DERİN DEVLET & İSTİHBARAT SERVİSLERİ & İSTİHBARAT KONULARI & MİT VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA

ERKUT ERSOY : Adnan Oktar ve Grubu MOSSAD’ın
NOC
(Resmi kaydı olmayan istihbarat ajanı)
PERSONELİ Mİ ???

Adnan Oktar ve
grubuna yönelik yapılan operasyonda, bu grup hakkında suçlamalar çok çeşitli
konuları içermektedir. Suçlamalarda dikkat çeken siyasi ve askeri casusluk
kısmını anlamlandırmak için günümüzde istihbarat servislerinin hedef ülkelerde
nasıl yapılandığı üzerinde durmakta fayda var.

İstihbarat örgütleri Soğuk Savaş döneminde, resmi
akredite edilmiş personeller ve istihbarat hedeflerine uygun bir biçimde
oluşturulmuş örtülü kurumlar aracılığıyla faaliyet yürütürdü. Bu örtülü
kurumlarda çalışan görevlilerin büyük çoğunluğu olayın arka planından haberleri
olmadan işlerinin gereğini yaparken, özel olarak bu kurumlara yerleştirilmiş
illegal faaliyet yürüten personeller ise kurumu ve yapılan işi örtü olarak
kullanıp, hedef olarak belirlenen kaynaklara ulaşmaya veya kendi imkanları ile
bilgi toplamaya çalışırdı.

Örtü olarak kullanılan kurumlar, faaliyetin
içeriğine göre değişiklik göstermekteydi. Ekonomik alanda istihbarat toplamakla
görevlendirilecek personel, uluslararası bir şirketin çalışanı olarak kamufle
olurken, sosyolojik istihbarat toplayacak personel ise yabancı sivil toplum
görevlisi ya da gazeteci kisvesinde faaliyet yürütmekteydi.

Bu yöntem, günümüzde hala geçerliliğini korumasına
rağmen, faaliyet yürütülen ülkenin istihbarat örgütünün radarına yakalanma
ihtimali yüksektir. Radara yakalanan illegal çalışan istihbarat görevlileri,
faaliyet yürüttükleri istihbarat servisinin sıkı takibine maruz kalarak
faaliyet yapamaz hale getirilir.

Soğuk Savaş döneminde, akredite edilmiş istihbarat
görevlileri diplomatik kisve altında hedef ülkede güçlü ilişki ağı
geliştirebilmekteydi. Ancak günümüzde bir terör hücresine, yerel sivil toplum
örgütüne vb. gibi oluşumlara sızmak için diplomatik kisve yeterli değildir.
Örneğin bir Amerikan diplomatının ülkedeki bütün temasları izlenir ve temas
kurduğu kişiler de takibe alınır. Sıkı takip altında yabancı istihbarat
servislerinin verimli faaliyet yürütmesi zorlaşmaktadır.

Bu sorunu gidermek için, istihbarat servisleri,
“derin örtü” adını verdikleri ve hedef ülkenin vatandaşlarının katalizör olarak
kullanıldığı bir sistem geliştirdi. Bu sisteme göre, yüksek profilli kaynaklar
devşirmek için hedeflerin yozlaştırılacağı bir organizasyon inşa edilmelidir.
Bu organizasyon, istihbarat örgütünün ihtiyaçları doğrultusunda, yararlı olacak
kişilerin mimlenmesi, araştırılması ve istihbarat servisi ile bağının
kurulmasında rol almaktadır. Bazı zamanlarda ise bu organizasyonların,
servisler tarafından belirlenen hedeflerle temas etmeleri, “bal tuzağı”,
rüşvet, şantaj gibi yöntemlerle hedefleri ajanlığa ikna etmeleri söz konusudur.
Ancak bu inşa edilen “derin örtüler”, çoğu zaman ana bilgi kaynağı olarak
kullanılmaz. Çünkü istihbarat servislerinde kompartmantasyon birinci kuraldır
ve aracı kurum olsa bile herkesin bilmesi gerektiğinden fazla bilgi sahibi
olması istenmez. Yani bütün yumurtalar aynı sepete koyulmaz.

Adnan Oktar ve grubu bu bakımdan incelendiğinde,
İsrail istihbaratının derin örtüsü olabilme kapasitesine sahip bir görünüm arz
ediyor… Oktar’ın İsrail ile kurduğu ilişkiler, İsrail meclisindeki faaliyetlere
iştiraki, bu grubun kurduğu A9 kanalında canlı yayında Büyük Üstat
derecelerinin verilmesi ve Oktar’ın programlarında İsrail ile ilgili övgü dolu
söylemleri bu grubun İsrail ile olan ilişkilerini ortaya koymaktadır.

Burada şu soru akıllara takılabilir; iyi ama
İsrail’e çalışan biri neden canlı yayınlarda böyle açıklamalar yapar ve
ilişkilerini saklama gereği hissetmez? Bu kadar aleni yapılan, herkesin bildiği
şeylerin neresi casusluk diyenler olabilir. Bu sorunun cevabı, bu grubun FETÖ
gibi devlet içinde güçlü bir yapılanma kuramadığı ve sadece istihbarat
örgütünün aracı kurumu olarak faaliyet yürüttüğü ihtimalidir. Yani FETÖ gibi
devletlerin mahrem bilgilerine sahip, general, istihbaratçı, hakim, kaymakam
gibi üyeleri yok… Bundan dolayı bilginin ana kaynağı olmadıkları için İsrail
istihbaratının Türkiye’deki hedefleri doğrultusunda belirlenen hedefler tuzağa
çekilerek MOSSAD’ın avucuna düşmelerinin alt yapısı hazırlandığı söylenebilir.

Kamyonlar dolusu dijital belgelerde neler olduğu
ortaya çıktıkça, bu grubun ve MOSSAD’ın Türkiye’de kimlere ulaşmak istedikleri
ortaya çıkacaktır.

Bu grubun ikinci bir fonksiyonu ise devşirdikleri
etkili isimler vasıtasıyla Türkiye’de İsrail lehine bir ortamın sağlanmaya
çalışılması olabilir. Eğer bu operasyon titizlikle yürütülüp, bu grubun bütün
finansal bağlantıları, temas ettikleri isimler ve arşivi incelenip çözülürse,
İsrail istihbaratının bu grup üzerinden oluşturmaya çalıştığı ağ da
çözülebilir. Bu da 20 yıllık bir çalışmanın çorap söküğü gibi çözülmesi
anlamına gelir. Bu arada TİKA’nin Kudüs’teki faaliyetleri üzerinden Türkiye’yi
suçlayan İsrail’e karşı güçlü bir koz da elde edilmiş olabilir.

Erkut Ersoy

İstihbarat Uzmanı




























ÖZEL BÜRO
İSTİHBARAT GRUBU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir