YARGI & ADLİYE & CEZAEVLERİ & HUKUK & SİYASİ DAVALAR

MUHSİN YAZICIOĞLU BU YÜZDEN Mİ ÖLDÜ ????

Ülkücü kesimin tanınmış isimlerinden ve Ergenekon Davası
sanığı Bekir Öztürk, Bağımsız Haber’de Muhsin Yazıcıoğlu üzerine bir yazı
kaleme aldı. Öztürk yazısında ergenekon Davası’nda kendisinden önce Muhsin
Yazıcıoğlu’nun sanık olması gerektiğini iddia etti. Öztürk, Yazıcıoğlu’nun
ölümü konusunda bir bir teori de ortaya attı. Öztürk, Yazıcıoğlu’nun Erdoğan’a
alternatif olarak düşünüldüğünü ve bu nedenle öldürüldüğünü iddia etti.

Öztürk’ün
bhaber’de çıkan yazısını aynen yayınlıyoruz:

Yazıcıoğlu rahmetli ile aynı ilçe de doğduk, aynı liseden mezun
olduk. En yakın komşumuz onun çok yakın akrabası olduğundan onun cezaevinde
kaldığı dönemde çektiği sıkıntıları çok iyi bilirim.

Kendisi, MHP Davası’ndan yargılandığı süre zarfında 7 yıl
cezaevinde kalmıştı. Cezaevinde kalan birçok mukaddesatçı gibi o da kendisini
ibadete kaptırmıştı. Cezaevinden çıktıktan kısa süre sonra yaptıkları onun
sadece ibadete değil aynı zamanda
Cemaatlere de kaptırdığını gösteriyordu.

Üzülerek ifade etmeliyim ki cezaevinde 7 yıldan fazla yatan, idam
ile yargılanan ve beraat eden biri olarak onu “Asrın Davası” şeklinde şişirilen
“Ergenekon Operasyonu” ile ilgili biraz daha empatik düşünmesini
beklerdim. Ama o, bu davadan
yargılanan çok sayıda arkadaşına rağmen tıpkı davanın legal ve illegal savcıları
gibi sahip çıktı bu davaya.

Muhsin Yazıcıoğlu 1987’de MÇP’de siyasete girdi. MÇP’de Genel
Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu. MHP’nin devamı olarak kurulan MÇP’den
“Siyasi anlayışıyla uyuşamadığı” iddiasıyla 1992 yılı Temmuz ayında istifa
etti. 29 Ocak 1993 tarihinde birkaç arkadaşıyla “Büyük Birlik Partisini” kurdu.

Yazıcıoğlu adı “BÜYÜK” kendi küçük partisini kurduğunda çeşitli
Ülkü Ocağı Teşkilatları’nın demirbaşlarını dahi kurduğu partiye taşıdığı
yönünde çok ciddi tartışmalar yaşandı. 1993 yıllında İstanbul Ülkü Ocaklarından Erdem Karakoç, ( Daha sonda
İstanbul Ülkü Ocağı Başkanı olmuştur ) hem benim düğünüme katılmak, hem de o
tarihte Şarkışla da olacağı bilinen Muhsin Yazıcıoğlu’ na hesap sormak için
Şarkışla’ya gelecekti. Son anda bundan vazgeçildi.(*)

Her ne kadar Muhsin Yazıcıoğlu yıllardır içinde bulunduğu,
yönetimine katıldığı partiden ayrılma sebebi olarak “Siyasi anlayışıyla
uyuşamazlığı” nı ileri sürse de, bunun bir MHP’yi bölme operasyonu olduğu
sırıtıyordu.

Geçen her yıl bu görüşü güçlendirmiş olmasına, oy oranı bindelik
oranlarda kalmasına, onun kurduğu “BÜYÜK” parti yaklaşık 10 yaşındayken kurulan
AKP’nin kuruluşundan hemen sonra tek başına iktidara gelmesine rağmen ( Bana
göre en azından o gün Yazıcıoğlu derhal MHP ile partisini birleştirmeliydi ) o
ayrı baş çekmeyi sürdürdü. (**)

Ayrışmanın
yaşandığı yıllar, Muhsin Yazıcıoğlu’ nun ayrılmasının perde arkasında Turgut
Özal, Fethullah Gülen, Cengiz Çandar (!?) gibi “Kanaat Önderleri” nin etkili
olduğu sıkça dillendirildi. İlerleyen yıllarda bu iddianın doğruluğunu
destekleyen eylem ve söylemler devam etti. Cemaatlerin kıblesi sayılan
İngiltere’nin dolaylı yoldan BBP’ni desteklediği iddiasıyla BBP’nin Büyük
Britanya Partisi olduğunu ima edenler bile oldu.
 (***)

MÇP’den ayrıldığı yıllar Türkiye’nin “Darül Harp” olduğu
iddiasında bulunan, yıllardır savunduğu Bozkurt’u kenara atıp ümmetçilik
yapan, Cumhuriyet’e Atatürk’e bu
günün Siyasal İslamcıları ve liboşları ile aynı pencereden bakan Muhsin
Yazıcıoğlu zaman içerisinde utana sıkıla Bozkurt’a ve Atatürk’e sahip çıkmaya
başladı.

Yazıcıoğlu Tarikat ve Cemaatlere yakınlığı nedeniyle hiç finansman
sorunu çekmedi. Bu yakınlık onun partisinin gençlik kolları örgütü olan “Nizami Alem / Alperen Ocakları” nın yapmış
olduğu çok sayıda eylemden de kurtarıyordu.

Bir çok dernek yöneticisi, siyasetçi, sendikacı, bilim adamı,
asker, işadamı, yasadışı hiçbir eylem ve söylemi olmamasına rağmen “Ergenekon
Davası”na konu edilip “terörist” olarak yaftalanırken, “Nizami Alem / Alperen Ocakları” ve onların
Genel Başkanları Muhsin Yazıcıoğlu adeta çelikten bir zırha bürünmüştü. Hem de
bu davadan yargılanan çok sayıda insanla çok ciddi hukuku, savcıların
ifadesiyle “İrtibatı” olmasına rağmen.

“Ergenekon Davası” nın bir sanığı ve oradaki yargılamanın konusu
ve seyrini çok iyi bilen bir insan olarak şunu ifade edebilirim ki;

Eğer
bu davadan yargılanan insanların kitlesel eylemler yaparak darbeye zemin
hazırladığı iddia ediliyorsa ( Ki iddia aynen bu ) bu konuda yargılanacak BİR
KİŞİ VARSA oda Muhsin Yazıcıoğlu’ydu.

“Neden?” sorunuza hafızalarınızı tazeleyerek cevap vereyim.

Swis Otel baskını,

Gemi Kaçırma hadisesi,

Rahip Santoro Cinayeti,

Malatya Katliamı,

Hrant Dink Cinayeti,

Topkapı Sarayı Baskını,

“Nizami Alem / Alperen Ocakları” nın adının karıştığı yasadışı
eylemlerden sadece öne çıkanları. Bunların birçoğu iddia diyebilirsiniz, ama
unutmayın ki, bizim hakkımızda uydurulan suçlamalarda iddia. Hem de hiçbir
maddi temeli olmayan iddialar.

Bu konuda okuyabileceğiniz kamuya mal olmuş birkaç kaynağı
başlıkları ve bağlantılarıyla aşağıda bulabilirsiniz. (****)

Bunları önemsemiyorsanız sadece Zaman ve Agos Gazetelerinin
yazdığı Gazeteport Haber Sitesinin İnternet üzerinden yayınladığı,

“Bekir Öztürk’ün bilgisayarından Bartholomeus, İshak Alaton ve
Mutafyan’a suikast planı çıktı” haberine de gülüp geçmeliydiniz.

( Bu yazının uzamaması için konuyu “Şok Suikast Planları” başlıklı
yazımda anlattım. http://bhaber.net/haber/3194-sok-suikast-planlari.html )

“Büyük
Ağabey” in Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte çekilmiş fotoğrafları hiç habere konu
olmamış, ancak Alparlan Arslan olmadığı bizzat kendisi, babası ve organizasyona
katılan herkes tarafından ifade edilen bir kişinin Veli Küçük ile aynı fotoğraf
karesinde yer alması, günlerce manşetlerden inmemiş ve yargılamaya konu
edilmiştir.

Bu noktada diyebilirsiniz ki, “Ama Yazıcıoğlu bir siyasetçi,
karşısına çıkan herkesle fotoğraf çektirebilir” Veli Küçük’te Dünya
Azerbaycanlılar Konfederasyonu ( DAK ) Genel Başkanı idi o dönemde, fotoğrafın
çekildiği iddia edilen toplantıda DAK’ın bir organizasyonuydu.

Başbakan Deniz Fenerinin en suçlu sanığı ile bire bir samimi bir
şekilde fotoğraf çektirebiliyor. Hikmetyar’ın dizinin dibinde büyük bir
saygıyla otura biliyor bir sorun olmuyor, fotoğraf çektire biliyor, ama
“Ergenekon” sanıklarından Rasim Görüm öz amcasıyla birlikte gittiği halka açık
bir toplantıda bir fotoğraf çektirdi diye aylarca cezaevine tıkılabiliyor.

Bu gün Muhsin Yazıcıoğlu’nu kahraman ilan eden, yıkamaya, aklamaya
çalışan ve aynı zamanda Abdullah Çatlı’ya “terörist” muamelesi yapan
güruh, Abdullah Çatlı’ya en büyük
desteği Yazıcıoğlu’nun verdiğini bilmiyor olabilir mi sizce?

Peki Yazıcıoğlu’nun çok yakın dostları olan, benimde cezaevinde
tanıştığım ve dostluk kurduğum Sedat Peker, Sami Hoştan, Veli Küçük’ün de
içinde bulunduğu Ergenekon Süreci ile ilgili neler söylediğini hiç takip
ettiniz mi? Ben sizin için araştırdım.

“Bir
çeteleşme olduğu açık”

“Yazıcıoğlu, Ergenekon terör örgütüyle ilgili soruşturmada yaşanan
son gelişmeleri, `Ergenekon magazinleştiriliyor, pembe dizilere, arkası yarına
döndü` diyerek eleştirdi. Ergenekon`da çeteleşme ve yasa dışı eylemlerin
olduğunun açıkça göründüğünü ifade eden BBP lideri, `Sonucu merakla
bekliyoruz.` dedi.” http://www.tumgazeteler.com/?a=4152920

Eğer benim ve Yazıcıoğlu’nun çok yakınında bulunan, bu çirkin
görüşlerine rağmen halen ona laf söyletmeyen içerdeki dostları bir çete
üyesiysek, Yazıcıoğlu’nun çete görmek için aynaya bakması gerekirdi.

“Düşmanımın
dostu benim düşmanımdır.”

Şimdi gelelim Muhsin Yazıcıoğlu’ndan “Milliyetçi” bir “kahraman”
yaratmaya çalışan güruhun değerlendirmelerine.

Onun
ardından, Fetullah Gülen

“Millî çizgisini inandığı şekilde mücahedeye dönüştürerek bir
ömür o yolda yürüyüşünü sürdüren, memleketimizin güzide evlatlarından, Muhsin
Yazıcıoğlu beyefendi ve yol arkadaşlarının âhirete irtihalini öğrenmiş olmanın
hüznü içindeyiz. Muhsin Yazıcıoğlu Beyefendi’ye ve onunla aynı kaderi paylaşan
arkadaşlarına Cenâb-ı Erhamurrahimin’den rahmet ve mağfiret diler, aileleri,
akrabaları, dava arkadaşları ve Türk-İslam âlemine taziyelerimizi arz
ederiz.”

Şeklinde mesaj yayınlamış. her şeyden önce “Bir ömür boyu aynı
yolda” yürümediği aşikar. Kaldı ki o “Türk – İslam” şeklindeki tanımlamayı uzun
süredir benimsemiyordu. Fetullah Gülen bununla da yetinmeyip Ailesine sahip
çıkılması yönünde;

“Annesinin gidip eli öpülmeli, ‘ben sizin bir evladınızım’
denmelidir. Eşine ‘siz bizim bacımızsınız’ denmeli, evlatlarına evlatlarımız
gibi sahip çıkılmalıdır.” Mesajını vermiş.

Türk
Milliyetçilerinden bahsederken “Tiksinç” bulduğunu ifade eden Fetullah Gülen bu
kadar açık ve büyük desteği daha önce sadece papazlara vermişti.

Buraya kadar yazılanlardan bir sonuç çıkarabilirsiniz. Ama halen
çıkaramadınızsa ben size yardımcı olayım.

Yazıcıoğlu’nun
helikopteri kaza yaptığında Devletin iki Valisi, Devletin haber ajansına
dayanarak, kırık olan kol ve bacaklarını da tarif ederek ambulansla Kayseri’ye
yola çıktığını duyurmuştu. Her nasıl olduysa bu haber haftalarca sonra
“düzeltildi”.

Enkazı bulan korucular, Başbakan’ın korumalarına kaza yerini tarif
ettiklerini ancak o yönde bir çalışma başlatılmadığını söylemişlerdi.

Benim iddiam şu;

ABD Tayip Erdoğan’ı gözden çıkarmıştı. Ona çok benzeyen başka bir
figür(an) arıyordu. Erdoğan ile kumaşları çok yakın olan Yazıcıoğlu yukarda ki
örneklerden de anlaşılabileceği gibi Fetullah’a da çok yakın bir insandı. Bu
durumda Fetullah’ın CIA ya, yani ABD ye yakınlığını düşündüğümüzde fotoğrafı
netleştirebiliriz.

Arama
çalışmalarının günün teknolojileri kullanıldığında çok çabuk sonuç vermesi
gerekirken, Başbakan’ın korumalarına olay yeri tarif edilmişken, Devletin
Valileri enkaza ulaşıldığını beyan etmesine rağmen olay yerine ulaşılamaması
onun ölümüne göz yummak değilse nedir? Sizce Yazıcıoğlu’nun ölümüne neden göz
yumulmuş olabilir?

Bunu düşünürken ABD’nin bir yandan kontrol altında tutabileceği,
Neo Osmanlıcılık Projesi kapsamında “İslam Âlemi” ile ABD arasında elçilik
yapabilecek ( Buna “ABD Osmanlıcılığı” da diyebilirsiniz ) aynı zamanda
“Yükselen Milliyetçi Dalga” yı arkasına almasına yardımcı olacak biri ile
çalışmayı isteyeceğini de düşünün.

Bu güne dönecek olursak. Kürşat Tüzmen’in AKP’deki görevlerinden
suya tirit nedenlerle “ayrılması”, tam bu süreçte BBP’nin “Beyaz Buluşma”
adıyla düzenlediği toplantıya katılması, son nefesini vermek üzere olan BBP
tabanının halen MHP’ye yönelmeyen kısmında bir umut ışığı yaratmıştır. Benden
söylemesi, Tüzmen yakın zamanda çeşitli nedenler ileri sürerek bir şekilde BBP
de siyaset yapmaya kalkarsa;

Ben
bunun altında AKP’nin “Muhsin Yazıcıoğlu’nu kullanarak MHP’yi bölme” projesine
bilerek ya da bilmeyerek alet olduğu sonucunu çıkarırım.

Zaten
Yazıcıoğlu rahmetlinin dirisini Cemaatler kullanmıştı, MHP’yi bölebilmek için,
ölüsünü de AKP kullanacak gibi gözüküyor. Bu arada AKP’de bir koyundan iki
hatta beklide daha fazla post çıkarmış olacak.

Odatv.com

(*)

LİNK : http://www.ulkucudunya.com/yazaryazidetay.php?yazar=1&yazi=26

(**)

LİNK : http://www.yildiraycicek.com/?target=makaledetay&makale_kod=867

(***)

LİNK : http://www.ulku-ocaklari.com/archive/t-284.html

(****)

Dink cinayetinde kim kimdir?

LİNK : http://www.tumgazeteler.com/?a=2496766

Kentlerin yeni ‘reisleri’

LİNK : http://www.yeniaktuel.com.tr/tur106,95@2100.html

YASİN HAYAL’DEN EMNİYETTE DEHŞETE DÜŞÜREN İFADE!

LİNK : http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=259472

Alperen Ocakları hangi olaylarla anıldı?

LİNK : http://www.tumgazeteler.com/?a=5308297

Seni koğuşa almalarını istedim ama olmadı, anla!

LİNK : http://www.tumgazeteler.com/?a=4240103

`Büyük abi` korundu mu?

LİNK : http://www.tumgazeteler.com/?a=4712439

Dink`in tetikçileri ..

LİNK : http://www.tumgazeteler.com/?a=2587904

Vakit-Alperen Ocakları ortak yapımı: Saray Basmaca

LİNK : http://www.turksolu.org/245/isbecer245.htm




Topkapı Sarayı’na utanç baskını


























































































































































LİNK : http://haber.ok.net/topkapi-sarayina-utanc-baskini/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir