Prof. Dr. Kürşat Zorlu : Yeni
Özbekistan, yeni seçimler ve Mirziyoyev’in üç yılı


Özbekistan’ın yeni
Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in geçen üç yıllık döneminde bölge ülkeleriyle
entegrasyon ve dünya ekonomisiyle etkileşimi hedefleyen politikalar öne çıktı.


Özbekistan’da hafta sonu gerçekleşen
parlamento seçimleriyle birlikte yeni dönemin siyasi kadroları da şekillenmeye
başladı. Eylül 2016’da kurucu Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un vefat etmesinin
ardından 4 Aralık 2016’da oyların yüzde 88,6’nı alarak ülkenin ikinci
cumhurbaşkanı seçilen Şevket Mirziyoyev dışa açılma, kurumsallaşma ve yenileşme
yönünde attığı adımlarla dikkat çekiyor. Öyle ki İngiliz menşeli yayın organı
The Economist, bu ay tamamladığı araştırmada 2019’un en çok gelişme kaydeden
ülkesi olarak Özbekistan’ı belirledi. 2017 yılında da Dünya Bankası’nın
“Küresel Ekonomik Tahminler” (Global Economic Estimations) raporunda
Özbekistan yıllık yüzde 7,8 büyüme oranı ile dünyanın en hızlı büyüyen 5
ekonomisinden biri olarak açıklanmıştı. Belki de en önemlisi, Avrasya’nın en
stratejik ülkelerinden biri olan Özbekistan’ın potansiyel gücü ile bölge
siyasetinde etkisini artırması ve uluslararası ölçekteki kuruluşlarda “ben de
varım” demesi.


Gerek ekonominin dışa
açılması gerekse yönetim sisteminin iyileştirilmesi hedefine uygun olarak
hukuki ve yapısal değişikliklere belirli bir direnç meydana gelebilir.


Hatırlanacak olursa 2000’li yıllarda
Özbekistan’da üs kurma girişimleri Rusya ve ABD arasında farklı bir denge
siyasetine sebep olmuştu. Mirziyoyev dönemiyle birlikte dışa açık ve çok yönlü
dış siyaset anlayışı ekonomik ve kültürel araçlarla desteklenerek ani
kırılmaların da önüne geçilmek isteniyor. Mirziyoyev 2 Aralık 2016’da yaptığı
konuşmada dış politikadaki ilkelerini şöyle açıklıyordu: “Diğer devletlerin
içişlerine karışmamak, uyuşmazlıkları barışçıl ve siyasi yollarla çözmek,
yakında ve uzakta olan tüm yabancı ülkelerle, kuruluşlarla etkin işbirliği
sürdürmek.” Bu çerçevede Birleşmiş Milletler (BM) ile ilişkilerde de yeni
bir döneme girildi. BM Koordinatörü Helena Fraser, “BM’nin yıllardır sunduğu
tavsiyelerle ilgili birçok açılım görüyoruz. Dünya ülkeleri Mirziyoyev’in
reform çalışmalarını destekliyor,” sözleriyle Özbekistan’ın yeni pozisyonunu
anlatma konusunda ilerlemeler kaydettiğini vurgulamış oldu.


Özbekistan’ın Türk Konseyi’ne
üye oluşuyla birlikte Türk dünyasının siyasi çatı kuruluşu her anlamda büyük
güç kazanmış oldu. Bu başarı aynı zamanda Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in Türk
dünyasıyla ilişkilere verdiği önemin bir neticesi.


Yatırımcı atağı


Özbekistan aslında uzunca bir süredir
ekonomik ve demografik potansiyeli ile yeni bir ivme yakalayabileceğinin
işaretlerini veriyordu. Bunun için doğalgaz, uranyum, pamuk, altın, gümüş ve
daha pek çok yer altı kaynağı, 33 milyonu aşan dinamik nüfusu (nüfusun yüzde
63’ü 30 yaş altı, yüzde 32’si 15 yaş altı) ve verimli arazileriyle
Özbekistan’ın yatırım kapılarını dünyaya açması bekleniyordu.


Mirziyoyev’in bu kararlılıkla attığı
adımlar bir süredir “atalet ve adalet” eleştirisine maruz kalan bürokrasiyi de
harekete geçirdi. Öncesine göre daha hızlı ve daha hukuki bir çerçevede
irdelenen dış yatırımlar boyutu, ekonomide yeni bir canlılık meydana getirdi.
2019 yılının ilk 6 ayında ülkeye giren yabancı sermaye 5.6 milyar dolara
ulaştı.


“Halkın lideri”


Mirziyoyev’in üç yıllık Cumhurbaşkanlığı
süresince Özbekistan dış politikada öncelikle bölgesel ilişkilerin
uyumlaştırılmasında önemli adımlar attı. Mirziyoyev ilk yurt dışı seyahatini
2017’de Türkmenistan’a yaptı. Sınırdaş Tacikistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve
Kazakistan’la ilişkiler pekiştirildi. Mirziyoyev’in göreve gelmesinin ardından
bölgenin önemli problemlerinden biri olan suyun paylaşımı konusunda siyasi
bariyerlerin ortadan kaldırıldığı söylenebilir.


Aynı şekilde radikal örgütlerin olası
sızmalarına karşın daha güçlü bir istihbarat sistemi oluşturuldu. Daha önceki
dönemden devrolunan idari kadrolar mercek altına alınarak yeni dönemin
ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde bir kısmı değiştirilmeye başladı. “Yeni
Özbekistan” hedefini sekteye uğratabilecek birtakım kurumlardaki tepe
yöneticiler değiştirildi. “Halkın lideri” imajıyla vatandaşları birebir
ilgilendiren konularda iyileştirmeler yapıldı. İnsan haklarının
iyileştirilmesi, bazı siyasi mahkumların serbest bırakılması, internetteki bazı
kısıtlamaların kaldırılması ve dini özgürlüklerin güvence altına alınması
bunların başında geliyor.


Türkiye ve Türk dünyasıyla ilişkiler


Özbekistan Türk dünyasında Türkiye’den
sonra ikinci en kalabalık ülke. Özbekistan’ın Türk Konseyi’ne üye oluşuyla
birlikte Türk dünyasının siyasi çatı kuruluşu her anlamda büyük güç kazanmış
oldu. Bu başarı aynı zamanda Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in Türk dünyasıyla
ilişkilere verdiği önemin bir neticesi. 25 Ekim 2017’de Cumhurbaşkanı
Mirziyoyev’in Türkiye ziyaretinde iki ülkenin ilişkileri stratejik ortaklık
düzeyine çıkarıldı. Nisan 2018’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özbekistan ziyareti
stratejik ilişkileri daha da güçlendirdi. Nisan ayında Taşkent’te düzenlenen İş
Forumu’nda Mirziyoyev’in söylediği şu sözler dikkat çekiciydi: “Türk
işadamlarına yapılan ihanet, devlete yapılan ihanet demektir. Bizim başka
yolumuz, başka çaremiz yoktur. Onların sermayesini, mülkünü ve hukuklarını her
yönden kanunen koruyacağız.”


Diğer yandan Türkiye-Özbekistan ikili
ticaretindeki yükselme devam ediyor. 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde
39,9 artışla 2,2 milyar dolar seviyesine ulaşan dış ticaret hacminin yaklaşık 1
milyar doları Özbekistan’ın ihracatından oluşuyor. Özbekistan’ın 5. büyük
ticaret ortağı olan Türkiye, 2018 yılındaki ilerleme ile Güney Kore’yi geçerek 4.
sıraya çıktı. Bununla birlikte Türkiye’nin Özbekistan’da 1 milyar dolarlık bir
yatırımı bulunuyor. Bu noktada özellikle Türkiye’den Özbekistan’a giden
vatandaşların vize ve diğer işlemlerinde sağlanan kolaylıklar ciddi bir
rahatlamaya sebep oluyor. 10 Şubat 2018’den bu yana Türk pasaportu taşıyanlar
Özbekistan’a vizesiz girebiliyor. Ancak bu oranlar yeterli değil. Özbekistan
Ankara Büyükelçisi Alişer Azamhocayev, “ülkelerimiz arasında mevcut işbirliği
oranının ortak dil, müşterek tarihi ve benzer değerleri paylaşan ülkelerimizin
potansiyeline erişemediğini düşünüyorum,” diyor.


Ülkeyi bekleyen zorluklar


Bu süreçte elbette zorluklar da bulunuyor.
Bunları üç temel başlık altında toplamak mümkün.


(1) Uzun zaman sonra hız
verilen dışa açılma politikasıyla birlikte Rusya-Çin ve Batı arasında denge
kurulmasındaki zorluklar. Örneğin Avrasya Ekonomik Birliği’ne Özbekistan’ın üye
olması durumunda ülke ekonomisine ve dış siyasetine ne gibi etkilerinin olacağı
hususunda olumlu ve olumsuz görüşlerin iç içe olduğu anlaşılıyor.


(2) Halkın yeni yönetime
dönük yükselen beklentisinin ekonomik ve sosyal refah anlamında karşılanmasındaki
zorluklar. Her ne kadar son iki yılda öğretmenler başta olmak üzere kamu
görevlilerine ücret artışları yapılsa da sermayenin tabana yayılması konusunda
zamana ihtiyaç duyulduğunu ifade etmek mümkün. Bu durum yeni yönetimin zaman
kısıtını doğru yönetmesini ve halkla iletişime önem vermesini gerektiriyor.
Cumhurbaşkanı Mirziyoyev de bunun farkında ve “vatandaşlar hükümet organlarına
değil, hükümet organları halka hizmet etmelidir,” diyerek bu etkileşimi
sağlamaya gayret ediyor.


(3) Gerek ekonominin dışa
açılması gerekse yönetim sisteminin iyileştirilmesi hedefine uygun olarak
hukuki ve yapısal değişikliklere belirli bir direnç meydana gelebilir. Bu
durumda yasama organı başta olmak üzere siyaseti belirleyen temel kurumlarda
tedrici bir zihniyet değişimi zorunlu hale gelecektir.


Yeni yasama organı


İşte böyle bir tablo karşısında
Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in göreve gelmesinin ardından yapılan ilk
parlamento seçiminde “Yeni Özbekistan, yeni seçimler” sloganı
kullanıldı. (“Âlî Meclis” adını taşıyan) Özbekistan Parlamentosu iki kamaradan
oluşuyor: Yasama Meclisi ve üst kamara niteliği taşıyan Senato. 22 Aralık’ta
yapılan seçimlerde Yasama Meclisini oluşturan 150 milletvekili için vatandaşlar
sandık başına gittiler. Aynı zamanda il ve ilçe belediye meclisleri için de
seçim yapıldı. Beş siyasi partinin yarıştığı seçimlerde yaklaşık 20 milyon
seçmen oy kullanırken, 2 milyon kişi de ilk kez sandık başındaydı. Türkiye’deki
Özbekistan vatandaşları da oylarını kullandılar. Yaklaşık 5 bin seçmenin bin 500’ü
Ankara’da beş aday arasından seçimlerini yaptı. Seçimi elliden fazla ülke ve
uluslararası kuruluştan 600’den fazla gözlemci izledi. AGİT heyeti ilk defa tam
teşekküllü olarak Özbekistan’daki parlamento seçimlerini gözlemledi. Oylamanın
ardından Merkez Seçim Komisyonu kesin olmayan ilk sonuçları açıkladı. Seçime
katılım oranı yüzde 67,8 olarak gerçekleşti. Buna göre Liberal Demokrat Parti
150 sandalyenin 43’ünü kazandı. Milli Yükseliş Partisi 35, Adalet Sosyal
Demokrat Partisi 21, Halk Demokrat Parti 18 ve Ekoloji Partisi 11 milletvekili
elde etmeyi başardı. Kalan 22 milletvekilliği için ise adaylardan hiçbiri yüzde
50’den fazla oy alamadığı için iki hafta sonra ikinci tur seçimler yapılacak.
Sonuçlara bakıldığında 2014 yılında yapılan seçimlerdekine benzer bir sandalye
dağılımı olduğu görülüyor. Fakat milletvekillerinin yüzde 70’nin değiştiği
anlaşılıyor. Eğer dağılım böyle kalırsa Liberal Demokrat Parti başbakan adayını
belirleyerek Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in onayına sunacak.


Sonuç olarak Özbekistan yeni Cumhurbaşkanı
Mirziyoyev’in geçen üç yıllık döneminde bölge ülkeleriyle entegrasyona ve dünya
ekonomisiyle etkileşime büyük önem veriyor. Bu doğrultuda yapılan reformlar,
yasal düzenlemeler ve halka dönük politikalar ülkedeki geniş kesimlerde gelecek
beklentisini artırıyor. Bu beklentinin somut neticeleri ve kalıcı etkileri
önümüzdeki süreçte ortaya konulacak hamlelerle daha açık bir şekilde
görülebilecektir.


Prof. Dr. Kürşad Zorlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet