Pandemi Sonrası Toparlanmada Liderler ve Geride Kalanlar
Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark’ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, Clinton döneminde Beyaz Saray’ın Ekonomik Danışmanlar Konseyi üyesi, uluslararası ilişkilerden sorumlu eski kıdemli ekonomist ve Roubini Macro Associates Başkanı Nouriel Roubini’ye aittir ve Covid-19 salgını sonrası Küresel Ekonomik Faaliyetlere odaklanmaktadır. Analistin Türkiye’yi de sorunlu olarak gördüğü tespitleri sonrası genel görüşü şu şekildedir: “Genel güven toparlanırken, bazı finansal piyasalar mantıksız bir şekilde coşkulu ve altta yatan pek çok risk ve belirsizlik var. COVID-19 krizi muhtemelen ülkeler içinde ve ülkeler arasında eşitsizlikte bir artışa yol açacaktır. Ne kadar savunmasız grup geride bırakılırsa, gelecekte sosyal, politik ve jeopolitik istikrarsızlık riski o kadar büyük olur.” Almanya’nın %1.8 küçüldüğü <www.sabah.com.tr/apara/haberler/2021/05/25/almanya-ekonomisi-ilk-ceyrekte-beklentilerin-uzerinde-kuculdu> bir dönemde, Satanist Küresel Sermaye’nin Dolar-Faiz kıskacında stratejik bir baskısına maruz kalan, buna rağmen 2021 ilk çeyreğinde %7 <www.iha.com.tr/ankara-haberleri/bakan-mus-ulkemiz-2021-yili-ilk-ceyreginde-yuzde-7-buyudu-3018606/> büyüyen Türkiye’nin bu karamsar çerçevenin içinde yer alması, analistin ‘piyasada satabileceği fikirleri’nden biri olarak değerlendirilmelidir.
Seçkin Deniz, 06.06.2021

Leaders and Laggards in the Post-Pandemic Recovery
“Bazı büyük ekonomiler pandeminin neden olduğu durgunluktan hızla kurtulurken, diğerleri zayıflıyor ve hâlâ akut kriz durumunda. Bu küresel eşitsizliklerin devam etme derecesi bir dizi faktöre bağlı olacak ve sosyal, politik ve jeopolitik istikrara yönelik derin etkileri olacaktır.”
On yıllardır yaşanan en şiddetli küresel durgunluğun ardından, özel ve resmi tahminciler, dünya üretiminin bu yıl ve sonrasında güçlü bir şekilde toparlanacağı konusunda giderek daha iyimser oluyorlar. Ancak yaklaşan genişleme hem ekonomiler arasında hem de ekonomiler içinde eşit olmayan bir şekilde dağılacaktır. İyileşmenin V şeklinde (potansiyelin üzerinde büyümeye güçlü bir dönüş), U şeklinde (V’nin daha anemik bir versiyonu) olup olmadığı veya W şeklinde (çift dipli durgunluk), farklı ekonomiler ve bölgelerdeki çeşitli faktörlere bağlı olacaktır.
Koronavirüs pek çok ülkede hâlâ yaygınken, kilit sorulardan biri, ekonomilerin çok erken yeniden açıldığı bazı durumlarda gördüğümüz gibi, öldürücü yeni suşların ortaya çıkmasının tekrarlanan dur-kalk döngülerini tetikleyip tetiklemeyeceğidir. Özellikle uğursuz bir olasılık, daha aşıya dirençli varyantların ortaya çıkması ve birçok bölgede şimdiye kadar çok yavaş olan aşılama çabalarının aciliyetini arttırmasıdır.
Virüsün ötesinde, dikkate alınması gereken bir dizi ilgili ekonomik risk vardır. Yavaş veya yeterince sağlam olmayan bir toparlanma, eğer çok fazla firma batarsa ​​ve işgücü piyasası histerezis (Seçkin Deniz’in Notu: Histerezis, sistemin bir önceki ile bir sonraki girişine verilen tepkinin, sistemin yakın geçmişteki durumuna duyarlı olmasından dolayı gecikmesidir.) sergilemeye başlarsa (uzun süreli işsizlik, becerilerin erozyonu nedeniyle işçileri işsiz hale getirdiğinde) kalıcı yara izlerine neden olabilir. Diğer bir soru da, yüksek borçlu firmalar (küçük ve büyük) ve hanehalkları arasında ne kadar borç azaltma olacağı ve bu etkinin tüketiciler pandemi dönemi tasarruflarını harcadıkça bastırılan talebin serbest bırakılmasıyla tamamen dengelenip dengelenemeyeceğidir.
Bir başka endişe alanı da sosyo-politiktir: artan eşitsizlik, daha da belirgin bir istikrarsızlık ve durgun toplam talep kaynağı olacak mı? Geride kalanların gelirlerini ve harcamalarını desteklemeye yönelik politikaların ölçeğine, kapsamına ve kapsayıcılığına çok şey bağlı olacaktır. Benzer şekilde, şimdiye kadar uygulanan makro politika teşvikinin (parasal, kredi ve maliye) yeterli mi, yetersiz mi yoksa gerçekten aşırı mı olacağını ve bazı durumlarda keskin bir şekilde yükselen enflasyona ve enflasyon beklentilerine yol açıp açmayacağını göreceğiz.
Tüm bu belirsizlikler göz önünde bulundurulduğunda, şu anda Çin’in küresel tedarik zincirlerinin bir parçası olan ABD, Çin ve Asya’nın yükselen piyasalarında toparlanma daha güçlü olacak gibi görünüyor. ABD’de, yeni enfeksiyonlardaki düşüş, yüksek aşılama oranları, artan tüketici ve iş güveni ve mali ve parasal genişlemenin geniş kapsamlı etkileri bu yıl güçlü bir toparlanma sağlayacak.
Burada ana risk <www.project-syndicate.org/commentary/stagflation-threat-after-covid19-pandemic-by-nouriel-roubini-2021-04> aşırı ısınmadır. Enflasyondaki son artış, ABD Merkez Bankası’nın beklediğinden daha kalıcı olabilir ve bugünün köpüklü finansal piyasaları bir düzeltmeden geçerek güveni zayıflatabilir.
Çin’de ve onunla yakından bağlantılı ekonomilerde, toparlanma, gücünün çoğunu, yetkililerin virüsü erken kontrol altına alma başarısına ve bütün işlerin hızlı bir şekilde yeniden açılmasına ve restorasyonuna izin veren makro teşviklerin güven etkilerine borçludur. Ancak aşırı krediyi dizginleyen Çin daha güçlü büyümeyi sürdürmeye çalışırken, Çin’in özel ve kamu sektörlerinin bazı bölümlerindeki yüksek borç ve kaldıraç seviyeleri risk oluşturacaktır. Daha geniş anlamda, ABD ile Çin arasında artan bir rekabet – daha soğuk bir savaş – beklentisi, özellikle daha kapsamlı bir ekonomik ayrışmaya ve yenilenmiş korumacılığa yol açarsa, Çin’i ve küresel büyümeyi tehdit edecektir.
Avrupa, 2020’nin son çeyreğinde ve 2021’in ilk çeyreğinde yeni bir enfeksiyon ve karantina dalgası nedeniyle çift dipli bir durgunluk yaşadığı için daha da kötü durumda. Toparlanması ikinci çeyrek boyunca zayıf kalacak, ancak aşılama oranları artmaya devam ederse ve makro politika destekleyici kalırsa büyüme yılın ikinci yarısında hızlanabilir. Ancak izin programlarının ve çeşitli kredi garantilerinin çok erken aşamalı olarak kaldırılması, daha kalıcı yara izi ve histerezise neden olabilir.
Ayrıca, uzun süredir ihtiyaç duyulan yapısal reformlar olmadan, Euro bölgesinin bazı kısımları düşük potansiyel büyüme ve yüksek kamu borç oranları kaydetmeye devam edecek. Avrupa Merkez Bankası varlık satın almaya devam ettiği sürece, devlet spreadleri <www.project-syndicate.org/commentary/ecb-targeting-north-south-interest-rate-spreads-by-melvyn-krauss-2020-12> (yani Alman ve İtalyan tahvil getirileri arasındaki fark) düşük kalabilir. Ancak parasal desteğin eninde sonunda aşamalı olarak kaldırılması ve açıkların azaltılması gerekecek. Ve krizden yararlanmak isteyen popülist Avrupa şüpheci partilerin hayaleti sürekli olarak belirecek.
Japonya da çok daha yavaş bir yeniden toparlanma yaşadı. Yeni bir enfeksiyon dalgasını kontrol altına almak için uygulanan karantinanın ardından, bu yılın ilk çeyreğinde negatif büyüme yaşadı ve şu anda Tokyo’daki yaz Olimpiyat Oyunlarını gerçekleştirmek için mücadele ediyor. Japonya da potansiyel büyümeyi arttırmak ve nihai bir mali konsolidasyona izin vermek için yapısal reformlara umutsuzca ihtiyaç duyuyor. Ve Japonya Merkez Bankası’nın sürekli parasallaştırmasına rağmen, devasa kamu borcu sonunda sürdürülemez hale gelebilir.
Son olarak, yüksek nüfus yoğunluğunun, daha zayıf sağlık sistemlerinin ve daha düşük aşılama oranlarının virüsün yayılmasına izin vermeye devam edeceği birçok yükselen ve gelişmekte olan ekonomi için görünüm daha kırılgan. Bu ülkelerin çoğunda, iş dünyası ve tüketici duyarlılığı baskı altında; turizm ve işçi dövizlerinden elde edilen gelirler kurudu; borç oranları zaten yüksek ve muhtemelen sürdürülemez; yüksek borçlanma maliyetleri ve zayıf para birimleri nedeniyle finansal koşullar sıkı. Dahası, politika gevşetme için sınırlı alan vardır ve bazı durumlarda politikanın güvenilirliği popülist politika tarafından zayıflatılabilir.
İzlenecek daha sorunlu ekonomiler arasında Hindistan, Rusya, Türkiye, Brezilya, Güney Afrika, Sahra Altı Afrika’nın birçok bölgesi ve Orta Doğu’nun daha kırılgan, petrol ithal eden bölgeleri yer alıyor. Pek çok ülke durgunluk değil, depresyon yaşıyor. 200 milyondan fazla insan <news.un.org/en/story/2020/12/1079152> aşırı yoksulluğa geri dönme riski altında. Bu eşitsizlikleri birleştiren, açlığa ve hastalığa en açık olan ülkeler aynı zamanda iklim değişikliğinden kaynaklanan en büyük tehditle karşı karşıya olma eğilimindedir ve bu nedenle potansiyel istikrarsızlık kaynakları olmaya devam edeceklerdir.
Genel güven toparlanırken, bazı finansal piyasalar mantıksız bir şekilde coşkulu ve altta yatan pek çok risk ve belirsizlik var. COVID-19 krizi muhtemelen ülkeler içinde ve ülkeler arasında eşitsizlikte bir artışa yol açacaktır. Ne kadar savunmasız grup geride bırakılırsa, gelecekte sosyal, politik ve jeopolitik istikrarsızlık riski o kadar büyük olur.
Nouriel Roubini, New York, 24 Mayıs 2021, Project Syndicate <www.project-syndicate.org/commentary/covid-recovery-uneven-geography-increased-inequality-by-nouriel-roubini-2021-05>
(Roubini Macro Associates Başkanı Nouriel Roubini, Clinton Yönetimi döneminde Beyaz Saray’ın Ekonomik Danışmanlar Konseyi’nde uluslararası ilişkilerden sorumlu eski bir kıdemli ekonomisttir. Uluslararası Para Fonu, ABD Merkez Bankası ve Dünya Bankası için çalıştı ve New York Üniversitesi Stern İşletme Okulu’nda Ekonomi Profesörü olarak görev yaptı.)
Seçkin Deniz, 06.06.2021, Sonsuz Ark, Çeviri, Çeviri ve Yansımalar