PRİVATE MİLİTARY COMPANY = ÖZEL ASKERİ ŞİRKETLER


KAYNAK : http://dikmecionur.blogspot.com.tr/2015/05/private-military-company-ozel-askeri.html?m=1


Paralı asker kavramı Ortaçağ Avrupası’nın uzak olmadığı bir olgudur.
 Krallıklar egemenliklerini asil seçilmişler olan aristokrasi ile
paylaşırken, aristokratların ortak noktası üst rütbeli asker olmalarıdır.
Rütbenin liyakat yerine kan bağı ile kazanıldığı toplumsal ortamda sıradan
askerler ise soyluların soyluluk derecesine göre istihdam edilirdi. Burada
derecesi büyük olan, daha fazla askere sahip olandı. Bu nedenle asker, Kral
hatta Devletten evvel egemenliğini kabul ettiği asilzadeye bağlılık göstermekle
mükellefti. Birkaç dalga halinde tekrarlanan Haçlı Seferlerinin belki de en
temel başarısızlık sebebi kutsal emanetler uğruna fetih kardeşliği değil,
altın, ganimet, şarap arzusuyla tutuşmalarıdır. Sosyal sebeplerden patlak veren
Orta Sınıf isyanı olarak adlandırabileceğimiz Fransız İhtilali Liberalizm ile
Ulusal duygularıda beraberinde getirdi. Zira o dönemde liberal demek Milliyetçi
demekten başka birşey değildi. Milliyetçilik ortak değerlerin yoğurduğu bir
Millete hizmet ediyorsa bu kavramın somut temsilciside ancak maneviyattan
beslenecek olan Yurttaş Orduları olacaktı. Para değil mecburiyetin esas olduğu
bu sistemin ilk meyvesi şaşırtıcı biçimde 1792 Valmey muharebesinde alındı.
Fransızlar yeni ordularıyla İngilizleri mağlup ettiğinde yeni ordu model oldu.
Zaten Napolyon’un vereceği son şekil ile yazılı kaidelere bağlanan askerlik
sistemi artık gözdeydi.


 


O tarihte doğaldır ki Devletin en büyük geliri fütuhattır. İşgal, yeni
vergisel gelirleri ve çeşitli zenginlikleri içerdiğinden savaş meydanı azami
derecede mühimdir. Ordunun çokluğu ile övünmek parolası gayet doğaldır.
Sanayileşme döneminde kalabalık ordu ne kadar mühimse 20.yüzyılda da aynı
ehemmiyettedir. Çünkü cihan harpleri cephe ve gerisinde talimli ve kalabalık
asker grupları bulundurmayı gerektirir. İkinci Cihan harbinden sonra
silahlanmanın ve askerin önemi azalmaz. Ordular modern toplumun gereğine uygun
olarak eskinin temel sınıfı olmaktan çıkarak sivil idarenin hakimiyetini kabul
etmiştir fakat güvenlik politikalarında sivillerle mutabakat hususunda
rakipsizdirler. Ne Polis ne İstihbaratçı ne başka bir Odak, Asker ve Askeri
İstihbaratçı kadar önemli ve muhattap kabul edilir olamaz. Silah üreticileri
sivil firmalar, lojistik ve tedarik hizmetlerinden memnundurlar ve muharebe
sahalarında aktif güç olarak yer alabilmek gibi bir çabaları bulunmaz.
İngiltere Ordusuna yardımcı, özellikle Ortadoğu ve Afrikada özel askeri gruplar
görülsede 1960’lardan itibaren Amerikan menşeili şirketler özellikle Orta
Amerika’da faaliyet göstermeye başlar. Fakat nicelik ve nitelik olarak bu
şirketler çok cılızdır henüz önemleri kavranamamıştır. Özel Askeri şirketlerin
güvenlik politikalarında temel aktörlerden bir tanesi haline gelmesi özellikle
1990lı yıllardır. Bu durumun gerekçeleri şu şekilde sıralanabilir; 


 


1) 1970lerde başlayan Neoliberal dalga Latin
Amerika’dan Avrupa’ya pekçok yere yayıldı. 1989 Berlin Duvarının yıkılması ve
kısa bir süre sonra Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla tek hakim kalan
Kapitalizm iyiden iyiye kendini gösterdi. Özelleştirme Devletin küçülmesiydi ve
Devlet, Güvenlik dahil çoğu alandan kısmen çekiliyordu. 


 


2) Kitlesel mukabele süreci yoğun askeri çabayı
gerektirsede , yumuşama ve akabinde dağılma ile tek kutuplu dünya düzenine
geçilmişti. Böylelikle 6 milyon asker işsiz kaldı. Abd ordusunun mevcudu iki
milyon yüz binden, bir milyon dört yüz bine indi. Tek uğraşları askerlik olan
askeri personelden hiç değilse başarılı olanlar kendi alanlarında bir şekilde
istihdam edilmeliydi. 


 


3) Teknolojik gereçlerde ilerlemelerde büyük ordular
dönemini kapatmıştı. Yeni dönemin yeni savaş konseptine uygun küçük fakat düşük
yoğunlu harpte uzmanlaşmış birlikler tesis ediliyordu. Asimetrik savaş tam da
Özel Şirketlere uygundu. 


 


1994 Ruanda soykırımı yaşanırken dünyanın bu faciaya müdahalede isteksiz
tavrı Özel Ordulara duyulan önemi artırıyordu. 1996 yılında Siera Leonede
yaşanan iç savaş ülkede seçim yapılmasını engelledi. Kanlı savaşta her gün
onlarca kişi hayatını kaybetti. Siera Leone elmas madenleri sebebiyle komşusu
Nijerya ise petrol rezervleri için mühim ülkelerdi. Bu coğrafyadaki
istikrarsızlık zengin kaynaklarına sebebiyet verebilirdi. Siera Leone’ye müdahale
önemli bir durumdu ve bunu Dünya Jandarması Abd yapabilirdi. Fakat Abd’de çoğu
kişinin yerini bile bilemediği Siera Leone’ye asker gönderebilmek için
öncelikle Kongre ondan da önemlisi iç kamuoyu ikna edilmeliydi ve bu açıkçası
mümkün değildi. İşte Özel Askeri Şirketler bu durumlarda devreye girerler.
Çünkü bu kuruluşlar şirkettirler ve talebi olan devlet ne zaman kendilerine
sözleşme teklif ederse görevleri başlamaktadır. Anayasa, Kongre, Mahkemeler
gibi kavramlar Askeri şirketler için geçerli olmadığından özellikle devlet
mekanizması yerle bir olmuş Ülkelerin en çok tercih ettikleri
“kurtarıcılardır” .


 


Nitekim Exotv Outcomes, Siera Leonede 36 Milyon dolar karşılığında,
Birleşik Devrimci Cephe’nin ana karargahını tahrip ettiği gibi ülkede
seçimlerin düzenlenmesine zemin hazırlayarak kendisinden istenileni yerine
getirmiştir. Görevli diğer şirket CIC ise Siera Leone’de ki Nijerya
birliklerinin ülkelerine dönmeleri için gerekli tedbirleri alarak hadiselerin
Nijerya’ya sıçrama ihtimalini ortadan kaldırmıştır. Siera Leone örneğinde
olduğu gibi bu şirketler özellikle Irak ve Afganistan’da Ulus inşaası
projesinin temel argümanlarıdır. Suudi Arabistan, Hırvatistan, Kosova, Bosna
Hersek gibi ülkeler ÖAŞ’lerden en çok istifade etmiş olanlardır.  Bu
şirketler tabiki yalnızca sahada yardımcı birlikler veya harp elemanları olarak
görev yapmazlar. Lojistik, bakım ve onarım, psikolojik destek, askeri üslerin
bakımı, siber savunma siber güvenlik hizmetlerinin kurulumu yönetimi eğitimi,
askeri ve polisi modernizasyon, silahların kullanılması, uçuş liderlik
yöneticilik emir komuta dersleri, istihbarat ve istihbarat yönetimi, istihbarat
modernizasyonu, mayın temizleme, sabotaj pusu sorgulama teknikleri eğitimleri,
psikolojik harp ve eğitimleri, askeri personel sağlık hizmetleri, uydu radar
füze gibi son teknoloji cihazların üretim faaliyetlerinin yönetilmesi ve
yönlendirilmesi eğitimleri, diplomasi gibi pek çok alanda hizmet
verebilmektedirler. ÖAŞ’ler ile alakalı sınıflandırmalar olmakla beraber bu
alanda çalışmalarıyla ünlü Peter Singer bu şirketleri; 


 


Harp hizmeti veren ÖAŞ’ler


Askeri Danışmanlık şirketleri


 


Askeri destek şirketleri olarak tasnif eder. Tabi bu sıralamada ilk dikkat
çeken Özel Güvenliğin dahil edilmemesidir. Zira bazı tasniflerde Özel
Güvenlikte yer alabilir. Eğitimleri, görev sahaları ve görev içerikleriyle
birlikte Özel Güvenliğin, ÖAŞ kapsamında değerlendirilmesi bizce de uygun
değildir. Güvenlik firmaları genelde yerel mahiyetteyken silahlı olanları
eğitimleri itibariyle şahıs ve bina korumasından mütevellittir. ÖAŞ’lerde
koruma hizmeti verdiğinden Devletler genelde Özel Güvenlik firmalarıyla
çalışmazlar. 


 


Tabi bütün bunların yanında ÖAŞ’lerin dezavantajlarıda mevcuttur. 


 


1) Sanılanın aksine dış kaynak kullanımı olan ÖAŞ’ler, maliyeti düşük değil
bilhakis oldukça yüksektir. Irak’ta görev yapan bir ÖAŞ mensubunun maliyeti
aylık en az 15.000 dolardır. Bu rakam aylık 45.000 dolara kadar
çıkabilmektedir. 


 


2) ÖAŞ’lerin hukuki tanımlarının belirsiz olması pek çok gayrı meşru
hadiseyi de beraberinde getirmiştir. 


 


3) ÖAŞ’ler neticede kâr odaklı müesseseler olduğundan kendilerini mevcut
potansiyellerinden büyük lanse ederek müşterilerinin tercihlerini
yanıltabilirler. 


 


4) Kaostan beslenen bu şirketlerin yegane unsuru düzensiz, istikrarsız,
düşük yoğunluklu harbin yaşandığı coğrafyalardır. Bu sebeble küresel sermayenin
isteği her daim kaotik ortamların yaratılmasıdır. Bu durum da küresel barış
tezinin en sert muhalifidir. 


 


5) ÖAŞ’lerin işlevsel belirsizliği başka bir dezavantajdır. Bir hükümet ÖAŞ
ile anlaşırken, hükümetin tehdid olarak tanımladığı paramiliter gruplarda
ÖAŞ’leri kiralayanilir. Bu durumda ÖAŞ’ler personeli birbirleri ile mi
çarpışacaktır? 


 


ÖAŞler çağımızın mühim realitesidir. Neoliberal politikaların hakimiyetini
arttırması ve liberal anayasalı devletlerin kamuoyu baskısından çekinmeleri
ÖAŞ’lere duyulacak ihtiyacı ilerleyen yıllarda daha da artıracaktır. 


 


Pekiyi, ÖAŞ’lerin Türkiye’de ki vaziyeti ne durumdadır? Emekli Tuğgeneral
Adnan Tanrıverdi’nin hayata geçirdiği SADAT, ilk özel savunma ve askeri
danışmanlık şirketidir. Asker ve polislere eğitim hizmeti veren şirket
dünyadaki muadilleri ile karşılaştırıldığında daha çok yol kat etmesi
gerekmektedir. Zaten Türkiye bu tip oluşumlara henüz hazır değildir. ÖAŞ’ler
herşeyden evvel işsiz gençlerin umudu eğreti bir yapı olamaz. Bünyesinde görev
yapacaklar eski asker, polis ve koruma memurlarından seçilmelidir. Türkiye
bünyesinde yaratılacak bu şirketlerin Batılı rakiplerine paralel imkanlar
sunulması sağlanmalıdır. Türkiye’de faaliyete geçecek bu şirketler ekseriyetle
Asya ve Ortadoğu coğrafyasında faaliyet gösterecektir. ÖAŞ’lerin varlığı aynı
zamanda güvenlik toplumunun doğmasına sebebiyet verecektir. ÖAŞ’lerin
kurulmasıyla personel fazlalığından şişen güvenlik bürokrasisi kadrolarındaki
kişiler istediklerinde tercihlerini şirketlerden yana kullanabilecekler ilk
başta makul olabilecek bu gelişme sonralarında kamu güvenlik kadroları ile Özel
şirket kadrolarının birbirlerini çekememe, sürtüşme, teknik ve fiziki takip
gibi uygulamalara sebebiyet verebilecek tehlikeli vaziyetlere yol açabilir. Bu
sebeble fikren ve sosyal zemin olarak Ülkemizde belki on belki de on beş yıl
kadar süreyle ÖAŞ’lerin faaliyetlerini görebileceğimiz olasılığı çokta mümkün
görülmemektedir. 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet