Sinem Bayram : NELER NELER 

27 Mart 2020




Toplu ölümler suyu zehirleyerek mi olacak? 

Hava hareketleriyle mi?




Yangınla mı? 

Haarp ile mi?




Deprem? 

Tsunami?




Hangisi? 

Uygulamaya koydukları plan maalesef kan
donduracak cinsten ve çok etkili, amaçları bizleri frekans ile öldürmek,
herkesin anlayacağı dilden yazmam gerekirse 5. jenerasyon frekans, nam-ı diğer
”5G ile”




Nasıl mı? 

Beşinci nesil mobil ağ ya da kısa adıyla 5G (5th
Generation), yüksek frekans ve yüksek bant genişliği kullanıyor.  10 Gbit hızda ve çok düşük gecikmeye sahip
internet sağlayabilen 5G, 6 ila 300 GHz frekanslarda çalışabiliyor. 

Bu da 5G’nin, 4G’den yaklaşık 1000 kat daha
hızlı olması anlamına geliyor.  Ancak bu
tarzda yüksek veri transferi yapılabilmesi için 5G baz istasyonlarının 4G’ye
oranla daha sık döşenmesi ve ortalama her 150 metrede bir güçlendirici
antenlerle desteklenmesi gerekiyor. 5G’nin yaydığı radyasyon miktarının
incelenmesi için ortak bildiri yayınlayan Uluslararası EMF (Elektro Manyetik
Alan) Bilim İnsanları Kurulu’nda görevli 240’ı aşkın araştırmacı 5G ile
birlikte insan ve hayvan sağlığının tehlikeye gireceğini söylüyor.




2015 yılında Kazakistan bozkırlarında aniden
ölen 60 binin üzerindeki Sayga antilobunun sır ölümü ile yazıma başlamıştım,
işte bu olay yeni icat edilen bir silahın deneme atışlarıydı ve teknolojiyi
kullanarak ölüm saçmayı kendilerine ilke edinmiş bu insan müsvettelerinin
işiydi.
 

Daha önceki yazılarımı okuyanlar Chemtrail ve
Haarp konusunda vermiş olduğum ayrıntılı bilgileri hatırlayacaklardır, HAARP ın
hala bir komplo teorisi olduğunu düşünenler ve başını yukarı kaldırıp bizleri
hergün zehirleyen uçakları gördüğü halde Chemtrail ile Contrail i ayırt
edebilme seviyesine dahi gelemeyenler, yazdıklarımdan muhtemelen hiçbirşey
anlamayacak, her kelimemi saçmalık olarak yorumlayıp farketmenizi istediğim
tehlikeye gülüp geçmekle yetinecektirler, onlarda işlerini yapmaya devam
edecek, tabiiki ben de…




Bill Gates 2018 yılında bir konferansta yaptığı
konuşmasında: “Tarihten bildiğimiz bir şey varsa, ölümcül yeni bir
hastalık ortaya çıkacak ve dünyaya hızla yayılacak. 6 ay içinde bir salgın
hastalık 30 milyon insanın ölümüne sebep olabilir.” diyor.. Konferansta
gösterilen simülasyon videosunda ise virüsün nerden yayıldığına dikkat edin..
 

Virüs direkt olarak Çin’in “WUHAN”
şehrinden yayılıyor..




Tesadüf veya komplo teorisi olamayacak kadar
isabetli bir tahmin öyle değilmi?
 

18 Ekim 2019 da Bill Gates Vakfı, Johns Hopkins
Bloomberg sağlık okulu ile Dünya Ekonomi Forumu ortaklaşa New York’ta bir
toplantı yaptılar. Bu toplantıya katılan politikacılar ve büyük şirketlerin
yöneticileri ile sağlık sektörünün sorumluları birlikte, Coronavirüs salgını
üzerine bir simülasyon yaptılar.




Bu öylesine büyüleyici bir simülasyon
çalışmasıydı ki Çin’de Wuhan’da ortaya çıkan koronavirüs salgınından tam 6
hafta öncesine denk geliyordu!
 

Böyle şeylere inananlar için bu çok büyük bir
rastlantı olsa gerek.




Bill Gates Vakfı sadece bu toplantıyı
düzenlemekle kalmadı aynı zamanda Koronavirüs salgını üzerine hemen 100 milyon
dolar araştırma yapan ve patent için başvuruda bulunan şirkete para
çıkaracağını da ekledi.




Wuhan’da ortaya çıkan koronavirüs için Bill
Gates in yıllar öncesinden patentini alındığını sağır sultan bile duymuştur.
 

Ne kadarda büyük bir rastlantı öyle değil mi ?




New York’ta düzenlenen bu simülasyon
toplantısına kimler katılmadı ki,
 

Büyük bankaların üst düzey yöneticileri,
Birleşmiş Milletler’den temsilciler, Johnson and Johnson, büyük medya
kuruluşları, Çin ve Amerikan yönetiminden temsilciler ve daha nice
katılımcılar…




Soner Yalçın’ın ”Bize açı lazım” başlıklı
yazısını mutlaka okumalısınız
 

Koronavirüs ! Ah Ne Tesadüf !




Koronavirüsü (eski adıyla 2019-nCoV, şimdi
COVID-19) hiçbir kulvarda tartıştırmıyorlar…
 

Küresel medya ne dayatıyorsa, tek şüphe duymadan
mutlak inanmanızı istyorlar! Oysa dünyada büyük tartışmalar yapılıyor. Mesela:




5G, yeni nesil kablosuz telefon teknolojisi Çin
Mobil Araştırma Enstitüsü (CMRI) tarafından başarıyla tamamlandı. 2020 yılında
dünyada faaliyete geçmesi bekleniyordu.
 

ABD merkezli küresel medya, geçen yıl ısrarla
5G’nin sağlığa kötü etkisi olduğunu ve öldürücü kanser-grip benzeri semptomlara
neden olduğunu yazmaya başladı. Şunu da yazdılar: 5G sadece 4G’den sonraki yeni
nesil mobil bağlantı değil; özellikle askeri teknoloji; bir biyolojik silahtı
bu…




Ki bunlar yazılırken daha ortada koronavirüs
yoktu!
 

Peki. 5G sunumu için seçilen test şehri
hangisiydi; koranavirüsün ortaya çıktığı Wuhan!




Wuhan, 18-27 Ekim 2019 tarihleri arasında
Military World Games’e ev sahipliği yaptı. Ve etkinlik için 5G’yi ilk kez
kullandı.
 

Aynı gün… 18 Ekim 2019’da New York Johns Hopkins
Center, Dünya Ekonomik Forumu ve (aşı imparatoru) Bill ve Melinda Gates Vakfı
ile ortaklaşa salgın hastalıklar simülasyonu “Olay 201 – Küresel Bir Salgın
Egzersizi”ne ev sahipliği yaptı. Bu simülasyon için hangi virüsü seçtiklerini
tahmin edin? Evet, koronavirüs!
 

Bağlantıyı henüz kuramayanlar için devam
ediyorum.




Rahmetli Aytunç Altindal ölmeden önce bize
birçok ipucu vermişti, bu bilgilerin içinde öyle bir bilgi vardı ki parçaları
birleştirdiğiniz zaman görduklerinize inanamiyordunuz…




Bilim insanları uzun süredir 5G tabanlı kablosuz
cihazların oluşturduğu EMF’ye her yerde ve artan maruz kalmamızla ilgili “ciddi
endişelerini” dile getirdiler. “Son zamanlarda sayısız bilimsel yayın EMF’nin
canlı organizmaları çoğu uluslararası ve ulusal yönergelerin çok altındaki
seviyelerde etkilediğini göstermiştir” gerçeğini ifade ediyorlar.
 

Etkileri arasında artmış kanser riski, hücresel
stres, Mide bulantısı, Gribal semptomlar,




Şişme, Saç kaybı, İştah azalması, Düşük enerji,
Genel halsizlik, Hasarlı kemik iliği,
 

Hasarlı organlar, Hafıza kaybı, Derin depresyon,
Akıl karışıklığı, Henüz tespit edilememiş çeşitli Enfeksiyonlar, zararlı
serbest radikallerde artış, genetik hasarlar, üreme sisteminin yapısal ve
fonksiyonel değişiklikleri, öğrenme ve hafıza açıkları, nörolojik bozukluklar
ve insanlarda genel refah üzerindeki olumsuz etkiler, İşlev yitirme ve Ölüm!!!




Bu etkilerin hasarları insan ırkının çok ötesine
geçer, çünkü hem bitkiler hem de hayvanlar için zararlı etkilere dair artan
kanıtlar vardır. Bilim adamlarının 2015 yılında cazibesi yazıldıktan sonra, ek
araştırmalar kablosuz teknolojiden gelen RF-EMF alanlarından ciddi sağlık
risklerini inandırıcı bir şekilde doğruladı, orman yangınları tam olarak bu
noktada devreye giriyor, 5G nin etki alanının kitlesel olabilmesi için ne yazık
ki sık ormanların ortadan mümkün olduğunca kaldırılması gerekiyordu!
 

Buraya kadar okuyan ve hala yazdıklarımın Komplo
teorisi olduğunu düşünenler için devam ediyorum.




Türkiye’de 5G Altyapısı için Savunma Sanayii
Başkanlığı, ASELSAN ve çok sayıda yerli firmanın katkılarıyla yerli baz
istasyonu ULAK’ı geliştirdi. ULAK baz istasyonları Türkiye’de halihazırda 500’ü
aşkın noktada aktif olarak kullanılıyor, bu rakam size fazlamı geldi? Oyleyse
İtalyadaki 5G altyapısı ile karşılaştırmayı bir deneyin, tabi sonrada
enfeksiyon vakalarının kabaca bir orantısını kurun, ne demek istediğimi
anlayacaksınız.
 

“Çinlilere geçen sonbaharda zorunlu aşılar
yapılmıştır. Aşı, Wuhan’da (ve 60Ghz 5G kullanan diğer tüm ülkelerin yanı sıra)
kısa bir süre önce açılmış olan 60Ghz mm 5G dalgalarıyla aktive edilen uzaktan
kontrol edilebilir bir RNA dizilimi içeriyordu.” Bir kişi enfeksiyonu
atlatmış ve iyileşmiş olmasına rağmen aradan geçen 5 gün sonunda dahi uzaktan
kontrol edilebilen bu enzimler sayesinde tekrar bitkin düşebiliyor yada yaşam
fonksiyonlarını sonlandıracak şekilde bağışıklık sistemi tamamen savunmasız
hale getirilebiliyordu. Cruise gemisi özel olarak 60Ghz 5G ile donatılmıştı ve
test alanı olarak kullanıldı, Hedef tahtası olarak once lokal alanları kullanan
bu mahlukatların yeni amacı adım adım tüm insanlığa uzaktan suikast yapmaktır.




Dünyanın % 80 i yirmi yıldan uzun süredir
chemtrails ile spreylenmive spreylenen bölgelerdeki populasyonun % 96 sının
akciğerlerine ihtiyaç duydukları moleküller yerleştirilmiştir, ihtiyaçları olan
tek şey daha geniş bir etki alanı için daha sık dizilmiş baz istasyonları ve
dalga boyunu daha güçlü yayabilecekleri daha açık alanlardır! Vücutlarımızın
savunma sistemlerini uzaktan çökertebilecek teknolojiye ne yazık ki artık
sahipler, Bir kişinin organ fonksiyonları, kişiye ihtiyaç duymadıklarını
düşündükleri keyfi durumlarda dahi uzaktan durdurulabilir. Wuhan, ID2020 QDDR
için bir test çalışmasıydı, karşı karşıya olduğumuz durum uzun zamandır
uyguladıkları “Zorunlu aşı” çalışmalarının bir adım ötesine geçmiştir ve
bağışıklık sistemlerimizi toplu halde çökertebilmelerine yalnızca 1 adım
kalmıştır, Bu uygulamanın B planı ve C planı olan  Zorunlu ”Çip” uygulaması ve küresel BEDAVA
internet yalanını, kaos sonrası kuracakları kölelik düzenini sağlayabilmek için
hep gündemde tutacak ve adım adım her istediklerini bizlere yaptırmaya
çalışacaklardır, yakında çıkacak haberleri bu doğrultuda incelememiz ve
tedbirli olmamız gerekmekte.
 

CIA yaklaşık 5 sene önce Laboratuvarda sentetik
bir virüs üretti ve patentini aldı daha sonra bunu Çin Laboratuvarina sattı,
Çinde ilk 5G projesi düğmeye basıldığından itibaren insan ve toplu kuş
ölümlerinde ciddi artış görüldü, ancak 5G ne pahasına olursa olsun yürürlüğe
girmeliydi ve 5G yi masum gösterebilmek için HOLİSTİC progmaının bir uzantısı
olan COVID projesi ”oldukça zekice” ortaya atıldı, Gerçekleşen ölümler
aslında Coronavirus yüzünden değil, 60ghz bantlık mikrodalga (5G) yüzünden
gerçekleşmektedir, 5G Oksijen molekülündeki elektronlarının hareketlenmesine
sebep veriyor ve Hemoglobinin Oksijen molekülüne tutunmasını engelliyor (yani
boğulmaya sebep veriyor). Ayrıca elektroportasyon yaparak, hücreyi koruyan
hücre zarlarının açılmasına sebep veriyor. Böylece normalde vücudun kendini
koruyabildiği çok sıradan, ve vücutta mevsimsel olarak zaten mevcut olan, soğuk
algınlığı virüslerinin hücreye zarar vermesi için hiçbir engel kalmıyor. Başka
bir deyişle 5G vücudun koruyucu kalkanını tamamen ortadan kaldırıyor. 5G baz
istasyonları 6ghz ve 300ghz bant genişlikleri arasında yayın yapma kabiliyetine
sahipler. Ve 4Gden farklı olarak çok daha yoğun bir mikrodalga yayınlıyorlar,
teknolojileri onların bir ışın yolluyormuş gibi belli noktalara yoğun enerji
akışı yapmalarını sağlıyor, bu da şu demek oluyor, bir kalabalık arasında,
belli bir telefon numarası taşıyan kişiye özel daha yoğun mikrodalga yayın
yapabilirler. Bu teknolojiyi kişiye özel suikast amacıylada kullanabilirler,
bir stadyum dolusu insanı 10 saniyede öldürmek için de!!! Bunun ilk denemesini,
soğuk savaş esnasında, Rusyadaki bir Amerikan konsolosluğu üzerinde Ruslar
yapmıştır. Amerikalılar bunu fark edip bilmelerine rağmen konsolos
çalışanlarını uyarmadılar, çünkü sonucu onlar da merak ettiler. Daha sonra
konsoloslukta çalışanların çoğu kanser türevi hastalıklar yüzünden kısa süre
içerisinde vefat etti.




Bilim adamları (13 Eylül 2017) den itibaren
5G’nin potansiyel ciddi sağlık etkileri konusunda bizleri uyardılar.
 

5G, kablosuz radyasyona maruz kalmanın zorunlu
olarak artmasına neden olur.




5G teknolojisi sadece kısa mesafelerde
etkilidir. Katı malzemeden zayıf bir şekilde bulaşır. Birçok yeni anten gerekli
olacak ve tam ölçekli uygulama, kentsel alanlardaki her 10 ila 12 ev için
antenlerle sonuçlanacak ve böylece zorunlu maruziyeti büyük ölçüde
artıracaktır.
 

“Kablosuz teknolojilerin giderek daha kapsamlı
kullanımı” ile kimse maruz kalmaktan kaçınamaz.




Çünkü tahminlere göre artan 5G vericilerinin
(konut, mağazalar ve hastanelerde bile) üstüne, 10 ila 20 milyar bağlantı
(buzdolaplarına, çamaşır makinelerine, gözetim kameralarına, kendi kendine
giden arabalara ve otobüslere vb.) hepsi internetin bir parçası olacak. Bütün
bunlarla birlikte, tüm AB vatandaşlarına uzun vadeli RF-EMF maruziyetinde
önemli bir artışa neden olabilir.
 

RF-EMF maruziyetinin zararlı etkileri zaten
kanıtlanmıştır.




41 ülkeden 230’dan fazla bilim adamı, ek 5G
yayılmasından önce elektrikli ve kablosuz cihazların oluşturduğu EMF’ye her
yerde ve artan maruziyetle ilgili “ciddi endişelerini” ifade etmekteler ancak
sebebi bilnmeyen bir şekilde ana akım medyada bu endişeler kasıtlı olarak
gündeme getirilmiyor.
 

Bilim adamlarının 2015 yılında yaptıkları birçok
çalışma ve araştırma, kablosuz teknolojiden gelen RF-EMF alanlarından ciddi
sağlık risklerini inandırıcı bir şekilde doğruladı. Dünyanın en büyük çalışması
(25 milyon ABD Doları) Ulusal Toksikoloji Programı (NTP), EMN’ye maruz kalan
hayvanlarda ICNIRP (Uluslararası İyonize Olmayan Radyasyondan Korunma
Komisyonu) yönergelerinin ardından gelen beyin ve kalp kanseri insidansında
istatistiksel olarak anlamlı bir artış olduğunu göstermektedir. ülkeler. Bu
sonuçlar RF radyasyonu ve beyin tümörü riski üzerine insan epidemiyolojik
çalışmalarının sonuçlarını desteklemektedir. Çok sayıda hakemli bilimsel rapor
EMF’lerin insan sağlığına zarar verdiğini göstermektedir.




Bu sonuçlar RF radyasyonu ve beyin tümörü riski
üzerine insan epidemiyolojik çalışmalarının sonuçlarını desteklemektedir. Çok
sayıda hakemli bilimsel rapor EMF’lerin insan sağlığına zarar verdiğini
göstermektedir.
 

Dünya Sağlık Örgütü’nün kanser ajansı olan Uluslararası
Kanser Araştırma Ajansı, 2011 yılında 30 KHz – 300 GHz frekanslı EMF’lerin
insanlar için muhtemelen kanserojen olduğu sonucuna varmıştır (Grup 2B).
Bununla birlikte, yukarıda belirtilen NTP çalışması gibi yeni çalışmalar ve cep
telefonu kullanımı ve beyin kanseri riskleri hakkındaki en son çalışmaları
içeren çeşitli epidemiyolojik araştırmalar, RF-EMF radyasyonunun insanlar için
kanserojen olduğunu doğrulamaktadır.




2011 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO)
kanser ajansı olan Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), 30 KHz – 300
GHz frekanslı EMF’lerin insanlar için muhtemelen kanserojen olduğu sonucuna
varmıştır (Grup 2B). Bununla birlikte, yukarıda belirtilen NTP çalışması gibi
yeni çalışmalar ve cep telefonu kullanımı ve beyin kanseri riskleri hakkındaki
en son çalışmaları içeren çeşitli epidemiyolojik araştırmalar, RF-EMF
radyasyonunun insanlar için kanserojen olduğunu doğrulamaktadır.
 

EUROPA EM-EMF Kılavuzu 2016 “belirli EMF’lere
uzun süreli maruz kalmanın belirli kanserler, Alzheimer hastalığı ve erkek
kısırlığı gibi hastalıklar için bir risk faktörü olduğuna dair güçlü kanıtlar
vardır… Yaygın EHS (elektromanyetik aşırı duyarlılık) semptomlarının baş
ağrılarını içerdiğini, konsantrasyon zorlukları, uyku sorunları, depresyon,
enerji eksikliği, yorgunluk ve GRİP BENZERİ SEMPTOMLAR!!!. ”




Avrupa nüfusunun giderek artan bir kısmı,
bilimsel literatürde uzun yıllardır EMF’ye maruz kalma ve kablosuz radyasyon
ile bağlantılı olan hastalık belirtilerinden etkilenmektedir.
 

EHS ve çoklu kimyasal duyarlılık üzerine
Uluslararası Bilimsel Bildirge (MCS), Brüksel 2015, “Mevcut bilimsel
bilgimiz ışığında, ulusal ve uluslararası tüm kurum ve kuruluşları, EHS ve
MCS’yi hareket eden gerçek tıbbi koşullar olarak tanımak için vurguluyoruz.
sentinel hastalıkları, elektromanyetik alan tabanlı kablosuz teknolojilerin ve
pazarlanan kimyasal maddelerin sınırsız kullanımını uygulayan tüm ülkelerde
dünya çapında gelecek yıllarda önemli bir halk sağlığı endişesi yaratabilir.




Tepki vermemek topluma ağır bir maliyettir ve
KESİNLİKLE artık bir seçenek değildir!!!
 

Biz hala faydalımı yoksa vitaminlimi diye
tartışaduralım Avrupada işi uyanan ciddi bir kesim var ve 5G direklerini sabote
etmeye başladılar bile




Önlemler: 

İhtiyati İlke (UNESCO) AB 2005 tarafından kabul
edildi: “İnsan faaliyetleri bilimsel olarak akla yatkın ancak belirsiz olan
ahlaki olarak kabul edilemez bir zarara yol açtığında, bu zararı önlemek için
önlemler alınacaktır.”




Karar 1815 (Avrupa Konseyi, 2011):
”Elektromanyetik alanlara, özellikle cep telefonlarından gelen radyo
frekanslarına ve özellikle de baş tümörlerinden en fazla risk altında olan çocuklara
ve gençlere maruz kalmayı azaltmak için tüm makul önlemleri alın. Meclis, ALARA
(makul olarak ulaşılabilir kadar düşük) prensibinin uygulanmasını ve
elektromanyetik emisyonların veya radyasyonun hem termal etkilerini hem de
atermik [termal olmayan] veya biyolojik etkilerini kapsayan ”ve“ risk
değerlendirme standartlarını ve kalitesini iyileştirmeyi ”şiddetle tavsiye
eder. ”.
 

Nürnberg kodu (1949), 5G’nin yeni, daha yüksek
RF-EMF maruziyeti ile piyasaya sürülmesi de dahil olmak üzere insanlar
üzerindeki tüm deneyler için geçerlidir. Tüm bu deneyler: ”deneyi haklı çıkaran
önceki bilgilere (örneğin, hayvan deneylerinden türetilen bir beklenti)
dayanmalıdır. Ölüm veya sakatlık yaralanmasının meydana geleceğine inanmak için
neden olan hiçbir deney yapılmamalıdır; belki de deneysel hekimlerin de denek
olarak görev yaptıkları deneylerde.” (Nürnberg kodu p.3-5). Daha önce
yayınlanan bilimsel çalışmalar, gerçek sağlık tehlikelerinde “inanmak için
öncelikli bir neden” olduğunu göstermektedir.




Avrupa Çevre Ajansı (AÇA), radyasyonun DSÖ /
ICNIRP standartlarının altında olmasına rağmen “günlük cihazlardan yayılan
radyasyon riski” konusunda uyarıyor. AÇA ayrıca şu sonuca varıyor: ”Geçmişte
ihtiyati ilkenin kullanılmamasının birçok örneği var, sağlık ve çevrelerde
ciddi ve çoğu zaman geri dönüşü olmayan bir hasara yol açmıştır. Hem uzun
vadeli maruz kalmalardan kaynaklanan ‘ikna edici’ kanıtlar ve bu zararın nasıl
oluştuğuna dair biyolojik anlama mekanizması bulunmadan önce zararlı maruziyetler
yaygınlaşabilir. ”
 

“Güvenlik Kuralları” Sağlığı korumalıdır,
endüstriyi değil.
 

Mevcut ICNIRP ”güvenlik yönergeleri”
geçersizdir. Radyasyon ICNIRP “güvenlik yönergelerinin” altında
olmasına rağmen, yukarıda belirtilen tüm zarar kanıtları ortaya çıkar. Bu
nedenle yeni güvenlik standartları gereklidir. Yanıltıcı yönergelerin nedeni,
“ICNIRP üyelerinin telekomünikasyon veya elektrik şirketleri ile ilişkileri
nedeniyle çıkar çatışması, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon için Kamu Maruz
Kalma Standartlarının düzenlenmesini yönetmesi gereken tarafsızlığı zayıflatır.
Kanser risklerini değerlendirmek için tıpta, özellikle onkolojide yetkin bilim
adamlarını bu konuya, toplumun geleceği için dahil etmek gerekir. ”




EMF ile ilgili mevcut ICNIRP / WHO yönergeleri,
”RF-EMF maruziyetinin insan sağlığı ve güvenliği ile ilgili etkisi maruz kalan
dokunun ısıtılmasıdır.” Ancak, bilim adamları, ICNIRP yönergelerinin çok
altındaki radyasyon seviyelerinde ısıtılmadan (“termal olmayan etki”) birçok
farklı hastalık ve zararın ortaya çıktığını kanıtladılar.
 

Nisan 2018’de, Çin’in Hubei eyaletinin web
sitesinde yapılan resmi bir açıklamada , yaklaşık 11 milyon nüfusa sahip Wuhan
şehrinin 5G’nin konuşlandırılması için pilot bölge olacağı açıklandı:




5G telekomünikasyon inşa etmek için bir pilot
şehir olarak Wuhan, merkezi hükümet tarafından onaylandı, 2019 yılı içinde
3.000 makro baz istasyonu ve 27.000 mikro baz istasyonu inşa edildi ve ardından
düğmeye basıldı.İtalyan kaşif Guglielmo Marconi radyonun babası olarak kabul
edilir. İngiliz bilimadamı James Maxwell 1865 yılında elektronik olarak
üretilen radyo dalgalarının yayılma teorisini kurmuş ve Alman fizikçisi
Heinrich Hertz, 1888 yılında Maxwell’İn teorisini pratik olarak
gerçekleştirerek bu konuda öncülük etmişlerdir. Marconi ile birlikte 1898
yılında ilk radyo resmen doğmuş oldu. İlk kullanımı gemiden sahile haberleşme
içindi ve 1915 ile 1923 yılları arasında yılında yüksek frekans radyo dalgaları
yoğun bir şekilde test edildi… Hemen akabinde (1918) İspanyol gribi tüm
dünyaya yayıldı, 2 yıl içinde neredeyse 50 milyon insanın ölümüne sebep oldu.
 

1967 yılında Çin halk cumhuriyeti ilk hidrojen
bombasını test etti.




1968 yılında termonükleer bomba taşıyan Abd hava
kuvvetlerine ait  Boing B-52 bombardıman
uçağı, Grönland açıklarında düştü. Uçağın düştüğü bölgede radyoaktif sızıntı
meydana geldi.
 

ABD
Donanması’na ait USS Scorpion nükleer denizaltısı bilinmeyen bir sebepten
dolayı Azor Takımadaları açıklarında battı.




2. Dünya savasından beri zaten kullanılmakta
olan radar teknolojisi ve uydu fırlatma çalışmaları son yıllardaki en yoğun
faaliyet seviyesine ulaştı ve hemen akabinde (1968) Hong Kong Gribi (H3N3 )
ortaya çıktı ve dünya çapında yaklaşık 1 milyon kişinin yaşamına mal oldu.
 

Almanya’da Aachen Üniversitesi Elektromanyetik
Çevre Uyumluluğu Araştırma Merkezi, güçlü radyo frekans alanları ile kanser
teşhisi konan fareler arasında açık bir bağlantı olduğunu gösteren bir rapor
hazırladı. Buna göre, iki sene boyunca günde 9 saat elektromanyetik alana maruz
bırakılan farelerin beyin, kalp ve sinir sistemlerinde değişimler yaşandığı ve
hücre ölümlerinin arttığı görüldü. İngiltere’de Kanser Araştırma Merkezi (CRUK)
90’lı yıllardan 2016’ya cep telefonu kullanımının %500 oranında arttığını, buna
bağlı olarak beyin tümörü vakalarının da eskiye nazaran %34 oranında artış
gösterdiğini açıkladı. Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi ise cep
telefonlarını 2011’de “kansere yol açabilecek etken” olarak tanımlamıştı.




Washington Eyalet Üniversitesi, Biyokimya ve
Temel Tıbbi Bilimler Bölümü Fahri Profesörü Dr. Martin L. Pall: “Bir tane
bile onaylanmış biyolojik güvenlik testi olmadan, milyonlarca 5G antenini
global ölçekte yerleştirmek DÜNYA TARİHİNDEKİ EN APTALCA FİKİR olacaktır.”
 

Prof. Dr.
Selim Şeker : “İnsan vücudu, 5G ile daha önce hiç tanımadığı, hiç
karşılaşmadığı türden bir radyasyona maruz kalacak. Elektromanyetik radyasyonun
canlılar üzerinde en belirgin etkilerinin 2004 yılında yayımlanan Refleks
çalışması ile ortaya çıktığını ifade eden Şeker, bu çalışmanın sonucunda
elektromanyetik radyasyonun çocuklarda ve yetişkinlerde birbirinden farklı etkilerin
görüldüğüne dikkat çekti! ”60 yaş üzerindekilerde görülen ölümlerin sebebi”
 

Elektromanyetik radyasyonun kısa dönem etkileri
uykusuzluk, halsizlik olarak görülürken uzun dönem etkilerinin insanın
biyolojik yapısını, hormonal aktivitelerini ve insan genetiğini değiştirdiğini
insanın DNA’sını etkileyerek zararlarının sonraki nesillerde dahi ortaya
çıkabileceğini ifade etti. Elektromanyetik radyasyon ve insan ruhunun birer
enerji olduğunu ifade eden Prof. Dr. Selim Şeker, insanın bir günde harcadığı
gücün 40 watt civarında olduğunu belirtti. Prof. Dr. Şeker, iki enerjinin
birbiri ile etkileşimi sonucu elektromanyetik radyasyonun beyne etki ederek
beynin savunma mekanizmasına zarar verdiğini ve beynin kısımlarını girip
beyinde Alzheimer, Parkinson gibi hastalıklara neden olduğunu, standardın bin
kat altındaki radyasyonların ise nöronların ölmesine sebep olduğunu ve bunun da
insan yaşamını tehlikeye soktuğunu söyledi. Hollanda, İrlanda, Almanya,
Belçika, İngiltere ve İtalya’da bir çok şehir komitesi 5G’ye geçişi durdurdu.
Brüksel Çevre Bakanlığı 5G’ye geçişi, mevcut altyapıdan çok daha fazla
radyasyon yayacagı nedeni ile durdurdu. İsviçre’de 5G altyapısı hazır olmasına
rağmen, milletvekilleri sağlığa zararlı olduğu gerekçesiyle bu teknolojinin
uygulanma kararını referanduma götürmeyi teklif etti.




AB’ye ısrar ediyoruz: 

1) Bağımsız bilim adamları 5G ve
RF-EMF’nin (2G, 3G, 4G ve WiFi ile birlikte 5G) neden olduğu toplam radyasyon
seviyelerinin vatandaşlar için zararlı olmayacağını garanti edene kadar 5G RF
EMF genişlemesini durdurmak için tüm makul önlemleri almak özellikle bebekler,
çocuklar ve hamile kadınlar ve çevre için.




2) Tüm AB ülkelerinin, özellikle
de radyasyon güvenliği ajanslarının, 1815 sayılı Kararı takip etmelerini ve
öğretmenler ve doktorlar da dahil olmak üzere vatandaşları RF-EMF
radyasyonundan kaynaklanan sağlık riskleri, özellikle içinde ve yakınında kablosuz
iletişimin nasıl ve neden önleneceği konusunda bilgilendirmek Örneğin, günlük
bakım merkezleri, okullar, evler, işyerleri, hastaneler ve yaşlı bakım evleri.
 

3) Sağlık risklerini yeniden
değerlendirmek üzere, çıkar çatışması olmayan1 bağımsız, gerçekten tarafsız EMF
ve sağlık bilimcilerinin AB görev gücünü derhal, endüstri etkisi olmadan atamak
ve:




a) AB içindeki tüm kablosuz
iletişim için yeni, güvenli “maksimum toplam maruz kalma standartları” hakkında
karar vermek.
 

b) AB vatandaşlarını etkileyen
toplam ve kümülatif maruziyeti incelemek.




c) AB’de vatandaşları, özellikle
bebekleri, çocukları ve hamile kadınları korumak için her türlü EMF ile ilgili
olarak yeni AB “maksimum toplam maruz kalma standartlarını” aşmanın nasıl
önleneceğine dair reçete / uygulama kurallarını oluşturmak.
 

4) Lobi kuruluşları aracılığıyla
kablosuz / telekom endüstrisinin AB yetkililerini Avrupa’daki 5G de dahil olmak
üzere RF radyasyonunun daha fazla yayılması konusunda karar vermeye ikna
etmesini önlemek.




5) Kablosuz yerine kablolu dijital
telekomünikasyonun desteklenmesi ve uygulanması.
 

AB’de yaşayanları RF-EMF’ye ve özellikle 5G
radyasyonuna karşı korumak için hangi önlemleri alacağınızla ilgili olarak ilk
bahsedilen iki imza sahibine en geç 31 Ekim 2017 tarihine kadar bir yanıt
bekliyoruz. Bu itiraz ve yanıtınız herkese açık olacak.




Saygıyla sunulur…”