ÖZEL HARP DAİRESİ & PSİKOLOJİK HARP & BEYAZ VE ÖZEL KUVVETLER & ÖZEL OPERASYONLAR


Star gazetesi
yazı dizisi – Bölüm:1



Özel Harp Dairesi’nin silahlarını ilk
biz gömdük




Seferberlik Tetkik Kurulu’nun ilk Lojistik Müdürü İsmail Tansu: Yeraltındaki
cephanelikleri komünizm tehlikesine karşı biz oluşturduk. İstanbul Boğazı’nda
da vardı. Türkiye’de son 30 yılda sürekli gündeme gelen bir yapı var: Özel Harp
Dairesi. Yani ilk adıyla Seferberlik Tetkik Kurulu. Bugün Özel Harp Dairesi’yle
ilgili artık tartışma götürmez bilgiler mevcut; komünizm tehlikesi ve Avrupa’da
muhtemel Sovyetler Birliği işgaline karşı 1950’li yıllarda NATO bünyesinde
gizli ordular oluşturuldu. NATO konseptine göre şekillendirilen bu gizli
ordular, Amerika ve İngiltere’nin öncülüğünde İtalya, Fransa, Yunanistan,
Danimarka, İspanya, Portekiz, Almanya, Belçika, Norveç, Hollanda ve Türkiye’de
oluşturuldu. NATO üyesi Kanada’nın Sovyetler Birliği’ne çok uzak olması,
İzlanda’nın ise silahlı kuvvetleri bulunmaması nedeniyle bu iki ülkede
oluşturulmadı. Buna karşın ilerleyen yıllarda NATO üyesi olmayan Avusturya,
İsveç, Finlandiya ve İsviçre’de de gizli ordular kuruldu.



Bir tek Türkiye dağıtmadı



Varlıkları sır gibi saklanan ve o ülkenin parlamentosunun varlığından haberdar
olmadığı bu orduların kurucuları ve sonraki yöneticileri Amerika’daki merkezlerde
eğitimden geçirildi. Yine örgütlerin eğitim, silah ve teknik malzeme
ihtiyaçları ABD tarafından karşılandı. Türkiye’deki gizli ordunun adı da Özel
Harp Dairesi oldu. Soğuk Savaş’ın bitimiyle Batı ülkelerindeki gizli ordular
tek tek açığa çıkartıldı. Meclis araştırma komisyonlar kuruldu, sorumluları
yargılandı. Sonunda da bu gizli orduların hepsi dağıtıldı. Bir ülke hariç:
Türkiye. İşte dağıtılmayan o yapı bugün Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a
suikast iddiası veya takip edilmesiyle yeniden gündemde. Soruşturma başlatıldı.
Adı Türkiye tarihine damgasını vuracak olaylarla anılan Özel Harb’e ilk kez
hakim Kadir Kayan girdi.



Arşivin kapısı ilk kez açıldı



Peki, bu kez Özel Harp Dairesi ve faaliyetler üzerindeki sis perdesi
kaldırılacak mı? Özel Harp Dairesi’nden haberdar olan ilk siyasetçi kimdi?
1952’de kurulan Seferberlik Tetkik Kurulu’nun ilk kadrosu hangi subaylardan
oluşuyordu? Adı hiç duyulmayan bu subaylar kimlerdi? 27 Mayıs 1960 darbesi
sırasında bu daireye neler yaşandı? Seferberlik Tetkik Kurulu’nun adı neden sık
sık değiştirildi? Kuruluş amacı olası Sovyetler Birliği işgaline karşı
mücadeleyken komünizmin yıkılmasından sonra neden dağıtılmadı? Şimdi tehdit
olarak kimler ve hangi gruplar yer görülüyor? Şimdi nasıl bir işleyişi ve
yapısı var? İşte yıllardır bu yapıyla ilgili yaptığım araştırmalardan, bu
dairede görev yapan görevlilerle görüşmelerimden ve tanıkların anlatımından
Seferberlik Tetkik Kurulu’nun bilinmeyenleri…



ZİR VADİSİ CEPHANELİĞİ



Sovyetler Birliği’ne sınır olması nedeniyle Soğuk Savaş döneminin kilit
ülkelerinden biri Türkiye’ydi. Komünizmin yayılmasına karşı önlemler almaya
çalışan Amerika ve NATO, Türkiye’de de olası bir Sovyet işgaline karşı mücadele
edecek gizli birimin oluşturulmasına özel önem veriyordu. Özel Harp Dairesi, 27
Eylül 1952’de bugünkü Milli Güvenlik Kurulu işlevini gören Milli Savunma Yüksek
Kurulu kararıyla kuruldu. “Özel harp” terimi dairenin işlevlerini deşifre
ettiği için Özel Harp Dairesi’ne kağıt üzerinden farklı bir isim bulundu:
“Seferberlik Tetkik Kurulu.” Merkez olarak da Ankara Kızılay’da bir ev
kiralandı. Ataç Sokak No: 36’daki tek katlı ev bahçe içindeydi.



İKİNCİ BAŞKANLIĞA BAĞLI



Seferberlik Tetkik Kurulu doğrudan Genelkurmay İkinci Başkanlığı’na bağlandı.
Yani yönetimi ve denetimi en üst düzeyde oldu. Bu çok önemli bir ayrıcalıktı.
Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri’nde tüm birim ve yapılar Genelkurmay Başkanlığı
içinde bir daireye bağlıydı, bugün bile hala böyle.



İşgal durumunda sivillerin kullanması



için ülkenin belli yerlerine gizli silah ve patlayıcı depoları oluşturuldu.
Bunlar çoğunlukla tenha yerlerde yeraltına gömüldü. Bu silah zulalarının yerini
o bölgeyle ilgili görevi bulunan, dairedeki önemli askerler biliyordu. Bir de o
bölgede bulunan ve kamplarda eğitimde geçirilen sivil unsurlar.



SİLAHLARIN KAYDI YOK



Büyük bir gizlilikle yeraltına gömülen bu silahların envanter kayıtları
kesinlikle bulunmuyordu. Kaybolmaları durumunda hiçbir yasal işlem
yapılamıyordu. Özel Harp Dairesi’nin ilk Lojistik Şube Müdürü, emekli albay
İsmail Tansu, bu cephaneliklerin koordinatlarının sivillere verildiğini
söyledi: “İlk silah depolarını biz oluşturduk. Komünizm tehlikesine karşı bu
silahları gömdük. O dönemde en çok silah sınır illeri Kars ve Ardahan’daydı. Bu
silah depoları ve yerlerini Amerikalılarla birlikte kontrol ediyorduk. İstanbul
Boğazı’nın belli yerlerinde bile gömülü silahlar vardı. Amerikalılar bize özel
telsizler vermişti. Bunların bir kısmını silahlarla birlikte Şile’ye
gömmüştük.”



ŞİLE’DE SİLAH DEPOSU



Tansu, sivil unsurların kimlerden seçildiğiyle ilgili de ilginç bilgiler verdi:
“Sivil uzantılar ülke işgal edilince kullanılmak üzere barış zamanından
eğitilip bekletilirler. Görev verilmezler. Kopuk tespih taneleri gibi her yere
dağılmışlardır. Türkiye’nin her yerindedirler. Savaşla beraber tespihin ipi
bağlanır. Görev alırlar. Karı-koca aynı birimdedirler ama birbirlerinden
haberleri yoktur. Herkes kendi görevini yapar.”



İlk brifing Ecevit’e değil Menderes’e



Özel Harp Dairesi ve Seferberlik Tetkik Kurulu’nun ismini ilk telaffuz eden
siyasetçi Bülent Ecevit oldu. Ecevit, 1974’te Özel Harp Dairesi’nin varlığını
dönemin Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’ın daire için örtülü ödenekten bir
milyon dolar istemesiyle böyle bu dairenden haberdar olduğunu söylemişti.
Sancar’ın ödenek istemesinin ardından bir ekibin de Özel Harp Dairesi’nin
faaliyetleri hakkında brifing vermişti. Ecevit bu brifingle ilgili 1990’da
yaptığı açıklamada “Dehşete düştüm. Kaygılandım” dedi.



‘MENDERES KAYGILANDI’



Ancak ilk özel harpçi subaylardan olan İsmail Tansu’ya göre brifing verilen ilk
başbakan Bülent Ecevit değil Adnan Menderes. Yer yine Başbakanlık Konutu’ydu.
Tarih ise; 26 Şubat 1959. Bugün 90 yaşında olan Tansu, o günü hala heyecanla
anlattı: “Kıbrıs’taki çalışmalarımızı anlatacaktık. Özel Harp Dairesi Başkanı
Daniş Paşa (Karabelen), ben ve Türk Mukavemet Teşkilatı Başkanı Rıza Vuruşkan
vardı. Sabah erkenden gittik. Kendisini bilgilendirdik.” Ancak anlatılanlar
karşısında Ecevit’in daha sonraki yıllarda yaşayacağı kaygıyı Menderes de
yaşamıştı. İsmail Tansu o anı da şöyle anlattı: “Bizim brifingi bitirdikten
sonra Menderes konuşmaya başladı. Dış politikayı anlattı bize. Ruslar, NATO ve
Soğuk Savaş üzerine uzun uzun konuştu. Hatta Türk-Yunan dostluğunun önemi
üzerinde durdu. Barışçıl çözümlerden yanaydı. Ama bizden kaygılandı.”



BRİFİNGTEKİ SIR EKİP



Kıbrıs harekatı öncesi Başbakanlık Konutu’nda Başbakan Bülent Ecevit’e brifing
veren Özel Harp Dairesi ekibi bugüne dek sır olarak kaldı. Sadece dönemin Özel
Harp Dairesi Başkanı tuğgeneral Kemal Yamak’ın adı biliniyor. Ekibi aradan
geçen 36 yıl sonra ilk kez Star açıklıyor: Kemal Yamak, kurmay yarbay Aydın
İlter ve havacı binbaşı Muammer Ünal. Kemal Yamak, zamanla ordu içinde hep
kilit görevlerde bulundu. Ardandan kara Kuvvetleri Komutanlığı’na yükseldi. Bir
dönem de Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği görevini yürüten Yamak, 6 ay önce
yaşamını yitirdi. Aydın İlter ise Özel Harp Dairesi Başkanlığı yaptıktan sonra
Jandarma Genel Komutanlığı’na kadar yükseldi. Binbaşı Muammer Ünal ise Kıbrıs
Harekatı’ndaki en başarılı subaylardandı. Generalliği yükseldikten sonra
emekliye ayrıldı.



Sivillerin adı Beyaz Kuvvetler



Özel Harp Dairesi’nin kağıt üzerindeki kuruluş amacı sivil savunma olarak
gözüküyordu: “Sovyetler Birliği’nin Boğazlar üzerindeki emelleri düşünülerek
olası bir işgal durumunda halkı cephe gerisinde seferber edebilmek.” Dönemin
hükümet yetkililerinden de bu amaçla onay alınmıştı. Dairenin, Ataç Sokak’ta
faaliyet yürüttüğü evin kapısında da “MSB Seferberlik Tetkik Kurulu” tabelası
vardı.



KOD İSİMLER



Daire, kağıt üzerinde



Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı gözüküyordu. Seferberlik Tetkik Kurulu iki ana
unsurdan oluşturuldu. Birinci unsuru tamamen gayri nizami harp ve özel harp
eğitimi alan çok profesyonel askerler oluşturdu. Hepsi subaydı. Daha sonra astsubaylar
da alındı. İkinci unsur ise sivillerdi. Savaş durumunda askerlerle birlikte
direnişi örgütleyeceklerdi. Bu sivillerin kaydı Özel Harp Dairesi’nde kod
isimlerle tutuluyor, kesinlikle gerçek isimler kullanılmıyordu. Müthiş bir
gizlilik vardı. Özel Harpçi olan siviller kesinlikle birbirini tanımıyordu.



HER MESLEKTEN VAR



Sadece aynı birimdeki isimler birbirini tanıyor ama kod adlarla. Bu siviller
her türlü meslek grubundan seçiliyordu; doktor, avukat, öğretmen, hemşire,
akademisyen, polis… Çoğunluğu üniversite, yüksekokul ve lise döneminden
teşkilata alınıyor. En tehlikelisi ise yeri geldiğinde sivil unsurların
bağımsız hareket edebiliyor olmasıydı.



ÖZEL HARP’İN KAPILARI 32 YIL ÖNCE
AÇILMALIYDI




Star gazetesi yazı dizisi – Bölüm:2



“Kontrgerilla”yla ilgili araştırma yaparken 1978’de öldürülen Ankara Cumhuriyet
Savcı Yardımcısı Doğan Öz’ün eşi Sezen Öz: Doğan öldürülmeseydi bu karanlık
yapının kapıları 32 yıl önce açılmış olacaktı. Onca insan da öldürülmeyecekti



Bugün hakim Kadir Kayan’ın belgelerini incelediği Özel Harp Dairesi’yle ilgili
ilk çalışmayı 1978’de Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz yürüttü. Her
gün cinayet, katliam ve çatışmaların yaşandığı dönemde, 19 Ocak 1978 günü
Ankara Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulu öğrencilerinden Levent Özyörük
öldürüldü. O günkü nöbetçi savcı ise Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan
Öz’dü. Cinayeti soruşturan Doğan Öz, katillerin Site Öğrenci Yurdu’na kaçtığını
tespit etti. Öz, hemen yurdun aranması kararını çıkarttı. Aramada, öğrencilerin
kendi dolaplarının önünde durmalarını istedi. Yalnız bir dolabın önü boş kaldı.
Açılan dolapta Özyörük’ün öldürülmesinde kullanılan silah bulunur ve bir grup
kuşkulu grup gözaltına alındı. Doğan Öz, bu olayın ardından araştırmalarına hız
verdi ve yaşanan kanlı olaylarının basit bir sağ-sol çatışması olmadığını,
arkasında karanlık bir yapı olduğunu fark etti. Öz, o günlerde eşi Sezen Öz’e
“Soruşturduğum bazı olayların izi, devlet içinde üst makamlara kadar
tırmanıyor. Korkmaya başladım. Ama üzerine gidilmesi lazım” dedi.



RAPOR ÇEKMECESİNDE ÇIKTI



Doğan Öz, soruşturmalarını yürüttüğü cinayet dosyalarından yola çıkarak Özel
Harp Dairesi hakkında bilgi toplama başladı. Amacı Özel Harp Dairesi ve
yetkilileri hakkında büyük bir dava açmaktı. Bunun için ulaştığı bilgileri ön
rapor haline getirdi. Raporu dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e sundu. Öz, bugün
bile güncelliğini koruyan raporda “Kontrgerilla Genelkurmay Harp Dairesi’ne
bağlıdır. Kontrgerilla il ve ilçelerde seferberlik işlemini yürüten kurum
olarak askerlik şubelerince yönetilmektedir. Bu konuda en çok aşamalı eğitimden
geçen astsubaylar kullanılmaktadır. Sivil güvenlik güçleri içinde ise MİT
elemanları ve Birinci Şube görevlileri kullanılmaktadır” dedi. Özel Harp
Dairesi’nin hem askeri hem de sivil unsurlarının çalışma biçimlerini açığa
çıkartan Öz, “Çavuşlardan başlayarak albaylara kadar bazı askerlerin, sivil
unsurları eğittiğini” anlattı. En önemlisi artan şiddet olaylarıyla darbenin
hedeflendiğini 2 yıl önceden haber verdi: “Sıkıyönetimi çağırma, seçimle,
olmazsa darbeyle iktidar olma demokratik yaşama biçimini yok ederek halkı
sömürme seçeneği tek seçenek durumuna getirilme çalışmasıdır yapılan.”



Öz, işlenen cinayet ve şiddet olaylarının arkasında olduğu gerekçesiyle
soruşturma ve Özel Harp Dairesi yetkilileri hakkında dava açma aşamasındaydı.
Ancak Başbakan Bülent Ecevit’e raporu vermesinden 2 ay sonra, 24 Mart 1978
sabahı adliyeye gitmek için otomobiline binerken silahlı saldırıya uğradı. Öz
olay yerinde yaşamını yitirirken, katili koşarak olay yerinde kaçtı.



Özel Harp Dairesi’yle ilgili hazırladığı raporun bir örneği cinayetten sonra
çekmecesinde çıktı. Öz, öldürülmeseydi kontrgerilla gerçeğini gözler önüne
seriyordu. Hem de Avrupa ülkelerindeki benzer gizli örgütlerin varlıklarının
tartışılmadığı, adlarının bile bilinmediği bir dönemde.



BEKLENİLMEDEN DAĞITILMALI



Özel Harp Dairesi’nin kapılarının açılması en çok Doğan Öz’ün ailesini
sevindirdi. Doğan Öz’ün eşi Sezen Öz’e göre Özel Harp Dairesi mutlaka
dağıtılmalı: “Bu gizli yapıyla ilgili soruşturmanın açılması çok önemli.



En azından bundan sonraki yıllar için çok önemli. Benim gibi aileler
kayıplarına kavuşmayacak. Ama neden öldürüldüklerini çocuklarımıza izah
edebileceğiz. 3 yaşındaki torunum kızıma, “Anne, babamın babası var. Senin baban
nerede” diye soruyor. Neden katledildiğini ve Özel Harp Dairesi’ni nasıl izah
edebiliriz?”



“Devletin legal güçleri varken bu tip karanlık yapılara ne gerek var” diye
soran Sezen Öz, “devlet sırrı” kavramını da eleştirdi: “Gizli örgütler
kuracaksınız sonra bunların faaliyetlerine devlet sırrı diyeceksiniz bu ülkede
herkes bu yapının mağduru olur. Gençleri birbirine öldürteceksin, ülkenin
değerli insanlarını katledeceksiniz sonra da 12 Eylül’ü getireceksiniz.
Bunların devlet sırrı mı olur?”



Eşinin öldürülmemesi durumunda Özel Harp Dairesi’nin kapılarının 32 yıl önce
açılmış olacağını vurgulayan Öz, “Binlerce kayıp da olmayacaktı. Katletmemiş
olsalardı Doğan, Özel Harp Dairesi’yle ilgili dava açacaktı. Bunun
hazırlıklarını yapıyordu. Ama başsavcı değildi. Ya da başsavcının desteklemesi
gerekiyordu. Hazırladığı kontrgerilla raporu bugün aynen geçerli. Halen güncel.
Ama onca yıl kimse Özel Harp Dairesi’nin üzerine gitmedi. Dosyalar kapatıldı,
tetikçiler kurtuldu. Şimdi yaşananlar demokrasi için önemli. Bir daha da böyle
karanlık kurumlar kurulmamalı” dedi.



Hem milli atlet hem Özel Harp başkanı



Seferberlik Tetkik Kurulu’nun ilk başkanı tuğgeneral Daniş Karabelen’di. Kore
Savaşı’na katılan Türk Tugayı’nda görev yapan Karabelen, aynı zmanda milli
atletti. Türkiye Sırık Atlama Şampiyonu’ydu



NATO bünyesinde komünizme karşı oluşturulan ve yıllardır faaliyetleri tartışma
konusu olan Özel Harp Dairesi’nin ilk başkanı tuğgeneral Daniş Karabelen oldu.
Teşkilat-ı Mahsusa geleneğinden gelen Karabelen, ilk komando ve paraşüt
birliklerinin de kurucusuydu. Askerlik hayatında hep kilit yerlerde görev yapan
Karabelen, 1898’de İstanbul’da doğdu. Babası Mehmet Rasim de askerdi.
Karebelen, askeri rüştiyeyi bitirdikten sonra Kuleli Askeri Lisesi’ne başladı.
17 yaşında okulu bitirdiğinde Birinci Dünya Savaşı şiddetli bir şekilde
sürüyordu.



TEŞKİLAT-I MAHSUSA KOMUTANI



Liseyi bitirir bitirmez hemen Teşkilat-ı Mahsusa’nın Maltepe’deki kampında özel
eğitime alındı. Cephe gerisinde gerilla tarzı savaşı yürütmek için yetiştirilen
bu subaylar askeri lisenin son sınıfları ile Harbiye’nin ilk sınıflarına
uygulanan sınavlar sonucunda seçiliyordu. Daniş Karabelen kendisini Özel Harp
Dairesi’nin başına getirtecek gayri nizami harp tekniklerini ilk önce Birinci
Dünya Savaşı’nda Teşkilat-ı Mahsusa kamplarında öğrendi. Gerilla tarzı eğitimi
de başarıyla bitirdikten sonra asteğmen olarak Filistin Cephesi’ne gönderildi
ve 5. Ordu’da görevlendirildi. Merkezi Şam’da olan bu ordunun başında ünlü
İttihatçı Cemal Paşa vardı. Filistin Cephesi’nin bir alt komutanı ise Ali Fuat
Cebesoy’du. Burada hücum bölüğü komutanlığı yapan Karabelen, bir saldırıda
yaralandı ve sonra da teğmenliğe terfi etti. Daha sonra Mustafa Kemal’in görev
yaptığı Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’nın şifre bürosunda görevlendirildi.




8 YIL BAŞKANLIK YAPTI



Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra İstanbul’a dönen Karabelen,
Teşkilat-ı Mahsusa’da görev yapmaya devam etti. Maltepe’deki eğitim kampında bu
kez öğretmendi. Bir süre sonra da Teşkilat-ı Mahsusa’nın liderlerinden
Yenibahçeli Şükrü Oğuz’un yardımcısı oldu. Anadolu’ya gizlice geçmek
isteyenlere ekibiyle birlikte kılavuzluk yapıyordu. Teşkilat-ı Mahsusa’nın
devamı olan Karakol örgütünde aktif olarak çalıştı. Sonunda kendisi de
Anadolu’ya geçti.



Kurtuluş Savaşı’nın bitmesi ve ardından cumhuriyetin kurulmasıyla seçkin
subayların seçildiği Çankaya’da Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanlığı’nda
görev yaptı. 1945’te de bu alayın komutanlığına atanan Karabelen, daha sonra
albay rütbesine kadar Türkiye’nin değişik kentlerinde görev yaptı. 1948’de özel
harp eğitimi için Amerika’ya gitti. Ardından Kore Savaşı’na gönderilen Türk
Tugayı’nda görevlendirildi. Yeniden Türkiye’ye dönüşünde ise Seferberlik Tetkik
Kurulu’nu yani Özel Harp Dairesi’ni kurmakla görevlendirildi. Daireyi kuran
Karabelen, tam 8 yıl başkanlığını yaptı, 27 Mayıs 1960 darbesiyle emekliye sevk
edildi.



PROFESYONEL FUTBOLCU



Daniş Karabelen, askeri özeliklerinin yanı sıra sporcu kimliği de çok ön
plandaydı. Çok ünlü bir atletti. 1922’de Türkiye Sırık Atlama Şampiyonu’ydu.
Ayrıca profesyonel bir futbolcuydu. Gittiği her kentte askeri futbol
takımlarıyla birlikte sivil takımların oluşturulmasına hep ön ayak oldu.



İlk subay kadrosu



Daniş Karabelen’in komutan olarak atanmasından sonra Özel Harp Dairesi’nin
kadrosu da yavaş yavaş oluşturulmaya başlandı. Kadro oluşturulmasında
Karabelen, Genelkurmay Başkanlığı tarafından tam yetkili kılındı. Dairede görev
alacak subay ve astsubayları kendisi seçiyordu. O da ekibini Amerika’dan özel
harp eğitimi almış ve Kore Savaşı’na birlikte gittiği subaylardan oluşturdu.
Kadro oluşturma çalışmaları yıllarca süren Daniş Karabelen, “ideal kadrosunu”
ancak 1955 yılının ilk aylarında tamamldı. 1953 ile 1955 yılları arasında
dairede görev yapan ve öne çıkan ilk özel harpçi subaylar şunlardı: İsmail
Tansu, Rıza Vuruşkan, Remzi Atılgan, Ahmet Soylu, Cahit Vural, Ahmet Göçmez,
Bedri Esen, Nurettin Öktem, Hüseyin Ömür, Recep Atasu, Şadi Demirbilek, Osman
Nalbant, Mehmet Kızılsu, Sibkatullah Yalan, Cemal Akkan. (Star)



16 SUBAYA KANSAS’TA KONTRGERİLLA
EĞİTİMİ




Star gazetesi yazı dizisi – Bölüm:3



Özel Harp Dairesi kurulmadan önce özel seçilen 16 kişilik subay ekibi ABD’ye
gönderildi. Kansas’da eğitim gören ekibin önemli isimleri 27 Mayıs darbesini
gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi’nde yer aldı. En ünlüleri Alparslan Türkeş
ve Suphi Karaman’dı



Batı ülkelerindeki gizli orduların kurulma çalışmaları ABD ve İngiltere’nin
öncülüğünde İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminde başladı. Diğer ülkelerdeki gizli
orduların yani kontrgerilla örgütlerinin oluşturulmasında ülkelerin kendi
askeri ve istihbarat örgütleri etkin görev aldı. Türkiye’de Özel Harp
Dairesi’nin kurulması çalışmaları 4 Nisan 1952’de NATO’ya katılmasından hemen
sonra, daha Kore Savaşı devam ederken başladı. Bu gizli ordular o güne kadar
İtalya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Belçika’da kurulmuştu. Türkiye’de
kurulması Amerika için çok önemliydi çünkü coğrafi konumu nedeniyle çok
stratejik bir bölgedeydi. Amerika’nın amacı olası Sovyetler Birliği işgaline
karşı Türkiye’yi tampon bölge yapmaktı. Komünistler, Batı ülkelerine gelmeden
Türkiye’de durdurulmalıydı. Bu da ancak özel eğitimli askerlerle mümkündü.
Türkiye ile ABD arasında askeri ilişkiler de tam bu dönemde başladı. 5 Ekim
1947’de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Salih Omurtak başkanlığındaki heyet
Amerika’ya gitti. Bu bir ilkti.



SABOTAJ EĞİTİMİ



Bu ziyaretten sonra çok önemli bir uygulama başladı; Türk subaylarının
Amerika’da gönderilip komünistlere karşı kontrgerilla eğitimi alması. Özel harp
eğitim alacak ilk ekip 16 kişiden oluşuyordu. 1948 yılının başında Amerika’ya
giden bu ekip, özel harp eğitimini Amerikan Kara Harp Akademisi’nde gördü. Bu
okul Kansas Eyaleti’nde bulunuyordu. Bir taraftan teorik olarak nasıl siyasete
yön verecekleri anlatılırken diğer taraftan zorlu bir gerilla eğitimi
veriliyordu. Patlayıcılar dâhil her türlü silah kullanılması eğitimi de vardı.
Subaylar eğitimin devamını ise Georgia’daki Amerikan Piyade Okulu’nda
görüyorlardı. Eğitimin son üç aylık evresi çok önemliydi çünkü bu bölümde adam
öldürme, sabotaj ve bomba yerleştirme teknikleri öğretiliyordu.



Özel harp eğitimi alan bu ekipte ileriki yıllarda Türkiye tarihine damga
vuracak subaylar vardı. Bu subayların adı darbeler döneminde ön plana çıktı.
Ekipteki kilit subaylar şu isimlerden oluşuyordu: Alparslan Türkeş, Turgut
Sunalp, Daniş Karabelen, Ahmet Yıldız, Mucip Ataklı, Suphi Karaman, Faruk
Ateşdağlı, Refik Tulga. Rütbeleri teğmenlik ile albay arasındaydı değişiyordu.



HEM SOLCU HEM SAĞCI



Ekipteki isimlerin büyük çoğunluğunun ortak özelliği 27 Mayıs 1960 darbesini
gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi’nde yer almaları. İki isim hariç; Daniş
Karabelen ve Turgut Sunalp.



Albay Daniş Karabelen, ABD dönüşünde önce tuğgeneralliğe terfi etti sonra da
Özel Harp Dairesi’nin başına atandı. Turgut Sunalp ise Kıbrıs Türk Alayı’nın
komutanlığına atandı. Bu alayın ilk komutanı oldu. 12 Mart 1971 darbesinde
etkin bir subaydı. İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Faik Türün’ün yardımcılığını
yapan Sunalp, bu kez korgeneraldi. Orgeneralliğe terfi ettiğinde Genelkurmay
İkinci Başkanı yapıldı. 1976 ‘da emekli oldu. 12 Eylül döneminde de parti
kurdu.



ABD’de kontrgerilla eğitimi alan 16 subayın 14’ü ise 27 Mayıs darbesini
gerçekleştiren ekipte yer aldı ve Alparslan Türkeş hariç hepsi ‘solcu’ olarak
biliniyordu:



Suphi Karaman: 27 Mayıs 1960 darbesinin liderlerindendi. Darbe sonrası ülke
yönetiminde ve 1961 Anayasası’nın hazırlanmasında etkili oldu. Sonra da
senatörlük yaptı. 1968’de ordu içinde Milli Devrim Ordusu adlı gizli bir
örgütle ilişkili olduğu gerekçesiyle dokunulmazlığı kaldırıldı. 1980 ve 1990’lı
yıllarda SODEP ve SHP’de siyaset yapan Karaman, sonra da İşçi Partisi’ne geçti.
2004’te yaşamını yitirdi.



İSTANBUL VALİSİ OLDU



Ahmet Yıldız: Milli Birlik Komitesi’nin 38 kişilik üyesinden biriydi. O dönemde
kurmay binbaşıydı. Kurmay albay rütbesinden ordudan ayrılan Yıldız, Meclis’e
senatör olarak girdi. Basın, Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü de yaptı. Uzun
yıllar Halkevleri Genel Başkanlığı da yapan Yıldız 12 Eylül’de cezaevinde
yattı.



Mucip Ataklı: Amerika dönüşünde bir süre Türkiye’de bulunduktan sonra NATO
Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı’nda görev yaptı. O da darbeci ekip içinde yer
aldı ve Kurucu Meclis üyeliği yaptı. 1968’de ordu içindeki cunta hareketleriyle
ilgili olduğu gerekçesiyle dokunulmazlığı kaldırıldı. Sonraki yıllarda
milletvekilliği de yaptı.



Refik Tulga: En kilit görevlerde bulunan subay oldu. ABD dönüşünden 3 yıl sonra
NATO’nun Avrupa karargahındaki İstihbarat Dairesi’nde görevlendirildi. Dönüşte
Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanlığı, 27 Mayıs darbesiyle birlikte de
İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığı yaptı. Genelkurmay Başkanlığı İkinci
Başkanlığı görevindeyken emekli oldu.



ABD’de özel harp eğitimi alan 16 kişilik ekip içinde sadece Daniş Karabelen
Özel Harp Dairesi’nin kurulmasında aktif görev aldı. Alparslan Türkeş ve diğer
subaylar Özel Harp’in kurucusu değil. Sadece Özel Harp’in kamplarında
öğretmenlik yaptılar; ABD’de öğrendikleri teknikleri subaylara öğrettiler.



Özel Harp’e darbe



27 Mayıs 1960 darbesiyle birlikte Orgeneral Cemal Gürsel liderliğinde Milli
Birlik Komitesi, ordu içinde büyük bir tasfiye hareketi başlattı. 235’i general
ve amirallerle birlikte dört bin subay emekli edildi. Özel Harp Dairesi Başkanı
tümgeneral Daniş Karabelen de emekliye sevk edilen generaller arasındaydı. Bu
dairede görev yapan 10 subay daha emekli edildi. 27 Mayısçılar Özel Harp
Dairesi’nin başına bir süre kimseyi atamadı, birkaç ay sonra ise kurmay albay
Faruk Ateşdağlı dairenin yeni başkanı oldu. ABD’ye giden ilk 16 kişilik özel
harp ekibi içinde yer alan Ateşdağlı, darbeci subayların en aktif isimlerinden
biriydi. Özel Harp’i toparlaması için görevlendirilmişti ancak Ateşdağlı, bu
görevi değil daha büyük ve etkili koltuk istiyordu.



BAŞKANLIĞI İSTEMEDİ



Özel Harp Dairesi’nin kurucularından İsmail Tansu’ya göre bu nedenle dairenin
işleriyle pek ilgilenmedi. Zamanla 27 Mayısçılarla ihtilaf yaşadı. Bu kez de 27
Mayısçılara karşı alternatif arayışına girdi. Bu amaçla Özel Harp Dairesi’nden
özel bir ekip oluşturdu. Ancak çalışmasının deşifre olması üzerine Özel Harp
Dairesi başkanlığından alındı. Ateşdağlı’nın yerine vekaleten kurmay binbaşı
Şaban Başsoy atandı. Başsoy, uzun yıllar Özel Harp Dairesi’nde çeşitli
birimlerde görev yapmıştı. Başsoy’dan sonra Özel Harp Dairesi’nin başına albay
Sezai Okan atandı. Okan da 27 Mayıs’tan bir gün önce Kara Harp Okulu’ndaki
darbeci subaylar toplantısında görev dağılımı belgesini yazan subaydı. Okan,
daha sonra Meclis’e girdi.



Kürşat Başar’ın TMT lideri babası



Ünlü edebiyatçı ve yazar Kürşat Başar’ın babası emekli korgeneral Çetin Başar
de Özel Harp Dairesi’nde görev yapan önemli subaylar arasında. Çetin Başar,
1968 yılından itibaren Özel Harp Dairesi’nde görev yapmaya başladı. Başbakan
Bülent Ecevit’in Özel Harp Dairesi’nin varlığından haberdar olduğu 1974’te de
dairede görevliydi. Özel Harp’in Kıbrıs’la ilgili çalışmalarını yürüten Başar,
“Orhan Bey” kod adıyla 1974- 76 yılları arasında dairenin Kıbrıs’ta faaliyet
yürüten gizli örgütü Türk Mukavemet Teşkilatı’nın da liderliğini yaptı.



Başar, Özel Harpçiler tarafından “Özel Harp Dairesi’ni kurumsallaştıran isim”
olarak kabul ediliyor. 1970’li yıllarda kendisi için “Geleceğin Genelkurmay
Başkanı” denilen Başar, ancak ordudan korgeneral rütbesinden emekli oldu.



YARIN: 1952’DEN GÜNÜMÜZE SIRASIYLA ÖZEL HARP DAİRESİ BAŞKANLIĞI YAPAN
KOMUTANLAR (Star)



KOZMİK ODAYA GİREN TEK SİYASETÇİ ONUR
ÖYMEN




Star gazetesi yazı dizisi – Bölüm:4 (Son bölüm)



Dersim olaylarıyla ilgili sözleri nedeniyle tepki çeken CHP’li Onur Öymen,
1974’teki Kıbrıs Hareketi’nin ilk gecesini Özel Harp’te geçirdi. Öymen’in
Dışişleri bürokratı olarak istihbarat paylaşımı için gittiği dairenin
varlığından Türkiye o dönemde haberdar değildi



Türk Silahlı Kuvvetleri, 20 Temmuz 1974 günü Kıbrıs’a çıkartma yaptı. Kıbrıs
Harekâtı’nın hazırlıklarında aktif görev alan birimlerden biri de Özel Harp
Dairesi oldu. Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) varlığı nedeniyle harekâtla
ilgili tüm istihbarat faaliyetlerinin yürütülmesi görevi daireye verildi. Ancak
harekât için son günlere yaklaşılmasına karşın daireden Genelkurmay
Başkanlığı’na ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na her hangi bir bilgi
gelmiyordu. Sonunda Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan bizzat Özel Harp
Dairesi Başkanı Kemal Yamak’tan adadaki askeri tesis ve hedefler, Rum
birliklerinin sayıları ve gücü, kıyı ve plajlar hakkında yeniden bilgi istedi.
Yine bilgi gelmedi.



GECE BAĞLANTI KOPTU



Sonunda bu görevi Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanlığı üstlendi ve Deniz
Kuvvetleri Komutanlığı’na istihbarat sağlandı. Özel Harp Dairesi’nin istihbarat
toplamaması nedeniyle harekâtın başladığı ilk gece Genelkurmay ile adaya
çıkmaya çalışan ve çıkan birlikler arasında hiçbir irtibat sağlanamadı.
Ankara’daki Genelkurmay Karargâhı’nda gergin bir bekleyiş vardı. Genelkurmay
Başkanı dâhil herkes adeta elleri kolları bağlı bir şekilde adadan gelecek
haberi bekliyordu. Bir taraftan da yıllardır adada gizli örgüt kuran ve onlarca
subayı bulunan Özel Harp Dairesi’nin bilgi getirmesini bekliyorlardı. Bunun
için Genelkurmay Başkanı Semih Sancar, İkinci Başkan Adnan Ersöz ve Hava
Kuvvetleri Komutanı Emin Alpkaya, Genelkurmay’ın ilgili başkanlıklarının
başındaki generallerin bulunduğu ekip Özel Harp Dairesi Başkanı Kemal Yamak
Genelkurmay’a çağırdı. Ancak Kemal Yamak elli boş geldi.



SABAHA KADAR KALDI



Dışişleri Bakanlığı da gelişmeleri yakından takip ediyordu. Gelişmelerden
haberdar olmak için Onur Öymen, Özel Harp Dairesi’ne gitti. Öymen, Dışişleri
Bakanlığı’nda Kıbrıs’tan sorumlu birimde bürokrat olarak görev yapıyordu.
Dışarıdan hiç kimsenin alınmadığı daireye giren Öymen, Özel Harp Dairesi’nin
istihbarat odasına da girdi. Burada Özel Harp Dairesi Başkanı Kemal Yamak ile
görüşen Öymen, geceyi burada geçirdi. Sabah saatlerinde adaya çıkan birliklerle
irtibat sağlanmasından sonra Özel Harp Dairesi’nden ayrıldı. Öymen, harekâttan
sonra, 1974 yılının sonunda da Lefkoşa Büyükelçiliği Müsteşarı olarak atandı.



Özel Harp Dairesi’nin harekât sırasında hiçbir istihbarat sağlamaması dairenin
üzerine Kıbrıs nedeniyle gitmeyen Ecevit’te pişmanlık yarattı. Ecevit, 1990’da
Özel Harp Dairesi ismini ilk açıkladığı dönemde: “Diyorlardı ki, Rum tarafından
Özel Harp Dairesi’nin adamları varmış, onlardan bilgi alınıyormuş. Oysa
bunlarla harekât sırasında telsiz irtibatı bile kuramadık “ dedi.



3 KEZ TAŞINDI



Onur Öymen’in Özel Harp’e hem de o dönemde Kıbrıs’la ilgili harekatın tüm
detayların yer aldığı istihbarat odasına girmesi çok önemli. Çünkü o dönemde
Türkiye, böyle bir yapıdan haberdar değildi. Başbakan Bülent Ecevit bile
Genelkurmay Başkanı’nın kendisinden para istemesi nedeniyle 2 ay önce bu
daireden haberdar olmuş ve “Dehşete düştüm” demişti. Özel Harp Dairesi, 1974
yılında da hakim Kadir Kayan’ın bugünlerde arama yaptığı binada faaliyet
yürütüyordu. Özel Harp Dairesi, bu binaya 1964’te tümgeneral Cihat Akyol’un
atanmasından sonra taşındı. Özel Harp Dairesi ilk kurulduğunda Çankaya’daki
Ataç Sokak No: 36 numaralı tek katlı bahçeli evde faaliyetlerine başladı. Tugay
seviyesine yükseltilince Amerikan Yardım Kuruluşu JUSMMAT’la ortaklaşa
kullandıkları eski Zırhlı Birlikler Okulu’na taşındı. 1964’te de Cihat Akyol’un
isteği üzerine Genelkurmay başkanlığı tarafından Kirazlıdere Mevkii’nde bu bina
Özel Harp Dairesi’ne verildi. Daire Özel Kuvvetler Komutanlığı adını alınca da
1994’te Gölbaşın’da yeni kışlanın inşaatına başlandı. Ancak inşaatın 10 yılı
aşkın süre bitmemesi üzerine hem müteahhit hem de bazı subaylar hakkında inşaat
ihalesinde usulsüzlük yaptıkları gerekçesiyle dava açıldı.



1952’den bugüne ‘özel’ komutanlar



27 Eylül 1952’de kurulan Özel Harp Dairesi’nin başkanlığına hep seçkin subaylar
atandı. Darbe sonraları hariç Özel Harp komutanları genellikle 2’şer yıl görev
yaptı. Kanlı yıllara denk gelen 1970’li yıllarda ise daha sert çizgideki,
özellikle kontrgerilla yöntemini benimsemiş subaylar, 1990’nın ilk yarısında
ise daha çok terörle mücadelede aktif görev alan komutanlar atandı. Şimdi
korgeneral Servet Yörük dairenin başında. İşte 1952’den günümüze Özel Harp
Dairesi Başkanları:



• Daniş Karabelen: 1952-1960

• Faruk Ateşdağlı: 1960-1961

• Şaban Başsoy: 1961-1963

• Sezai Okan: 1963- 1965

• Recai Engin: 1965-1966

• Cihat Akyol: 1966-1971

• Kemal Yamak: 1971-1974

• Sabri Yirmibeşoğlu: 1974-1976

• Atilla Erdoğan: 1976-1980

• Aydın İlter: 1980-1983

• Cumhur Evcil: 1983-1986

• Hasan Kundakçı: 1986-1988

• Fevzi Türkeri: 1988-1989

• Atilla Kurtaran: 1989-1990

• Kemal Yılmaz: 1990- 1994

• Fevzi Türkeri: 1994-1996

• Engin Alan: 1996-2000

• Nevzat Bekaroğlu: 2000-2002

• Sadık Ercan: 2002- 2003

• Servet Yörük: 2003-


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir