Muhsin Yazıcıoğlu hayatını kaybettiği
helikopterdeki GPS cihazlarının sökülmesiyle ilgili davada tanık olarak
dinlenen Mumcuoğlu, o dönem hem savcılıkta hem de basında her şeyin kaza kırım
heyeti üzerinden yürütüldüğünü söyledi.


Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde 25 Mart 2009
tarihinde BBP’nin kurucu Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu, BBP Sivas İl
Başkanı Erhan Üstündağ, yardımcısı Yüksel Yancı, BBP Sivas Belediye Meclisi
Üyesi Adayı Murat Çetinkaya, İHA muhabiri İsmail Güneş ve Pilot Mustafa Kaya
İstektepe’nin hayatını kaybettiği helikopter kazasında, Argus 5000 ve Skymap
III C isimli GPS cihazlarının sökülmesiyle ilgili davaya devam edildi.


Göksun Asliye Ceza Mahkemesi’nde 10 sanığın
‘Kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık’ suçundan yargılandığı davanın
5’İnci duruşmasına Muhsin Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve çocukları
ile Yazıcıoğlu ile birlikte hayatını kaybedenlerin yakınları, ailelerin ve
sanıkların avukatları katıldı.



‘2 GÜN SONRA CİHAZ YERİNDE YOKTU’



Duruşmaya bulunduğu şehirden SEGBİS yöntemiyle tanık olarak katılan kaza kırım
heyetinden Kerem Mumcuoğlu, 29 Mart’ta kaza yerine gitmek istediklerini,
ancak helikopterde yer olmadığı için gidemediklerini söyledi. Mumcuoğlu, kaza
yerine kaza kırım heyeti başkanı Ferudun Seren ve Şıhmehmet Sevdim ile helikopter
firmasının teknisyeni Kenan Köksal’ın gittiğini, kendisinin de Göksun’da
kaldığını ifade etti. Mumcuoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:



“30 Mart’ta hiçbirimiz gitmedik, 31 Mart’ta ise olay yerine tekrar gittik.
Yaptığımız kontrollerde helikopterin gösterge panelindeki Argus 5000 CE isimli
cihazın yerinde bulunmadığını fark ettik. 2 gün önce giden arkadaşların
çektikleri fotoğraflarda cihaz yerindeydi, ancak 31 Mart’ta cihaz yerinde
yoktu. Diğer cihaz olan Skymap 3C isimli cihaz helikopterde bulunması gereken
bir cihaz değil, pilotların tercihi ile kullandıkları bir cihaz. Bu cihazın da
karlar üzerinde olduğunu daha sonra fotoğraflamalardan fark ettik. 31 Mart’ta
cihazla ilgili cumhuriyet savcısına sözlü olarak bilgi verdik. Aynı gün
Ferudun’un bir tutanak tuttuğunu hatırlıyorum, ancak bu tutanağı yanlış
hatırlamıyorsam Mayıs ayına ait bir tarih atarak daha sonra imzaladık.”



ARALARINDA GEÇEN TELEFON GÖRÜŞMELERİNİ SORDU



Mumcuoğlu’nun ifadesinin ardından Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Kemal Yavuz,
Şıhmehmet Sevdim ve kendisi arasında geçen telefon konuşmasının kayıtlarından
bazılarını okudu. Görüşmelerde Şıhmehmet Sevdim’in kendisini ikna etmeye
çalıştığını ifade eden Yavuz, “Kerem Mumcuoğlu Ferudun Seren’le ilgili
şunu söylüyor, ‘Bak, biz ona bir şey olsun ya da olmasın, biz ona söylemedik
mi, bunları biz rapora yazalım diye. Bize danalar gibi bağırmadı mı?’ Neden
danalar gibi bağırmış Ferudun Seren, problem ne?” diye sordu.



Mumcuoğlu ise “Ferudun Seren’le herhangi bir tartışmamız olmadı, ancak
daha sonra ilerleyen zamanlarda olaydan sorumlu tutulabileceğimiz düşüncesi ile
ve kaza olayının şaibe olarak görülmesi nedeniyle cihazın yerinde olmadığı
hususunun kaza kırım raporuna alınması konusunda Ferudun Seren’le aramızda
ihtilaf olmuştur. Ben Ferudun’a cihazın kaza kırım raporunda bulunması
gerektiğini söyledim. Ancak Ferudun cumhuriyet savcısına bilgi verildiğini,
olayın raporda geçmesine gerek olmadığını söyledi” dedi.



‘BİZİM ÜZERİMİZDEN ÇALIŞIYOR HERKES’



Şıhmehmet Sevdim ile Kerem Mumcuoğlu arasındaki görüşmenin ses kayıtlarını
okumaya devam eden Yavuz, Mumcuoğlu’nun Sevdim’e, ‘Korku yaratıp çözmeye
çalışıyorlar. Büyük ihtimalle bunlar blöf yapıyorlar ağabey. Bu işi yapanlarla
arada bir bağlantı var mı, yok mu bir şeyler yapılıyor’ dediğini belirterek,
“Kim korku yaratıyor, neyi çözmeye çalışıyorlar? Kim korkuttu, sizi
tehdit mi ettiler? Neden şüpheleniyor, kim bunlar? Arada bağlantısı olanlarla
olmayanlar kendilerinin karşısında, kendilerini tehdit eden, korkutan
kim?” diye sordu. Mumcuoğlu, ise bu soru üzerine “Büyük ihtimalle
basından çıkanlar. Basında sürekli hep kaza kırım heyetinden bahsediyorlardı.
Belki ondan da bahsetmiş olabilirim. O telefon görüşmesindeki her şeyi net
hatırlamamı benden beklemeyin, aradan 10 sene geçmiş. Bu sözleri hatırlamıyorum
ama korkutmaktan kastımız basında bizle ilgili çıkan haberlerden başka bir şey
yoktu. Bu konuda zaten bizimle alakalı en başından bu yana zaten sürekli
haberler çıkıyordu. Cumhuriyet Başsavcısı ve Başsavcı Vekiline ‘Bizi neden
alıyorsunuz? Bize bu görevi verenleri niye almıyorsunuz?’ dedim” diye konuştu.



Herkesin kendileri üzerinden çalıştığını belirten Mumcuoğlu, “Kafalarında
bir senaryo var birilerinin, ‘Şunu yaptı veya şunu yaptırdı’ diye. Bizim
üzerimizden çalışıyor herkes. Basında da öyleydi, savcılıkta da öyleydi. Ve
söylediğim bununla alakalı ve hala aynı şeyi söylüyorum. Farkındaysanız sürekli
kaza kırım heyeti üzerinden gidiyor her şey” dedi.



KÖKSAL: “ANTENİ BEN TAKMADIM”



Kerem Mumcuoğlu’ndan sonra duruşmaya SEGBİS ile diğer tanık Kenan Köksal katıldı.
Kaza kırım heyetinde yer alan ve helikopter firmasının teknisyeni olan, aile
avukatlarının kanunen heyette yer almaması gerektiği belirtilen ve
helikopterdeki ELT cihazını söktüğü öne sürülen Köksal, kendisini şöyle savundu:



“Normal şartlarda hava aracı kazalarında aracın sahibi şirkette çalışan
bir teknisyen bulundurulur. Buna engel bir düzenlemeleri bilmiyorum. Kaldı
ki sivil havacılık ekibiyle birlikte gittim, onlardan önce gitmişliğim yoktur.
Sivil havacılık ekibinin yönlendirmesiyle onlara yardımcı oldum. ELT anteninin
orada değiştirildiği veya olmayan antenin orada benim tarafımdan takıldığı
iddialarını kabul etmiyorum.”



YAVUZ: “HEYET VE SANIKLAR AYNI EL TARAFINDAN YÖNLENDİRİLDİ”



Tanıkların dinlenmesinin ardından avukatlar ve ölenlerin yakınları dinlendi.
Avukat Kemal Yavuz, enkaz üzerinde keşif yapılmasını talep ederek, “Biz olayın
organize şekilde idare edildiğini, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü kaza kırım
heyeti üyeleri ile askeri helikopterin kaza kırımına giden sanıkların aynı el
tarafından yönlendirildiğini düşünüyoruz. Hatta askeri Sikorsky helikopterinin
bilerek kaza kırıma uğratıldığını iddia ediyoruz. Cihazları sökenler de
askerlerdir” diye konuştu.



YAZICIOĞLU: “ADALETE GÜVENİN KALMADIĞI KANAATİNDEYİM”



Muhsin Yazıcıoğlu’nun ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu ise, “Adalet mülkün
temelidir ancak ben Türkiye’de adalete güvenin kalmadığı kanaatindeyim.
Mahkemenizin sanıklara ve tanıklara ‘Bu iş kaza mıdır, suikast midir?’ diye
soru sormasını yadırgıyorum. Kaç yıllık hakim olduğunuzu da merak ediyorum”
dedi.



Davanın duruşması, Ağustos ayına ertelendi.