11 Haziran 2021, Yeniçağ Gazetesi
E-POSTA : oakuloglu@gmail.com <mailto:oakuloglu@gmail.com>
E. TÜMG. ARMAĞAN KULOĞLU : NATO ZİRVESİ YAKLAŞIRKEN
14 Haziran’da yapılacak olan NATO Zirvesi yaklaşırken, Türkiye odak noktasını NATO konularından ziyade, ABD lideriyle yapacağı ikili görüşmeye çevirmiştir. Ancak zirvede NATO Genel Sekreteri tarafından sunulacak olan yeni NATO 2030 vizyonu önemli olup, üyeler bu konudaki görüşlerini beyan edeceklerdir.
NATO gündemine dikkat!
Toplantıda, yeni vizyonun şekillendirilmesi müzakere edilecek, bundan sonra NATO için en önemli tehdidin Rusya olduğu, Çin’in de takip edilmesi gerektiği ortaya konacak ve buna göre kuvvet planlamalarının düzenlenmesi konuşulacaktır.
Diğer taraftan 2030 vizyonunda, kararlarda veto yetkilerinin sınırlandırılmasına yönelik bazı teklifler mevcut olup, hatta Türkiye ve Macaristan gibi ülkeler için bu uygulamaya gidilmek istendiği bilgisi vardır. Bunun gerçekleşmesi, NATO’yu eşit ortaklık anlayışından uzaklaştıracak ve ABD’nin yönlendirmesine daha çok tabi kılacaktır. Son derece dikkatli olunmalıdır. Bu konu için önlemler alınmalı ve karşı hamleler için hazırlık yapılmalıdır.
Ayrıca Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO’ya alınmasıyla ilgili çalışmalar, Doğu Akdeniz’deki gerginlik ve NATO’nun güney kanadındaki duruma ilişkin konular da gündeme gelecektir. Bu konularda akılcı davranılarak durumu fırsata çevirip, hem NATO içinde, hem de liderlerin ikili görüşmesinde ulusal çıkarlarımız yönünde avantajlar elde edilebilir.
NATO’yla ilgili bu konular, en az Türkiye-ABD liderler görüşmesi kadar önemlidir. Türkiye’yi yakından ilgilendiren ve etkileyecek olan hususlardır.
İkili görüşmedeki beklentiler
Türkiye’deki açıklamalar, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemin açılacağı yönünde olmasına rağmen, ABD tarafında, böyle bir beklenti emaresi görülmemekte, ancak iki liderin görüşmesinin ilişkilere olumlu yansıyacağı belirtilmektedir.
ABD’nin, Türkiye’deki özgürlükler, demokrasi ve insan hakları konularındaki kaygılarını dile getireceğine, hukukun üstünlüğüne değineceğine kesin gözüyle bakılmaktadır.
S-400 konusuna gelince, ABD ön görüşmede, bu konuda alternatif sunulduğunu, ne yapılması gerektiğinin bilindiğini, ortak bir yol bulunabileceğini ifade etmektedir.
Türkiye ise, S-400 konusunun Türkiye için bitmiş olduğunu defalarca ifade etmiş olmakla beraber, S-400’lerin İncirlik’e, Türkiye’nin kontrolünde, ABD’nin de izleyebileceği bir yere yerleştirilebileceği teklifini getireceği iddia edilmektedir. Başka bir iddia da, ABD’nin kendisinin de erişim ve iletişiminin sağlanması karşılığında bir anlaşma yapılabileceği teklifiyle geleceğidir.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki uluslararası hukuka uygun hak ve menfaatlerinden vazgeçmeyeceğini, PKK/PYD/SDG konusundaki hassasiyetini ve ABD desteğinin geri çekilmesini dile getireceği beklenmektedir.
İkili görüşmede gündeme gelmese dahi, HalkBank davası Türkiye’yi sıkıntıya sokmakta, Demokles’in kılıcı gibi havada sallanmaktadır.
Türkiye’nin Jestleri ve kozları
Jestler;
. Türkiye, görüşmelerde olumlu bir ortam yaratabilmek amacıyla, S-400 Rus askeri teknik personelinin geri gideceğini açıklamıştır.
. Yunanistan’la istikşafi ve ikili görüşmeleri başlatmıştır.
. Şimdi de geçimli bir ülke olduğunu göstermek için Fransa’yla diyaloğa girmiştir.
. Halk sağlığı, tarım ve hayvancılığın aleyhine olmasına rağmen, nişasta bazlı şeker için (NTŞ) ABD’li şirketlere avantaj sağlayan bir düzenlemeye gidildiğine ilişkin söylentiler vardır.
Kozlar;
. Bulunduğu coğrafya, jeopolitik önemi, güçlü ordusu, BM, NATO ve diğer uluslararası görevlerdeki başarıları, Rusya ve İran’ı kontrol altında tutabilmek için en iyi bölgesel müttefik olması ve şimdi de Afganistan’da üstlenebileceği görevdir.
. Öncelikle İran’ı ve Rusya’yı gözetleyen, NATO güney kanadının, bölgenin ve İsrail’in güvenliği için kurulan Kürecik Radarını kapatma yetkisiyle, Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyesi olmasındaki oy hakkını elinde bulundurmasıdır.
. Güvenlik açısından kendisine çıkar sağlamasına rağmen, bugüne kadar iletişim kurmadığı Suriye’yle temasa başlayabilme inisiyatifine sahip olmasıdır.
Sonuçta, Türkiye sıkıntılarından kurtulmak için egemenliğinden, güvenliğinden, hak ve çıkarlarından asla taviz vermemeli, gerektiğinde güçlü olduğu alanları ortaya koyarak Zirve’den avantajlı ve prestijli dönmelidir.