Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


CEM KÜÇÜK : MOSSAD, bin Selman’ı
kurtarmaya çalışıyor, ama…


E-POSTA
: cemkucuk@gmail.com

İstihbarat
teşkilatlarının tarihine dönük anlatılanların bir kısmı gerçekse de bir kısmı palavradır.
Kendi reklamlarını yapmak isteyen istihbarat servisleri bazen kitap yazdırırlar
bazen film çektirirler. Bu konuda en öne çıkan servis MOSSAD’dır. İkinci Dünya
Savaşı sonrası dünyanın dört bir yanına dağılan Nazi cellatlarını bulmada
başarılı olmuştur ama dünyanın her yerinde abartıldığı kadar kesin bir başarısı
yoktur.


Genelde
geçmişe dair anlatılan konular yabancı istihbarat servislerinin başarılarına
dairdir. Hiç
kimse MOSSAD, CIA, BND, MI6 gibi kurumların façasını çizen olayları gün yüzüne
çıkarmazlar. Bu alanda önemli örnek İsrail’le Mısır arasındaki ilişkidir.
1967’de Mısır’ın Cumhurbaşkanı Cemal Abdül Nasır İsrail’e meydan okudu. Arap
coğrafyasında Nasır efsanesi yayılıyordu.
 Olası bir
Mısır-İsrail savaşında ne olacağını kestirmek kolay değildi. Nasır’a göre
İsrail’i halletmeleri an meselesiydi. Kazın ayağı pek öyle değildi.




Batılı
güçler 1967’deki savaştan önce bu çatışmanın hangi tarafının daha güçlü olduğu
konusunda hiçbir tereddüt taşımıyordu. ABD Genelkurmay Başkanı o sıralarda
“Önümüzdeki beş yıl içinde hiçbir Arap ittifakı askerî olarak İsrail
ile başedemez” demişti. 1967 yılında İsrail ordusu hakkında hazırladığı
raporda İngiltere’nin Tel Aviv’deki savunma ataşesi, “Komuta,
eğitim, techizat ve güç bakımından İsrail ordusu savaşa her zamankinden daha
hazır. İyi eğitilmiş, dayanıklı ve kendine güvenli İsrail askeri, güçlü
bir savaş azmine sahip ve ülkesini savunmak için seve seve savaşa
gider” 
diyordu (BBC Türkçe servisi).
 

Sonunda
savaş çıktı ve 6 gün içinde İsrail, Mısır’ı ve Suriye’yi ağır hezimete uğrattı.
Hatta Golan Tepeleri’ni bile ele geçirdi. Filistinliler şaşkınlık
içerisinde, “Mısır ordusu nerede?” diye
soruyorlardı.




Kod adı “Melek” devreye giriyor




İşte
bu savaştan sonra başka gelişmeler oldu. Cemal Abdül Nasır’ın damadı Eşref
Mervan devreye girdi.
 İddiaya göre kayınpederiyle arası
iyi değildi. Çok kumar oynadığı ve gece hayatına da düşkün olduğu için paraya
ihtiyacı vardı. MOSSAD onun bu açığını yakalamış ve kendine ajan yapmıştı.
Diğer iddiaya göre bizzat kayınpederi tarafından MOSSAD ajanı gibi görünüp
İsrail’e çalışacaktı. Gerçek bağlı olduğu yer ise Mısır olacaktı.




Eşref
Mervan hakkında anlatılanlar İsrail menşeli kaynaklardan geliyor. İsrail’in Mervan’dan
öğrenmek istediği Mısır’ın yeniden kendilerine saldırıp
saldırmayacağıydı. Eşref Mervan iki defa; biri 1969 diğeri 1970 olmak üzere
İsrail’e yanlış istihbarat vermişti. Her yanlış istihbarat, yani Mısır
saldıracak demek İsrail’e ağır ekonomik darbeydi. Çünkü savaş çağrısıyla ve
askere çağrılanlardan dolayı hayat duruyordu.




Aralarda
İsrail’e güvenilir bilgi de verdi Eşref Mervan. Çift taraflı ajan deniyordu
kendisine. Kod adı Angel (Melek)ti. Verdiği bilgilerden iyi para
kazanmıştı. 1973’te bu kez doğru bilgi vermişti. Mısır-İsrail savaşı
çıkmıştı. İsraillilerin Yom Kippur Savaşı olarak adlandırdıkları 1973’teki
Arap-İsrail Savaşı’nda “kim kazandı kim kaybetti” sorusu hep soruldu.
 

Yom
Kippur Savaşı: Orta Doğu’yu Değiştiren Destansı Çarpışma adlı kitabın yazarı
Abraham Rabinoviç’e göre bu savaş her tarafa da bir kazanç sağladı:




“Savaşı kim kazandı? Mısır kazandı, aynı zamanda İsrail kazandı.
Her iki taraf da eşit ölçüde. Mısır erken zaferle topraklarını ancak daha da
önemlisi saygınlığını, Arap dünyası içindeki saygınlığını geri kazandı. İsrail
ise en büyük Arap ülkesiyle barış imzalayarak hayal edebileceğinin bile
ötesinde büyük siyasi bir başarı elde etti.”




Mısır
ve Suriye’nin diğer Arap ülkelerinin desteğiyle İsrail’e Yahudilerin en büyük
dinî bayramlarından olan Yom Kippur Günü’nde saldırmasıyla başlayan savaş, Camp David
Anlaşması’yla sona ermiş, anlaşmaya göre Mısır, 1967’deki ‘Altı Gün Savaşı’nda
İsraillilere kaybedilen Sina Yarımadası’ndaki topraklarını geri almıştı.
(Euronews)




Bin Selman kendini kurtarmaya çalışırken




Bu
kadar lafı niye ettik? Cemal Kaşıkçı cinayeti bin Selman’ın başını derde soktu.
Hâliyle bin Selman’ın ortakları Mısır lideri Sisi ve Birleşik Arap Emirlikleri
Prensi bin Zayid en-Nahyan’ı da. Bu durumdan kurtulmak için her şeyi
yapıyorlar.


MOSSAD
kendisine de çalışan dünya çapında zengin bazı iş adamlarını ikna için Trump’a
gönderip duruyor. Trump, Kaşıkçı’nın ölümünü umursamıyor bile. İsrail eskiden
MOSSAD’a çalışan şimdinin iş adamı, Vocativ’in sahibi Mati Kochavi‘yi bile devreye
sokmuş durumda.




Cemal
Kaşıkçı olayında aslında İsrail-BAE-Suudi Arabistan-Mısır-Trump beşgeninde
tek engel Amerikan medyasının bu işi kovalaması. Avrupa’yı çok
umursamıyorlar. Washington Post gazetesinin Yorum Sayfası Yardımcı Editörü Jackson
Diehl
 tarafından kaleme alınan yazıda, İsrail Başbakanı
Binyamin Netanyahu’nun ABD ile Suudi Arabistan’ın sacayaklarını oluşturduğu
bölgesel çıkar ittifakını sürdürmek için Kaşıkçı cinayetinin sorumlularına
“can simidi uzattığını” savundu.




İsrailli
yetkililerin cinayetin ortaya çıkmasının ardından Suudi Arabistan rejimi adına
ABD nezdinde lobi faaliyetine başladığını ifade eden Diehl, Netanyahu’nun Beyaz
Saray ile yaptığı telefon görüşmesinde, cinayetteki rolü sorgulanan Veliaht
Prens Muhammed bin Selman’ın iktidarda kalması gerektiğini savunduğuna dikkati
çekti.




Netanyahu’nun
ancak görüşmenin basına yansımasının ardından cinayeti kınadığına işaret eden
Diehl, İsrail Başbakanı’nın kamuoyuna yaptığı açıklamada, “Suudi
Arabistan’ın istikrarının korunması dünyanın istikrarı için önemli”
ifadesini kullandığını belirtti. Öte yandan Diehl, İsrail’in Washington
Büyükelçisi Ron Dermer’in “Kurunun yanında yaş da yanmamalı” diyerek
açıkça Veliaht Prens’in korunması gerektiğini savunduğunun altını çizdi. Diehl,
İsrail’in bin Selman’ın bu olaydan niçin sıyırması gerektiğini şöyle ifade
diyor: “Netanyahu için Kaşıkçı krizi, 33 yaşındaki Prens etrafında
geliştirilen son derece hassas bir bölgesel stratejiyi bozma tehlikesi taşıyor.
Bu strateji İsrail ile Orta Doğu’nun yeni nesil diktatörleri arasında İran’a
karşı gayriresmî bir ittifak kurmayı amaçlıyor. ABD’nin bu ittifakı
askerî olarak desteklemesi öngörülüyor. Prens Muhammed bin Selman’ın ise
bu destek karşılığında Trump’ın şartları henüz ortaya çıkmayan Orta Doğu barış
planına destek vermesi, Filistinlileri İsrail’in belirlediği barış şartlarına
ikna etmesi bekleniyor.” (Hürriyet)


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış