TELEGRAM


ÇAĞIMIZIN EN KORKUNÇ
PROJESİ – “ZİHİN KONTROLÜ” 

ZİHİN KONTROLÜ EN BÜYÜK SİLAHI DİN
ve milliyetçilik ülkeler bunlar ile ayakta kalıyor.

Dünya üzerinde insanlar taptıkları
dinler üzerinden ZİHİN KONTROLÜ altına alınıyor.

K ULTR Bugün “Özel Dosya Haber”
bölümümüzde yıllardır bir efsane olarak dilden dile dolaşan “ZİHİN KONTROLÜ”
konusunu irdeleyeceğiz…

Zihin kontrolü acaba gerçekten
mümkün mü ?Mançurya Kobayı deneyinden geçirilen insanlar uzaktan kumanda ile
kontrol edilebilir hale mi getirildi ? Uzaktan kontrol ve zihin kontrolü
psikolojik savaşın bir parçası mı? Bu deneylere maruz kaldığı iddia edilen
ünlüler kimler ?

Tüm bu soruların cevapları “ZİHİN KONTROLÜ ” isimli dosyamızda…

ZİHİN KONTROLÜNÜN KISA TARİHÇESİ…

Bu alanda yapılan çalışmaların
tarihçesinin Hitler Almanya’sına kadar uzandığı tahmin edilse de konu ile
ilgili tahminden öteye geçen ilk “somut” ipuçları savaştan yaklaşık 25 yıl
sonra ortaya çıktı.

“Zihin Kontrolü” alanındaki
gelişmelerin ilk ipuçları, 1969 yılında Dr. Delgado`nun yayınladığı “Beynin
fiziksel kontrolü-psiko-medeni bir topluma doğru” adlı kitapta veriliyor

Bu arada 16 Temmuz 1977 yılında
New York Times gazetesinde akıllara durgunluk veren bir haber yayınlanıyor.
Haberde, “ABD insanlığın esir edilebileceği görünmez silahlar geliştiriyor” başlığı
kullanılıyor ve konu ile ilgili bilgiler veriliyor.

Bu haberin ardından yayınlanan
“Beyin Kontrol Harekatı” isimli kitapta, hipnoz tekniğinden, elektronik olarak
beynin uyarılmasına kadar birçok konuda bilgiler yer alıyordu.

Bu kitabın ardından yine ABD
İstihbarat Servisi’nde üst düzey yetkililer arasında yer alan ve bu
araştırmaların başındaki isim olduğu iddia edilen Lyn Buchanan, yayınladığı ”
7.His” kitabında, Amerikan askerlerine psişik tekniklerin kullanılması ile
ilgili bilgiler verdi.

ZİHİN KONTROLÜ TÜRLERİ…

Zihin kontrolü genel olarak 2’ye
ayrılır. Birincisi toplumsal zihin kontrolü,2.si ise bireysel zihin kontrolü.

Toplumsal zihin kontrolü bir
toplumu istenilen doğrultuya yöneltmek, toplumun distorasyona uğratarak
çökertmek ve hedef olarak belirlenen toplumu belirlenmiş amaçlar doğrultusuna
çekebilmek amacı ile tüm toplum üzerinde uygulanmaktadır.

Tarihteki en iyi örneği olarak ise
Hitler’in hitabet sanatı ve çeşitli teknikleri sentezleyerek tüm Alman halkını
arkasına katarak koca bir ülkeyi gözü kapalı biçimde 2. Dünya Savaşı’na
sürükleyebilmesi gösterilmektedir.

Bireysel zihin kontrolü ise bir
insanın belli bir ortamda elektrofizyolojisini ve kimyasını etkileyerek
kişiliğini ve davranışlarını istenilen şekilde yeniden şekillendirmek şeklinde
özetlenebilir.

Öte yandan pek çok istihbarat
servisi ve istihbarat servisleri adına çalışan bilim adamları bireysel zihin
kontrolünü daha etkin biçimde sağlayabilmek adına yıllarca çeşitli kimyasalları
da en etkin biçimde kullanmışlardır.

Bu kimyasallar arasında
LSD,nörotransmitterleri* çok sistematik biçimde değiştiren halisünojenler,
amfetaminler bulunmaktadır.

Amfetaminlerin 2. Dünya Savaşı
yıllarında Hitler tarafından Alman ordusunda bilinçli şekilde kullandırılarak,
Alman ordusunun hız kabiliyetinin ciddi seviyede arttırıldığı bilinmektedir.

Örneğin esrar, sodyum pentotal
gibi pek çok madde bireysel zihin kontrolü için kullanılmıştır. Esrar(THC)
etkisindeyken bilinç dışına ait pek çok bastırılmış imaj ve motifle ortaya
çıkar.

Bunların yanı sıra güçlü
halüsinojenler olarak LSD,MDA,STP, Meskalin, PCP, İbogain algılanmakta olan her
şeyin distorasyona uğramasına neden olur, renklerin, seslerin yahut bilinç
dışından gelen her türlü düşüncenin değişmesine neden olur.

Bu kimyasal ve ilaçlar ile
insanları bir kült içerisinde transa sokmak ve istenilen amaç doğrultusunda
yönlendirmek/kullanmak mümkündür.

   BEYİN YIKAMA VE İDEOLOJİ KONTROLÜNDE HANGİ TEKNİKLER
KULLANILIR?

 

1-Telkin ve telkine yatkınlık.
Gerek hipnoz, gerekse tekrarlayan ritüeller uygulanır. Hemen hemen tüm tarikat
ve kültler bu teknikleri kullanır.

2-Mevcut tüm psikolojik
akardengeyi yıkma. Var olan inanç ve bilinç yapısı sarsılır ve kişi kendi
oluşturduğu psikolojik savunma mekanizmalarından mahrum bırakılarak, yeni
travma ve telkinlere açık hale gelir.

3-Egoyu zayıflatma

4-Cinsellik. Pek çok tarikat ve
kült libidonun üst sınırlarda kullanımı ile bir çeşit ödüllendirme
mekanizmasını harekete geçirir. Bu esnada bazı ilaçların haz alıcı etkiyi
artırmaktaki etkilerinden de yararlanılır.

5-Gizemcilik ve üstün güçlere
ulaşma. Bu yöntem özellikle tüm okült tarikatların başvurduğu bir tekniktir.

6-Kimyasal maddeler ile beynin
normal akardengesinin (hemostasi) yıkılarak yepyeni bir yapının kurulması ve bu
yeni yapının kontrol altına alınması.

MANÇURYA
KOBAYLARI”

 Mançurya Kobayı” kendi iradesi
dışında bir takım ilaçlar, beyin yıkama seansları ve hipnozun etkisi ile
başkalarının istediği eylemleri gerçekleştirenlere verilen genel addır.

Mançurya Kobayı kavramı ile ifade
edilen projede hedef her istenileni sorgulamadan yerine getirecek,
robotlaştırılmış insanlar yaratabilmektir.

Bu projenin kod adının ise
MK-ULTRA olduğu bilinmekte.

MK ULTRA PROJESİ İLE İLGİLİ GİZLİ
BELGE-1

Projenin mimarı eski CIA
Başkanlarından Ailen DULLES bu konu ile ilgili yaptığı bir konuşmasında şu
çarpıcı ifadelere yer vermişti:

“Hedef insanların zihnindeki
savaşı kazanmaktır. Bu savaşın ilk cephesi propaganda, depolitizasyon ve sansür
ile kitlesel sindirmeyi sağlamaktır. İkinci cephe ise bireylerin beyinlerinde
kazanılacaktır. Hedef, beyin yıkamak, ideoloji değiştirmek ve gerektiğinde bir
çokMançurya Kobayı yetiştirebilmektir”

ZİHİN KONTROLÜ VAK’ALARI…

Tabii Mançurya Kobayı konusu çok
çarpıcı bir konu olmakla birlikte zihin kontrolü operasyonlarına maruz kaldığı
öne sürülen çarpıcı isimler de var…

Bunların başında ölümüüzerindeki
sır perdesi hala aralanamayan efsanevi sinema aktristi Marilyn Monroe bulunuyor.
İddialar; Monroe’nun bildiği sırlar nedeni ile bir zihin kontrolü operasyonu
sonucu öldürüldüğü yönünde.

Yine efsanevi ABD Başkanı
J.F.Kennedy’e suikast düzenleyerek öldüren Lee Harvey Oswald’ın da bir zihin
kontrolü operasyonuna maruz kaldığı ve konuşmasının engellenerek öldürüldüğü
düşünülmektedir.

Ünlü manken CindyJones’un yıllarca
CIA tarafından oluşturulan bir çift kişilik ile yaşamaya mahkum edildiği iddia
edilmekte. “The Control of CindyJons” isimli kitapta yazılanlara göre ünlü
manken CIA’de Mors Allen’ın projesi kapsamında hipnoz seansları ile Mançurya
Kobayı seanslarına tabi tutuldu ve çoğul kişilikle yaşatıldı.

Bir diğer çarpıcı iddia ise
Kennedy ailesinden Robert F. Kennedy’nin katili olan Sirhan Bishira Sirhan’ın
da zihin kontrolü operasyonu sonucu ortadan kaldırıldığı şeklinde. Zira Sirhan
olaydan hemen sonra konuşmadan ve hiç iz bırakılmadan öldürüldü.

JimJones’ın kurduğu Halkın
Tapınağı kültünün 910 üyesi 1978 yılında topluca intihar etti. Bu olayın da bir
zihin kontrolü operasyonu olduğu tezi oldukça güçlüdür. Yoksa akli ve mantıki
hiçbir açıklama 910 kişinin birden siyanür ile kendisini zehirleyerek
intiharını açıklayamaz.

JİM JONES-HALKIN TAPINAĞI KÜLTÜ
TARİKATI LİDERİ

1981 yılında öldürülen John
Lennon’un katili Mark David Chapman’ın bir ruh hastası olmasının yanı sıra bir
MK-ULTURA projesi kurbanı olduğu iddiaları ortaya atıldı ve bunun aksi de halen
ispatlanmış değil.

Mark David Chapman, Lennon’u
öldürdükten sonra mahkemede verdiği ifadesinde şu çarpıcı ifadeleri
kullanıyordu:

“… Kanımda hiçbir duygu yoktu. Hiçbir öfke yoktu. Hiçbir şey
yoktu. Beynimde ölü bir sessizlik hakimdi.Ölüm, soğuk sessizlik,kalıp yürüyene
kadar devam etti. O bana baktı. Beni geçerek ilerledi. Ve sonra kafamda onu
duydum. O bana tekrar
ve tekrar “onu yap,onuyap,onu yap” diye emir verdi”

BİR MK-ULTRA PROJESİ KOBAYININ KENDİ AĞZINDAN YAŞADIKLARI…

Mark Philips ve CathyO’Brien
tarafından yazılan “Baykuş İmparatorluğu (TranceFormation in America): Bir CIA
Zihin Kontrolü Kölesinin Gerçek Yaşam Öyküsü” adlı kitapta CathyO’Brien kendi
ağzından yaşadıklarını anlatmaktadır:

“…MK – ULTRA projesi
psikolojik travmayı ve çeşitli teknikleri kullanan bir zihin kontrolü
projesiydi. Zihin kontrolü altında, kendi özgür irademi, düşüncelerimi
denetleme yeteneğimi kaybettim. Ne soru sormayı, ne çıkarsama yapmayı, ne de
bilinçli olarak kavramayı becerebiliyordum; sadece bana söylenilenleri
yapıyordum.

…Katılmak zorunda kaldığım
pornografi, daha fazla şiddetlenerek, sado-mazoşizmin işkencelerine (S&M)
dönüşmüştü. Fiziksel ve/veya psikolojik travmalar; uyku, yemek ve su
mahrumiyeti; yüksek voltajlı elektrik şoku; ve belirli hafıza
bölümlerinin/kişiliklerinin hipnotik ve /veya diğer yöntemlerle programlanması
bu projede uygulandı. Projede pek çok halüsinojen ve uyarıcı madde üzerimde
denendi.

…Seks tacirim bütün programlama
sürecimi izliyor, kırbacı ve çakısıyla sürekli bana işkence yapıyordu. ‘Eğer
birisine gidip, olanları anlatsan bile, hiç kimse senin gibi birisiyle işim
olacağını düşünmez, bu yüzden kaçacak hiçbir yerin yok’ diyordu. Beni sık sık
‘atılabilir’ olmamla tehdit ediyordu, çünkü ne de olsa, ‘ilk başkan modeli olan
Marilyn Monroe bütün insanların gözü önünde öldürülmüş ve hiç kimse ne olduğunu
anlamamıştı.’

…Birçok ünlü politikacıya, ajana
ve daha birçok kişiye fahişelik yapmaya zorlandım. Onlara daha iyi hizmet
verebilmek için birçok seks filmi çekildi. Ayrıca uyuşturucu kuryeliğinde beni
kullandılar. Kendimde uyuşturucu kullanmak zorunda kaldım. Satanist ritüellere
katılmak zorunda kaldım. Bohem Kulübü’nde üçgen şeklinde bir cam fanusa,
içlerinde yılanların da olduğu eğitilmiş hayvanlarla birlikte defalarca
kapatılmıştım.”

ZİHİN
KONTROLÜ ASKERİ LİTERATÜRE GİRDİ

Yer yüzünde gerçekleştirilen en
gizli ve en tehlikeli projelerden birisi olarak kabul edilen zihin kontrolü
projesi askeri literatüre TELEGRAM  adı ile girdi.

Askeri literatürde uluslararası
alanda ÖLDÜRÜCÜ OLMAYAN (Non-lethal)  “ELEKTROMANYTİK SİLAHLAR” arasında
yerini alan TELEGRAM, literatürde hem bu silahı hem de silahın etki alanını
ifade etmekte.

Uygulanan TELEGRAM yönteminde göz
ve kulak gibi asli duyular “by-pass” edilirken, DOĞRUDAN BEYNE normal yahut
anormal görüntü ve sesler naklediliyor ve bu vücudun istenilen bölgelerine
beyin yolu ile acı verme metodu ile destekleniyor.

Böylece “Hedef kişi”nin iradesi
kırılarak zihni kontrol altına alınıyor. Uygulama ana hatları ile bu şekilde
hayata geçirilirken bu zihin kontrolü saldırısına maruz kalan kişilerde
aşağıdaki belirtiler baş gösteriyor:

1.    
Bir sebebi olmadığı hâlde, kulaklarda sürekli çınlama.

2.    
Fizikî ve ruhî bir sebeb yok iken, elektrik çarpmasına benzer
bir duyguyla âniden uykudan uyanma.

3.    
Uyarıcı bir madde kullanılmadığı hâlde, gece yatarken uzun süre
güçlü bir uyanıklık hâli hissetme.

4.    
Vücutta, özellikle kol ve bacaklarda iğne batmasına benzer acı
ve yanmalar.

5.    
Vücutta, özellikle kol, bacak ve parmaklarda âni kramplar ve sık
sık kas atmasına benzer titremelerin olması.

6.    
Vücutta, özellikle yüz ve kasıklarda şiddetli kaşıntılar.

7.    
Dinlenme hâlinde olunduğu hâlde, ânikalb çarpıntısı ve stres
duygusu.

8.    
Bilinir bir sebeb yokken vücut sıcaklığında âni yükselme ve âni
terleme hâli.

9.    
Yorgun olunmadığı hâlde, vücuda âni bir yorgunluk ve hâlsizliğin
çökmesi.

10.Baş ve vücudun çeşitli bölgelerinde âniden başlayan ve âniden
biten ağrılar.

11.Kafada tansiyon yüksekliğine benzeyen bir şişkinlik ve saç
derisinde yanma hissi.

12.Aşırı unutkanlık; düşünülen bir şeyin zihinden âniden
silindiği veya düşüncelerin aktığı hissi.

13.Cinsî organda titremeler ve sebebsizereksiyon veya orgazm.

14.Sebebsiz olarak, aşırı heyecanlanma, sinirlenme, üzüntü,
ümitsizlik gibi duygular, sıradan olaylara aşırı tepkiler verme.

15.Gözler kapatıldığında, hattâ açıkken, gözün önünde üç buudlu
resimler canlanması.

16.Şuursuz olarak sürekli zihinde birşeyleri tekrarlama.

17.Kafa içinde nereden geldiği belli olmayan ses veya gürültüler
duyma.

18.Görülen ve duyulan herşeyin sanki birileri tarafından
izlendiği ve zihnin okunduğu duygusuna kapılma.

19.Bulunulan herhangi bir yerde, sık sık, cisimlerin ısı
değişimlerinde çıkardığı seslere benzeyen çıtlama sesleri duyma.

20.Kol saati ve benzeri şahsî cihazlarda bulunan pillerin,
normal ömürlerinden daha kısa bir sürede bitmesi.

21.Hafıza kaybı ve davranış bozuklukları.

22.Duyulan sesin yönü, şiddeti ve muhtevâsının değişmesi

23.Göz kapaklarının denetlenerek, konuşmanın bozulması.

24.Zahmetli işler sırasında omuzlar ve kollar zorlanarak
kazalara sebeb olma. Bir şey yaparken dirseklerin dürtüklenmesi ve işe engel
olma. Bacaklarda ağrı ve gereksiz hareketlenme, sağ ve sola sallanma ve aşırı
sertleşme.

25.Ayağın zor ulaşılan yerlerinde kaşınma ve kızarmalar.

26.Sırttaki büyük kaslarda kasılmalar.

27.El hareketlerinin kontrol edilmesi.

28.Düşüncelerin okunması yahud dışarıdan düşünce nakledilmesi.

29.Rüyaların kontrol ve manipüle edilmesi.

30.Hareket eden hayalî görüntüler görülmesi.

31.Göz kapaklarının sürekli açık tutturulması.

32.Sürekli kulak çınlaması.

33.Çene ve dişlerin sebep yokken titremesi.

34.Sindirim sistemi ile alâkalı olarak, bağırsak hareketlerinin
kontrol altına alınması.

 

ZİHİN KONTROLÜNÜ ÜZERİNE GİDENLERİN ŞÜPHELİ ÖLÜMLERİ…

“TELEGRAM Çalışmaları”nın içinde
bulunan bazı bilim adamları yahud uygulayıcıların yanısıra, dünyada bu meseleyi
kurcalayan kimi araştırmacı-yazarların şüphe uyandıran ölümleri de bir başka
muamma…

Ölümü en fazla spekülasyon konusu
olmuş isimlerin başında, 1999’da genç denecek yaşta hayatını kaybeden ve Mind
Control – World Control, Black HelicoptersoverAmerica, TheOctopus:
SecretGovernmentandtheDeath of Danny Casolaro (Kenn Thomas’la birlikte yazdı),
Türkçeye de Nokta Yayınevi çevrilen Amerikan Derin Devleti ve Beyin Yıkama
Operasyonları, CIA’den Medyaya Kitlelerin Kontrolü gibi kitapların yazarı
JimKeith geliyor.

EN ÖNEMLİ ZİHİN KONTROLÜ PROJELERİ…

ABD’deki “Zihin Kontrolü”
araştırma ve uygulamaları, geçmişten bugüne çeşitli kod isimler verilerek
yürütülmüştür. Bunlardan öne çıkan bazıları, CHATTER, BLUEBIRD, ARTICHOKE, MK
ULTRA, MK SEARCH ve MK DELTA’dır.

ABD’deki zihin kontrolü deneyleri,
bu süreçte tüm ülkeyi sarmış olmasına karşılık, yıllarca büyük bir gizlilikle
yapılır. Olan bitenden habersiz insanların, küçük çocukların, bedenen hasta
olanların yanısıra, akıl hastalarının, cezaevlerindeki tutuklu ve mahkumların,
hattâ ordudaki askerlerin bu deneylerde kullanıldığı yavaş yavaş ortaya çıkmaya
başlar. Öyle ki, deneyler sırasında ölümlerin meydana geldiği; kalıcı fizikî
rahatsızlıklar yaşayanlar yanında, birçok “kobay”ın psikolojik dengesini
kaybettiği ve bazılarının intihara kalkıştığı bugün artık kesin olarak
biliniyor.

ABD’deki projelerin ilklerinden
CHATTER (Gevezelik) Projesi, Sovyetler’in casus veya esirleri itiraf ettirmek
için kullandıkları ilaçların “başarısına” karşılık olarak geliştirilmişti.
Araştırma, casusların sorguları sırasında kullanılabilecek ilaçların
belirlenmesi ve denenmesi üzerine odaklanmıştı. CHATTER Projesi, 1953 yılında
resmen sonlandırıldı.

Çalışmalarını insan davranışlarını
kontrol yönünde genişletmek isteyen CIA, teşkilatın başı AllenDulles’in
onayıyla 1950 yılında BLUEBIRD (Mavi Kuş) Projesi’ne başladı. Bu programın
hedefleri şöyle sıralanıyordu:

1.    
Personelden izinsiz bilgi sızdırılmasını önleyecek bir metod
geliştirmek.

2.    
Özel sorgulama teknikleri yoluyla ferdin kontrol edilmesinin
mümkün olup olmadığının araştırılması.

3.    
Hafıza geliştirme usullerinin araştırılması.

4.    
CIA personelinin düşman kontrolüne geçmesini önlemek için
savunma teknikleri geliştirmek.

BLUEBIRD
Projesi’nin kod adı, 1951 Ağustos’unda ARTICHOKE (Enginar) Projesi olarak
değiştirildi. Bu projenin hedefi de hipnoz ve çeşitli kimyevî maddelerin
kullanımı yoluyla sorgulama tekniklerinin araştırılmasıydı. Bu program da
1956’da noktalandı.

Ancak, ARTICHOKE Projesi’nin
durdurulmasından üç yıl kadar önce, yâni 13 Nisan 1953’te, o dönem CIA Başkan
Yardımcısı olan Richard Helms’in teklifleri doğrultusunda, MKULTRA Projesi
başlatılır. MK harflerinin, “Mind Kontrolle” (Zihin Kontrolü; “kontrolle”
kelimesi İngilizce “control”ün Almanca karşılığı) kelimelerinin kısaltması
olduğu düşünülüyor.

MKULTRA Projesi çerçevesinde insan
davranışlarını kontrol etmek amacıyla başvurulan araç, metod ve ilmî
disiplinler arasında radyasyon, elektroşok, hipnoz, başta LSD olmak üzere
çeşitli kimyevî maddeler, askerî araç gereçler, işkence âletleri ile psikoloji,
psikiyatri, sosyoloji, antropoloji gibi sosyal bilimler vardı. MKULTRA’nın
yurtdışı için geliştirilen versiyonuna da MKDELTA adı verilmişti.

1970’lerin başında UTAH EYALET
HAPİSHÂNESİ Gunnion Tesisleri ve Devlet Hastahânesi’nde yaşanan elektromanyetik
dalgalarla taciz, beyin kontrolü vak’aları mahkemelere taşınmışsa da, -tahmin
edileceği üzere- bir netice alınamamıştır.

BİLİM ADAMLARI NE DİYOR ?

Son olarak “Zihin kontrolü” yahut
askeri literatüre giren adı ile TELEGRAM hakkında Türk bilim adamları ne diyor,
isterseniz bir de ona bakalım…

Bu konuda Türkiye’de çok fazla
konuşan bilim adamı olmasa da konu ile ciddi anlamda ilgilenerek bu konu ile
ilgili toplumu aydınlatmak noktasında elinden geleni yapmaya çalışan nadir
akademisyenlerimiz de yok değil…

Bunlardan bir tanesi Boğaziçi
Üniversitesi Elktrik-Elektronik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Selim Şeker…

Prof.Dr. Selim Şeker kendisine sorulan “Zihihin kontrolü mümkün mü
?” sorusuna hem çok net hem de oldukça ayrıntılı biçimde yanıt veriyor.Prof.Dr.
Şeker’in verdiği “Elbette. Bu
çok pahalı bir teknoloji. Bütün kalkınmış ülkeler, insanları kontrol etmek amacıyla
bu alanda araştırma ve denemeler yapıyorlar. Özellikle ABD, Rusya ve Çin gibi
dünyada hâkimiyet sürmek isteyen ülkeler bu tür çalışmalar yapıyor. “Cep
Tehlikesi” kitabının 9. bölümünü bu konuya ayırdım. Arzu edenler kitabta
ayrıntılı bilgileri bulabilirler.

ABD idare etmek ve istediğini yaptırtmak istediği ülkenin
başbakanının beynine müdahale ederek, kendi ajanı olarak kullanabilir. Zaten bu
tür denemeler uzun yıllardır yapılıyor. Amaç, insanları ve ekonomiyi kontrol
altına almak. Bundan sonraki savaşlar da böyle olacak” cevabı aslında pek çok
şeyi ortaya açıkça koyuyor.

 TELEGRAM konusunda işin başka bir boyutuna İnönü
Üniversitesi’nde verdiği bir konferansta değinen Cahit Karakuş ise bakın neler
söylüyor:

“Elektromanyetik dalgalar ile önümüzdeki 20 yılda Dünya’nın
geleceği belirlenebilecektir.
Elektromanyetik
silahların enerjisi için Toryuma ihtiyaç duyulmaktadır. Bu enerji kaynağının
büyük bölümü ülkemizde mevcuttur. Dünya rezervinin 2/5’i Türkiye’dedir. En
önemlisi ise bunun da büyük bir kısmı Malatya’da bulunmaktadır. Bu çerçevede
özellikle akademisyenlerimize önemli görevler düşmektedir. Bu teknoloji
hakkında araştırma ve geliştirme projelerine önem verilmesi gerektiğini
vurgulamak istiyorum.”




























































































































































































































































* NÖROTRANSMİTTER: Beyinde nöron
adı verilen sinir hücreleri arasındaki biyoelektriksel iletimi sağlayabilen
mekanizma; bu mekanizma sayesinde beyinde farklı yerlerde farklı özelliklere
sahip nöronlar birbirleri ile nörontransmitterler aracılığı ile iletişim kurarak,
duygu,düşünce,bilinç, his, zeka, uyanıklık, yaratıcılık gibi fonksiyonları
belirlerler)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir