UMUT
FIRAR EROĞLU : Kim beyninde ‘çip’ ister ???


17 Mayıs 2020


Bilim dünyasının
uzun zamandır gündeminde olan beyin implantları gerçek olmak üzere. Elon Musk,
geçen hafta katıldığı bir yayında, kurucusu olduğu Neuralink şirketinin bir
yıla kalmadan ilk beyin implantını gerçekleştireceğini duyurdu.


Beyin
implantları, bilimkurgu dizilerinden bildiğimiz bir teknoloji. Tıp endüstrisi,
mühendislik, bilgi işlem, teknoloji şirketleri, hatta savunma ve istihbarat
teşkilatlarının ilgi alanına giriyor.  Sahiden kim kafatasını deldirip
beyninin içine elektronik bir devre taktırmak ister?


Bu sorunun tıp
dünyasında makul yanıtları var. Beyin hücreleri olan nöronlar arasında veriler, ‘ateşleme’ tabir
edilen yolla iletilir.


Fütüristik planlar


Hasar gören
nöronlar yanlış ateşlemeler yapıp ortalığı karıştırabiliyorlar. Kaza sonucu
oluşan beyin hasarlarının, alzheimer, parkinson gibi hastalıkların ve
depresyon, travma, felç türevi sendromların implantlarla tedavileri
araştırılıyor. İmplantlar çok ince tel şeklinde mikro elektrotlar ve
devrelerden oluşuyor. Nöronların etrafına yerleştirilen elektrotların,
ateşlemeleri yeniden düzenleyerek beyni doğal işleyişine kavuşturması
amaçlanıyor. Buraya kadar her şey normal… Ama Musk, sadece beyin hastalıkları
için cebinden 100 milyon dolar yatırıp bir şirket kurar mıydı? Elbette hayır. Teknoloji
şirketlerinin beyin-bilgisayar arayüzüyle ilgili farklı bir ajandası var.
Nihai
amaç, insan beynini üstün özelliklere kavuşturmak. Hafızayı geliştirmek,
hesaplama gücünü arttırmak, beyin gücüyle bilgisayarları, ağları ve cihazları
yönetebilmek gibi fütüristik planlar yapılıyor.


Elon Musk,
şirketi Neuralink’in uzun vadede ‘yapay zekâyla simbiyoz’ hedeflediğini
söylüyor. Bu, beyinle yapay zekâyı ortak yaşam formu haline dönüştürmek demek.
Üstelik böylece yapay zekânın insanlığı yok etme tehdidine karşı güvende
olacağımızı ima ediyor.   


Süper insan olma düşüncesi ilk bakışta cazip. Ancak beynin
kimyası nedeniyle incecik elektrotların daima sağlam kalabileceğinin garantisi
yok. Enfeksiyon kapma ve bünyenin reddetme ihtimali var.


Bağlanmak ya da bağlanamamak…


İşin etik boyutu
da ayrı bir tartışma konusu. Teknoloji filozoflarına göre hepimiz çoktan
‘cyborg’ olduk bile! Cep telefonsuz yaşamayı hayal dahi edemiyoruz. Bluetooth,
akıllı saatler… Tek fark bedenimize monte olmaması. Mesela
internete bağlanamamak, insanda kısmi felç hissi yaratıyor!


Beyni ve bilinci
en yüksek potansiyeline ulaştırma yöntemlerini araştıran ünlü yazar Gregg
Braden’a göre beyne çip takmak bir insanlık trajedisine yol açabilir. Çiplerin
beyni tembelleştirerek insanın bilişsel kapasitesini zayıflatabileceğine işaret
eden Braden, gençlerin artık basit matematik işlemlerini bile hesap makinesiz
yapamadığını hatırlatıyor. Düşünün, geçmişte ne kadar çok telefon numarasını aklımızda
tutardık.


Olayın bir başka
boyutuysa bilinç muamması. Bilincin beyinde yer aldığına dair bilimsel bir kanıt yok. Ayrıca
kalp, beyindeki gibi nöron hücreleri taşıyor. Deneyimleri sadece beyin değil,
kalp de kaydediyor. Hakikati gören akıl değil kalp gözü denir hani… Beyin
kararsız kalabilir ancak kalp bilir. Öyleyse yüksek bilince erişmek isteyenler
için beyne değil kalbe yönelmek çok daha kısa bir yol olabilir.


‘Black
Mirror’ için yeni sezona gerek kalmadı


Distopik gelecek
senaryolarıyla dikkat çeken ünlü ‘Black Mirror’ dizisinin yaratıcısı Charlie
Brooker, 6’ncı sezonu yazmayı düşünmediğini açıkladı. Brooker, dünya zaten
sıradışı bir süreçten geçtiği için kimseyi daha fazla bunaltmaya gerek
olmadığını belirtti. Dizide beyin implantlarıyla insanların her yaptığının
takip edildiği ve anıların kontrol edilebildiği karanlık senaryolar da yer
alıyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet