YARGI & ADLİYE & CEZAEVLERİ & HUKUK & SİYASİ DAVALAR

Ergenekon sanığı Ölmez:
“Muhsin Yazıcıoğlu’nu Hrant Dink cinayetini çözdüğü için öldürdüler”

Ergenekon
sanığı Erol Ölmez, Muhsin Yazıcıoğlu’nun Hrant Dink cinayetinin kodlarını
çözdüğü için FETÖ’nün Hançer timi tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü. 

Toplumsal Haber’den Ali Avcu’ya  konuşan
Erol Ölmez, Başkanlık sistemini MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a tuzak kurmak için meclis gündemine
getirdiğini ve eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun 25 Mart 2009’da
geçirdiği Helikopter kazasının bir suikast olduğunu ileri sürdü. Yazıcıoğlu’nun
öldürüldüğünü söyleyen Ölmez, Yazıcıoğlu’na yapılacak olan suikastı BBP’nin
 mevcut Genel Başkanı Mustafa Destici ve Ankara Büyük Şehir Belediye
Başkanı Melih Gökçek’in önceden haberinin olduğunu iddia ediyor.

İşte
Erol Ölmez ile yapılan söyleşinin tamamı:

Muhsin
Yazıcıoğlu’nun ölümüyle ilgili neler biliyorsunuz?

Rahmetli
Muhsin Yazıcıoğlu’nu öncelikle rahmet ile anıyorum. Ruhu şad, mekanı cennet
olsun. Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun suikaste kurban gittiğini ilk söyleyen
bendim. Ergenekon’da yargılandığım zaman da suikast olduğunu ilk beyan eden
bendim. Rahmetlinin ölümü çok alçakça, haince, Fethullahçı Terör Örgütü’nün
özel timi olan Hançer timiyle hunharca gerçekleşti. Muhsin Yazıcıoğlu ve
beraberindeki yol arkadaşlarıyla beraber öldürüldüler. Helikopter düştüğünde
hepsi yaşıyordu. Ancak sonradan öldürdüler, infaz edildiler. Yani
susturulmaları gerekiyordu ve susturdular. Kim susturdu? CIA ve FETÖ ortaklaşa.
Bunun kalemi ise dış bağlantılıydı. FETÖ ve CIA işin içine girdiğinde daha üst
bir güç Muhsin Yazıcıoğlu’nun kalemini kırmıştı. Çünkü Lordlar Kamarası’ndan
başladı, İngiltere’ye uzandı ve en son kalemini kırdılar. Çünkü rahmetli Muhsin
Yazıcıoğlu eğer yaşasaydı MHP’nin genel başkanı şu anda Muhsin Yazıcıoğlu idi.
BBP ve MHP’yi birleştirip güçlü bir Türk milliyetçiliği ve Türk-İslam sentezi
fikrine sahip bir parti oluşturacaktı. Ondan dolayı rahmetliyi infaz ettiler.

2017
yılında ve zamanında Ergenekon mahkemelerinde tanıklığım istendiğinde açık açık
söyledim. Muhsin Yazıcıoğlu davasının tek tanığı benim. O gün mahkemeye
geldiğimde somut deliller beyan ettim.

Bunların
hepsi sizde var mı?

Var.
Tabii ki birtakım kumpaslar, tezgahlar kuruldu. Özellikle Metro Turizm’de
çantaları kaybettiler. Beşinci gün hiçbir şubede bulamadık deyip sonra bulduk
dediler. “Bana ait olduğunu nerden anladınız?” dedim, “Çantayı açtık” dediler.
Çanta kilitliydi. “Biz açtık, içinde sizden bahseden evraklar gördük” dediler.
Almaya geldiğimi söyleyince de onlarda olmadığını, Terörle Mücadele’ye gitmemi
söylediler. Normal şartlarda çok şüpheli bir durum varsa en fazla otogardaki
polis karakoluna gidersiniz.

Bu
durumda Metro Turizm, FETÖ bağlantılı emniyet grubuyla danışıklı dövüş yaptı.

Metro
Turizmin sahibi Galip Öztürk’ün FETÖ ile bir bağlantısı var mıdır?

Daha
önce Galip Öztürk’ün FETÖ ile bağlantısı vardı. Hala devam ediyor mu, onu
bilemiyorum. Bu konudan Galip Öztürk’ün haberi olup olmadığını ben hiçbir
şekilde bilmiyordum. Hatta adam masum, yurt dışındaydı ve bir kumpasa kurban
gitti inancına sahiptim fakat şimdi o inancım kalmadı. Sonradan en yakınından
öğrendim ki, bu olayla ilgisi varmış. Zamanında Tuncay Çağtekin adlı avukatını
da göndermişti. O da birtakım söylemlerle konuyu uzatmamamı, davayı kapatmamı
istedi. Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili olan çok önemli bilgi ve belgeler çantayla
beraber gitti. Terörle Mücadele’de beni 4 saat kadar tuttular. Orada bana korku
psikolojisi yaşatmaya çalıştılar ama Erol Ölmez’in bu tür şeylerden
korkmayacağını bilmiyorlardı.

Ben
oradan çıktıktan sonra hemen arkasından Cumhuriyet Savcılığı’na gidip Metro
Turizm hakkında suç duyurusunda bulundum.

Peki, Muhsin
Yazıcıoğlu’nu neden öldürdüler?

Muhsin
Yazıcıoğlu ölmemiş olsaydı şu an BOP olmayacaktı, buna karşıydı. Kurulması
planlanan Kürdistan’ı biliyordu. Rahmetli çok ciddi bir şekilde bilgi ve belge
alıyordu. Buralardan yola çıkarak ülkenin ilerde parçalanacağını düşündüğü için
bunlara karşı çıkmak için mücadele verdi ve FETÖ’nün arkasında ne olduğunu,
fikirlerini öğrendi. Hatta Muhsin Yazıcıoğlu’nu tehdit ettiler. O’nu ne parayla
ne tehditle ele geçiremiyorlardı. Yapamadıkları için en son içerden vurdular.
En yakınlarından insanları satın aldılar.

Parti
içerisinden mi?

Evet,
parti içerisinden. Bir kaleyi fethetmek içerden daha kolaydır. Eski bir atasözü
vardır: “Hain içerde olunca kapı kilit tutmaz” Önce içerden alınmaya başlandı.
Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu öldürüldüğünde bekletildi ki, o anda herkes görevini
yapsın. Yanında kim olursa olsun, 20 değil 400 kişi de olsa harcarlardı.
İleride yapacakları proje için, her türlü riski göze alırlardı.

Muhsin
Yazıcıoğlu yaşamış olsaydı şu anda Devlet Bahçeli makamında olmayacaktı.

Devlet
Bahçeli’nin bu işte bir parmağı olabilir mi?

Devlet
Bahçeli’den tutun Mustafa Destici’ye kadar birçok isim var. Elimde 16
kişilik bir liste bulunuyor. Ben bunlara tanık olduğum halde isimlerini tek tek
belgeleriyle birlikte mahkemeye sunacağım.

Örnek olarak
kimler var bu listede?

Devlet
Bahçeli ne yapıyor? Recep Tayyip Erdoğan ne söylerse onu yapıyor. Mustafa
Destici? Çünkü korkuyorlar. Dikkat ederseniz şu an alakası olmayanlar bile
Erdoğan’ın yanında.

Açık
ve net söylüyorum, şu anda görülen Muhsin Yazıcıoğlu’nun ana dava dosyası
değil. Şu anda görülen, bir kişi üzerinden açılan bir dava. O kişi de Erdoğan’a
suikast sanığı olarak yakalandı.

Gerçek
dava başladığı zaman içine Hrant Dink de girecek. Hrant Dink ve Muhsin
Yazıcıoğlu suikastı aynı ekibin işi.

Yani Hran
Dink’i öldüren ve Muhsin Yazıcıoğlu’nu öldürdüğünü iddia ettiğiniz ekip aynı
ekip mi?

Aynı
ekip. Şu anda taşeronlar kullanılıyor. Hançer timi denen ekip iki
gruptur. Bunların biri istihbarat, diğeri silahlı kanattır. Yapacakları
bir infazla ilgili birini kullanırlar. Neden Hrant Dink davası uzadı? Aslında
uzamazdı. Muhsin Yazıcıoğlu bu davayı tüm belgelerle bozdu. Arkasında kimin
olduğunu anladı.

Devlet
Bahçeli MHP’ye özellikle yerleştirildi. Araştırırsanız, rahmetli Alpaslan
Türkeş’in ölümü de şüphelidir. Bahçeli hep Türklükle ilgili konuşuyor ama
gerçek Türk milliyetçileri Bahçeli’yi sevmezler. Şu anda yanında olanlar da
proje adamlarıdır. Kendi özel ekibidir.

Devlet
Bahçeli’nin de, Mustafa Destici’nin de Evet demeleri korktuklarından mı?

Evet
korkudan.

O
zaman Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bunları bu dosyayla tehdit mi ediyor?

Evet
tüm bilgilerle resmi yoldan tehdit ediyor. Bahçeli’nin birtakım kayıtları
var. Destici’nin de FETÖ ile bağlantısı var. Bahçeli ne kadar yok
dese de, var. FETÖ 17-25 Aralık öncesinden önce “Eğer aksi bir durum yaşanırsa,
benimle ilgili gıyabımda her şeyi söyleyip saldırın” diyor. Şu anda
saldırıyorlar, öyle değil mi?

15
Temmuz’a gelelim. 15 Temmuz’da darbe başarılı olsaydı bizler zaten infaz
edilecektik. Melih Gökçek devamlı Meral Akşener dedi. Burada FETÖ başarılı
olsaydı Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı olarak Melih Gökçek’i
görecektik. Rahatlıkla söylüyorum.

Bülent
Arınç’ı Başbakan olarak işaret ediyorlardı?

Hayır. Melih
Gökçek’in yaptığı kendini aklama operasyonudur. Melih Gökçek’in Muhsin
Yazıcıoğlu ile ilgili açıklamaları var dikkat ediyor musunuz? Ben kendisine
“Tüm bildiklerini belgeleriyle beraber git savcılığa sun” dedim. Muhsin
Yazıcıoğlu rahmetli olmadan önce Melih Gökçek’in kimlerle görüştüğünü çok iyi
biliyorum. Muhsin Yazıcıoğlu’nun öldürüleceğini biliyordu. Çünkü Recep Tayyip
Erdoğan’ın güvendiği iki insan vardı. Daha önceki yıllarda yardım eden biri,
dostum dediği kişi Muhsin Yazıcıoğlu’dur. İkinci adamsa Melih Gökçek’tir.
Muhsin Yazıcıoğlu harcandı, Melih Gökçek ise rahmetli ile ilgili açıklamalara
başladı. Kendisine Twitter’da “Korkma, titre, sana doğru geliyor” dedim. Çünkü
bildiğim var.

Burada
bir çelişki yok mu?

Bunlar
ölümünden önce olan şeyler. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun suikasti ile ilgili
ne olacağını ve kimlerin yapacağını çok iyi biliyordu. Buna belgeleri ile
ulaştım. Melih Gökçek her yerde para ile satın alabileceği herkesi alıyor.
Bunları kendisine gelen bilgilerle birlikte belirli yerlere
ulaştırıyordu. Melih Gökçek o ara Fethullah Gülen için
çalışıyordu. Has adamı idi hatta. Dikkat edin açıklamaları, konuşmaları,
oğullarının orada onun okullarında yetişmesi… Bu sayede güçlendi Melih
Gökçek. Ne kadar FETÖ aleyhinde konuşsa da inanmayın. Hepsi görevli.
Kripto diyoruz ya, rengini belli etmeyen. Bunlardan AKP’de de var, MHP’de de,
CHP’de de.

CHP’nin
içerisinde kimler var?

CHP’de
3-4 tane var, fazla yok. Onlar genellikle farklı takılıyorlar. İsim olarak
kimlerin geldiğini biliyorum. Kılıçdaroğlu’na atılan yumruğu kimin
attırdığını da biliyorum.

Melih
Gökçek olduğu iddia ediliyor.

Yaklaşmışsınız.
Fakat kimin tuttuğunu, kimin para verip gönderdiğini, kimin rica ettiğini de
biliyorum. Bunu yapan CHP’nin içerisindeki bir kişi. Özellikle öyle
bir yerde olmasını istedi.

Tekrar
Muhsin Yazıcıoğlu suikastine dönelim. Belgeler sizde mi?

Kayıtlarda
bana gösterilen görüntülerde Muhsin Yazıcıoğlu helikopterden alınıyor. Sonradan
çıkması yalan. Arkada oturuyor, alınıyor.

Helikopter
gerçekten düşüyor mu?

Çok
sert vurmuyor yere. Helikopter düştükten sonra kayarak gidiyor. Ölüme sebebiyet
verecek bir çarpışma değil yani. Bunların hepsi abartılı yalanlar. Algı
yaratarak konuyu saptırıp yok etmek istiyorlar. Ergenekon’da yargılandığımda da
bunu kapatacaklarını söyledim. Bakın sekiz sene bitti dokuza girdik. Neden
uzatıyorlar? Çünkü bu başkanlık sistemi için. 2017 son, bu sene son. The end,
bitiyor yani. BOP projesi bu sene gerçekleşti gerçekleşti, aksi halde bitiyor.
2018’den sonra ne BOP ne Kürdistan hiçbir şey olmayacak. Zaten AKP iyice şişti.
İçerisinde Fetöcüsünden tutun PKK’lısına kadar her türlü insan var. Siyasi
anlamda en berbat parti haline geldi ve batmak üzere. AKP balonu
patlıyor. AKP battığı için Erdoğan’ın son şansı bu. Başkanlık
sisteminde MHP ve BBP’nin desteklemesi bu yüzden. Şu anda Almanya ve
Hollanda ile yaşadığımız problemlere kesinlikle inanmayın. Hepsi danışıklı
dövüş. ABD destekliyor.

ABD’ye
Fethullah Gülen’in iadesi için dosya gönderdik diyorlar. Hepsi yalan. Onlardan
önce birileri gidip biz bunu yapacağız ama siz vermeyin diyorlar. Fethullah
Gülen buraya gelemez, alamaz, yargılayamazlar. Fethullah Gülen’in bir mahkemede
yargılayacaklarını mı sanıyorsunuz? Ölüsü gelir, dirisi gelmez. Çünkü
dirisi hükümeti yok eder, bağlantıları yok eder. CIA vermez. Birileri bir
taraftan istiyoruz diyor ama bir taraftan da gelmesin istiyorlar.

Muhsin
Yazıcıoğlu ile ilgili kaseti söylüyorsunuz. Kaseti size kimler verdi?

Ankara’da
Kurtubağ diye bir yer var. Kafe gibi, önemli insanların gelip gittiği, Sakarya’da
olan bir yer. Özellikle önemli insanlar gelir. Musa Çağıl ile buluştuğum
nokta burasıdır.

Burada
bir gün yine otururken üç kişi geldi. Sizi biliyoruz, size güvenebilir miyiz?
Dediler. Muhsin Yazıcıoğlu davası için konuşacaklardı. Rahmetli ile ilgili ne
varsa verebilirsiniz, güvenebilirsiniz dedim. Laptopu açıp gösterdiler. Baştan
sona kadar seyrettim. Helikopterden alınışı, infaz edilişi, İsmail
Güneş’in öldürülüşü, konuşulanlar, kime haber verildiği… A’dan Z’ye hepsini
gördüm. Rahmetiyi çekiyorlar. Muhsin Yazıcıoğlu uyanıyor. Birilerinin geldiğini
görüyor. “Kurtarma ekibiyiz” diye yaklaşıyorlar. Arkadan alıyorlar, kemerini
çözüyorlar. Sonra Muhsin Yazıcıoğlu’nun kollarını büküp yüzüstü ayakla
itiyorlar. Bağırıyor, hakaretler ediyor “Hainler, katiller” diye.

O
anda yaralı mıydı Muhsin Yazıcıoğlu?

Evet
yaralıydı. Önce sakinlikle yaklaşıyorlar çünkü Muhsin Yazıcıoğlu’nun silahı
var. Kurtarma ekibiyiz diyerek bizi vurmasın diye sakin yaklaşıyorlar. Ondan
sonra bir anda çöküyorlar üstüne.

Size
anlattıklarımın hepsi dava dosyasında var, birebir biliyorlar yani nasıl infaz
edildiğini.

Bunu
bir şekilde yaparken bir yandan da boğarak öldürüyorlar. Herhangi bir
şekilde gırtlaktan boğma değil. Yüzükoyun yatırıp arkadan elle bastırıp nefes
almasını engelliyorlar.

O
arada İsmail’in sesleri geliyor. Görüyor ve bağırıyor. İsmail’i bir kayanın
yanına götürüyorlar. Beni oraya götürseler nokta nokta gösterebilirim. Sonra
İsmail’i getiriyorlar tekmeyle vuruyorlar hainler. İsmail’i orada öyle döverek
öldürüyorlar.

Peki
bunlar adli tıp raporunda çıkmadı mı?

Ne
adli tıpı? Hepsi danışıklı dövüş, hepsini kapattılar. Muhsin Yazıcıoğlu infaz
ediliyor. 26 dakika sonra nokta atışı ile koordinatlar veriliyor her yere fakat
bakın kaç gün sonra bulundu… Kim farklı yere yönlendirdi? Hesap soruluyor mu?
Hala görevdeler ve rütbe alıp güçlendiler.

Bunları
yapanlar şu an görevde mi?

Tabi
ki. Adam general oldu. Ali Lapanta. Malatya’dan kalkıp bölgeye geliyor. Ne
alaka? Görev yeri bile değil. Bu arada Muhsin Yazıcıoğlu davasında harcanmak istenen
insanlar da var. Mesela Orhan Özdemir. Emniyet müdürü idi ve alakası bile yok.
Bazı insanlara yıkmaya çalıştılar. Orhan Özdemir’i cezaevine sokmaya çalıştılar
halbuki nefret eder FETÖ’den. Onu bir türlü başaramadılar. Daha sonra öğrendi
gerçekleri, kurum daire başkanı oldu. Şu an başka yerde sanırım.

Muhsin
Yazıcıoğlu ve yanındakileri hunharca infaz ettiler. Telefon çekiyor, saatlerce
konuşuyor. Hiç mi tespit yapamadılar? Köylüler geliyor, görüyor, kayıt
yapıyorlar. Onları da alıyorlar, görüntüleri de alıyorlar bir de tehdit
ediyorlar. Birileri infaza başladı ve bitirdi.

Bunları
Erdoğan da izledi ve biliyor mu diyorsunuz?

Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan her şeyi bildiği için oyununu güzel oynuyor. Yalnız
Muhsin Yazıcıoğlu’nun FETÖ ve CIA tarafından infaz edileceğini kim biliyordu?
Devlet Bahçeli, BBP’deki en yakınları biliyordu. Mustafa Destici sonradan
geldi. Ondan önce Yalçın Topçu. Asıl planlayıcısı da Remzi Çayır’dır.

Bunun
böyle olacağını bilen ve sessiz kalan, sesini çıkarma dedikleri kişi de Ankara
Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek’tir. Önceden biliyordu.

Bunu
bildiği için kendini aklamaya çalışıyor.

Muhsin
Yazıcıoğlu’na yapılacak suikasti bilen kişi Melih Gökçek miydi?

Aynen
öyle. Biliyordu. İsterse dava açsın, kanıtlarım. Ben konuşurken somut
konuşurum. Beni kimse parayla satın alamaz.

Neden
son günlerde hep Muhsin Yazıcıoğlu demeye başladı? Beyaz TV’de hep bunu
konuşuyor.Bu suçluluk psikolojisi midir?

Tabii
ki. Geleceği için. Bana neden dava açamıyor? Beni neden satın alamıyorlar?
Sadece Allah’tan korkarım.

Yanımda
avukatını arayın, aynısını söyler benim hakkımda. Savcılık bile sizi
koruyamayız diyor. Nedenini sorduğumda adam yukarıyı gösteriyor.

Belgeleri
neden savcılığa vermiyorsunuz?

Şu
anda çok önemli yerdeler. Şu an bir ben, bir Allah, bir de ben ölürsem diye
bilmesi gerekenler biliyor sadece. Ben bu belgeleri savcılığa verirsem 24 saat
sonra beni infaz ederler. Yok ederler. Bunlar da Erol Ölmez’i nasıl sustururuz
diye düşünüyorlar. Bu konu kapanırsa ne kadar konuşursam konuşayım etki etmez
çünkü. O yüzden Maraş’ta görülen dava bu kadar uzayıp sekizinci senesini
bitiriyor.

Maraş’taki
dava alakası olmayan boş bir dava mı?

Tamamen
içi boş bir dava. Benim tek ifademle tüm sanıklar çöktü. Yanlış yoldan
gidiyorlar. Kafamda olan isimlere bir operasyon dahi yapılmadı. Bunlar da
FETÖ’nün kripto elemanları. Niçin Destici’yi sorgulamıyorsunuz? Arkasından çok
ciddi isimler çıkar.

Helikopteri
kim kiralıyor? Mustafa Destici. Kimden kiralıyor? Ali Sabancı’nın firması.
Ali Sabancı kim? Aydın Doğan’ın damadı. Uzaklara doğru gititğimiz, derinlere
indiğimiz zaman, alttan bir tuğla çekince o duvar yıkılır. Altında da çok ciddi
insanlar kalır. Ne Ergenekon’a, ne Balyoz’a benzer ve bunlar asrın davaları
ünvanını yitirir.

Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın bu davayla bir ilgisi var mı?

Hayır,
alakası bile yok. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan sonradan öğreniyor
gerçekleri. Ne olduğunu biliyor sadece.

Gerçekleri
öğrendikten sonra hamle yapmıyor mu?

Yapıyor.
Önüne dosya koydular şu anda görülen davayla ilgili. Ana dava ile ilgili bilgi
vermediler. 15 Temmuz’a kadar Erdoğan’ı hep kandırdılar.

15
Temmuz’dan sonra neden bir şey yapmıyor? Destici ve Bahçeli’nin bu işin içinde
olduğunu, Melih Gökçek’in bizzat bildiğini söylüyorsunuz. Bunlar için neden bir
hamle yapmıyor?

Şu
an bir şey yapamaz. Çünkü Başkanlık için. 16 Nisan’da referandum var.

17
Nisan’da bir şey yapacak mı?

17
Nisan’da hepsini alacak, hepsinin hesabını soracak. Bahçeliymiş, Desticiymiş,
Remzi Çayırmış, kim varsa… Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun ve kendisinin
en yakınındakiler dahil kim varsa hesap verecek. Erdoğan’a yakın isimler beni
ziyaret ettiklerinde “Sen doğru bildiğin yolda devam et, reis bunların hesabını
tek tek soracak çünkü rahmetliyi çok seviyordu. Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü onu
sarstı.” dediler. Burada hesap Muhsin Yazıcıoğlu’dan sonra Ergenekon devam
edecekti ve tüm sanıklar bir anda cezaevine girecekti. Ardından Ötüken
operasyonu yapılacaktı. O operasyonla birlikte sadece Recep Tayyip Erdoğan,
bakın Abdullah Gül değil zaten kendisi Ergenekon’un başlamasına sebep olan
kişidir. Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopteri düştüğü zaman kim cumhurbaşkanı idi?
Abdullah Gül.

Cumhurbaşkanı
Erdoğan da o zaman başbakandı?

17-25
Aralık operasyonundan önce tüm bilgiler Erdoğan’a gitti fakat ulaşmadı. En
yakınına ulaştı. Yakınındaki kriptolu FETÖ’cüler aldı. Yukarıya “Burada
Ergenekon sanıklarından Erol Ölmez olanları biliyor” diyorlar. Yukarıdan da
operasyona başlama talimatı geliyor. Benim yüzümden başladı. Yani ben FETÖ’nün
arı kovanına çomak soktum. Bu belgelidir, resmidir. İsim isim söyleyeceğim. Bu
ekip aynı zamanda Erdoğan’ı zehirleyeceklerdi. Bu zehri en yakınındaki isme
vereceklerdi.

17-25
Aralık operasyonunu Muhsin Yazıcıoğlu suikastinin ortaya çıkacağı korkusuyla mı
hemen yaptılar?

Evet.
Fethullah Gülen’in uzun bir konuşması var. “Bir perşembe günü ölürsünüz,
cuma günü buluruz. Arkanızdan hançerlenirsiniz.” gibi söylemleri var.
Bakınız hançer kelimesi. Hançer timi nereden geliyor bir bakın. 1990’dan bu
günlere kadar tüm suikastleri hançer timi yaptı. Neden Ötüken, neden Ergenekon?
Neden Türkçü isimler? Bunları bilinçli olarak kullandılar. Türklüğü
itibarsızlaştırmak için. Tüm ihaleyi Türkçülere yıkmak için. Bu isimler
Vatikan’da konuldu.

Vatikan
konsolosu bana bizzat “Fethullah Gülen beni öldürecek” dedi. Birebir
konuştuk adamla Harbiye’de. Fethullah Gülen gizli
kardinaldir. Türkiye’de gizli kardinaller, sabetayistler var. Masonlar
var. Bunlar yönetiyorlar. Neden Türklük ve Atatürk düşmanlığı var? Atatürk’ün
kurduğu cumhuriyetin yıkılmasını neden istiyorlar sanıyorsunuz? Çünkü
Atatürk’ün düşüncesi, hayatı, yaşantısı ve geleceği görebilmesi… O hayali yok
etmek için. Bir an önce Türkiye’yi parçalayıp yıkmak, Kürdistan kurmak için.
Aslında Kürdistan diye bir şey yok. Orası İsrail’in devamı olacak. Kürdistan
adı altında kurulan Büyük İsraildir. Buna birileri hizmet etti. BOP projesinin
içerisinde hepsi. 1996’da hazırlanıp 1999’da düğmeye basıldı. AKP’nin gelmesi
tesadüf değil. Özellikle seçilerek kuruldu.

AKP
proje olarak mı kuruldu?

AKP
bir proje partisidir. Şu an şişti ve bitti. Şu an AKP’ye saldırıyorlar ama
boş. Sen PKK’yla savaşıyorsun iyi güzel ama YPG’yi sen gönderdin. Habur’da
bayraklarla karşıladın.

Orada
kandırıldık diyorlar.

Bu
kadar aptallık olur mu? Onda kandırıldık, bunda kandırıldık. Yarın bir gün
başkanlık olduğu zaman Türkiye savaşa girecek. Savaştan yenik çıkınca “Ben
kandırıldım, haberim yok” mu diyecek? Böyle bir saçmalık olur mu?

Anlatmak
istediğim bu. Yukarıdan talimatlarla oluyor her şey. Devlet Bahçeli’ye talimat
verildi. Erdoğan’a değil, Bahçeli’ye verildi başkanlık sistemi için. “Ne
başkanlık sistemi?” diye küfreden adam bir anda sistemi savunmaya başladı ve
düğmeye o şekilde basıldı. Bahçeli üst akıldan aldığı talimatı uyguluyor.
Rahmetli Alpaslan Türkeş’ten bu güne kadar Devlet Bahçeli üst akıldan talimat
alıyor.

Devlet
Bahçeli aldığı talimatla mı başkanlık sistemini gündeme getirdi?

Tabii
ki. Bu net ve kesindir.

Biraz
da sizden bahsedelim. Erol Ölmez kimdir, nasıl Ergenekon’a dahil oldu?

Erol
Ölmez, genel olarak biz, daha Ergenekon kumpası olmadan önce, FETÖ’nün nasıl
örgütlenmeye gittiğini, nasıl hain olacaklarını, ülkeye neler yapacaklarını
biliyorduk. Biz derken Türk milliyetçileri.

Kuvayı
Milliye Derneği mi?

Dernek
bir kısım. Daha öncesi var, 90 lar diyorum. Vatikan konsolosluğu, ona bağlı
olan elçiler büyükelçiler… AKP daha gündeme gelirken “Biz geliyoruz” diye
gittikleri ilk yer Vatikan konsolosluğu. Daha sonra diğer konsoloslukları
dolaşmaya başladılar. Önce oradan başladılar işe.

Yani
dış dinamikleri hazırlamaları gerekiyordu.

Evet.
Teslimiyet imzası atıldı. Cumhuriyet’in kuruluş yıldönümünde, 29 Ekim 2004’te
İtalya’nın Roma şehrinde, müslüman ve Türk düşmanı bir papanın heykelinin
altında Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan imza attılar. Teslimiyet imzasıydı
bu aslında, biattı.

O
zaman Recep Tayyip Erdoğan’a güvenebilecek miyiz 17 Nisan’dan sonra evet
çıkarsa?

Milletimiz
akıllı değil. Adamlar Kürdistan kurulduğunda ilk tanıyacak ülke biziz diyorlar.
Buna milletimiz uyanamıyorsa ben yuh derim, ne diyeyim? Buraya sözde Kürdistan
bayrağı diye paçavraları geldiler diktiler. İyi güzel de, bu kadar mehmetçiğin,
polisin hesabını kim verecek?

Erdoğan’dan
önce kimse mehmetçiğimize kelle dedi mi? Diğerlerinin söylemlerine bir bakın,
anlayın. Adamlar öyle bir hale geliyor ki… Şu anda Türkiye Cumhuriyeti
Devleti’ne bir operasyon yapılıyor. Savaşarak bizi alt edemeyeceklerini
bildikleri için adamlar içerden özel kurulmuş bir partiyle resmi şekilde masada
ülkeyi böl parçala yok et sistemine gittiler. Buna uyanamayan ahmaklar üç beş
kuruşa kanını satanlardır.

Biz
tekrar Erol Ölmez’e gelelim.

Erol
ölmez tek başına, yalnız savaşçı bir kurt. Vatanımı, ülkemi çok seven bir
insanım. Hak bildiğim davadan ayrılmam. Kim haklıysa, yanındayım.

Sizi
neden Ergenekon sürecine dahil ettiler?

Çünkü
ben Erdoğan’a yapılacak suikast için “Ayağına sıkarım” dediğim için savcı
Zekeriya Öz düğmeye bastı. Benim yüzümden operasyon erkene alındı. Kendisinin beyanıydı
bu. Bir arkadaşla konuşurken, Mehmetçiğe kelle dediği zamanlar, sinirlenip “Ben
bu adamı ayağından vuracağım” dedim diye. Ülke TV’de canlı yayında da sordular.
O anki bir sinirdi. Yapılan tabii ki yanlış. İnsan şehidine kelle der mi? Şu an
özgürsen, rahatsan, şehitlerin yüzü suyu hürmetine. Yat kalk onlara dua et.

Uzun
lafın kısası bana Ergenekon’un kara kutusu dediler. Ergenekon benim, bunları
neden aldınız dedim. 11 kişilik konseyden bahsettim. Ben Fethullah Gülen’in
1997’de Vatikan konsolosu önünde iki büklüm olduğu zamanları bilirim.

Kurulan
bir proje var. BOP projesi. Ama bu sene son. Başkan oldu, oldu. Olamadığı
takdirde Türkiye’ye bir şey olmaz. Erdoğan 2019’a kadar cumhurbaşkanı olmaya
devam edecek. Yine siyaset yapacak. Erdoğan bu sefer çok daha fazla FETÖ ve PKK
ile mücadele edecek.

Evet,
çıkarsa Kürdistan kurulacak, sınırlarımıza bayrak çekilecek. Bakın mayınlı
araziyi İsrail şirketine verdi. Akıllı olursak, gerçekleri görebiliriz.

Ben
Ergenekon’da en ağır şekilde suçlandım. Tüm ihaleyi bana yıkmaya çalıştılar.
Savcılar beni devşiremedi, başaramadı. İçerde çok sert olduğum ve dik durduğum
için. Ve Muhsin Yazıcıoğlu davası da Ergenekon’a eklenecekti. Benim
açıklamalarımdan sonra yapılamadı. “Erol tehlikeli” dediler. Ergenekon’da
Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili bilgi veriyorum fakat avukatları davaya müdahil
olmadı. Ne Hrant Dink ne Muhsin Yazıcıoğlu Ergenekon’a müdahil olmadı. Çünkü
gerçekler ortaya çıkacak ve soruşturma derinleşecekti. Bu sefer FETÖ’nün
timleri kitlenecekti. Bırakın cezayı ülke karışacaktı.

Her
şeyi Ergenekon’a attılar ama Muhsin Yazıcıoğlu ve Hrant Dink’i atamadılar.
Denediler ama başaramadılar çünkü Muhsin Yazıcıoğlu ile bağlantılı. Muhsin
Yazıcıoğlu çökertti çünkü arkasında kim var ortaya çıkardı. Bilgileri çaldılar.
Helikopterden neyi varsa aldılar.

Muhsin
Yazıcıoğlu, Hrant Dink olayının kodlarını çözdüğü için mi öldürüldü?

Evet
Çözdüğü için… 

En
yakınındaki kişilere Hrant Dink cinayetinin perde arkasında kimlerin
olduğunu anlattı. Onların kripto FETÖ’cü olduklarını bilmiyordu. Daha
sonra bu kripto FETÖ’cüler durumu yukarıya aktardığı için öldürüldü.
“Artık biliyor” dediler. Muhsin Yazıcıoğlu asla kimseye güvenmezdi. Her şeyi
yanındaydı. Ama o gün helikopterde hepsi gitti. Belgeler yanında olmasaydı o
gün o suikast olmayacaktı.

O
belgeleri almak ve Muhsin Yazıcıoğlu’nu susturmak gerekiyordu. Çünkü Hrant Dink
ve BOP’un üstüne gidecekti. Ergenekon’da bile bizi savundu. “Böyle saçmalık mı
olur, Türk ordusu komutanlarına nasıl böyle bir operasyon yaparsınız?” diye
çıkıştı.






































































































































































































































Muhsin
Yazıcıoğlu şu an yaşasaydı BBP ve MHP birleşecek, Devlet Bahçeli yerinde
duramayacak ve başa o geçecekti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir