PARAPSİKOLOJİ & GİZEM

ÖZEL BÜRO
NOTU :
Türkçe adıyla şeytan cekici, yani
cadıların çekici. Anlamına gelen ortaçağ cadı avları döneminin kült kitabı. Heinrich
Kreamer (Henry Kramer) tarafından, Papa VIII. Innocentius’tan alınan yetkiyle
1486 yılında yazılmıştır.




Bu kitap, 200 yıl sürecek bir terör dalgası başlatmıştır.



16. ve 17. yüzyıllarda tahminen 30.000’den fazla kopyası basılmış, Avrupa’ya
salgın bir hastalık gibi yayılmış yeni bir buluş olan matbaa da bu hastalığın
iyice yayılmasına ve cadı çılgınlığı döneminin sonuna doğru 16.000 kurbanın ipe
gönderilmesine sebep olmuştu.



Kitabın ilk bölümünde şeytanların varlığı doğrulanıyor ve buna inanmayanların
çekecekleri azaplar konusunda fikirler veriliyor.



ikinci bölümde şeytana kapılan kişilerin tanınmasını sağlayacak belirtilerin
bir listesi veriliyor. örneğin vücudunda şeytan pençesini andırdığı varsayılan
kırmızı bir leke, o kişinin şeytanla işbirliği içinde olduğunun kesin kanıtı
olarak görülüyor.


Son bölümde ise bu kişilerin nasıl yargılanacağı ve cezalandırılacağını anlatan
yasalar var ve bunların arasında suçunu itiraf edinceye kadar işkence yapılarak
kesin bir kanit elde etmenin zorunlu olduğu söyleniyor.



Heinrich Kramer’ın yazdığı bu kitabın en değerli kozu, papadan cadılar üzerine
alınan fetvayı içerisinde barındırması cadıcılık faaliyetleri tanımlanmış ve
cadıları öldürme yetkisi veriliyordu. Bu fetvanın gücüyle kitap kısa sürede
mistik bir maiyet kazandı. Kitapta cadıları cezalandırmak için verilen
tavsiyeler dört bir yanda uygulanmaya başlandı.



Heinrich Kramer, cadıların ölümcül hastalık tılsımları hazırlayabileceklerini,
bebekleri çalıp kurban ettiklerini, doğal afetler yarattıklarını, kan
içtiklerini, havada uçtuklarını ve kara büyü ayinleri yaptıklarını iddia
ediyordu. Kramer’a göre cadılar diri diri kazığa bağlanarak yakılmalıydı.


Bu uygulamaların yaklaşık 60.000 kadının yaşamına son verildiği tahmin
ediliyor. Zamanla gelişen bilim sayesinde artık her şeye cadıların sebep
olmadığı anlaşıldı. 17. asra gelindiğinde artık cadıların yaptığı iddia edilen
olayları artık bilim mantıklı bir çerçeve içerisinde açıklamaya başlamıştı.
Yapılan acımasız uygulamalar 1700’lerde son bulduysa da geçmişte yapılan
uygulamalar yüzünden binlerce insanın hayatına belki de boşu boşuna son
verilmişti.