TELEGRAM

MK-ULTRA- ZİHİN KONTROLÜ…!



CIA’nın en korkunç hatta en iğrenç silahlarından biridir. Çünkü bu projede
denek olarak sadece insan kullanılmaktadır. Ancak ABD’nin zihin yıkama
faaliyetleribaşladığı tarihte CIA henüz kurulmamıştır.

Ne fark eder? CIA’nın ağababası CFR; görevini yapmaktadır.

CIA, Amerikanın büyük kulağı, MOSSAD ise bu büyük kulaklı kafanın beynidir.
Efendileri ise CFR’dir.

CFR aslında Amerika’nın bile korkulu rüyası ve baş belasıdır. Çünkü CFR,
ÜLİMİNATİ’nin büyük rüyası “Dünya Hükümeti”nin küresel efendilerine hizmet
etmektedir.

*

Kod Adı: MK-ULTRA! Olan programa ait insanlık dışı bir çok uygulamanın kayıtlı
olduğu çok sayıda dosya, zamanın CIA Başkanı Rıchard Helms tarafından yok
edilmiştir.

Rıchard Helms 1973’de CIA Başkanlığından ayrılmıştır.

*

İNSAN KOBAYLAR;



Her zaman altını çizdiğimiz bir gerçeği yineleyerek yolumuza devam etmemiz
gerekmektedir. Küresel çeteler için toprağın üstü yani insan değil, toprağın
altındaki kaynaklar önemlidir.

*

Dünya hükümetinin maşası Amerika, toprağın altındaki madenlere ve enerji
kaynaklarına sahip olmak için insanları kobay olarak kullanmaktadır. CIA bu
konuda o kadar acımasızdır ki, Amerikan vatandaşlarını dahi kobay olarak
kullanmakta bir sakınca görmeyecektir.

*

VACAVİLLE DEVLET HAPİSHANESİ!



Vacaville Devlet Hapishanesi, California’da kötü yönetimiyle ünlenmiş bir
cezaevidir. Ve bu cezaevinde çok sayıda çeşitli suçlar işlemiş yüzlerce mahkum
vardır.



Hangi suçu işlemiş olursa olsun onlarda insandır.



Vacaville Devlet Hapishanesi’ndeki mahkumların yüzlercesi CIA tarafından
MK-ULTRA projesi için denek olarak kullanılmıştır. Ancak denek veya kobay
olarak kullanılan kişilerin değil izni haberi bile yoktur.



MK-ULTRA –Zihin Kontrolü projesinin amacı beyinlere hükmetmek onların
davranışlarını kontrol etmek onları robot insanlara çevirmektir.



ROBERT KENNEDY,
katili Sirhan Sirhan iddia edildiğine göre CIA mensubu bir beyin yıkayıcı
tarafından eğitilmiştir.



Uyuşturucu Baronları
ve CIA’nın Çetecileri!



CIA, uyuşturucu kartellerinin en önemli müşterisidir. Ancak bir müddet sonra
müşteri pozisyonundan sıkılan CIA’nın çetecileri, dağıtım ağında da yer kapma
yarışına gireceklerdir.



Bunun yanı sıra
PKK’nın en büyük gelirinin de uyuşturucu olduğu bilinen bir gerçektir.



ZİHİN BOZUCU MADDELER…!



Beyin yıkama operasyonu- dini, milliyeti ne olursa olsun- küresel çeteler için
asla fark etmeyecektir; CIA’nın tüm karşıtlarını ve muhaliflerini de kapsama
alanı içine almıştır. Ancak yeni denekler için daha değişik bir yöntem
kullanılmıştır.



LSD VE FAHİŞELER…



LSD’nin zihinlerde yarattığı algı ve düşünme bozukluğunu fark eden CIA, ilk
başlarda yüklü miktarda LSD almaya başlamıştır.

Bir müddet sonra müşteri olmayı bırakarak LSD üretmiş ve uyuşturucu piyasasında
“Baronluk” ünvanına yükselmiştir.

Yasal veya yasadışı fark etmez; LSD’nin patronu Amerikan İstihbarat Örgütüdür.

CIA’nın emrinde çalışan bir çete, yüz binlerce doz LSD üreterek, piyasaya
sürmüştür.



İşin tuhafı nedir
biliyor musunuz? CIA, LSD uygulamasında, Amerikan halkını hedef almıştır.
Küresel çetelerin piyonları “Dünya Hükümeti”nin iktidarı uğruna kendi halkına
bile acımamıştır.



Hollywood artist ve
aktörleri, gazeteciler, siyasetçiler ve hatta kendi ajanları dahi LSD’nin
çemberinden geçmişler ve uyuşturucu tuzağının içinde yok olmuşlardır. (Türkiye
de ünlülere yapılan uyuşturucu baskınlarını ve Deniz Seki gibileri hatırlayın)



Bu satırları okurken belki de “Yok canım, abartıdır. Bu kadarı da olmaz,
adamlar neden kendi ajanlarını denek olarak kullansın ki? diye
düşünebilirsiniz….



Bazı gerçeklerle karşı karşıya gelmesem bende belki sizin gibi düşünebilirdim.

Ancak şunu unutmayın ki, CIA’nın çetecileri için insanın hayatı hiç mi hiç
önemli değildir.



CIA, kendi ajanları dahil bir çok kişinin üzerinde, kişilerin izni ve haberi
olmadan LSD denenmiştir. LSD ve benzeri uyuşturucu maddelerin yarattığı sahte
cennet bu insanları felakete ve ölüme sürükleyecektir.



BİYOLOJİK SAVAŞ
UZMANI CIA AJANI…!



CIA’nın denek olarak kullandığı ajanlardan bir tanesi de biyolojik savaş
uzmanıdır. LSD; ajanın izni ve haberi olmadan kişi üzerinde denenmiş,
uyuşturucunun beyninde yarattığı bozukluk izlenerek CIA’nın seyir defterine not
düşürülmüştür. Ajan bir müddet sonra kendi istemi dışında LSD’nin verdiği sanal
mutluluğa teslim olmuş, hayal ve gerçeği birbirinden ayırt edemez hale
gelmiştir.

Denek olarak kullanılan kişiler kendilerine verilen dozu yeterli görmeyecekler,
LSD’nin açlığını başka yollarlada gidermeye çalışacaklardır.

Sadece beyinleri değil, tüm bedenleriyle LSD’nin esiri olacaklardır.

Kurban artık sona yaklaşmıştır. Dibi görünmez bir kuyunun zifiri karanlığı
içine çekilecektir kurbanı…



Aşırı doz kullanan
LSD kurbanı biyolojik savaş uzmanı ajan, kendisinin çalıştığı binanın 13.katından
aşağı atlayarak intihar edecektir. Aslında kendisinden habersiz içkisine yüksek
dozda LSD konulmuştur. Kurbanın adı Dr.Frank Olson’dur. Sene 1953’dür.



Gazeteler ajanın
ölümünü basit bir intihar vakası olarak değerlendirecektir. Ailesi biyolojik savaş
uzmanının ölüm nedenini uzun yıllar öğrenemeyecektir. Ölümünden 22 yıl sonra
acımasız gerçekle yüzleşecekler ama bu gerçeğe boyun eğmek zorunda
bırakılacaklardır. Kendilerine hayli yüklü bir tazminat sus payı olarak
ödenecektir. Hoş bu para ödenmesydi de konuşamayacaklardı. Çünkü karşılarında,
dünyanın en büyük şeytani örgütü vardır.



Aynı olay yani Dr. Frank Olson’un intiharı daha kapsamlı şekilde Türkiye’deki
MK-ULTRA mağdurlarının savcılığa verdiği dilekçede de paylaşılmıştır.



CIA’NIN FAHİŞELERİ,



Sarışın, esmer, kumral, kızıl saçlı birbirinden güzel kadınlar…

Zenci, beyaz ve sarı ırktan uzun bacaklı, ince belli, dolgun dudaklı profesyonel
fahişeler….

(Adnan Oktar’ın kızları gibi ama onun erkek fahişeleri de var)



CIA Ultra lüks
daireler tutarak bu fahişelerin emrine vermiştir. Her renkten her milletten
nice diplomatlar, gazeteciler, siyasetçiler, başka devletlerin istihbarat
ajanları fahişelerin saten çarşaflı yataklarında kendilerinden geçecektir.
Erotizmin sarhoşluğunda denek olarak kullanılacaklarını asla fark
etmeyeceklerdir.



ÇİFT YÖNLÜ AYNALAR…!
Fahişelerin yatak odaları son derece egzotik olarak döşenmiştir. Yatak
odalarında erotik simgeler, resimlerin yanı sıra bir köşesine büyük bir
ustalıkla RA’nın gözü yerleştirilmiş aynalar mevcuttur.



İLÜMİNATİ her yerde hazır ve nazırdır. Çift yönlüdür. CIA çift yönlü aynanın
arkasında yatak odasını gözetlemekte ve kayda almaktadır.

Fahişelerin tuzaklarına düşen erkeklere habersizce verilen uyuşturucu ilaçların
etkisi CIA tarafından izlenmektedir.

O erkeklerin tamamı kurbandır. Hayatları gelecekleri tamamen CIA’nın elindedir.
Ya sürünerek yaşayacaklar veya ölecek yada öldürecektirler. Onları ve
ailelerini kötü bir son beklemektedir.



Boş verin onları canım, onlar alt tarafı insandır.

Bir varil petrol kadar bile değerleri yoktur, o insancıkların küresel çeteciler
için…



Ancak bu insanlık
dışı uygulama 1963 yılında CIA’nın denetçileri tarafından ortaya
çıkarılacaktır.

Dostlar alış verişte görsün örneği bir müddet MK-ULTRA programına son
verilecektir.

Sonra… sonrası malum ilerleyen yıllarda bu vahşi insan hayatına kast eden
program yeni bir isimle çalışmalarına devam edecektir….



Ülkemizde çok sayıda MK-ULTRA mağduru olduğu iddia edilmektedir. Hatta 2014
yılında e-postama gelen bir ileti beni son derece şaşırtmıştı. Bir kadın benden
yardım istiyordu. Her kelimesinde bir imdat çığlığı vardı.



Ankara’da yaşadığını yazan kadın beynine devamlı sinyaller geldiğinden
bahsediyordu. Yaşam standardının bozulduğunu ve istem dışı hareketlerde
bulunduğunu söylemekteydi. Uykusuzluk çektiğini, yemek yiyemediğini, delirme
noktasına geldiğini ifade etmekteydi. Polise başvurmuş, savcılığa baş vurmuş
ama kendine inandıramamıştı. ne olur bana yardım edin” bu son cümle imdat
çığlığı gibiydi.

Yardım etmek ama nasıl…?



Kendisine çok üzülmüştüm ama yapabileceğim tek şey daha fazla ayrıntı isteyip
yazıya dökmek olabileceğini söyledim. Ama yazıma bir cevap gelmedi.

Türkiye’de bu uygulamaya mağruz kaç kişi vardı onlara nasıl ulaşabilirdim ve ne
yapabilirdim araştırmaya başladım.



Özel büro-İstihbarat Alanı adlı grup yöneticisi E.E. bana bu konuda yardım
edebileceğini, Türkiye’de ki mağdurlarla irtibatta bulunduğunu ve ellerinde bir
takım bilgi ve belgelerin olduğunu söyledi. Açık adını yazmadığım E.E. isimli
kişi 67 nolu Ergenekon sanığıydı.



(…)



*ABD’nin 34.Başkanı General Dwight D.Eisenhower’ın Nazi savaş suçlularına
çalışmalarını Amerika’da devam ettirmeleri karşılığında dokunulmazlık verdiği
biliniyor. Nazi ölüm kamplarında yapılan insanlık dışı deneylerin bir devamı
için ABD ve Kanada topraklarında çalışmalarına izin verilmiş…



***FİGEN ÖZEN-CIA’NIN ÇETECİLERİ kitabından 

.

Yazıda bahsi geçen kadının anlattıkları bana daha önce okuduğum Reha Süvari’nin
Telegramcı Devlet ve Dünya Düzeni- kitabını aklıma getirmişti. Figen Hanım’ın
kitabında da, Reha Süvari’nin çalışmalarından ve daha fazlasından bahsediliyor.
Reha Süvari’nin kitabında hapse atılan Salih Mirzabeyoğlu’nun başına gelenler
anlatılıyordu. Cihazlı zihin kontrolü(!) buna Mirzabeyoğlu TELEGRAM adını
vermişti. Aslında bu ismi kendi bulmamış sadece tesadüf eseri duymuştu.
TELEGRAM ile kendisine işkence yapıldığından bahsediyor. Figen hanım’dan yardım
isteyen o kadının anlattıklarına çok benziyordu, kitapta anlatılanlar.
Mirzabeyoğlu başına gelenleri TELEGRAM adlı kitabında anlatmış o kitabı
okumadım ama bahsettiğim kitapta o kitaptan alıntılarla farklı bilgiler
içeriyordu. Zihin kontrol teknikleri anlatılıyordu. Ve bu uygulamanın başında
Ergenekon sanıklarından ÜMİT Sayın’ın olduğundan bahsediyordu. Telegramcı İhsan
Güven ve Beyt-i dost tarikatınden de bahsediliyordu.



Ancak şunu belirtmeliyim ki Ergenekon davaları ordumuza, aydınımıza kurulan
büyük bir tezgah olduğu gibi, CIA’nın kullanıp deliğe süpürdüğü bazı kişilerde
davaya katılmıştır ki, bu sayede davalara meşruiyet sağlanmak istenmiştir. Bu
ayrımı iyi yapmanızı umarım. Ve…

.

Aslında şantaj ve montaj çetesi aslında CIA’dır. Adnan Oktar vb. tarikat
yapılanmaları aslında CIA’nın fahişeleridir. Siyasileri toplantı kamplarında
epey bir rahatlatmışlar ve sonunda parmaklarında oynatmışlardır.

Zihin kontrolü, LSD gibi ilaçlarla yada cihazla da yapılabildiği gibi bir de
telkin, hipnoz vb yöntemlerde kullanmaktadırlar. 

Mistik ve Ezoterik öğreti ile inisinasyondan geçirilen insanlar da vardır,
mason localarında da bu teknik kullanılmaktadır.

Bu yöntemler bazen tek başına, bazen de birlikte deneğe uygulanmaktadır.

Yazıda geçen Amerikan hapishanesinde yaşanan olaylar bizim de
hapishanelerimizde demek ki yaşanmıştır Salih Mirzabeyoğlu bunun
örneğidir. 

Hapis yatan Hasan Mezarcı ve Papa suikastçisi Mehmet Ali Ağca’nın da
zihinlerine tecavüz edilmiş olmalı ki, kendilerini MESİH olarak görmekte ve
buna son derece inanmış vaziyettedirler.

Onlar CIA’nın istediğine inandırdığı deneklerden başka bir şey değillerdir.
Aynısı HİTLER’e de yapılmıştır, VİRJİL localarında bu acımasız çetenin eline o
da düşmüştür. Ari ırk yaratmak, gen araştırmaları laboratuvarı onun eseri değil
bu zalim çetenin projeleridir. Hitler adına yürütülen projede hiçbir acıyı
hissetmeyecek, vicdanı olmayan yenilmez askerler yaratılmak istenmiştir.
Aslında robotlaştırılmış insanlar, programlanmış beyinler LSD türü uyuşturucu
ile mümkün olmuştur. Hitlerin askerleri uyuşturucu bağımlısı olmuşlardı. Tıpkı
Bush’un Iraklı Müslümanlara inanılmaz işkenceler yapan Amerikalı askerleri
gibi… Onlar artık bağımlıdırlar…!!!

Belki de Diyarbakır, Sincan, Metris cezaevlerinde de bu türden uygulamalara
maruz bırakılanlar olmuştur. Devlet ve millet düşmanları yaratılmıştır kim
bilir?



Avrupa’da 10 bin mürteci çocuk kayıp haberlerini okuyoruz….!

Bu çocuklar nerede buhar olup uçmadılar ya…? 

Hangi deneyde kullanılıyorlar yada hangi organ mafyasının elindeler
bilemiyoruz. 1999 depreminde bile yüzlerce çocuk kaybolmuştu hatırlar mısınız?
Deprem, afet, savaş vb.felaketler bu zalim çetenin hain planları için bulunmaz
nimet anlayacağınız…!



Bunları bilelim ki, kiminle savaştığımızı da iyi anlayalım diye anlatıyorum
size…



Rockefeller…” Atatürk yüzünden planlarımızı yarım yüzyıl (50yıl) ertelemek
zorunda kaldık, şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz…!”



Bu işgalciler 1.dünya savaşında olduğu gibi bir daha kendi topraklarımızdan
bizi sürmeye ve Türk neslini yok etmeye yine gelecekler buna hazırlanıyorlar…

Sadece biz değil tüm dünya bu zalim çetenin hedefindeki kurbanlarıdır.



Akl-i selim diyor ki, bunları yenilgiye uğratan tek lider Atatürk’tür, onun
yolu muasır medeniyet yoludur…






















































































KAYNAK : https://www.facebook.com/ibogokcem/posts/1761697793925287

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir