
anlaşmalara rağmen Türkiye’deki bütün kiliseler onarılıyor, Patrikhane’nin
yıkık kapısı tamir ediliyor (Özal), Heybeli Ruhban Okulu Erasmus kılığında
öğrenime açılıyor, dağa-taşa “yabancı” piskopos atanıyor?


Diyanet İşleri Başkanımız Ege Adaları ve Batı
Trakya’ya Müftü, camilere imam atasın bakalım.


Aydın, Muğla, İzmir, Çanakkale Müftüleriyle
“karşıya” geçip cami harabelerimizde iki rekât namaz kılsın; Edirne ve
Kırklareli Müftüleriyle sınırı aşıp köy camilerimizde namaz kılıp, hazır
Ramazan ayındayız ya, cemaatle iftar-sahur yapsın.


Göreve geldiğinden beri her iki ayda bir
öğrenim koşullarını, şeklini, “müfredatı/tedrisatı” herşeyini değiştiren Eğitim
Bakanımız bir zahmet Heybeli’ye gidip Ruhban Okulu’nun haftalık ders saatlerini
incelesin, “düzeltsin”.


Fener’deki kara cüppeli, kara sakallı papaz
hangi ülkenin kanunlarına tâbidir? Kanunlar, yasalar, ülkeler üstü müdür? Hangi
ülkenin kimliğini, pasaportunu kullanmaktadır? Yoksa kendisini Papa/lık/Vatikan
gibi devletlerüstü ayrı bir devlet olarak mı görmektedir?


İlber Ortaylı diyor ki;


“Rusya’nın siyasi bir kimlik edinmeye başladığı Altın Orda
döneminde Ortodoks Kilisesi de âdeta otosefal bir arşipiskoposluk konumuna
gelmiş ve Bizans’tan adamakıllı bağımsız olmuştu. Rusya Kilisesi’nin Moskova
Patrikliği olarak otosefal olması 15’inci asırda III’üncü İvan devrinde
İstanbul’un fethinden sonra gerçekleşti”.


(“TÜRKLERİN ALTIN ÇAĞI”. Kronik Kitap.
İstanbul 2017. Sayfa 109)


Türk Kırım’ın, Ruslar tarafından yasa dışı
ilhakını tanımamış olması Türkiye için doğru bir karardır.


Ama Türkiye’nin bu doğru tavrını yanlış
değerlendirdiği için mi Ukrayna Kilisesi’nin Rus Ortodoks Kilisesi’nden
ayrılması sürecinin tamamlanması anlamına gelen “Ukrayna Kilisesi’ne Ortodoks
Kilisesi kurallarına uygun bir biçimde otosefal (bağımsızlık) verilmesi
sürecini” onaylamıştır Fener Papazı?


Hangi yetkiyle?


Eyüp Kaymakamı’ndan izin almış mıdır?


Proşenko ile yaptığı görüşmeyi ânında
Kaymakam’a bildirmiş midir?


Özdağ’ın dediği gibi bu tavırlarla eğer bir
“manevi Bizans haritası” çiziliyor ise ve atılan bu son imza ile de Ukrayna
Kilisesi Moskova Patrikliğinden koparılıyor (Fener’e bağlanıyor) ise…


1453’den geriye mi gidiyoruz?


İstanbul daha fethedilmedi mi?


Ne demişti Ortaylı; “Rusya
Kilisesi’nin Moskova Patrikliği olarak otosefal olması 15’inci asırda III’üncü
İvan devrinde İstanbul’un fethinden sonra gerçekleşti”.


Bir sonraki adım Rusya Kilisesi’nin de mi
Fener’e bağlanması olacak?


26 Mayıs 2019


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış