CEO
Olmak Zor Zanaattır !..

Kısa bir süre önce, medyamızda haber olmuştu;
ülkemizin ünlü CEO’ları ile yöneticilik mesleğine heyecan duyan gençlerin bir
mekânda buluşmaları.   Mikrofon uzatılan
katılımcı gençlerimiz deneyimli CEO’ları dinlemekten ve kariyerlerini
planlarken onların önerilerini dikkate almak üzere belleklerine yerleştirmekten
mutlu idiler.

CEO, yabancı bir önek olarak artık dilimize
girmiştir.   Açılımı ise “Chief Executive
Officer” olarak biliniyor.  Mealen “En
yetkili birinci yönetici” olarak düşünülebilir.

CEO olmak, kuşkusuz sıradan bir atama değildir.   Eğitimli, deneyimli ve yeniliklere açık bir
geçmişi olmak gerekiyor.   Ağırlıklı
olarak orta yaş üzeridirler, genç olan istisnaları da vardır.  Hemen hepsi şık giyinirler.  Hem bulundukları firmanın pozisyonunda
etkileyici olmaları ve hem de yıllık gelirlerinin çok cazip olması nedeni ile
sosyal ortamın gözdeleridirler.   Medyaya
yansıyan yüz binler ve hatta milyon dolarlar düzeyindeki kazançları sadece
maaşlarından aldıkları paralar değildir.  
Batılı büyük ve köklü şirketler, CEO makamına ayrılmış ciddi bir hisse
senedini atanan her yeni kişiye aktarır.  
CEO, firmasını başarılı şekilde yönetir ve şirketini kârlı konuma
taşıdıkça, kendisine emanet edilen hisse senetlerinin değeri artar ve bu kazanç
CEO’nun hesabına aktarılır.  Eğer
başarılı olamıyor ise şirketin hisse senetlerinin getirisi artamayacağı için
kendi kazancı da söz konusu olmaz, zaten yılsonunda da makamından alınır.  Bilemiyorum ama ülkemizin köklü ve büyük
firmalarının da benzeri uygulamaları vardır diye düşünüyorum.

CEO’lar, sosyal yaşamın gözdeleridir diye not
düşmüştüm.   Özellikle şişkin cüzdanları
birçok kadının ilgisini çekmektedir. 
Aşağıda benzeri bir mizahi örneğini sunuyorum.   (İnternet üzerinden bu iletiyi döngüye
sokan, Sayın Naci Kaptan’a teşekkür ediyorum).

***

 Dünyanın
en büyük finans şirketlerinden J.P. Morgan’ın CEO’su James Dimon, zengin koca
avcısı bir kızın attığı elektronik postaya bakın nasıl cevap veriyor.  Önce kızın J.P. Morgan’a yolladığı elektronik
postaya bir göz atalım:

“Sayın Morgan, size karşı dürüst olacağım. Bu yıl
25 yaşına giriyorum. Çok güzelim, iyi bir stilim var ve kaliteli şeyleri
severim. Fotoğrafım yukarıdadır. Yıllık geliri en az 500 bin dolar veya daha
fazla olan bir adamla evlenmek istiyorum.

Açgözlü olduğumu düşünebilirsiniz, fakat New
York’ta yıllık geliri 1 milyon dolar olan insanlar maalesef orta sınıf
sayılıyor. Çok şey istemiyorum. Sizin sitenizde yıllık geliri 500 bin dolar
veya daha fazla olan birileri var mı? Hepiniz evli misiniz? Bu konuları merak
ediyor ve sormak istiyorum, sizin gibi zengin insanlarla evlenmek için ne
yapmam gerek?

Bugüne kadar birlikte olduğum erkekler arasında
en zengini yılda 250 bin dolar kazanıyordu. Central Park’ın batı yakasında,
yüksek bütçeli siteler de yaşamak isteyen biri için yıllık 250 bin dolar
yeterli değil. Size alçak gönüllülükle soruyorum;

1)
Zengin bekârlar nerede takılır? (Lütfen bar, restoran, spor salonu, kulüp vs.
gibi mekânların isimlerini ve adreslerini yazar mısınız?)

2)
Hangi yaş kategorisine odaklanmalıyım?

3)
Çoğu zenginin eşleri neden ortalama güzellikte? Birkaç kızla tanıştım; güzel
veya ilgi çekici değiller ama zengin erkeklerle evlenebilmişler!

4)
Kimin karınız, kimin yalnızca sevgiliniz olabileceğine nasıl karar
veriyorsunuz? Benim hedefim evlenmek. Zengin bir adamla evlenebilmek için ne
yapmalıyım?”

 

Saygılarımla 
(Bayan Güzel)

CEO James Dimon’un yanıtı

“Sevgili Bayan Güzel, yazınızı büyük bir ilgiyle
okudum. Tahmin ediyorum ki sizin gibi aynı soruları soran pek çok genç kız
vardır.  Lütfen profesyonel bir yatırımcı
olarak durumunuzu analiz etmeme izin verin;

Benim yıllık gelirim 500 bin doların üzerinde,
sizin kıstaslarınıza uyuyor, bu sebeple zamanınızı boş yere çalmadığımı umut
ediyorum.  Bir işadamı gözünden bakarsak,
sizinle evlenmek kötü bir fikirdir. Nedeni ise çok basit, lütfen açıklamama
izin verin.

Detayları bir kenara bırakırsak, yapmaya
çalıştığınız şey ‘güzellik’ ile ‘para’ ikilisini takas etmek: A kişisi
güzelliği sağlar, B kişisi de bunun için ödeme yapar, gayet adil.  Fakat burada ölümcül bir problem var; sizin
güzelliğiniz kaybolacak ama benim param özel bir sebep olmadıkça
tükenmeyecek.  Aslına bakarsanız, benim
gelirim yıldan yıla artabilir, ancak siz yıldan yıla güzelleşemezsiniz. Bu
sebeple, ekonomik açıdan bakarsak, ben değer kazanan bir varlıkken siz değer
kaybeden bir varlıksınız. Hem de sıradan bir değer kaybı değil, katlanarak
artan bir değer kaybı.

Eğer güzellik sizin tek varlığınızsa, değeriniz
10 yıl sonra çok daha düşük olacak.  Wall
Street’te kullandığımız bir terimden yola çıkarsak, sizin için ‘takas
pozisyonu’ diyebiliriz, ‘satın al ve bekle’ değil.   Sizi satın almak iyi bir fikir değil, bu
sebeple kiralamayı tercih ederim. Çünkü alışveriş değeri düşen bir şeyi uzun
süre elde tutmak hiç de akıllıca değildir. Şüphesiz; aynı şey sizin istediğiniz
evlilik için de geçerli. Bu yazdıklarım size zalimce geliyorsa bir de şöyle
düşünün;  Tüm paramı kaybetseydim, beni
terk etmez miydiniz? Aynı şekilde güzelliğinizi kaybettiğinizde, benim de çıkış
yolunu bulmam gerekmez mi?

Yıllık geliri 500 bin doların üstünde olan
insanlar aptal değil; sizinle yalnızca çıkarız ama evlenmeyiz. Size, zengin bir
adamla evlenme fikrini unutmanızı öneririm. 
Bu arada, yılda 500 bin dolar kazanan o zengin siz olabilirsiniz. Zira o
kadar parayı kazanmak, zengin bir aptal bulabilme ihtimalinizden daha yüksek.”

CEO J.P. Morgan
















































































Erdal Akalın (09.10.2017)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet