NÜKLEER SİLAH & NÜKLEER ENERJİ & NÜKLEER KRİZ


AKKUYU’DA ÇALIŞAN MÜHENDİSLERDEN UYARI : APARTMAN İNŞAATI BİLE
DAHA CİDDİ YÜRÜTÜLÜR


21 Temmuz 2019


Akkuyu’da çalışan
mühendisler ve çalışanlar anlatıyor: Zemindeki çatlakların nedeni mevcut
zeminin kendi kendini taşıyamaması. Temel deniz suyu dolu. Kullanılan dolgu
malzemesinin niteliği belli değil Proje mevcut müteahhitlerin geçmişteki
‘tecrübeleri’ üzerinden yürüyor ‘yapalım bir şey olmaz’ mantığı ile hareket
ediliyor. Nükleer santral değil de bir apartman yapılıyor gibi hareket ediliyor


Çernobil
faciasına yol açan nükleer santralı da yapan Rusya merkezli Rosatom şirketi
tarafından Mersin Akkuyu’da inşa edilmekte olan Nükleer Güç Santralı’nda
çalışan üst düzey yetkililer ve çalışanlar santral inşaatındaki ihmaller
zincirini anlattı. Nükleer karşıtlarının yaşam savunucularının uzmanlar ve
meslek örgütlerinin tüm itirazlarına karşın temeli atılan ve 2023’te açılması
planlanan santralin her bir aşamasının problemli olduğuna dikkat çekildi.


Japon şirket
Sinop’taki nükleer santral projesini askıya aldı


Mayıs ayında
nükleer reaktörünün oturacağı temelin bazı bölümlerinde çeşitli aralıklarla iki
kez çatlak oluştuğu bu çatlakların Türkiye Atom Enerji Kurumu’nun (TAEK)
müdahalesiyle giderildiği ortaya çıkmıştı. Buna göre çatlak olan bölümler
tümüyle kırıldı ve yenilendi ancak tekrar çatlak oluştu. Beton kırıldı ve
sorunlu bölümlerde temel yeniden atıldı.


Çatlaklar
giderilse de benzer tehlike devam ediyor. Santraldaki fiziksel ilerlemenin
yüzde iki civarında olduğunu belirten çalışanlar “Böyle bir projenin çok ciddi
mühendislik ekibiyle yürütülmesi gerekiyor yatırımcı bile olsanız projeyi her
aşamada yetkin mühendis ekipleriyle kontrol etmeniz lazım. Ancak Akkuyu
bünyesinde yeterli sayıda mühendis bulunmuyor var olan mühendisler de konuya
hâkim değil” uyarısında bulundu.


OPTİMİZE EDİLMEDİ


Birgün’den Anıl
Ataş’ın haberine göre; daha proje aşamasında bile sıkıntılar olduğunu söyleyen
çalışanlar “Santralın her bir projesinin Rosatom tarafından Rusya’da
projelendirildi. Teknik olarak baktığımızda bu proje Türkiye’nin coğrafik ve
yerel gerçekliğiyle örtüşmüyor tamamen kopyalanarak alınmış durumda. Yapılmak
istenen santral Rusya’nın o çok soğuk hava koşullarından etkilenmemesi için
dizayn edilmiş ama burada Mersin gibi sıcak bir memlekete yapılmak isteniyor.
Sadece buradan bile şunu çıkarabiliyoruz: Proje hiçbir şekilde buraya optimize
edilmemiş. Bu çalışmaların tümü saha gerçeklerine göre revize edilmeli. Bu da
maliyet ve zaman demek. O yüzden bunların hiçbiri yapılmıyor. Örneğin
dağlardaki şev çalışmasının normalde daha yatay yapılması gerekirken maliyeti
kısmak adına olması gerekenden dik yapılmış ve bu sebeple sürekli kocaman
kayalar yuvarlanarak aşağı iniyor” dedi.


MEVCUT ZEMİNE
UYGUN DEĞİL


Santral
projesinin mevcut zemin koşullarına uygun olmadığını ve bu meselenin projedeki
en önemli ihmal olduğunu belirten adını saklı tuttuğumuz bir jeoloji mühendisi
zemin içerisinde boşlukların olduğunu ve zeminin santrali taşıyamayacağını
söyleyerek şunları söyledi: “Santralın yapılmak istendiği zemine bu proje
hiçbir şekilde uygun değil. Zeminden alınan örneklerde zemin yapısının gevşek
olduğu görülüyor. Kırıklı kayaçlar ve boşluklar nedeniyle kontrolsüz oturmalar
yaşanması kaçınılmaz ayrıca sıvılaşma riski de çok yüksek. Ve siz böyle bir
zemine birinci dereceden nükleer yapı kurmaya çalışıyorsunuz. İşin üzücü yanı
bu konuda alınmış herhangi bir önlem yok. Bu durumu anlamak için inşaat
sahasına girmenize bile gerek yok. Bölge zemin yapısını yol kenarındaki
şevlerden görebiliyorsunuz. Santral inşaatındaki zemin yapısı da yol kenarındaki
şevlerde gözlemlediğiniz kırıklardan farklı değil. Bu alanda yapılabilecek
birçok düzenleme var doğru temel çalışmasıyla santrali kurabilirsiniz evet. Her
türlü zemine yapı inşa edilebilir teknik olarak. Ancak yapılmak istenen yapının
kopyala/yapıştır değil o zemine göre revize edilmesi gerekiyor. Bunların
hiçbiri yapılmıyor çünkü projeyi revize etmeye yetkin değiller. ”


TEMEL DENİZ SUYU
İLE DOLU


Daha öncesinde
temellerde meydana gelen çatlaklar üzerinden örnek veren yetkili mühendis “Bu
çatlakların nedeni de mevcut zeminin kendi kendini taşıyamamasından
kaynaklıdır. Zemin üstüne binen ağırlıktan dolayı hareket ediyor bahsettiğim
kontrolsüz oturmalar yaşanıyor. Dolayısıyla temelde zamanla çatlaklar oluşuyor.
Daha temeli taşıyamayan zemin reaktörü nasıl taşıyacak meçhul. Bunun yanı sıra
yapılan temellerden deniz suyu geliyor yeni temeller komple deniz suyu ile
dolu. Bu çok trajikomik bir durum açıkçası. Her şeye rağmen zemine uygun
olmayan planı yine uygulamayı deneyecekler ve kaçınılmaz olarak yine aynı sonuçlarla
karşılaşacaklar” açıklamalarında bulundu.


Normalde
hazırlanan projelerin sürekli güncellenmesi gerektiğinden bahseden mühendis “En
basit apartmanda bile proje üç dört kere revize edilir ama böyle bir çalışma bu
inşaatta hiçbir şekilde yapılmıyor. Dokümanları inceleyecek işleyecek
yetkinlikte hiçbir personel yok. Zemindeki oturmadan dolayı temel kırılıyor
kimse neden olduğuna dair yorum yapamıyor. Ve bu şekilde 2023’te birinci
reaktörü çalıştırmayı planlıyorlar. Tek dertleri şu an için bu gibi görünüyor”
dedi.


DOLGU PROJEYE
TABİ DEĞİL


Temel atma öncesi
yapılan dolgu çalışmasının projeye tabi olmadığını söyleyen bir başka yetkili
yapılan dolgularla ilgili hesaplamaların veya bilimsel verilerin bulunmadığını
belirtti: “Dolgu yapılmadan önce kullanılacak malzemenin uygun olup olmadığı
laboratuvar koşullarında incelenmelidir tabii ki böyle bir şey söz konusu
değil. Kullanılan dolgu malzemesinin niteliği belli değil. Konuyla ilgili
bilimselliğe dayanan hiçbir cevap alınamıyor. Saha içerisindeki hiçbir dolgu
çalışmasında mühendislik nosyonu gözetilmemiş ‘yapalım bir şey olmaz’
mantığıyla hareket edilmiş durumda. Projede bilimsel hesaplara göre hareket
eden hiç kimse yok. ”


Yatırımcı
firmanın projesini denetleyemediğinden bahseden bir başka personel ise “Proje
tamamıyla mevcut müteahhitlerin geçmişteki ‘tecrübeleri’ üzerinden yürüyor.
Sanki bir nükleer santral yapılıyor gibi değil de bir apartman yapılıyor gibi
hareket ediyorlar. Ki bir apartman inşa ederken bile çok daha ciddi bir süreç
yürütülür. İçerideki süreç işte bu kadar kopuk ilerliyor” dedi.


AKDENİZ BÜYÜK
RİSK ALTINDA


Akkuyu NGS’nin
soğutma işlemi deniz aracılığıyla yapılacak. Konuyla ilgili görüştüğümüz bir
kimya mühendisi de soğutma işleminin ardından denize boşaltılacak olan sıcak
suyun bölgedeki deniz sıcaklığının artmasına yol açacağını canlı popülasyonunun
bundan etkileneceğini söyledi. Soğutma işlemi modellemelerinin çevreye olan
etkilerinden bahseden mühendis projenin deniz sıcaklığına olan etkisinden daha
yıkıcı bir etkiyle karşı karşıya kalacağımızı belirtti: “Soğutma meselesiyle
ilgili deniz sıcaklığına olan etkisinden daha büyük bir problem var. Şöyle ki
bu tarz alanlarda suyun çekildiği borulara midye vs. yapışmaması adına suya
klor karıştırılır. Haliyle sonrasında klor karıştırılan bu su denize geri
boşaltılır. Farazi olarak konuşursak bin 200 MW gücündeki bir reaktörü
soğutabilmek için ise saatte yaklaşık 180 bin m3 su gerekir. Tesise ise bu
reaktörlerden dört tane yapılması planlanıyor. Yani bu demektir ki saatte 720
bin m3 klorlu su denize boşaltılacak. Çamaşır suyunda vs. kullanılan bu
kimyasalın böylesine bir oranda Akdeniz’e boşaltıldığını düşündüğümüzde bunun
ne derece yıkıcı etkileri olacağını görebiliyoruz. ”


TELAFİSİ MÜMKÜN
OLMAYAN FELAKETLERE YOL AÇABİLİR


TMMOB Akkuyu
Nükleer Güç Santralı İzleme Komisyonu’nun bu ayın başında yayımladığı raporda
da tehlikelere dikkat çekilmişti. Nükleer Santralin birinci reaktörünün
temelinde yaşanan çatlakların yaşanabilecek büyük tehlikelerin habercisi
olduğun vurgulandığı raporda Nükleer Güç Santralı’na ihtiyaç olmadığı
belirtilere “Bir kaza olması durumunda telafisi olanaksız büyük felaketlere
neden olur” denilmişti. İnşa edilecek reaktörlerde kullanılan teknolojinin
hiçbir yerde denenmemiş bir teknoloji olduğu ilk ağızdan ifade edildiğinin
yetkililer tarafından itiraf edildiğinin belirtildiği raporda bu bilginin
Türkiye bürokrasisinin Akkuyu için gerekli formaliteleri olağanın dışında ne
denli hızlı yerine getirdiğini gösterdiğini bunun da büyük sakıncalar içerdiği
kaydedilmişti.


Akkuyu’da çalışan mühendislerden
uyarı: Apartman inşaatı bile daha ciddi yürütülür

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir