Bora Gözen ve 7 arkadaşı
İsrail komandolarının Filistin kampına yaptıkları baskınla şehit oldu. Doğu
Perinçek, partili arkadaşı Gözen’i şu sözlerle anlattı: Bora, emekçilerin devrim
davasını her şeyin üzerinde tutmuştur. O, arkasından ağıt yazılacak bir sınıfın
değil, senfonilerle anlatılabilen bir sınıfın, partili devrimcisidir

Aydınlık arşiv
araştırma



Filisitin halkının haklı vatan mücadelesinin Türkiye’de de etkilerinin
görüldüğü yıllarda, Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi (TİİKP) Merkez
Komitesi üyesi Bora Gözen, bir grup arkadaşıyla Filistin’e destek için Lübnan’a
gitti. Hepsi halk çocuklarıydı. Bora, İTÜ Maden Mühendisliğini bitirmiş ve
partinin verdiği görevlerde canla başla çalışıyordu. Türk Solu dergisinin de
yazı işleri müdürüydü. Gençlik önderiydi. Kimi yerde gecekondu halkının
yanında, kimi yerde de direnen işçinin yanındaydı… Malatya’da köylülerin
mücadelesine omuz verdiğinde, hastalığını hiçe saymıştı.

21 Şubat 1973
günü, Lübnan’ın Trablus şehrindeki Nahr-el Bared Filistin kampına İsrail
komandolarının baskını sonucu Gözen ve Cafer Topçu (24), Kerim Öztürk (23),
Gürol İlban (25), Şükrü Öktü (23), Yücel Özbek (25), Ali Kiraz (24), Ahmet
Özdemir (27) şehit oldu. Saatlerce süren çatışmada, 32 yaşındaki Gözen kurşunu
bitince süngülendi. Arkadaşları makineli tüfeği kurmaya çalışırken
ketledildiler. Olayda Ali Ergun ve Hüseyin Tüysüz ise yaralı olarak kurtuldu.
Yanlarında gazeteci Cengiz Çandar da vardı. Olay öncesi kamptan kuşkulu bir
şekilde ortadan kaybolmuştu. Faik Bulut ise esir edilerek İsrail’e götürüldü.
7,5 yıl hapis yattı. Olaydaki rolünü yıllar sonra itiraf eden MİT’çi Mehmet
Eymür, katliamı İsrail’in yaptığını açıkladı.



PERİNÇEK ARKADAŞINI ANLATIYOR



İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, partili arkadaşı Bora Gözen’i şöyle
anlatır: “Bora, emekçilerin devrim davasını her şeyin üzerinde tutmuştur.
Onun ‘kendi’ meselesi, hayatı, her şeyi budur. Sakin, vakurlu, ağır başlıydı,
abartısızdı, ölçülüydü, başı dikti, ikna ediciydi. Ne yaptığını bilirdi.
Davranışları kararlıydı. Hafifliklere kapılmazdı. Sözünü tartarak söylerdi. Ve
iri gözleri, ışıltılı bakışları, sıcak gülüşüyle çok güzel bir insandı. Bora’yı
daima sakin görenler, onun aynı zamanda kitleleri harekete geçiren iyi bir
ajitatör olduğunu belki tahmin edemezler. Bora, arkasından ağıt yazılacak bir
sınıfın değil, senfonilerle anlatılabilen bir sınıfın, partili
devrimcisidir.” (Fahriye Gözen, Bora İçin Şiirler, Kora Yayınları, İstanbul,
1998, s.10-11)



EYMÜR’ÜN İTİRAFLARI



MİT eski Kontr Terör Merkezi Başkanı Mehmet Eymür, sekiz Türk devrimcisinin
Filistin kamplarında nasıl katledildiğini, kendi sitesi “atin.org”da 2010
yılında açıkladı. Eymür “operasyonun” MİT ile “ABD ve İsrail servisleri”
işbirliğiyle yapıldığını yazdı. İddiasına göre, 1973 Ocak ayında Filistinli
‘Kara Eylül’ örgütünün bir grup militanı, Türkiye üzerinden Avrupa’ya eyleme
giderken yakalanır. Sorgularına Mossad da katılır. Bu sırada Filistin
kamplarında kalan Türklerin de yerlerini tarif ederler ve serbest bırakılırlar.
İsrail’e dönen ekip operasyona karar verir. Eymür şunları ekler: “Sorgu
bittiğinde MİT karargâhı, teröristler hakkında herhangi kanuni bir işlem
yapılmamasını ve Suriye’ye sınır dışı edilmeleri talimatı verdi. İsrailli
görevliler de ülkelerine döndüler.

2-3 gün kadar
kısa bir süre sonra, belki de sınır dışı edilen teröristler Lübnan’a daha
ulaşamadan, dünya basın ajansları, İsrail’in FKÖ terör kamplarına baskınını
haber verdiler. İsrail güvenlik teşkilatları, terör işbirliği çerçevesinde Türk
servisinden aldıkları bilgiyi vakit kaybetmeden operasyona çevirmişti.”
Ergenekon davasında 6 Ağustos 2012 günü tanıklık yapan Eymür, Doğu Perinçek ve
Ferit İlsever’in sorusu üzerine aynı doğrultuda olayı anlattı. MİT görevlisi
Sabahattin Savaşman da, 1996 yılında Kaynak Yayınları’ndan çıkan kitabında,
Nahr-el Bared kampına yapılan saldırıda Hiram Abas ve Mehmet Eymür’ün katkısı
olduğunu yazdı.

Annesi acısını
şiirlere döktü

Oğlunun ölümü
anne Fahriye Hanım’dan yıllarca saklandı. Duyduğunda her anne gibi o da
kahroldu. Tek oğluydu… Başı dik Cumhuriyet kadınıydı. Acısını şiirlere bal
etti:

İnanamadım
gelmezliğine, uzun sürdü

Günün, güneşin
dayanılmaz güzel olduğu yerde,

Bir ben, bir
sendik…

Yağmura,
rüzgâra, mevsimlere karşı gezerdik

İnsan sevgisi
süzülürdü duru gözlerinde,

Camgöbeği renkli
denizlere

Uğruna
herşeylerini verdiğin,

Doğduğun,
büyüdüğün toprakları terkettiğin,

insan sevisi…


ulusalkanal.com.tr