Gayrinizami harp
(sivil direniş) sırasında Türkiye’nin önde gelen kamuoyu önderleri, hukukçular,
akademisyenler, işadamları ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin ve her
meslekten her yaştan, her etnik kökenden, her bölgeden insanların nasıl bir
görev üstleneceğini, iletişimden ulaşıma, iaşeden barınmaya, silah teminine
kadar her türlü  ihtiyacın nasıl karşılanacağını Özel Harp Dairesi
(Seferberlik Tetkik Kurulu ) planlıyor.

İstihbarat
(Espiyonaj), Müdafaa (Kontrespiyonaj), Propaganda, Teknik destek hizmetlerini
de yürütecek kurulun amacı, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB)’ nin
muhtemel bir işgalini, sivil halktan en etkin ve verimli şekilde yararlanarak
gerilla hareketleriyle engellemekti. 

Daha sonraki yıllar
Gladio, Kontrgerilla v.s. adlarla anılan bu kurul o gün SSCB’ne karşı
gerekliydi, bugün ise Komünizm tehlikesi geçtiği ve ABD tehlikesi nüksettiği
için yine aynı derece gerekli ve geçerlidir. Bülent Arınç’ın ‘takip ediliyorum’
diyerek deşifre ettiği ‘Kozmik Oda’ hem askeriyenin,  Irak da dahil,
içerde ve dışarda yeniden yapılanması hem de özel Harp planlarının bulunduğu
çok gizli yerdi. 

Türk ordusu NATO’ya
bağlı bir komutanlıkken, ABD denetim ve kontrolü dışında; bağımsız planlarlar
yaparak, milli savunmasını milli güçleriyle garanti altına alması elbet de
ABD’nin kabul edebileceği bir durum değildi ve kumpas kurularak yeniden
yapılanma deşifre edildi. Yurt dışındaki gizli görevliler katledildi. 

Birinci Dünya Savaşı
sırasında Çanakkale’yi geçemeyen İtilaf devletleri, Çarlık Rusya’sına yardım
ulaştıramayınca, Rusya’da Lenin’in devrim şartları oluştu. 

Lenin’in Ekim
Devrimi’ndeki başarısında Çanakkale Harbi önemli rol oynadı. Sovyet devriminin
ilk yıllarında Mustafa Kemal Atatürk ve Lenin arasında karşılıklı çıkar
ilişkisine dayalı bir işbirliği vardı. Asya’daki Türk coğrafyasından Türkiye’ye
gönderilen yardımların bir kısmını – gerisi de gelsin diye-  Lenin
Türkiye’ye gönderdi ki gerisi de geldi. 

Böylece bir taraftan
Yeni Türkiye Devleti diğer taraftan Yeni Rusya (SSCB) ilişkileri karşılıklı
çıkarlar gözetilerek yürütülürken, 5 yılda bir yenilenmek üzere Türkiye-Rusya
saldırmazlık antlaşmaları imzalandı, Atatürk ve Türkiye’nin önderliğinde batıda
Balkan Antantı, doğuda Sadabat Paktı kuruldu.  .

Lenin’den sonra
yerine geçen Stalin; dünyanın tanıdığı en acımasız, en zalim kişi; başta
Türkler olmak üzere Rus halkının çoğunu oluşturan Slavlar da dahil olmak üzere,
İkinci Dünya Savaşı’nda ölenlerin kat be kat fazlasını; 40 milyon kişiyi
öldürdü.

2.Dünya Savaşı’ndan
galip çıkan Stalin, Atatürk dönemindeki ‘Saldırmazlık Antlaşması’nı rafa
kaldırdı, ‘Stalin yanlıları bugün aksini söylese de’ Türkiye’den Kars ve
Ardahan’ı istedi. Türkiye’deki yöneticilerin uykusu kaçtı. Türkiye’nin o
tarihte ne NATO ne de Birleşmiş Milletler üyeliği var. 


















NATO, BM, Macaristan
(1956), Çekoslavakya (1968) ve Afganistan (1980)’ın SSCB tarafından işgali,
İspanya iç savaşı, Boraltan Köprüsü katliamı, Özel Harp Dairsi, Gladio,
Kontrgerilla, 6.Filo ve Ülkücüleri anlamak için, bugünün şartlarından
değil;  1944’ten, Putin’den de değil; Stalin’den başlamak, görmek için,
parmağa değil; parmağın gösterdiği yere bakmak gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet