Serkan Yıldız : Ortadoğu’nun Satılmış Ruhu Dahlan’ın Yeni Hedefi Türkiye mi ????

28 Aralık 2020
Bazı kanunlarla ve yönetmeliklerle “Askerlik” mükellefiyeti altına giren, yemin eden ve özel kanunlarla devletin silahlı kuvvetlerinde görev alıp, üniforma giyen şahıslara “Asker” denir. Bu sözlük anlamıdır. Ama birde “Askerin” başka anlamı vardır. “Merhamettir” Gücü elinde bulundurmasına rağmen, güçsüze vurmamak, ona yardımcı olma merhametidir. “Liderliktir.” Ülkesi parsel parsel işgal edilmiş halkların önünde durup, “Kurtuluşa uzanan yolda” bir liderlik. “Fedakârlıktır.” Sivil kayıplar olmasın diye el bombasının üzerine gövdesini siper eden fedakârlık. “Cefakârlıktır” Aç – Susuz – Islak – Çamur- Kar – Kış – Ova – dere – derenin içi – derenin üstü demeden askerlik görevini yerine getirecek cefakârlık. “Çalışkanlıktır” Depremde, selde her türlü doğal afette yorulmak, acıkmak, susamak ve dinlenmek bilmeden halkı için tüm tehlikelere rest çeken çalışkanlık. “Onurdur” -Aman- diyen, dileyen düşmanına şiddet uygulamayıp hatta ona bir zarar gelmesin diye tüm imkânları kullanıp, adli makamlara teslim edecek bir onur. “Namustur” Görevini, vatanını, milletini, halkını, toprağını, bayrağını ve astlarına hürmeti – üstlerine saygıyı bilen, bildiren bir namustan bahsediyorum burada. “Dürüstlüktür” çalmayan – çırpmayan – kayırmayan – liyakat sahibi – adil ve eşitlikçi bir yönetim vasfına sahip bir dürüstlük.
Elbette ki bunlar her insanda olmalı diyeceğiniz özellikler ama bu yazdıklarım kanunlarla belirlenip, üniforma giyen şahıslar tarafından “kural” olarak belirleniyorsa durum değişir. İşte “Asker” budur, “Askerlik” mesleği de böyle bir şeydir.
Birde “Paralı Askerler” vardır. Muhakkak ki içlerinde yukarıda tüm saydığım erdemleri barındıran askerler / Paramiliter silahlı gerillalarda vardır ama hepsinin üstünde bir tek kural vardır; “Parayı veren düdüğü çalar.” Yeterli ödemeyi yaparsanız sizin için çatılardan çocuklara da ateş edebilirler, eğer parayı verirseniz size en güzel köle kadınları toplayabilirler ve yine hesabı karşılarsanız sizin için şarkı söyleyip, dans bile edebilirler. Çünkü kural basittir. “Ödemeyi kim yaptı? O zaman kurallar onun kuralları”
Bu konuda paralı askerler içinde de ciddi bir ayrım vardır. Namusuyla çalışıp, gelenek ve göreneklerinden vazgeçememek içim mücadele eden (ki çoğu başarısız olur çünkü sermaye sahiplerinin etik kuralları, gelenek ve görenekleri olmaz. Kazanç ya da Kayıp olarak bakarlar her olaya) bir şekilde askerlik mesleği ile ilişiği kesilmiş ancak başka da bir sanatı olmadığı için o yolu seçenler. Kesinlikle masum değillerdir ancak seçenekleri yoktur. Birde yukarıda yazdığım gibi parayı verenin kuralları koyacağı ve o kurallara uymanın da bir abesle iştigal teşkil etmediğini düşünen askerler vardır.
Muhammed Dahlan ve onun paralı askerlerinden bahsedeceğim şimdi. Muhammed Dahlan kimdir sorusunun cevabını hepimiz kolaylıkla bulabiliriz. Konumuz bu değil ki kısaca anlatmam gerekirse Filistin, El Fetih hareketinin lideri. MOSSAD ve ABD ajanı olduğu düşünülen bir işbirlikçi. Sermaye müptezeli. Şimdilerde serveti yarım milyara dolara yaklaşmış, BAE Velihat Prens Muhammed Bin Zayid’in güvenlik uzmanı, danışmanı.
Muhammed Dahlan’ı konumuzla ilgili yapan özellik ise; Kurduğu Paralı Askerlik sistemi ve onun Paramiliter güçleri. Bu fikir aklına ilk kez sanırım Hamas tarafından, Gazze’den kovulduktan sonra geldi. İsrail ve MOSSAD’la Karadağ’da toplantılar yaptı. Günlerce orada Budva’da turistik bir belde de çalıştılar. ABD CİA’de geldi. Ve o hafta Karadağ vatandaşlığını aldı Dahlan ilginç bir şekilde. Ardından “Spear Operation Group” isimli emekli veya tard edilmiş ABD Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı Veteran askerlerle bir şirket kurulması için çalışmalara başladı. Kurduğu şirket elbette ki gidip Kamboçya’da kara mayınları arama ihalesine girmeyecekti. Arap coğrafyasında çalışacaktı. Ve askerlerin hepsinin Arap olması gerekiyordu en azından en alt sınıfın. Çalışmalar hemen başladı. Yemen ve Sudan’da bildiğiniz gazete ilanlarıyla “Güvenlik Şirketinde çalıştırılmak üzere genç arkadaşlar arıyoruz” ilanları verildi. Binlerce başvuru oldu. İlk gün 13.000, ikinci gün 19.000 üçüncü gün ise bu sayı daha da arttı. Neden Yemen ve Sudan? Basit, kaybedecek bir şeyi olmayan ve pekte peşine düşülmeyecek askerlere ihtiyacı vardı Dahlan’ın. İlk etapta 30.000 kişilik bir ordu kurdu. Ve eğitimler MOSSAD, Veteran ABD’li Öz. Kuv. Personeli tarafından verilmeye başlandı. Silah, mühimmat ve diğer ikmal yardımları ABD’den anında yapıldı. Pırıl pırıl 30.000 kişilik bir para asker ordunuz oldu.
Dahlan’ın ilk hedefi, Filistin ve Hamas liderleri oldu. Birçok suikast – kundaklama – obserbiyonaj eylemleri düzenledi askerleri. (Bunları da kolaylıkla bulabileceğinizi düşündüğümden tek tek yazmıyorum) Yemen’de, Lübnan’da, Suriye’de birçok kanlı operasyona katıldılar. Askerlik terbiyesi ve geleneği ile alakası olmayan, yakınından bile geçmeyen onursuz eylemler.
Dahlan Ordusu, en son Libya’da Hafter destekçileri arasında görüldü. Libya’da Türk askeri ile birkaç girdikleri sıcak çatışmada çok ciddi kayıplar verdiler. Dahlan komutanlarının kellerini istedi bir Tiran gibi. Olmadı, komutanlar değişti. Suriye’de sıcak bölgede yine Türk Askeri ile karşı karşıya gelmiş, ABD Veteran Öz. Kuv. K. personelinden birçok Yüzbaşı ve Binbaşı getirildi bölgeye. Sonuç yine aynı oldu. Ki bu sefer kayıp sayısı artmış ve bulundukları bölgeden de geri çekilmek zorunda kaldılar. MOSSAD yetişti imdadına. Anında Libya’ya sevk edildiler. 30 yakın MOSSAD subayı hemen Dahlan ordusunda yönetimi ele aldı. Destek kuvvet geldi Yemen’den ve Sırbistan’da. Sırbistan’da eğitimde olan Yemenli ve Sudanlı yeni mezun paralı askerler MOSSAD subaylarını tatmin etmiş olmamalı ki, kendi aile içine dönüp, her 9 Dahlan askerinin içine bir tane ABD’li Öz. Kuv. Veteran askerlerinden yerleştirilerek kadrolaşma tekrar yapıldı. En son girilen sıcak çatışmada durum değişmedi. Dahlan dağılıyordu. Ki nitekim dağıldı da. Hemen ailesini Sırbistan / Belgrad’a gönderdi ve onlara Sırp vatandaşlığı ayarlandı. Oradan Moskova geçtiler. BAE’ndeki nüfusunu kullanarak yakın korumaları ile önce Kıbrıs’a (orada yaklaşık 3 ay kadar ikamet ettikten sonra) Atina – Atina’dan Bükreş ve Moskova hattıyla ailesinin yanına geçti. Dahlan’ın toparlanmaya ihtiyacı vardı. Ve istediği destek Moskova’dan gelmedi. Hatta evi birkaç kez Wagner unsurları tarafından ziyaret edildi. Ortada bir pasta vardı ve kimse bölüşmek istemiyordu. Haksız sayılmazdı. Moskova rahatsızdı. Pastayı bölüşmek istemiyordu. Dahlan’dan kibarca (!!!) Moskova’yı terk etmesi rica edildi. Dahlan bir kez daha yalnız kalmıştı.
İşin başka bir ilginç yanı ise; Aynı Dahlan için geçen yıl bu zamanlarda Türk Hükümeti için başına 700.000 ABD doları ödül koyuldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında “Kırmızı Bülten” çıkartıldı. Ancak o Dahlan, Moskova – Atina hattını tamamlamak için Türkiye üzerinden ayrıldı Moskova’dan Atina’ya doğru. FETO operasyonu için, S.Ş ve Y.H isimli şahısları Türkiye’de görevlendirip, Filistinli kanaat önderleri ve Mısırlı zengin iş adamları hakkında bilgi toplama suçu işlemiş ve sanıkları yakalanmıştı. Suçlu Dahlan mıydı bilinmez ama parayı kim verdiyse Dahlan onun düğünü üflemeye başlamış. Siz verin, sizin içinde yapar aynısını sorun değil yani isminin ne olduğu.
Şimdilerde ABD / Teksas’da olduğu tahmin ediliyor ama bence yanılıyorlar. Dahlan çok daha yakınımızda. Uzaklarda değil. Suriye’ye bakmakta fayda var. Esad güçleri ile birlikte. Yeniden Paralı Ordu topluyor. Nereden mi biliyorum? İster tecrübe deyin, ister hisler, isterse uyduruyor. Ama her şekilde de haklı da haksız da çıksam bir gerçek var; O da “Askerlik Mesleği” ile yakından uzaktan alakası olmayan, şeref – onur – haysiyet ve namus duygularından mahrum sadece parayı kıble edinmiş, eli silah tutan insanların oluşturduğu tehlike. Ve bu tehlikenin sonuçları. Benim bilip bilmemem önemli değil, bizler ne kadar hazırız buna? Orası önemli. Çünkü Dahlan’ın bir sonraki eylem planının Türkiye’de olacağını tahmin ediyorum.