ÖZEL HARP DAİRESİ & PSİKOLOJİK HARP

30
Mart 1972 sabahı 05.00’de arananların kaldığı ev jandarmalar tarafından
sarıldı. THKP-C üyeleri Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Ertan
Saruhan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz ve Ahmet Atasoy ile THKO
üyeleri Cihan Alptekin ve Ömer Ayna teslim olmaya “hayır”, “biz buraya dönmeye
değil, ölmeye geldik” derler. (O sahneyi “Hatırla Sevgili”den hatırlar
mısınız?) Taleplerine olumlu karşılık verilmez ve üzerlerine ateş açılırsa
İngiliz rehineleri öldürerek sonuna kadar çarpışmayı kararlaştırdılar.
“Teslim ol” çağrılarını reddettiler.

ÖZEL
HARP DAİRESİ

Bugün
artık biliyoruz. Operasyon kararını Özel Harp Dairesi almıştı. Operasyon
öncesinde hükümetle bütün temas kesilmişti. Gladyo’nun ya da o dönemde
Türkiye’deki yaygın adıyla “Kontrgerilla”nın Türkiye’de açıkça ortaya çıktığı
dönem 12 Mart dönemidir. Gladyo teorisyenlerinin önerileri ve yöntemleri ilk
defa bu dönemde geniş ölçüde uygulandı. Bu faaliyetler bizzat dönemin
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç tarafından yönetildi ve yönlendirildi.
12 Mart döneminde Türkiye’de ilk kez Gladyo iktidarı tamamen ele geçirdi.

12
Mart döneminde Özel Harp Dairesi Başkanı Tümgeneral Cihat Akyol, MİT Müsteşarı
ise Fuat Doğu idi.

Seferberlik
Tetkik Kurulu’nun adı, başına Cihat Akyol’un gelmesiyle Özel Harp Dairesi
olarak değiştirildi. Dairenin başına Akyol’un gelmesi bir dönüm noktasıydı.

Tümgeneral
Akyol, Gladyo konusunda ABD’de eğitim görmüş bir subaydı. ÖHD öncesinde MİT’te
görev yapmıştı. Müsteşar Doğu ise Tümgeneral Akyol ile yakın ilişkiler
içindeydi. NAZİ generali Gehlen hayranıydı. İkisi de Cumhurbaşkanı Sunay ile
yakın ilişki içindeydiler.

İLK
VURULAN MAHİR OLDU

Mahir
Çayan evin çatısında başından yediği kurşunla öldü. Rehineler öldürüldü. Evin
kerpiç duvarlarını delen makinalı tüfek mermileriyle Ömer Ayna gözünden, Cihan
Alptekin karnından vuruldu. Uzaktan yapılan havan ve roketatarlarla öldüler.
Yaralı yakalanan Saffet Alp’i başından vurdular. Saffet, 23 yaşındaydı.

‘BAĞIMSIZLIK
UĞRUNA’

Onlar,
ölmeden önce şu marşı söylediler:

“Gün
doğdu, hep uyandık

Siperlere
dayandık

Bağımsızlık
uğruna

Al
kanlara boyandık.”

Ertesi
gün ölülerini almak üzere gelen yakınlarının teşhisleri sırasında Ertuğrul
Kürkçü’nün babasının ölenler arasında oğlunun bulunmadığını söylemesi üzerine
yeniden yapılan arama sırasında Ertuğrul Kürkçü samanlıkta yakalandı.
Kızıldere’den tek sağ kalan o oldu. Layık olduğu yere geldi, HDP’den
milletvekili oldu!

Öncelikle
THKP-C’nin önderliğine vurulan ağır darbe, yalnızca bu örgütün değil, sosyalist
hareketin 1968’liler içinden çıkan bir grup devrimci önderin yok olmasına yol
açtı.

ÇATIŞMAYI
PENCEREDEN SEYRETMİŞ

THKP-C’nin
23 kişilik ilk davasında yargılanan Mustafa Aynur anlatıyor:

“2007
yılında Vatan Partisi adına seçim çalışmalarına Tokat’ta katıldım. Kızıldere’ye
de gittim. Partili bir arkadaşın evinde kalıyordum. Ev, 1971’de Kızıldere
Muhtarı olan Emrullah Arslan’ın evine yakındı. Muhtar’ın bütün ailesi
İstanbul’da yaşıyordu, ama kendisi Kızıldere’ye dönmüştü.

“Evinde
kaldığım arkadaşın annesi, katliamı evinin penceresinden seyretmiş. Karnından
vurulan bir gencin, bağırsaklarını tutarak evden uzaklaştığını, tarlanın
kenarına düşerek öldüğünü anlattı. (Cihan Alptekin)

“Daha
sonra muhtarın yanına gittim. Ertuğrul Kürkçü’nün saklandığı samanlığı görmek
istediğimi söyledim. ‘Yıktım’ dedi. Yıkılan yeri, Kürkçü’nün nerede
saklandığını gösterdi.”

Mahir
Çayan ve arkadaşlarına evini açan Kızıldere Muhtarı Emrullah Arslan 4 Kasım
2016 günü İstanbul’da hayatını kaybetti. Emrullah Arslan’ın naaşı memleketi
Tokat’a bağlı Kızıldere köyünde toprağa verildi. Arslan katliamdan sonra 3 yıl
cezaevinde yatmıştı.

KOMANDO
KAMPLARININ EĞİTMENİ

Kızıldere
katliamında görev alan devlet görevlileri zamanla tek tek ortaya çıktı.
Bazıları anılarında operasyona katıldıklarını anlattı, bazıları tanıkların
ifadeleriyle belirlendi. Operasyonun en tepesinde iki önemli isim vardı: MİT
Müsteşarı Korgeneral Nurettin Ersin ve Jandarma İstihbarat Daire Başkanı Vehbi
Parlar.

Evi
kuşatan ve ateşi başlatan jandarmaların başında Teğmen Mustafa İlerisoy
bulunuyordu. Kısa süre sonra üsteğmen olan İlerisoy, 12 Mart öncesinde
Ankara’daki komando kamplarında ülkücülere eğitim veren subaylardandı.
İlerisoy, Asteğmen Doktor Necdet Güçlü’nün Hacettepe Üniversitesi’nde 13 Nisan
1970 günü öldürülmesinde kullanılan iki silahtan birinin sahibiydi. Diğer silah
ise Teğmen Fehmi Altınbilek’e aitti. Altınbilek de TİKKO örgütü lideri Ali
Haydar Yıldız’ın katlinden, İbrahim Kaypakkaya’nın yakalanıp işkencecilerin
eline verilmesinden sorumlu olan kişiydi.

Operasyonda
MİT yöneticisi Mehmet Eymür, MİT İstanbul Daire Başkan Yardımcısı Albay Yaşar
Savaş ve Necdet Akın vardı. MİT Ankara Bölge Başkanı Albay Süleyman Yenilmez de
Kızıldere’deydi.

‘SAĞ
KALANLARI ÖLDÜRMÜŞLER’

Dönemin
başbakanı Nihat Erim’in uzun yıllar sonra açıklanan günlüklerinde şunlar
yazılıydı:

“Akşam
saat 18’de Tağmaç telefon etti. Hepsi ölü olarak ele geçmiş. Saat 16.30’da
nasihatin etkisi olmadığını ve devamlı bomba ve silah attıklarını görünce,
jandarma da ateş açmış. Eve sokulup girmişler, İngilizleri ölü bulmuşlar,
ötekilerden sağ kalanları öldürmüşler”

Kenan
Evren yıllar sonra yayımlanan hatıralarında Kızıldere operasyonunun Özel Harp
Dairesi tarafından yapıldığını yazar.




























































Aradan
46 yıl geçti. Türkiye halkı Kızıldere’de ölenleri hiç unutmadı!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir