Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Kazadan 6 yıl sonra Fukuşima’da durum
ve alınacak dersler

Deprem ve Tsunami sonucu toplam 1 milyon kadar ev oturulamaz
duruma geldi, 16.000 kişi yaşamını yitirdi, 3200 kişi de kayıp. Evlerinden
uzaklaştırılan insanların bir bölümü travma ve depresyon geçirdi, bazıları
öldüğü, intiharları oldu.

11 Mart 2011 günü Japonya’daki 9 büyüklüğündeki büyük
depremle oluşan Tsunami’nin dev dalgalarıyla, elektrik direklerinin yıkılması,
hatların kopması sonucu Fukuşima nükleer santralına dışarıdan gelen elektriğin
kesildiğini, zemin altındaki ivedi elektrik üreteçlerinin de sular altında
kalarak santralın elektriksiz kaldığını biliyoruz. Reakörler, deprem sinyalini
alır almaz planlandığı gibi otomatik olarak durdurulmuş, büyük deprem sonucu
binalarda herhangi önemli bir hasar olmamıştır. Durdurulan reaktörlerdeki
nükleer yakıtın içindeki çok çeşitli radyoaktif maddelerin yayınladığı ve
yıllarca yayınlayacağı radyasyonun oluşturduğu aşırı ısı enerjisi, elektriksiz
kalan pompaların çalıştırılamaması nedeniyle soğutma suyuna aktarılamamış ve
yakıt elemanlarında ergime oluşarak büyük kaza ortaya çıkmıştır.

Ayrıca koruyucu reaktör kabında (containment) hidrojen
gazı patlamaları da ortaya çıkmış ve tüm bunlar sonucu oluşan yüksek basınçla
duvarlarda oluşan çatlaklardan radyoaktif maddeler havaya ve çevreye
ulaşmıştır. Radyoaktif maddeler, hava akımlarıyla çok uzaklara taşınmış,
yağışlar ve kuru serpintilerle özellikle yakınlardaki 10-20 km’lik bölgeyi
radyoaktif bulaşmayla etkilemiş, yerleşim yerleri boşaltılmış, insanlar
yıllarca yerlerinden yurtlarından uzaklarda yaşamak zorunda kalmışlardır.

Fukuşima nükleer santral kazasıyla ilgili ayrıntılar
gerek bir çok bilimsel yayında gerekse daha önceki yayınlarımızda bulunuyor
/bkz.: 1, 2,3 ve 4/. Kaza sonucu 380.000 kişi evlerinden uzaklaştırılmış,
bunlardan 130.000’inin, kazadan önce, nükleer santralın 20 km çevresinde
oturduğu yetkililerce açıklanmıştır.

Deprem ve
Tsunami sonucu
 toplam 1 milyon kadar ev oturulamaz duruma
gelmiş, 16.000 kişi yaşamını yitirmiştir, 3200 kişi de kayıp. Radyasyonun
doğrudan etkisiyle ise kimsenin yaşamını yitirmemiş olmasına karşın, evlerinden
uzaklaştırılan insanların bir bölümünün travma ve depresyon geçirdiklerini,
bazılarının öldüğünü, intiharların olduğunu medyadan öğeniyoruz. Aşağıdaki
resim, 14 Mart 2011 günü Fukuşima’daki 3 nolu reaktör kabındaki (containment)
yüksek basınç ve hidrojen gazı patlamalarıyla oluşan çatlaklardan yükselen
radyoaktif maddeli havayı ve yan resim Tsunami’nin etkisini gösteriyor.

 

http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f1-300x170.png    http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f2-300x169.png

Santralların geçmişine bakış

General Electric Fukuşima nükleer santralları zaten
başlangıçtan beri sorunluydu! Reaktörleri TEPCO şirketi işletiyordu.
Reaktörlerin tümü kaynamalı sulu cinsten reaktörlerdi. ilk 4’ü 760 MWe
(elektriksel) güçteydi. Son 2 reaktör 1067 ve 1325 MWe gücündeydiler.

Fukuşima’da 6 reaktörün her birinde, reaktörü
çevreleyen çelik ‘Koruyucu kabın’ (Containment), büyük bir reaktör kazasında
ortaya çıkacak yüksek basınca dayanamayacağını daha santral kurulurken 1970’de
ABD Atom Enerjisi Kurumu uzmanları bir teknik raporla açıklamıştı. Bu rapora
rağmen, basınç düşürme sistemi yapılmadan reaktörler işletmeye açıldı. Zemin
altındaki ivedi elektrik üreteçlerinin de sular altında kalabileceği,
uzmanlarca bir çok kez açıklanmiş olmasına rağmen, bunlar, üst katlara, yer
sorunu ve ek gider oluşturacağı gerekçeleriyle, taşınmadı. Taşınmış olsalardı,
bunlardan sağlanacak elektikle pompalar çalışacak reaktörler susuz kalmayacak
ve kaza da olmayacaktı.

Öte yandan, 2002 yılında TEPCO elemanlarının, 16 yıl
boyunca teknik raporları değiştirerek sistemlerdeki arıza ve kazaları
gizledikleri, düzmece raporlar hazırladıkları ortaya çıkınca santrallar
durdurulmuş, ancak 2003 yılında bazı düzeltmelerden sonra tekrar işletilmişti.
Kazadan 10 gün önce ise çeşitli aletlerin, pompaların ve dizelli elektrik
üreteçlerinin 11 yıldır bakımlarının tam yapılmadığı açıklanmıştı ama dikkate
alan olmamıştı.

Kısacası: Kaza geliyorum diyordu.

 

Aradan geçen 6 yıl sonra bugün Fukuşima’da durum nedir?

 

Reaktörlerdeki nükleer yakıtın çıkarılması işi 2018
yılına ertelendi. Nükleer yakıtın sızdığı yeni kaçak yerleri ortaya çıkarıldı.
Temizleme giderleri gitgide artarak yılda 5-10 milyar dolara yükseldi.
Temizlendikten sonra radyoaktivitesi azaltılan 300 ton atık suyun her gün
Pasifik Okyanusuna verilmesine devam ediliyor. Reaktör binalarına, aşırı yüksek
radyasyon nedeniyle girilemediğinden, temizleme ve çeşitli parçaları,
malzemeleri çıkarma çalışmaları ancak dışardan komutla çalıştırılan robotlarla
yapılabiliyor.

2012’de reaktör binasında ölçülen saatte 73 Sievert (Sv)’lik
radyasyon dozuna karşın 2016 sonunda saatte 630 Sv’lik çok yüksek dozun, reaktöre
çok yakın bir noktada (hot spot) ölçülmüş olduğu, ancak reaktör binasının diğer
yerlerinde dozun bu kadar yüksek olmadığı açıklanmıştır. 1000 Sv’lik doza
dayanabilecek şekilde yapılmış olmalarına rağmen robotlar, saatte 650 Sv
(650.000 miliSievert)/3/ kadar aşırı yüksek doza dayanamayıp bozuluyorlar. Bir
robot kamerası, yüksek radyasyona 2 saat bile dayanamıyor. Robotların kablo ve
bazı elektronik malzemeleri, sanki mikro dalga fırındaki gibi yumuşayıp,
eriyor. Karşılaştırmak için: NASA astronotları için yaşam boyu radyasyon doz
limiti 1 Sv= 1000 mSv olup, kısa sürede alınan 4-5 Sv’lik radyasyon dozundan
ölüm olasılığı %50’dir. Daha yüksek dozlar, çok daha çabuk ölümle sonuçlanıyor.
Örneğin, Los Alamos’daki bir plütonyum arıtma tesisinde çalışırken oluşan bir
kazada 36 Sievert doz alan Cecil Kelley 1958 yılında 35 saat içinde ölmüştü.

 

Radyoaktif maddelerden temizleme, yıkama binaları
kapsülleme ve reaktörleri soğutma gibi çalışmalar sürüyor. Sıvı ve katı atık
depo/tanklarıyla santral alanı (şekildeki gibi) dolmuş durumda. Reaktörlerin
çevresindeki alan ancak 30-40 yılda temizlenebileceği ve bununla ilgili işlerin
100 milyar doları geçeceği belirtiliyor. Tepco şirketi santral alanının 2030
yılına kadar temizlenebileceğini planlıyor. Ancak bu arada olabilecek yeni bir
deprem ve Tsunami tüm hesapları altüst edebilir uyarıları da yapılıyor.

http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f3-300x168.png

Resimde görüldüğü gibi santral alanı radyoaktif atık
torbalarıyla dolup taşıyor.

Santralın 10-20 km çevresi kazadan hemen sonra
boşaltıldığından, Çernobil’deki durumun aksine insanlar gereksiz yere radyasyon
dozu almadılar. Çernobil’de ise, kaza gizlendiğinden, ilk 3 günde yüksek iyot
131 dozu nedeniyle, daha sonraki yıllarda, çocuklarda tiroit kanseri ortaya
çıktı.

Fukuşima kazasından hemen sonra bölgenin boşaltılması
sonucu fazla radyasyon dozu alan  ve radyasyondan ölen olmadı. Ancak
evlerinden uzaklaşmak zorunda kalan bazı kişilerde depresyon ve travma
nedeniyle ölenlerin 1000’i aştığı, bunların radyasyon travmasıyla öldüğü
kanıtlanamasa da, medyada yer alıyor. Yerlerinden yurtlarından uzaklaştırılan
halk, radyoaktif bulaşmayı, ‘kendilerini evlerine sokmayan bir düşman’ olarak
görüyor diyor bir yazar.

Bu arada bazı yörelerde insanların tekrar evlerine
dönmelerine izin veriliyor. Balıkçıların da ilk kez 25 Şubat 2017’de santraldan
7 km uzaklıktaki Ukeda Balıkçı limanındaki eski yerlerinde tekrar balıkçılığa
başladığı medyada yer alıyor.

Öte yandan, bazı okulların çatılarındaki malzemede
15.000 Bq/kg düzeyinde fazla miktarda sezyum 137 (Cs 137) radyoaktivitesi
ölçüldüğü açıklanıyor. Ülkedeki radyoaktif maddelerden temizleme ölçütü olan
radyasyon doz hızı üst sınırı, 1 m yüksekteki ölçümler için, 23 mikroSv/saat
olup çocuklarla ilgili yerlerde (okullarda, yuvalarda, oyun yerlerinde) bu üst
sınır 50 cm yükseklikteki ölçümler için geçerlidir. Bazı kentlerde çocuklar
için koruyucu bir önlem olarak, ölçüm yüksekliği hatta sadece 5 cm olup, 80
mikroSv/saat dolayına ulaşıldığında buraların temizlenmesi ya da malzemenin
sıyrılıp alınıp götürülmesi gerekiyor.

Fukuşima’nın 200 km yarıçaplı çevresindeki bilimsel çalışmalarda,
araştırmacılar toprak örneklerinin analizlerini yaptıklarında, radyoaktiviteli
sezyum taneciklerinin ergimiş Silisyum dioksit (SiO2) maddesiyle, bir
cins kuarz camıyla kaplandığını gördüler. Aynı sonuç Tokyo’daki havalandırma
filtrelerinden kazadan hemen sonraki günlerde alınan örneklerde de ortaya
çıktı.

Japonya resmi kurumu, aylık raporlarla Uluslararası
Atom Enerjisi Kurumu’nu (IAEA) bilgilendiriyor. Bu raporlarda, yeraltına
sızıntılar, yeraltı suyundaki ve Pasifik Okyanusuna verilen sulardaki
radyoaktivite ölçüm değerleri yer alıyor. Bu değerlerin izin verilen sınır
değerleri aşmadığı açıklanıyor.

Bugüne kadar elde edilen bulgular ve özetle durum:

 

1.    
Fukuşima bölgesinde
Cs 134 ve Cs 137 en yoğun radyoizotoplar olmuştur.

2.    
Radyasyon dozunun
oluşmasına en büyük katkı vücudun dıştan ışınlanmasından gelmiştir (20 mSv’den
az).

3.    
Vücudun içten
ışınlanması, sıkı besin kontrolları nedeniyle önemsiz kaldı (besinlerde
yapılmakta olan radyoaktivite ölçümleri ve kontrollar uzun süre devam edecek).

4.    
Japonya’nın her
yerinde Fukuşima kaynaklı radyoizotoplar ölçülmüş ise de Fukuşima bölgesi en
çok etkilenen bölge oldu.

5.    
Uluslararası
araştırmalar (WHO, UNSCEAR) ve santral alanının temizlenmesi, reaktörlerin
soğutulması, reaktörlerin çevresine set çekilmesi, havalandırma, filtreleme ve
yakın çevrede koruyucu önlemler alınması gibi daha bir dizi önlem, onarım,
bakım ve arındırma çalışmaları 30-40 yıl sürecektir. Santralların 6’sı da
ileride de çalıştırılmayacaktır.

Alınan derslerin ışığında, yüksek güvenlikli yeni bir nükleer
santral nasıl olmalı?

Fukuşima kazasından
alınan derslerin ışığında yüksek güvenlikli bir nükleer santralın teknik
özellikleri şunlar olabilir:

1.    
Santral depreme daha
dayanıklı olarak projelendirilip kurulmalı (örneğin bugüne kadar ölçülen en
büyük deprem 7 büyüklüğündeyse, santral 8 büyüklüğüne göre projelendirilmeli).

2.    
Santrala verilen
elektriğin kesilmesi durumunda, ivedi (acil) dizelli elektrik üreteçleri
sorunsuz çalışacak şekilde projelendirilmeli ve en uygun yerlerde
konuşlandırılmalı, ( zemin altına konulmamalı).

3.    
Hidrojen gazı
patlamalarının oluşmasını önleyecek sistem çalıştırılarak patlamalar ortaya
çıkmamalı.

4.    
Nükleer yakıt
maddesinin ergimesi durumunda reaktör kazanı (kabı) dıştan soğutularak çeliğin
yapısı (sertliği) bozulmamalı ve böylelikle ergiyen yakıt kazan içinde kalmalı.

5.    
Çok yüksek
sıcaklıkta reaktör kazanının delinmesi durumunda, kazanın altında yakıt tutma
çanağı bulunmalı.

6.    
Santralda ivedi
komuta merkezi ve simülatör bulunmalı personel önceden büyük bir kaza için
eğitilmeli, ilgili tüm hazırlıklar ve kaza alıştırmaları yılda en az 2 kez
yapılmalı.

 

Japonya’da elektrik üretiminde nükleer enerjinin payı

 

Japon hükümeti, ülkedeki toplam 54 nükleer reaktörden,
o gün çalışan, 43 reaktörü 11 Mart 2011 kazasından sonra durdurdu. Bugün
Japonya’da sadece 3 reaktör çalışıyor. Japon hükümeti, tekrar işletmeye açılan
bu reakörlere ‘dünyanın en sıkı güvenlik önlemlerinin uygulandığını açıkladı.
22 reaktörün işletilmesi için yetkili kurumlara başvurulmuş olup bunlar için
ilgili denetim ve yargı yolları aşılmaya çalışılıyor. Nükleer santralların
durdurulmasıyla ortaya çıkan elektrik açığı ise, doğal enerji kaynakları
olmayan Japonya’da, petrol ve doğal gazın dışardan satın alınmasıyla ‘termik
elektrik santralları’ yoluyla karşılanıyor. Fukuşima kazasından önce,
Japonya’nın elektrik üretiminin %30’unu karşılayan nükleer enerjinin 2030
yılında %20’ye indirilmesini Japon hükümeti amaçlıyor.

http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/f4-300x159.png

2016 başında, protestolara rağmen, tekrar işletmeye açılan Kansai
Electric Power Şirketinin Japonya Oi’bölgesindeki nükleer santralı (Kepco/Archivi)

Nükleer santralların tekrar işletmeye açılmaması için
Japonya’dakä nükleer karşıtlar halktan destek buluyorlar. Japonya’da bugün yeni
bir nükleer santralın yapımı ise sürüyor. Ancak artırılmış güvenlik
önlemlerinin yerine getirilebilmesi için yapımı gecikiyor.

Sonuç

Büyük deprem ve Tsunami sonucu oluşan Fukuşima nükleer
santral kazasında, reaktör ve yardımcı binalar hasar görmemiş, reaktörler
deprem sinyalini alır almaz otomatik olarak durdurulmuş ancak santralda
elektrik olmadığından reaktörler su basılarak soğutulamadığından büyük kaza
ortaya çıkmıştır.

Doğrudan radyasyon ışınlamasıyla kimse ölmemiş
olmasına rağmen, bu kaza iki büyük karayıkımla (felaketle) sonuçlanmıştır:

1.    
Fukuşima nükleer
santrallarının bulunduğu alandaki binaların ve bunların içindeki reaktörlerle,
yakıt elemanlarıyla, pompalarıyla, su tanklarıyla, boru hatlarıyla ve her türlü
yardımcı sistemleriyle birlikte temizlenmesi, büyük iş gücü ve 100 milyar
usd’yi geçebilecek parayla ancak 30-40 yılda yapılabilecektir.

2.    
Santral bölgesinden
20-30 km uzaklıktaki bölge içinde bir çok yerleşim yeri, toprak ve binalar
özellikle Cs137 radyoaktif maddesiyle bulaşmış, buralarda yaşayan halkın büyük
bir bölümü yerlerinden, yurtlarından uzaklaştırılarak travmaya girmiş,
hastalanmalar, ölümler, hatta intiharlar olmuştur. İnsanların tekrar evlerine
dönmeleri, ancak oturdukları yerlerin radyoaktif maddelerden temizlenmesi ve
kontrolların yapıldıktan sonra sağlanabildiğinden, eve dönüşler çok yavaş
ilerlemektedir.

 

Kaza her ne kadar deprem ve Tsunami sonucu ortaya
çıkmış ise de, eğer santral 1970’de yapılırken ABD Atom Enerjisi uzmanlarının
(– General Electric şirketinin yaptığı bu cins bir reaktör koruyucu kabı
‘containment’ büyük bir kazada ortaya çıkacak basınca dayanamaz ve çevreye radyoaktif
maddeler yayılır şeklinde özetlenecek) olumsuz raporları ve yukarıda
belirttiğimiz önerilen güvenlik önlemleri kazadan çok önce göz önüne alınsaydı
(örneğin ivedi elektrik üreteçleri zemin altından, üst katlara çıkarılsaydı)
Tsunami’ye rağmen bu kaza olmayacaktı. Bu nedenle kaza doğadan ve reaktör
tekniğinin bozukluğundan değil, insan hatasından ya da gereken güvenlik
önlemlerinin dikkate alınmamasından kaynaklanmıştır. Sonuç olarak bu kaza, tüm
nükleer santrallar için ders alınacak bir örnek olmuştur. Yeni nükleer
santrallar bu kazadan alınan derslere göre planlanmaktadır. Örneğin,
Japonya’daki tüm nükleer santrallarda ivedi elektrik üreteçleri 2011’den sonra
üst katlara çıkarılmıştır.

Yüksel Atakan, Dr., Radyasyon Fizikçisi, Almanya, 

ybatakan@gmail.com

 

Birimler: 

Becquerel: Radyoaktivite birimi: 1 Bq: Saniyede 1 atom çekirdeği
bozunumu olup çok küçüktür.

Sievert(Sv): Radyasyon
doz birimi olup 1 Sv= 1Joule/kg (Gama ve Beta ışınları için Gray birimiyle
aynıdır).

Aslında 1 Sievert’lik doz, günlük yaşamda çok küçük bir doz olmakla birlikte,
hücrelere enerji aktarımında ise çok büyük etkisi olduğundan bunun binde
biri olan miliSv (mSv) kullanılıyor. Örneğin 1 yılda vücudumuzun aldığı doğal
radyasyon dozu ortalama olarak kişi başına 2,4 mSv’dir.

 

Kaynaklar:

 

1.    
Ülkemizde kurulacak nükleer santrallarla ilgili radyasyon
güvenliği (FMO Teknik Raporu, Y.Atakan, 50 sayfa, www.fmo.org.tr)

2.    
Fukuşima kazasının 4.yılında durum (Bilim ve Gelecek dergisi Nisan
2015)

3.    
Radyasyon ve Sağlığımız kitabı: https://www.nobelkitap.com/kitap_113005_radyasyon-vesagligimiz.html (Nobel
yayınları 2014, Y.Atakan)










































































































































4.    
http://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/surdurulebilirlik/fukusima-kazasindan-5-yil-sonra-bugun-neler-biliyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış