Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Abdurrahman Tufan
KAYA
: TÜRKİYE ERMENİLERİ PATRİK SEÇİM SÜRECİ
 

Blog No : 2019 / 44




08.07.2019


İstanbul Ermeni
Patrikhanesinin son patriği Mesrob Mutafyan’ın 2006 yılında demans hastalığına
yakalanması ve patriklik görevini yerine getiremeyecek duruma gelmesi nedeniyle
başlayan yeni patrik seçimi süreci beraberinde pek çok tartışmayı getirdi.
Konuyu incelemeye başlamadan önce yaşananları kısaca hatırlamakta yarar var.


2010 yılında
yeni patrik seçilene kadar Patrik Genel Vekili unvanıyla Başepiskopos Aram
Ateşyan’ın görevi devralmasıyla mesele önce cemaat içerisinde Ateşyan
taraftarları ve karşıtlarının tartışmasına döndü. Vekalet süresinin uzaması ve
Mutafyan’ın sağlık durumunun da iyileşme göstermemesi nedeniyle Ateşyan’ın
genel vekaletine karşı çıkan çevrelerin de baskısıyla II. Mesrob Mutafyan
emekli edilerek patriklik makamının boş olduğu ilan edildi ve 15 Mart 2017’de
Patrikhane’de yapılan seçimle Patriklik Kaymakamı (Değebah/kayyum) makamına Almanya Ermenileri
ruhani lideri Karekin Bekçiyan getirildi. İstanbul Valiliği tarafından Patrikhane’ye
gönderilen 5 Şubat 2018 tarihli yazıda sağlık sorunlarının yeni patrik seçimi
için 1961 tarihli patrik seçim talimatnamesi gereğince hukuken geçerli sebep
sayılamayacağı, bu sebeple Karekin Bekçiyan’ın kaymakamlığının hukuken geçersiz
olduğu ve Patrik Genel Vekili Aram Ateşyan’ın görevine devam ettiği
bildirilerek Bekçiyan’ın kaymakamlığının devlet tarafından tanınmadığı ifade
edilmiştir. Bunun üzerine Karekin Bekçiyan görevi bırakarak Türkiye’den
ayrılmıştır.


8 Mart 2019’da
Mutafyan’ın vefatı ile yeni bir patrik seçimi artık zorunlu hale gelince
İçişleri Bakanlığı son seçimlerden hemen sonra yeni patrik seçim sürecinin
başlatılacağını ve kaymakam seçimi için 4 Temmuz 2019 tarihinin uygun olduğunu
Patrikhane’ye bildirmiştir. 4 Temmuz 2019 tarihinde patriklik seçimini
yönetecek olan kaymakam seçimi için Aram Ateşyan ve Episkopos Sahak Maşalyan
aday olmuş ve yapılan seçimde Ruhaniler Genel Meclisi tarafından 13’e karşı 11
oy ile Maşalyan kaymakam seçilmiştir.


Şimdi
önümüzdeki günlerde Maşalyan’ın Ermeni vakıflarının başkanlarını toplayıp
patriklik seçimi sürecini idare etmek için Müteşebbis Heyet oluşturması,
İçişleri Bakanlığı’na başvurularak patrik seçimi tarihinin belirlenmesi, sandık
kurullarının oluşturulması ve delege seçimlerinin yapılması beklenmektedir.
Türkiye Ermenileri Patriği seçimi iki dereceli bir seçim olduğu için
delegelerin de patriği seçmeleri ile süreç tamamlanmış olacaktır.


Yaşanan
karmaşayı doğru analiz edebilmek için Ermeni toplumunun geçmişten günümüze
konumunu ve patrik seçimlerini tarihsel bir perspektif içerisinde incelemekte
yarar var. Bugün Türkiye Ermeni Patrikliği seçiminde kullanılan temel hukuki
dayanak 1863 Ermeni Nizamnamesidir. Bu nizamname Tanzimat ve Islahat
Fermanlarının getirdiği hukuk düzenlemelerinin bir devamı olarak 1860 yılında
Ermeni cemaatinin önde gelenleri tarafından ortaya koyulmuş ve Nizamname-i
Millet-i Ermeniyan adıyla Bab-ı Ali tarafından 1863’te kabul edilmiştir. 1863
Nizamnamesi Patrikhaneyi ve patrik seçiminin dışında Osmanlı devleti
içerisindeki Ermeni toplumunun tamamının sadece dini değil, aynı zamanda
dünyevi ihtiyaçlarının da düzenlendiği bir “Ermeni Anayasası” olarak ortaya
çıkmış kapsamlı bir hukuki metindir. 99 maddeden oluşan nizamname, Patrikhane
seçimleri ve Ruhani Meclis’in işleyişi dışında Cismani Meclis’in ve
komisyonlarının oluşturulması, Genel Meclis’in oluşumu ve görevleri gibi
dünyevi hayata dair eğitim, sağlık, vergi ve hatta yargı gibi birçok konunun bu
komisyonlar eliyle yürütüldüğü adeta bir anayasal düzenleme şeklinde ortaya çıkmıştır.


Osmanlı’nın
“millet sistemi” çerçevesinde değerlendirildiğinde, çağına göre yenilikçi bir
hukuki metin sayılabilecek 1863 Nizamnamesi; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması
ile millet sistemi kavramının tamamen ortadan kalktığı ve yerine eşit
vatandaşlık sisteminin geldiği günümüzdeki uygulamasının nasıl olacağı hem
Ermeni cemaati hem de devlet bürokrasisi için karmaşıklığa ve karşılıklı yanlış
anlamalara yol açabilecek bir konudur. Nihayetinde günümüzde hemen hemen tamamı
İstanbul’da oturan ve sayıları 50 bine inmiş olan bir cemaatin eşit anayasal
vatandaşlığa dayalı Cumhuriyet idaresinde kendi iç işlerini Osmanlı
sistemindeki gibi “özerk” bir ayrı millet idaresi şeklinde yürütmesinin fiili
koşulları ortadan kalkmıştır. Bu bağlamda 1863 Nizamnamesinin günümüze
uyarlanması için her seçim öncesi valiliğin ayrı bir patrik seçim talimatnamesi
göndermesi yerine günümüz koşullarına uygun kalıcı bir idari düzenlemenin
getirilmesi hem cemaat için hem de devlet bürokrasisi için kolaylık
sağlayacaktır.


Son patrik seçiminde
yaşanan anlaşmazlıklarda yukarıda belirttiğimiz patrik seçimi idari
düzenlemesindeki boşluklar dışında; özellikle Agos gazetesi etrafında ortaya
çıkmış ve kendilerini Ermeni cemaatinin geleneksel muhafazakar kısmından
ayrıştıran ve patrik seçimiyle beraber Ermeni toplumunun dini ve dünyevi
konularında daha fazla söz sahibi olmak isteyen çevreler ile özellikle Ermeni
soykırım iddiaları konusunda devlet politikasıyla uyumlu bir çizgi takip eden
bir patrik seçiminin daha doğru olacağını düşünen devlet bürokrasisi arasında
bir ihtilaf yaşanmıştır.


Ermeni
cemaatinin yukarıda bahsedilen çevrelerinin Aram Ateşyan’ın genel vekaletine
karşı çıkmalarında Ateşyan’ın “devlet çizgisinde” bir çizgiyi takip etmesi ile
patriklik makamının gerektirdiği ruhani olgunluğa yakışmayan bir tutum
içerisinde olduğu suçlamaları bulunmaktadır. Patriklik makamının gerektirdiği
ruhani olgunluğun ne olduğu Ermeni cemaatinin ve patrikhanenin kendi iç
tasarrufu olduğu için bunu bir kenara bırakalım. Burada Ateşyan’a yöneltilen devlet
çizgisinde bir politik tasarrufta bulunması suçlaması anlamsız bir suçlamadır.
Açık konuşmak gerekirse Türkiye Ermeni Patrikhanesi en nihayetinde Türkiye
Cumhuriyeti devletinin bir kurumudur ve devletin “Ermeni meselesi”
tartışmalarında belirlediği ulusal politika ile uyumlu bir patrik ile çalışma
talebi tabii karşılanmalıdır. Burada ruhani ve entelektüel melekeleri
bakımından patriklik makamına uygun olsa da Türkiye’nin Ermeni soykırım
iddiaları ile ilgili sorun yaşadığı Almanya gibi bir ülkede 40 yılı aşkın bir
süre görev yapmış olan Bekçiyan konusunda şüphelerin giderilememiş olması
sonucunda devletin Bekçiyan ile çalışmak istememesinde olağandışı bir durum
yoktur. Bu tutumu Ermeni cemaatinin içişlerine karışma olarak nitelendirmek
doğru değildir. Türkiye Ermeni Patrikhanesi 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet
tarafından İstanbul’da kurulduğundan bugüne her zaman devletin önemli bir
kurumu olagelmiştir. Patriğin devlet tarafından atanması ne kadar yanlış
olursa, devletin genel politikasına karşı olan bir patriğin görev yapması da o
kadar yanlış olur.


Bununla
beraber, devlet bürokrasisinde de kamuoyuna Ermeni patriklik seçimine doğrudan
müdahale ediliyormuş gibi bir izlenim verilmemesine dikkat edilmelidir. Ermeni
Patrikhanesinin Türkiye’nin önemli bir tarihi kurumu olduğu ve bu kurumun
Türkiye topraklarında ve Türk vatandaşı patrikler tarafından idare ediliyor
olmasının Türkiye için sevindirici bir durum olduğu göz önünde bulundurulmalı
ve sayıları azalmakta olan Türkiye Ermeni cemaatine ve kilisesine devlet
gereken desteği vermeyi sürdürmelidir. Son tartışmalar ışığında sadece devlet
ile uyumlu bir çizgi izleyen kişinin patrik olmasının yeterli koşul olmadığı,
aynı zamanda seçilecek kişinin bu makamın gerektirdiği liyakate sahip bir kişi
olması gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır.


4 Temmuz
tarihinde yapılan kaymakam seçimine katılan her iki aday da devletin genel
politikası ile uyumlu çalışabilecek değerli kişiler olduğundan dolayı bu seçim
için kriz ortadan kalkmış görünüyor. Bundan sonraki seçimlerde benzer krizlerin
yaşanmaması için yukarıda bahsedildiği gibi önde gelen cemaat yetkililerine
devletin belirli konulardaki temel çekinceleri anlatılarak, cemaatin kendi iç
dinamikleri ile de uyum gösteren bir uzlaşı ile seçimlerin yapılması ve seçim
süreciyle ilgili belirsizlik içeren konularda seçim talimatnamesine de bu
çekinceler ışığında yapılacak bir düzenleme ile çözümün kalıcı hale getirilmesi
yararlı olacaktır.


* Abdurrahman Tufan Kaya 1976 yılında Ankara’da
doğmuştur. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümünü
bitirdikten sonra London School of Economics and Political Science’ta
 (LSE) Uluslararası Strateji ve Diplomasi üzerine yüksek lisans programını
tamamlamıştır. 2009-2019 yılları arasında uluslararası ticaret üzerine bir firma
kurup yönetmiş olan Kaya, çeşitli üniversitelerde ve konferanslarda davetli
konuşmacı olarak tarih, uluslararası ilişkiler ve sanat tarihi üzerine sunumlar
yapmış ve Türk-Ermeni ilişkileri üzerine Türkçe ve İngilizce olarak çeşitli
makaleler yazmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış