ABD’nin gizli deprem silahı
HAARP şüphesi : Türkiye beşik gibi sallanıyor !


Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek ABD’nin deprem
silahı HAARP’dan bahsederek bölgede ‘sismik araştırma gemisi olabilir’ demişti.
Aynı tartışmalar 17 ağustos 1999 depremi sonrasında da yaşanmıştı. Peki,
gerçekten dünya üzerinde böyle bir teknoloji var mı?


Amerika’nın
uzun yıllardır üzerinde çalıştığı HAARP projesi neyi amaçlıyor? HAARP bir
kıyamet silahı mı? ‘Kara Bilim’in sınırları nerede başlayıp nerede bitiyor? 17
Ağustos depremi bir elektromanyetik saldırı olabilir mi? Bütün bu soruların
cevabını 1999 depreminden bu yana konuyu araştıran ve ulaştığı bilgi ve
belgelerle ‘Beynimdeki Yabancı’ adlı kitabını yazan 15 Temmuz sonrası Ali
Selman Demirbağ şunları anlatmıştı.


Yıllardır bu
konu üzerine çalışıyorum


2003 yılında
Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Bio Medikal Teknolojisi bölümünden mezun oldum.
Serbest Fizik Teorisyenlerinden Parçacık Fiziği (Kuantum Mekaniği) Eğitimi
aldım. O günden bu yana çalışmalarımı Beynimdeki Yabancı isimli kitabımda
topladım. Ayrıca küresel güçlerin insanlığa hükmetme hegemonyasıyla ilgili
konsorsiyum şeklinde hazırlanan Zihin Kontrol Operasyonları isimli
kitaba katkıda bulundum. Doğa olayları ve kontrolü hakkında özellikle HAARP
Teknolojisi
(Kara Bilim) 2011 yılında Amerikalı Akademisyen Dr. Nick Begich
ile CIA’in gizli çalışmalarıve açıklanmış belgeleri üzerine ve HAARP teknolojisinin
gizlenen asıl amaçları çalışma sistemi, etkileri ve alınması gereken önlemler
hakkında çalışmalar yaptım.


MUCİDİ NİKOLA
TESLA


İlk yapay
deprem deneyleri Sırp asıllı bilim adamı Nikola Tesla tarafından New
York’taki laboratuvarında başarıyla gerçekleştirildi. ‘Elektromanyetik
Dalgalar’ın mucidi Tesla
, bu dalgaları kullanarak Richter ölçeğinde 5
şiddetinde suni bir deprem yapmayı başardı. Tesla’nın başarısı New York
Times’ta yayımlandı. O dönemde çok fazla bilinmeyen elektromanyetik dalgalar
ve etkileri
, bilim çevreleri ve kanaat önderleri tarafından korkutucu ve
gereksiz görülerek dışlandı. Bunun yanında Tesla’nın çalışmaları elektriğin
kablosuz taşınması
yönünde ilerlediği için, para kaybedeceğini düşünen
dönemin bakır ve iletken kablo kartelleri de Tesla’nın önünü kestiler.


1920’DE SUMEN
ALTI EDİLDİ


Nikola
Tesla’nın elektromanyetik dalgalarla yaptığı çalışmaların konu başlıklarını;
‘Enerji birikimi yüksek fay hatlarının olduğu bölgelerde depremi tetiklemek’,
‘İklimi kontrol etmek (Dünyanın manyetik alanlarını ve iyonosferi kullanarak
yağışı ve rüzgârları kontrol etmek)’, ‘İstenilen bölgeye yıldırım düşürmek ve
enerjisini depolamak’, ‘İstenilen bölgeye radyasyon vermek’, ‘Tüm iletişimi
engelleyerek sadece kendi iletişimini sağlamak’ şeklinde sıralayabiliriz.
1920’lerde sumen altı edilen bu çalışmalar, II. Dünya Savaşı ile tekrar gündeme
geldi, gizli servisler tarafından yürütüldü.


KARA BİLİM


Peki, tüm bu
gizli servislerin yapmış olduğu bilimsel çalışmaların günümüzdeki yansımaları
ve devamı nasıl gerçekleşmekte? Bu sorunun cevabı bir muaama değil, aksine
birçok bilim insanı, teorisyen ve gizli servis tarafından kamunun bilgisine
sunuldu. Ancak bazı çevreler inanmadıklarından mıdır yoksa akademik
kariyerlerine zeval gelmesin diye midir bilinmez, ülkemizde bu durumu ‘komplo
teorisi’ diye adlandırıyor. Oysa bu konuda Amerika’da birçok yayın var,
üniversitelerde çalışmalar yapılıyor ve kamuoyuyla paylaşılıyor. Günümüzde bu
çalışmalar, Nikola Tesla’nın 100 yıl önce geliştirdiği temel prensipler üzerinden,
HAARP Projesi kapsamında devam ediyor. Ben bu çalışmaları ‘Kara Bilim
diye adlandırıyorum. Kara bilim, başta ABD olmak üzere büyük devletlerin,
dünyayı kendi hegemonyaları altında tutabilmek için yaptıkları bilimsel-teknik
araştırmalara ve üzerinde çalıştıkları çeşitli projelerin toplamına verilen
addır. Bu projeler büyük ölçekli ve büyük bütçelerle yürütülen, gizli veya yarı
gizli projeler.


BÜTÇESİ 30
MİLYON DOLAR


İşte HAARP
(High Frequency Active Auroral Research Program) Projesi
’nin de bu tip bir
‘Kara Proje’ olduğuna dair ciddi iddialar var. HAARP ‘Dünyanın en büyük ve en
güçlü radyo verici (iletici) birimini imal etme projesi’. Proje, Amerikan Hava
ve Deniz Kuvvetleri tarafından ortaklaşa finanse ediliyor. 30 milyon dolarlık
programın yürütme göreviyse Alaska Üniversitesi’nin. Proje, Alaska/Gakona’nın
11 mil doğusunda inşa edildi. 1993 yılında uygulamaya konan program 2002 veya
2003 yılında tamamlandı.


MASUM BİR
PROJE DEĞİL


Aslında HAARP
gizli bir proje değil. Amerikan Savunma Bakanlığı da HAARP’ın varlığını diğer
projelerde olduğu gibi inkâr etmiyor. İnternette HAARP’ın kendi web sitesi bile
var. Bu ihtilaflı projenin yöneticisi olan John Heckscher’e göre
HAARP’ın amacı gayet masum. HAARP, iyonosferi dev bir anten olarak
kullanabilmek amacıyla
, bir parçasını ısıtmak için araştırmacıların
kullanabileceği bir alet. Amerikan ordusu da HAARP için, ‘iyonosfer üzerine
yapılan bilimsel bir araştırma
’ gibi zararsız bir gerekçe ileri sürüyor.
Oysa iyonosfer tabakası askeriye için önemli. Çünkü ordu tarafından kullanılan
iletişim, gözetim ve denizcilik sistemlerinin hepsi iyonosferin içinden geçer
veya iyonosfer tarafından yansıtılır. İyonosferin bir bütün olarak anlaşılması
ve kontrol edilmesi Pentagon’a bu sistemler üzerinde daha iyi kontrol
imkânı verecek. Ancak ABD’nin bilimi, teknolojiyi ve bilim insanlarını nasıl
kullanageldiği düşünülürse ve ortaya konan deliller de göz önünde tutulursa,
yapılmak istenenlerin masumane olduğunu söylemek zor.


“SOR,
AMERİKALILAR MI YAPMIŞ”


Benim ‘HAARP-
Kara Bilim’le tanışmam 17 Ağustos Depremi’yle oldu. 9 Eylül Üniversitesi’nde
öğrenciyken gerçekleşen bu olay herkes gibi beni de derdinden etkiledi. Üstelik
dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in, Ahmet Mete Işıkara’ya “Depremi
Amerikalılar yapmış olabilir mi?
” diye sorması ve cevap alamaması meselesi,
deprem esnasında görülen alev topu, Gölcük Deniz Üstündeki devir teslim
törenine üst düzey Amerikan ve İsrailli subayların ilk defa gelmiş olması,
depremden sonra bölgenin dalışa yasak ilan edilmiş olması konuyu odak noktama
aldı. Nihayetinde uzun araştırmalar sonucu yukarıda bilgilere ve bazı
açıklanmış CIA belgelerine ulaştım. Bu belgelerde geçmişte yapılan gizli
deneyler de yer alıyordu. Anlaşılan şu ki; Amerika, arkada iz bırakmadan, hiç
kayıp vermeden istediği bölgeleri askeri, ekonomik ve insani olarak yok
edebilecek seviyeye getirecek bir silah yapmak istiyor. Bu bilgi ve belgeler
‘Beynimdeki Yabancı’ isimli kitabımda da yer alıyor.


DEPREM VURGUSU
BİLİNÇLİ


Bugünlerde
yine “Ortadoğu’da Amerika’nın ve sermaye sahiplerinin planlarını bozan
Türkiye’ye karşı, böyle bir saldırı olur mu?
” sorusu soruluyor. Zira 15
Temmuz hezimeti sonucu istediklerini elde edememiş, planları ötelenmiş hırs
dolu bir anlayış var. ‘Türk Milleti’ faktörü bu sefer onlara hakikaten
kaybettirdi.
Marmara fayı 15 Temmuz’dan sonra ilk defa Le Monde gazetesinde
gündeme geldi. Gazete, yazısında, Marmara fayını inceleyen sismik gemiden
gelen bilgilerde fay hattında yüksek enerji birikimi olduğu ve fayın kararsız
olduğundan bahsedildi. Bu yazıdan bir hafta sonra Pensilvanya’dan salyalar
eşliğinde deprem vurgusu gelmeye başladı. Benim buradan anladığım deprem olursa
Biz demiştik” diyecekler. Eğer deprem olmazsa da taraftarlarına mecazen
söylendiği empoze edilecektir. Zira 14 Ağustos tarihi vurgusu deprem haberinden
önce ortaya atılmıştır.


17 AĞUSTOS
DEPREMİNDE ABD PARMAĞI VAR


Bilindiği
üzere Marmara yani Kuzey Anadolu Fay Hattı 17 Ağustos 1999’dan beri kararsız ve
enerji yüklü. O günden beri deprem bilimciler “Bu fay hattı tekrar kırılacak
ama bu kırılma 3 gün sonra da olabilir, 50 yıl sonra da
” diye defalarca
açıkladılar. Evet, Amerika bir deprem silahı yapabilmek için sürekli
çalışmalar yapıyor. Dünyada açıklanmış 7 adet HAARP tesisi var.
Açıklanmayanlarla birlikte bu sayı 20. Ancak bu çalışmalar sonuçlanmadı ve
kesin sonuç veren bir silah haline gelmedi. HAARP silahı depremi
şiddetini ve süresini belirleyip kontrol edemez, sadece fay hattını
tetikleyebilir. ABD’nin amacıysa depremin herhangi bir fay hattında başından
sonuna şiddetini ve süresini kendi belirleyeceği bir deprem silahı
geliştirmek. Bunun için dünyanın fay hattı kararsız bölgelerinde her zaman HAARPile
deneyler yapıyor
. Bizim ülkemizde de deprem yapma çalışmaları da devam
ediyor. Mesela bana göre 17 Ağustos depreminde kesin olarak ABD parmağı
var ancak bu, o gün 7,5 şiddetinde 45 saniye süren depremin planlı ve
kontrolünün tamamen ABD’de olduğunu göstermez. Dediğim gibi HAARP kesin sonuç
veren bir silah haline dönüşmedi. Biz şimdi asıl millet olarak kazandığımız bu
birliğin hain oyunlarla bozulmasına izin verirsek en büyük depremi yaşamış
olacağız. Birliğimiz diriliğimiz, diriliğimiz farkındalığımız, farkındalığımız
birbirimizi sevmek ve saymak olunca, karşımızdaki güç deprem silahlı da yapsa o
birlikten korkacaktır.