Cahit Armağan DİLEK : NATO’yu Suriye’ye sokacaklar
!!!!
 

Türkiye, Barış Pınarı Harekatını başlattıktan
sonra ABD ve Rusya ile mutabakatlar imzaladı. Ama PKK/YPG’nin saldırıları
durmuyor.


Türkiye, YPG’nin çekilmediğini biliyorduk,
muhataplarımız yükümlülüklerini yerine getirmedi diyor. O zaman “madem
YPG’nin çekilmediğini biliyordunuz harekatı niye durdurdunuz?” diye
sormazlar mı?


O mutabakatlarda “ABD ve Rusya’ya YPG’nin
çekilmesini sağlayacak” diye bir madde olmadığını görürsünüz. Yani ABD ve
Rusya hiçbir yükümlülük üstlenmemiş, sadece Türkiye’ye yükümlülük verilmiştir.


ABD ile yapılan devriyelerin oyalama olduğu
görülmüştü. Benzerini Ruslarla ortak devriyelerde yaşıyoruz. Hatta daha da kötü
bir fotoğraf yansıyor. Türk-Rus devriyesi başladığında da çoğunluğu PKK/YPG’li
olan kalabalıklar Türk zırhlılarını taşlıyor. Putin ne zaman Türkiye’nin ABD’ye
yaklaştığını görse İdlib’ten ses veriyor. Türk zırhlıların taşlanması sesin
artan şiddetini gösteriyor.


Bu görüntülerle “burası bizim toprağımız
Türkleri istemiyoruz” mesajı verdiriliyor, Türkiye ve TSK’ya karşı
ayaklanma-direnme fotoğrafı yansıtılıyor.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Trump ile
görüşecek. Görüşecek ama Erdoğan’ın görüşmede ele alacağız dediği konulara
ilişkin ABD’nin yanıtları çoktan geldi. Görüşme Türkiye açısından boşa çıktı.


Hem Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı konuştu
hem de Trump’ın ikinci mektup gönderdiği ortaya çıktı. Özeti: S-400’leri
elinizden çıkarmazsanız yaptırım gelecek, F-35’lere dönüş ve Patriot satışı
yok. Türkiye destekli ÖSO güçlerinin insani suçlar işledikleri iddialarını
ciddiye alıyoruz (yani mutabakata aykırı davranıyorsunuz yaptırım gelebilir).


Erdoğan, görüşmede ana gündem Suriye olacak
dedi. Ama ABD’nin Suriye yanıtları çoktan geldi. Suriye-Irak sınırında petrol
sahalarının bulunduğu Suriye doğusunda ABD zırhlı tugay seviyesinde ateş gücü
yüksek birliklerle yeniden konuşlandı. Türkiye sınırına yakın alanlar dahil o
bölgede SDG-ABD ortak devriyelerine başladı.


Koalisyon sözcüsü ABD’li albay SDG sözcüsü
teröristle ortak basın toplantısı yapıyor. Daha dün yeni bir TIR konvoyu SDG’ye
gönderildi.


Trump’ın bunlardan yeniden geri adım atması
beklenmez. Suriye konusu usulen konuşulacak. Çünkü ABD ne diyeceğini şimdiden
söyledi. Bu da önleyici diplomasi olsa gerek.


Erdoğan ve hükümet üyelerine yaptırımları
içeren hususlar birebir görüşmede ele alınacaktır. Ve tabi, SDG elebaşısı ve
mektubu. İşte Trump’ın beklediği an.


Erdoğan, Trump’a SDG elebaşısının ne kadar kötü
katil terörist olduğunu belgelerle anlatacağız diyor. ABD ve Trump’ın
bilmediğini mi sanıyorsunuz? 3 yıldır FETÖ için yüzlerce koli ve dosya belge
gönderdiniz. Sonuç ne? Son ABD raporuna göre sürgünde bir dini lider. Yani
belgeleri verisiniz Trump da biz sizi ararız der.


Peşinden SDG elebaşısının mektubu masaya gelir.
Erdoğan konuşmayacağım anlamında Trump’a takdim edeceğim dedi ama 13 Ekim ve 06
Kasım telefon görüşmelerinde bu mektup hakkında konuşulmuş zaten. Şimdi de
sözde iade için masaya çıkardığınızda o mektubun yüzyüze görüşülmesi kaçınılmaz.
Trump’ın Türkiye-SDG arasındaki arabuluculuğu da fiilen başlamış olur.


En son ne demişti bu konuda Trump? Kürtlerle
düşmanlıkların azaltılması. Eyy Trump ne düşmanlığı biz terörle mücadele
diyorsun diyebildiniz mi?


Bunun yolunun da Türkiye-SDG müzakeresinden
geçtiğini düşünüyor ABD/Trump. O mektup ve SDG elebaşısı orada kesinlikle
konuşulmamalı. Aksi durum ABD planının kabulü demektir.


ABD ve Rusya’nın, BM ve AB’nin SDG elebaşısını
en üst düzeyde muhatap almasından sonra Neçirvan Barzani’nin de görüşüyor
olması, Türkiye ve Barzani destekli Kürt partilerden oluşan ENKS’nin SDG ile
işbirliği görüşmeleri yapmasıyla SDG/YPG ile elebaşının siyasi aktör olarak
kabulü neredeyse tamamlanmıştır. Şimdi Türkiye buraya dahil ediliyor. O da
Trump’ın işi olmuş.


Erdoğan görüşmenin diğer en önemli gündem
konusunu uçağa binmeden önce açıkladı. Suriye kuzeyiyle ilgili konuşurken
“NATO’nun buraya artık eğilmesi lazım. İngiltere’deki liderler zirvesini
önemsiyorum. NATO ne işe yarar orada detaylı şekilde, bütün belgeleri ile
ortaya koyacağız.” dedi.


Evet 03-04 Aralık’taki NATO ve 4’lü liderler
zirvesinde görüşülecek. Ama ondan önce Trump’la görüşülüp alt yapısı
hazırlanacak. Çünkü Trump ertesi gün 14 Kasım’da NATO Genel Sekreteriyle
görüşecek.


Erdoğan’ın kastettiği muhtemelen Almanya’nın
önerisi olan Suriye kuzeyinde güvenli bölgeye uluslararası güç yerleştirilmesi.
Almanya liderliğinde NATO ülkelerinin katkılarıyla oluşacak bir istikrar gücü.


Bu SDG/YPG özerk bölgesine NATO şemsiyesi açmak
demektir.


Barış Pınarı Harekatını genişletemeyeceğini
gören Erdoğan yönetimi , güvenli bölgede güvenliğin NATO merkezli uluslararası
güçle sağlanması karşılığında bölgenin yeniden inşası projesinin Türkiye’ye
verilmesine sıcak bakabilir.


Tabi işin bu hale gelebilmesi için Türkiye’nin
bir şekilde S400’leri elinden çıkarmayı kabullenmesi gerekecek! İş de oraya
meyletmiş durumda.


Peki, Rusya’nın eli armut mu toplayacak bu
süreçte? Tam Suriye’yi kontrol atına aldım derken yeniden Batı’nın gelip
yerleşmesine izin verecek mi? Batı’yı oraya geri getiren Türkiye’ye yanıt vermeyecek
mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet