Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Dünya bir zamanlar “Olmaz” denilenlerin olduğuna
şahitlik etti. Şimdilerde ise yine bir zamanlar `olmaz’ denilen, insan
beyinlerinin kontrolü için yapılan araştırmaların sonuçları konuşuluyor.




Uzmanlara göre bu konudaki araştırmalar aslında 1950’li yılların başından
buyana devam ediyor. Araştırmaların yapıldığının önemli bir kanıtı ise,
deneylerde kullanılan deneklerin yıllar sonra haklarını aramak amacıyla
açtıkları davalardan yüklü miktarda tazminat almayı hak etmeleri.  




Bir senaryo!



Bir ülke… Adı `Milli Değer’. Bu ülkenin insanları,
yüzyıllarca değerlerine sahip çıkmak için, her türlü zorluğa katlanmış,
gerektiğinde savaşmaktan kaçınmamışlardı. Amaçları, hasımlarına karşı ülke
sınırlarını, yeraltı, yerüstü para kaynaklarını korumak ve topraklarının her
karışına sahip çıkmaktı. Ülke toprakları üzerinden birçok nesil geçti.
İnsanlar, yönetimler değişmişti ama ülkenin değerleri hep aynı kalmıştı. Gelen
her nesil, topraklarına ve kaynaklarına sahip çıkmak için yaşamıştı.




`Milli Değer’ ülkesinin değerlerine göz koyan
hasımları ise, geçen bu süre içinde birçok yöntem denemişler ama hiç birinde
amaçlarına ulaşamamışlardı. Bazen, ülke yönetimlerine adamlarını yerleştirdiler,
bazen halkı isyana getirmeye çalıştılar. Fakat hiç bir zaman başaramadılar.
Çünkü ülke halkı da yönetimleri kadar değerlerine bağlıydı. Birlikte aynı
değerleri koruyarak yıllarca yaşadılar. `Milli Değer` ülkesi her yönden güçlü
bir ülkeydi. Zaten asırlarca, değerlerini bu yolla korumayı başarmıştı. 
YAZININ DEVAMI TIKLAYINIZ =Ancak günün birinde, hayatlarını hiçe saydıkları bu
değerleri hiç düşünmeden hasımlarına verdiler. Yeraltı, yerüstü kaynaklarını,
topraklarını, sınırlarını… Dünya olanları anlamıyordu. Çünkü herkes `Milli
Değer’ ülkesinin inançlarına nasıl sahip çıktığını, değerlerini yüzyıllardır
can siperane nasıl koruduklarını biliyordu.




Dünya olanları konuşuyor, kimse
yaşananlara bir cevap veremiyordu. `Milli Değer` ülkesinin halkı ise tüm inançlarını
kaybetmiş, yıllardır düşman oldukları `hasım ülke’ vatandaşlarına tabi
olmuşlardı. Asırlardır, iki ayrı uçta yer almalarına karşın, artık `Milli
Değer` ülkesinin halkı kendilerine ters düşen değerlerin peşine takılmış, hatta
yıllarca hasımlık yaptıkları ülke halkının menfaati için çalışmaya
başlamışlardı. Ülke içinde depresyonlar, intiharlar ve bugüne kadar hiç
görülmemiş olaylar yaşanıyordu. Kimse şaşkınlığını gizlemiyordu. Olacak şey
değildi. `Milli Değer’ ülkesinin insanlarını, sanki görünmez bir el kontrol
etmeye başlamıştı. Bu arada diğer ülkelerde de buna benzer olaylar yaşanıyordu.
Onlarda, tüm kaynaklarını ve sınırlarını yine aynı hasım ülke adına ellerinden
çıkarmışlar ve onlara hizmet etmeye başlamışlardı.


Bu sırada `hasım ülke’de dünya gündemi ile ilgili bir
toplantı vardı. Toplantı şu raporla bitti;




Projenin kod adı :Uyuyan Güzel



Projenin amacı: İnsan Beyninin uzaktan kumandası,
yönetilmesi, yönlendirilmesi…


Projeye başlama gerekçesi : Toplu bir
ayaklanma ve karşı gösteri halinde insanları kontrol altına
almak,  sakinleştirmek, teslim olmalarını sağlamak…




Projenin şu anki uygulama amacı :  Dünya
ülkelerini teslim almak


Projenin uygulandığı ülkelerin durumu: Ülke, halkları ile birlikte kontrol
altında…




Aslında yukarıda anlattığımız olay bir senaryo.
Ancak, son günlerde koşulanlara ve yetkililerin yaptığı açıklamalara bakılırsa,
bu senaryonun yakın bir zamanda gerçekleşme ihtimali var. Gelişmiş ülkelerde
denenen, özellikle ABD ve Rusya’nın başı çektiği insan beyinlerinin kontrolüne
yönelik deneylerle ilgili, ortaya atılan iddialar tüyler ürperten cinsten.
Üstelik Türk yetkililerde bu deneylerin varlığından haberdar. Proje üzerinde
çalışan yetkililerin, beyin kontrolü projesi ile ilgili çarpıcı bir gerekçeleri
var ; “Biz bu araştırmayı, insanlığın hayrı için yapıyoruz. Bu teknikle toplu
bir ayaklanma, ya da gösteri halinde kimsenin canı yanmada olay yatıştırılacak.
Bunun yanında terör örgütlerinin eylemlerinin engellenmesi içinde bu proje
önemli”




“Uyuyan Güzel”



Adında dahi uygulama amacı ile ilgili anlamı içeren
ve ABD’de yürütüldüğü iddia edilen bir proje. Projenin adı “Uyuyan Güzel”.
İnsan beyinlerini kontrol altına almak için uzun zamandan buyana sürdürülen bu
çalışmalarda denek olarak kullanılanların, yıllar sonra çeşitli mahkemelere
yaptıkları şikayetlerle ortaya çıkan insanlık açısından dehşet verici bir
tablo. Proje, çalışmalarda görevli bazı üst düzey yetkililerin kamuoyuna bilgi
sızdırmaları ile iddia olmanın çok daha ötesine geçip, farklı kesimlerin de ilgisini
üzerine çekti. Projenin şu anda hangi aşamada olduğunu kestirmek zor ama
yetkililerin yaptıkları açıklamalarda varılan ortak nokta, bu çalışmaların yeni
olmadığı ve uzun zamandan buyana devam ettiği yönünde. Hatta ABD güvenlik
birimlerinin, parapsikoloji araştırmalarının yapılması içinde büyük kaynak
ayırdığı ortaya atılan iddialar arasında.




Olayı yine iddia olmaktan çıkaran durum ise, ABD güvenlik birimlerinde üst
düzey görevlerde bulunan bazı generallerin, parapsikoloji ile ilgili
yayınladığı kitaplar. Aslında bu zamana kadar sürekli söylenen ama Türkiye`de
“komplo teorisi” tanımlamasından daha da öteye gitmeyen bu teoriler, şimdilerde
farklı bir şekilde dikkat çekiyor.  Bu konuda Türkiye`de yayınlanan
“CIA Belgeleriyle Zihin Kontrol Operasyonları” kitabında, “Uyuyan Güzel” adlı
projede uygulanan teknikler ve insan beyinlerinin nasıl kontrol altına
alındığını anlatan bilgilere yer veriliyor. Bu söylemleri iddia olmanın ötesine
taşıyan yazı ise kitabın ilk sayfasında yer alıyor


Yazıda kitabın içindeki bilgilerin; “Bu
kitap Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Doktrin Komutanlığı’nın 08 Ocak
2003 gün ve ID. ve HRK:3584-17-03 İsth. Ve İKK. Ş. (20) sayılı emri ile faydalı
eser olarak uygun görülmüştür” ibaresi ile önemi vurgulanıyor.


Proje deneniyor…

Terör eylemlerinin engellenmesi, insanlık suçu
işleyenlerin yakalanması ve bu tür suçlara mani olunması gibi insani amaçlarla
yapıldığı iddia edilen çalışma, ABD Ulusal Güvenlik Birimi (NSA) tarafından
yürütülüyor. Bu projenin kötü amaçlarla kullanıldığını düşündüğünüz zaman ise
ortaya çıkan manzara korkutucu. Aslında, sadece ABD’de değil, gelişmiş pek çok
ülkede, kurum ve kuruluşlarda çalışmalar yapılıyor. ABD Güvenlik Birimi
tarafından insan beyinlerinin kontrolü için kurulan birimlerden biride MKULTRA.
Bu birimin, kimyasal, biyolojik ve radyolojik maddelerin insan davranışlarını
kontrol etmeye yönelik bir dizi gizli araştırma yaptığı iddia ediliyor. “Zihin
Kontrolüne” ilişkin ilk çalışmalar, Hitler Almanyası`na kadar dayanıyor. Bu teknolojide
ABD’nin yanı sıra Ruslarında önemli yol kat ettiği aktarılan bilgiler arasında.
Yapılan deneylerde aralarında Türklerinde bulunduğu birçok denek kullanılıyor.
Denek olduğunu iddia eden isimlerden biri de Ertuğ Taşdemir … 1991 yılında
İsveç’te lokanta işletmeciliği yapan Ertuğrul Taşdemir, İsveç gizli servisi
tarafından gözaltına alınıyor. Gözaltı süresince, elektromanyetik ışınlarla
beyin kontrolüne maruz kaldığını söyleyen Taşdemir, bu konuda hakkını savunmak
için çeşitli ülkelere başvurduğunu, yaptığı tüm başvuruların değerlendirilip
olayın doğrulandığını ama çok fazla bir şey yapılmadığını söylüyor.


Neden gözaltına alındınız?

Aslında onu tam olarak bende bilmiyorum ama İsveç`te
lokanta işlettiğim sıralarda, İsveç Gizli Servisi elemanları, “PKK’nın üst
düzey yetkilileri ile servis arasında ajanlık yapmamı” istediler. Kabul
etmedim. Benim İsveç’te çevrem çok genişti. Dev-Sol üyesi arkadaşlarım vardı.
Sadece Dev-Sol değil her kesimden insanla yakın ilişki içindeydim. Gözaltına
alındığım sırada, “Senin suçun bu” diye bir suç belirtmediler. Ama daha sonra,
yapmadığım halde insanları tehdit ettiğimi, adam öldürdüğümü filan söylediler.
Gözaltı süresinin sonunda serbest bırakıldım


Gözaltında neler yaşadınız?

“Gözaltına alındığım ilk gün bir hücreye kapatıldım.
Hücreye girdikten 10 k. Sonra nerden geldiği belli olmayan sesler duymaya
başladım. Duyduğum seslerde Türklere küfür ediyor, beni öldüreceklerini
söylüyorlardı. İlk önce hücre içinde bir ses sistemi olduğunu ve yayınların
oradan yapıldığını düşündüm. Bu sırada, vücudumda kızarıklıklar ve morluklar
oluşmaya başladı. Aradan belli bir süre geçince tuvalete gitmek istedim.
Hücreden çıkardılar. Orada dikkatimi başka bir şey çekti. Hücre dışına çıkıp
uzaklaşmama rağmen sesler aynı düzeyde devam ediyordu. Ne olduğunu o an
anladım. Sinir bozucu sesler duymaya devam ediyordum. Bu arada tekrar hücreme
geldim. Aradan birkaç gün geçti. Dua edip, “Hasbinallah ve ni`mel vekil…
diyordum. O anda bir ses duydum. Yayında bana, “Senin şifreni çözdük “diyorlar
ve düşüncelerimi bana başka bir sesle söylüyorlardı. İlk kez o an korktum.
Çünkü ben ağzımı bile kıpırdatmıyordum ve benim aklımı okuduklarını anladım.




Ne düşünsem cevap veriyorlardı. Yayınlar elektromanyetik dalgalarla direkt
beynime yapılıyordu. Önceleri sakindim ama daha sonra panikledim ve delirmiş
numarası yaptım. Hücredeki çarşafı yakıp, beni hastaneye götürmelerini istedim.
Gelip beni aldılar. Beyaz önlüklü insanların olduğu bir odaya gittik. Aslında
orası hastane değildi. Bana beyaz renkli bir sıvı içirdiler ve tekrar odama
geldim. Sonra uyumuşum. Kendime geldiğimde dudaklarım ve dilim şişmişti. Hiçbir
şeyi hatırlayamıyordum, konuşamaz haldeydim. Halüsinasyonlar görüyordum. O an
bunların teknolojide oldukça ileri olduklarını ve beyin kontrolü yaptıklarını
anladım. Üstelik sadece kontrol etmiyorlar, düşüncelerimi de okuyabiliyorlardı.
Çünkü bugüne kadar aklıma hiç gelmeyenleri düşünüyordum. Daha sonra mahkemem
yapıldı ve serbest bırakıldım. Oradan ayrıldım ama sesler kesilmedi. Aynı küfür
ve sesleri duyuyordum. Aradan yıllar geçti ve hala sesleri duymaya devam
ediyorum.




Bunun yanında lazer saldırıları oluyor. Bu saldırılar her zaman etkili
değil ama elektromanyetik dalgaların yüksek olduğu bir alana girdiğim zaman
etkili oluyorlar. O anda dengemi kaybediyorum ve ölüyorum sanıyorum. Bütün
vücudumda morluklar oluşuyor. Hücrede vücudumda oluşan morlukların nedeni de bu
saldırılarmış. Birçok uzmana gittim ve onlarda beni kontrol ettiler.
Anlattıklarımı doğrulayıp, vücudumda ağır hasar olduğunu tespit ettiler.
Çekilen beyin filmimde, beynimde ağır hasar olduğu tespit edildi. Doktorlar o
yıllarda nasıl hayatta kaldığıma şaşırdıklarını söylediler. Gözaltı süresinin
ardından mahkemeye çıkarıldım. Mahkemede, vermediğim halde ifademi benim
sesimden kasede kaydetmişler. Bana dinlettiler. Ama benim söylemediğim
şeylerdi. İfademi dinlerken, “Dermed” diye bir kelime dikkatimi çekti. Çünkü bu
kelimenin anlamını hiç bilmiyordum. Bunu hakime söyledim;”Bu ses benim ama ben
konuşmadım. Bu kelimenin anlamını bile bilmiyorum hayatımda hiç kullanmadım.
Bunun üzerine birkaç sorgudan sonra serbest bırakıldım”

-Daha önce beyin kontrol operasyonları ile ilgili bilginiz var mıydı


– Hayır, yoktu ama olanlara dayanabilmek
için o anda durumu çözmek gerekiyor. Yoksa çıldırdığınızı düşünürsünüz. Ben
kendimi ve psikolojimi iyi biliyorum. Durumu fark etmemde psikolojimi iyi
bilmem etkili oldu. Hücrede, elektromanyetik dalgalarla gördüğüm işkence
sırasında, ters bir şeylerin olduğunu anladım. Sanki hissediyormuşum gibi
aklıma bir şeyler geliyordu, sonra onlar gerçekleşiyordu. Yani bir bakıma
olacakları bana o seslerle önceden söylüyorlardı. Sonrasında ise olay
gerçekleşiyordu. Amaç benim akli dengemi bozmaktı. O seslerde “biraz sonra seni
dışarı çıkarıp, öldürmeye götürecekler” diyorlardı, sonra gerçekten birileri
gelip beni, öldürmek için dışarı çıkaracaklarını söylüyorlardı. Hatta bir
keresinde, `öldün` diye tabuta bile koydular.


Özkaya; “Tarikatlarda da beyin yıkanıyor


“CIA Belgeleriyle Zihin Kontrol Operasyonları” kitabının yazarı Ömer Özkaya
ise daha çarpıcı gerçeklere dikkat çekiyor. Özkaya; devletin devlet olma
özelliği sağcı, solcu, dinci ve bunun gibi farklı kesimleri içinde
bulundurmasından geçtiğini söylüyor. Kısacası; devletler çeşitli grupları
içinde barındırıyor çünkü insanların özgür düşünme hakları var ve buna göre
yaşıyorlar. Devletin devlet olmasında saklı olan diğer özellik ise, bu grupları
kontrol altında bulundurmasında yatıyor. Bunun yanında bazı devletlerin diğer
ülkelerde de etkin olmaya çalıştığını, bu nedenle o ülkelerde insanların toplu
olarak bulundukları grupları kontrol altına almak için çabaladıklarına dikkat
çekiyor. Özkaya, Türkiye`deki birçok tarikatın arkasında da gizli servislerin
olduğunu iddia ediyor. Onlara göre bu tarikatlarda bulunan insanlar toplu olarak
kontrol ediliyor.




Kontrol, adı geçen yeni teknoloji ile olmasa da, insan psikolojisine uygun
olarak yapılan farklı tekniklerle sağlanıyor. Özkaya, “Bu tarikatların
bazılarında `Cihat` ilan ediliyor ve tarikat üyelerinden bombalı eylemlerde
bulunması isteniyor. Din için çalışan bir insanın hiçbir zaman adam öldürmemesi
gerekir ama bu insanlar yüzlerce masumu öldürebiliyor.” diyor. Özkaya, bu
konuda insanların tarikatlardan uzak durmaları gerektiğini savunuyor. Bunun
yanında, dünyanın adı konmamış bir savaşın içinde yer aldığını da iddia eden
Özkaya, insanların kontrol edilmelerine yönelik olarak yapılan çalışmaların,
toplumların geleceği açısından büyük tehlike arz ettiğine dikkat
çekiyor.  Hatta bazı gizli servislerde parapsikoloji tekniklerinin
kullanımına yönelik araştırmaların yapıldığını da söyleyen yazar Ömer Özkaya,
Türkiye`nin geç kalmadan bu alanda tedbirini alması gerektiğini savunuyor. Bilim adamları da kabul ediyor


Bilim adamlarına göre de, insanların zihinleri kontrol altına alınabilir.
Boğaziçi Üniversitesi Elektromanyetik Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Selim
Şeker, Ertuğ Taşdemir`i incelediğini ve anlatılanların doğru olduğunu söylüyor.
Şeker, sadece Ertuğ Taşdemir değil aynı şikayetlerle birçok kişinin başvuruda
bulunduğunu, bunların arasında bazı öğretim görevlilerinin olduğunu bile
söylüyor. Prof. Dr. Selim Şeker, dünya yapısının çeşitli elektromanyetik
alanlar içerdiğini ve insanların 5 duyu organı ile bu alanların bazılarını
algılayabildiğini vurguluyor. Prof. Şeker, adı geçen araştırmaların, aslında
insanların algılayamadıkları dalgalar üzerinde yapıldığını ve kontrol altına
alınmak istenen kişinin bilinçaltına gerekli düşüncelerin aktarıldığını dile
getiriyor. Şeker; insan beyinlerine gönderilen elektromanyetik ışınların, beynin
belli bölgelerini uyardığını, kontrol altında bulunan insanların durumu fark
etmeden iradelerini yitirdiklerini savunuyor. Prof. Dr. Şeker, “Kontrol altında
bulunan insanlara yaptırılmak istenen ne ise, beynin o bölgesinin uyarılması
yeterli. İnsan beyni, elektronik bir cihaza benziyor. Her duygunun, düşüncenin
beyin içinde farklı bir noktası var. Bu noktaların uyarılması halinde, beyin
uyarılan noktanın talimatı doğrultusunda harekete geçiyor. İnsan beynindeki
noktalar arasında öyle yerler var ki bunların uyarılması durumunda kişi adam
bile öldürebilir.




Yani bu yöntemle insanlar katil bile yapılabilir. Bunun yanında, yine aynı
elektromanyetik dalga yöntemi ile uygulanan kişiye uzak bir mesafeden kalp
krizi geçirtilebilir. Bu durum devlet başkanları için bile geçerli. Ülkelerin,
yeni teknolojiden haberdar olmaları ve konu ile ilgili araştırma yapmaları
gerekiyor” diyor. Prof. Dr. Şeker, bunun yanında insan beyinin çözülemeyen
birçok sırrı olduğunu ve ABD`de ki bilim adamlarının bu yönde çalışmalar yaptıklarına
da değiniyor. Örneğin; parapsikoloji olaylarının gerçek olduğunu ve insan
beyninin çözülemeyen yapısı ile ilgili olduğunu söyleyen Şeker, “ABD`de bu
alanda yapılacak olan çalışmalar için yüklü miktarda paralar ayrılıyor” diyor.
Türkiye`nin ise bu konuda çok geride olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Selim Şeker,
“Bizler bilim araştırmalarına bütçe ayıramıyoruz. Zaten bu alanda yapılan
araştırmalar oldukça pahalı. Biz daha bir profesöre bilgisayar dahi tahsis
edemiyoruz. “Zihin Kontrol” teknolojisi dünya için oldukça önemli ve yeniçağın
silahı. Bu konuda Türkiye`de gerekli önlemi bir an önce almalı.


Nasıl yapılıyor?

Belirlenen merkezlerden gönderilen elektromanyetik
dalgaların beyne yöneltilmesi sayesinde, deneğin beyin fonksiyonları kontrol
edilebiliyor. Sistem, “elektrik akımı bulunan her şey, çevresine
elektromanyetik dalga yayar” prensibine dayanıyor. “Sinyal istihbaratı”nın
geçerli olabilmesi için, ilk olarak insan beyninin yaydığı elektromanyetik
dalgaların tespit edilmesi gerekiyor. Kişiden kişiye insanların yaydığı
elektromanyetik dalga boyu değişiyor. 3-50 hertz arasında değişen bu dalgalara,
“beynin parmak izi” de deniyor. Bu dalgaların tespitinden sonra sonuçlar
bilgisayara kaydediliyor. Yaydığı elektromanyetik dalgaları tespit edilen kişi,
24 saat boyunca yerleşik bir alandan uydular aracılığıyla takip edilebiliyor.
Bunun yanında kişinin öfke, acı, endişe, küçümseme, ümitsizlik, dehşet,
sıkıntı, kıskançlık, korku, uyku, terör gibi durumlarda yaydığı frekansları da
tespit edilebiliyor. Çünkü beyindeki elektromanyetik dalga her duygu durumunda
farklılık gösteriyor. Bunların tespitinden sonra ise aynı dalgalar kişinin
beynine gönderilerek, aynı duygular dışarıdan yaratılıyor. Bir bakıma kişinin
duygu ve düşüncelerine dışarıdan müdahale ile kişi kontrol altına alınıyor,
yaratılmak istenen duygu durumu kişide oluşturuluyor. Bu arada aynı teknoloji
ile kişinin sözleri ve gördüklerinin dahi tespit edildiği iddia ediliyor. Yine
aynı tekniğin kullanıldığı sistemde, deneğin her harfte yaydığı dalgalar tespit
ediliyor. Bu harflere göre görüntü ve kelime tespitinin yapılıyor.Yıllardır konuşuluyor.



“Zihin Kontrolü” alanındaki gelişmelerin ilk ipuçları, 1969 yılında Dr.
Delgado`nun yayınladığı “Beynin fiziksel kontrolü-psiko-medeni bir topluma
doğru” adlı kitapta veriliyor. Bu arada 16 Temmuz 1977 yılında New York Times
gazetesinde akıllara durgunluk veren bir haber yayınlanıyor. Haberde, “ABD
insanlığın esir edilebileceği görünmez silahlar geliştiriyor” başlığı
kullanılıyor ve haberle ilgili bilgiler veriliyor. Bu haberin ardından
yayınlanan “Beyin Kontrol harekatı” isimli kitapta, hipnoz tekniğinden,
elektronik olarak beynin uyarılmasına kadar birçok konuda bilgiler yer
alıyordu. Bu kitabın ardından yine ABD İstihbarat Servisi`nde üst düzey
yetkililer arasında yer alan ve bu araştırmaların başındaki isim olduğu iddia
edilen Lyn Buchanan, yayınladığı “7.his” kitabında, Amerikan askerlerine psişik
tekniklerin kullanılması ile ilgili bilgiler verdi.



Yetkililer ne diyor?

Bu arada haber ile ilgili görüşlerini aldığımız, bazı
TSK ve emniyet yetkilileri ise bu alanda yapılan çalışmaları doğruluyorlar.
Onlara göre de “Zihin kontrol” alanındaki çalışmalar, bazı ülkelerin gizli
servisleri tarafından yapılıyor. İsminin açıklanmasını istemeyen askeri bir
yetkili, ABD`de parapsikoloji araştırmalarının yoğun şekilde devam ettiğini ve
istihbarat çalışmalarında bu yöntemlerin kullanılması için çaba sarf edildiği
gerçeğine dikkat çekiyor. İstihbarat çalışmaları açısından insan beyinlerinin
kontrolü için yapılan araştırmalarla ilgili bilgi sahibi olduklarına da dikkat
çeken askeri yetkili,  Türkiye`nin de bu alanda çalışma yapması
gerektiğine dikkat çekiyor. Bu arada Türkiye istihbaratında önemli isimler
arasında yer alan bazı yetkililerde olayı doğruluyor. Onlara göre de ABD gizli
servisleri tarafından insan beyinlerinin kontrolüne yönelik deneyler yapılıyor.
Gerek bilim çevreleri, gerek üst düzey yetkililer aynı zamanda Türkiye`de de bu
alanda çalışmaların başlaması konusunda görüş birliğine varıyorlar.



CIA mecliste

TBMM gündeminde de bir soru önergesi tartışılıyordu.
Önergeyi hazırlayan CHP İzmir Milletvekili Kemal Anadol, “The Guardian”
gazetesinin haberine dayanarak verdiği soru önergesinde, CIA`nin Türkiye`de
işkence merkezinin olup olmadığını sordu. Konu ile ilgili açıklama yapan Dış
İşleri Bakanı Abdullah Gül ise önergeye şu yanıtı verdi; “Türkiye`de CIA`nin
sorgu merkezinin olması mümkün değildir.” Konu ile ilgili görüşlerini aldığımız
CHP Milletvekili Kemal Anadol ise, cevabı tatmin edici bulmadığını ve hükümetin
ABD’nin avukatlığını yaptığını söyledi. Anadol; “Önergeye verilen yanıt tatmin
edici değil. Konu örtbas edilmeye çalışılıyor. Verilen cevap metnini
incelediğiniz zaman alt maddelerde, hükümetin tamamen ABD avukatlığını
yaptığını görebilirsiniz. Konu örtbas edilmeye çalışılıyor” dedi. Ayrıca, bu
gibi faaliyetlerin gizli yürütülmesi nedeniyle bilgi ya da belgelere
ulaşılamayacağına dikkat çeken Anadol, konu ile ilgili bilgisi olanların destek
vermesi durumunda olayı araştırmaya devam edeceğini söyledi.

Yüzlerce mağdur.



Sadece ABD ve diğer ülkelerde değil, Türkiye`de de beyin kontrol
operasyonlarında kullanıldıkları iddiası ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`ne
başvuranların sayısı yüzü geçiyor. Hatta ABD mahkemelerine başvuran Akwei,
iddiasını kanıtlayarak 750.000 dolar tazminat almaya hak kazandı. John St.
Clair Akwei, 1996 yılında Amerikan Ulusal Güvenlik (NSA) tarafından uygulanan
`sinyal istihbaratı` ile sürekli takip edildiğini ve psikolojik işkence
gördüğünü, yüzlerce sayfalık raporla kanıtladı. Bunun yanında ABD güvenlik
birimlerinde çalışan bazı askerlerinde, bilgileri olmadan denek olarak
kullanıldıkları yıllar sonra anlaşıldı.



Nöro – Elektromanyetik silahların
etkileri.


Nöro-elektromanyetik silahların insan üzerinde
kullanılmasıyla ortaya çıkan etkiler, silahların geliştirilmesinden habersizce
denek olarak kullanılanların psikolojik yardıma ihtiyaç duymalarıyla ortaya
çıktı. Bu etkilerin bazıları şöyle;




– Hafıza kaybı ve davranış bozuklukları



– Duyulan sesin yönü, şiddeti ve içeriğinin değişmesi



– Göz kapaklarını denetleyerek konuşmanın bozulması



– Şiddetli kalp çarpıntısı



– Zahmetli işler sırasında omuzların ve kolların zorlanarak kazalara neden
olması


– Bir şey yaparken, dirseklerin
dürtüklenmesi ve işe engel olması



– Bacaklarda ağrı ve gereksiz hareketlenme, sağ ve sola sallanma ve aşırı
serleşme


– Ayağın zor ulaşılan yerlerinde kaşınma ve kızarma



– Sırttaki büyük kaslarda kasılmalar



– El hareketlerinin kontrol edilememesi



– Düşüncelerin okunması ve dışarıdan düşünce iletilmesi



– Rüyaların denetlenmesi



– Hareket eden hayali görüntülerin görünmesi



– Göz kapaklarının sürekli açık tutulması



– Sürekli kulak çınlaması



– çene ve dişlerin bir neden yokken titremesi




Kaynak :  YMMD.ORG




Araştırma: Nurcihan AZAR


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış