NEDİM ŞENER : Muhsin Yazıcıoğlu’na ‘yargı suikastı’
30 Aralık 2020
Birkaç gündür, Muhsin Yazıcıoğlu suikastı ile ilgili Yargıtay Başsavcılığı’nın 221 sayfalık mütalaası ile 81 sayfalık ek mütalaasını, 11 Aralık 2020 tarihli 96 sayfalık yeni iddianameyi okuyup duruyorum. Gecem gündüzüm birbirine girdi, işin içinden nasıl çıkacağımı bilemiyorum.
Muhsin Yazıcıoğlu’nun yalnızca kendisi değil, olayın ilk saatlerinde karartılmaya çalışılan ancak daha sonra ortaya konan ve dosyaya giren delillere rağmen 11 yıldır aydınlatılamayan davası da resmen ‘yargı suikastına’ uğramış.
Maalesef bugün de hâlâ durum pek iç açıcı değil.
25 Mart 2009 günü yanındaki beş kişi ile birlikte, düşen ya da düşürüldüğü iddia edilen helikopterde hayatını kaybeden Muhsin Yazıcıoğlu’nun dosyasına önce Malatya özel yetkili savcıları olan FETÖ’cü Şeref Gürkan ve Özden Doğan baktı. Yalancı tanıklar, sahte belge ve gizli tanıklarla Yazıcıoğlu dosyasını önce Ergenekon kumpasına bağlamaya çalıştılar.
ERDOĞAN VE FİDAN’A YIKACAKLARDI
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 10 Aralık 2020 tarihinde hazırladığı son iddianameyle ilgili olarak 25 Aralık 2020’de yaptığı açıklamada belirtildiği gibi, eğer 17-25 Aralık 2013 operasyonları ve 15 Temmuz 2016 darbesi başarılı olsaydı, Yazıcıoğlu dosyası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın yargılanacağı bir kumpasa dönüştürülecekti.
17-25 Aralık operasyonları sonrası FETÖ’nün kontrolündeki özel yetkili mahkemeler kaldırılınca, Yazıcıoğlu dosyası 13 Mart 2014 tarihinde Kahramanmaraş Savcılığı’na gönderildi. Bu kez Kahramanmaraş Savcısı Habip Korkmaz, Malatya’dan gelen Yazıcıoğlu dosyası hakkında 13 Mayıs 2014 tarihinde takipsizlik kararı verdi. Yazıcıoğlu ailesinin avukatları bu karar itiraz etti. Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi 17 Haziran 2014 tarihinde takipsizlik kararını kaldırıldı.
Soruşturma yeniden açıldı. Kahramanmaraş Savcısı Necati Kazak, 20 Haziran 2016 tarihinde 132 şüpheli hakkında takipsizlik kararı verdi. 13 Temmuz 2016’da itirazda bulunuldu. Ancak bu kez takipsizlik kararının kalkması iki yılı buldu. Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Mahkemesi 10 Nisan 2018’de, 112 kişi hakkında takipsizlik kararını kabul ederken, FETÖ’den haklarında soruşturma olan 20 kişi hakkında takipsizliği kaldırdı.
DAVALAR VAR, ADALET YOK
11 yıllık soruşturma ve dava süreci Yazıcıoğlu için ve birlikte hayatını kaybedenler için adaleti getirmekten oldukça uzaktı. Her türlü delil olmasına, bazı delillerin karartılmasına rağmen suikastı aydınlatacak etkili bir soruşturma ve dava açılmadı.
İlk olarak suikastla ilgili, Göksun Asliye Ceza Mahkemesi’nden aralarında FETÖ’cü darbeci askerlerin de olduğu 10 kişinin yargılandığı hırsızlık davası açıldı.
İkinci olarak Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde, Yazıcoğlu’nun bulunduğu ve hastaneye getirildiği şeklinde yalan bilgiyi yayarak arama kurtarma çalışmalarının kesilmesine sebep olan Kahramanmaraş İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı FETÖ’cü Dursun Özmen hakkında görevi kötüye kullanmaktan dava açıldı. Üçüncü dava, helikopterin düşmesi veya düşürülmesi sonrası arama-kurtarma faaliyetlerinde eksiklikleri bulunan 9 üst düzey kamu görevlisi hakkında ilk derece mahkeme sıfatıyla Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nde görevi kötüye kullanmaktan açıldı. Dördüncü olarak, kısa süre önce Kahramanmaraş 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde Ali Lapanta, Mazlum Koçoğlu, Ali Arıduru, Orhan Birdal dahil 4 kişiye görevi kötüye kullanmaktan yeni bir dava açıldı.
SON İDDİANAME FETÖ DİYOR
Geçen 11 yılda göz göre göre “yargı suikastına” uğrayan Yazıcıoğlu dosyası hakkında şimdi beşinci dava açıldı. Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 10 Nisan 2018 tarihinde takipsizlik kararını kaldırdığı 20 kişi ile ilgili dosya kapsamında açılan 17 sanıklı davanın, 11 Aralık 2020 tarihli iddianamesinde, sanıklar davayı takip edenler için tanıdık isimler. Göksun’da açılan davanın sanıklarından 7’si bu davada da sanık oldu. Bunlar, Kayseri İstihbarat Şube Müdürü Ali Orhan Dinç, helikopterden elektronik cihazları söken FETÖ’cü darbeci Davut Uçum ile Aydın Özsıcak ve bunların savunmasını üstlenen FETÖ’cü avukat Mustafa Atalar. İddianamenin diğer sanıkları, FETÖ’cülerin amaçları doğrultusunda tanıklık yapan Ergenekon soruşturmasında yargılanan Erol Ölmez, soruşturmada daha önce gizli tanık olan Ünal Kurt, kod adı “Erzincan” olan Abdulvahap Güllü oldu. Ayrıca FETÖ’nün üst düzey yönetimiyle irtibatlı olan Mehmet Yaşar Durukan da sanıklar arasında. Sanıklar arasında, “Yazıcıoğlu ölmeden olay yerinde çekilmiş görüntülerini izledim” diye ifade veren BBP üyesi Emrullah Önalan, sahtecilikten kaydı olan gizli tanık Muharrem Tunç, daha önce tanık olan Erkin Çözeli de sanık oldu.
İTİRAFÇI İFADESİNDEKİ FETÖ’CÜLER
Fetullahçı Terör Örgütü’nün Yazıcıoğlu dosyasının aydınlatılması konusunda en önemli ifadeyi 8 Mayıs 2018’de tarihinde itirafçı Abdullah Önder verdi. Bu ifade son iddianamede yer aldı. Önder ifadesinde, 2014 yılında FETÖ’nün Elazığ avukatlar sorumlusu olduğunu, aynı yıl özel yetkili mahkemelerin kapatılması sonrası Kahramanmaraş’a gelen Yazıcıoğlu dosyasında gizlilik kararının kalktığında FETÖ’cü askerler Davut Uçum ile Aydın Özsıcak’ın savunmasını FETÖ’cü avukat Mustafa Atalar’ın üstlendiğinin ortaya çıkmasının örgütte büyük bir kargaşaya yol açtığını söyledi.
Bunun üzerine, FETÖ’nün il imamı Mehmet Durakoğlu, Gaziantep il avukatlar sorumlusu Turan Canpolat, Gaziantep bölge avukat sorumlusu Kamil Bakum, Malatya dar bölge avukat sorumlusu Halil Kayış ve başka örgüt üyeleri ile toplantılar yaptıklarını söyledi. Önder ifadesinde, Mehmet Durakoğlu’nun, konunun Amerika’ya aktarıldığını, Fetullah Gülen’in olayın “bomba” olarak nitelendirdiğini ve “ortaya çıkarsa altından kalkamayacaklarını söylediğini” anlattı. Daha sonra konuyu sorduğunda, Durakoğlu’nun “İnşallah tereyağından kıl çeker gibi bu işi halledeceğiz” dediğini ifadesinde söyledi. Önder’in ifadesinde söyledikleri, yalnızca dosya hakkında verilen kararlarla değil, adı geçen FETÖ’cülerle ilgili yapılan HTS analiziyle de kanıtlandı. Ayrıca adı geçenlerin tamamının ByLock kullanıcısı olduğu ortaya çıktı. ByLock içeriklerinde de Yazıcıoğlu dosyasının nasıl karartıldığına dair ifadeler yer aldı.
Kahramanmaraş Savcılığı ise hazırladığı 10 Aralık 2020 tarihli son iddianamede, itirafçı Abdullah Önder’in ifadesinde adı geçen FETÖ yöneticilerinden yalnızca Mustafa Atalar’ı sanık listesine koydu. İddianamenin sonuna ise “Abdullah Önder’in ifadesinde adı geçenlerle ilgili şüpheli oldukları soruşturma ve kovuşturma dosyalarında değerlendirilmek üzere gerekli işlem kısıtlama kararının kalkmasıyla yapılacaktır” notu düşüldü.
Mustafa Atalar gibi diğer FETÖ’cülerin de bu davada sanık olması bekleniyordu. Malatya’da soruşturmayı yürüten FETÖ’cü savcılar için HSK’ya yazı yazıldığı belirtilirken, haklarında dava açılan gizli ve açık tanıkların ifadelerini alan FETÖ’cü savcılar hakkında hangi işlemin yapıldığı merak konusu.
Yazıcoğlu’na yaralı olarak ulaşıldığı yalanını yayan FETÖ’cü istihbaratçı Dursun Özmen sanık yapılırken, müdürü İsmail Duman ve olay günü sürekli irtibatta olduğu ve İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nda görüştüğü FETÖ’cü amirleri sanık değil. Bazı sanıklar için FETÖ üyesi olmak, bazıları için beraberinde hırsızlıktan dava açılırken delil karartma suçlaması yapılmamış.
Dedim ya, kafam allak bullak. Ama okuyup araştırdıkça gerçeğe ulaşacağız. Yazıcıoğlu dosyası mutlaka aydınlanacak.