Eyy benim kafası ‘su kaçırmasın hava
almasın’ diye devekuşu yumurtası gibi paketlenmiş hemşirem!



Eyy
dini modernize edemediğinden, çağdaş yaşamı islamize etmeye çalışan tuhaf
iktidarın seçmeni!



Eyy benim üstü kebap altı Lara Croft modifiye müslüman kardeşim!



Ey
inandığı din; erkeği kadına tercih eden, üstün gören, erkeğin otoritesini
tartışılmaz ilan eden, erkeği kadının hamisi, kadını erkeğin hayatini
kolaylaştırıcı unsuru, vesayet altında tutulması gereken bir çeşit geri zekalı
ya da aciz ve hatta seytan konumunda tanımlayan hemşirem!



Dini inancı ‘Penis Diktatoryasına mutlak itaat’ı emreden hemşirem!



İslamiyeti
‘kültür’, ahlakı dinden ibaret sanan hemşirem!



Eyy benim yaşamı dairy tablemat, erecter tarafından yazılmış, erkek postacı
Cebrail aracılığıyla gönderilmiş din kitaplarından alan hemşirem!



Üniversiteyi
bitirirsen, diplomayı duvara asıp evinin kadının olacağını, kocanın
şirketlerinden birinde çalışıyormuş gösterilip Bağkur primlerinin ödeneceğini,
sonra da benim yıllarca it gibi çalıştıktan sonra bağlanan emekli aylığım kadar
emekli aylığı alacağını biliyorsun değil mi? Ben de biliyorum. Bu hiç hoşuma
gitmiyor.



Belki de kocanın şirketlerinden birine ortak gösterilirsin, adına ihalelere
katılınır, ‘vekaleten’ kararlar, krediler alınır, hisseler satılır. Senin
iraden dışında, haberin bile olmadan, sen hayata katılamadan ailenin erkekleri
senin adına herşeye katılırlar, ekonomiyi falan bile yönlendirirler hatta. Sen
de asaleten değil ‘vekaleten’ yaşayıp gidersin.



Üniversiteye
okumak için mi gitmek istiyorsun?


Hayır! Üniversiteyi medreseleştirmeye.
Mescit, çömelmeli kenef, abdest lavabosu talep etmeye. Diğer kadınlar üzerinde
baskı oluşturmaya.



Kamu binasına çalışmak için mi girmek istiyorsun?


Hayır! Mescit, çömelmeli kenef, abdest lavabosu talep etmeye. Diğer
kadınlar üzerinde baskı oluşturmaya.



Her
yere Penis Diktatoryası’nın sana verdiği talimatları yerine getirmek için
girmek istiyorsun. Bir düğmenize basacaklar, sürüler halinde çağdaş giyimli
kadınların üzerine saldıracaksınız. Bir düğmenize basacaklar birşeyi protesto
etmek ya da liderinizi alkışlamak için okullardan
(AKP’li
Belediye’nin tahsis edeceği) otobüslerle meydanlara doluşacaksınız.



Erkek emredecek siz yerine getireceksiniz. İnisiyatif, karar alamadan. Hiçbir
zaman kendi başına hareket edebilen çağdaş, özgür kadınlar olamayacaksınız. Hep
sürüler halinde yaşamanız, sürüler halinde eylem yapmanız gerekecek.
Sizin yerinize Penis
Diktatoryası düşünecek, beyninizdeki gri hücreleri kullanmayacak, alınan
kararların sorumluluğunu üstlenmeyeceksiniz.



Pasif yaşamak da bir tür rahatlıktır hemşire. Bunu istiyor da olabilirsin.
Düşünmeme, koşulsuz itaat etme karşılığında ananın rahmi kadar sıcak, sarıp
sarmalayan yuvanda güven içinde oturup, itaate dayalı sosyal düzen isteyen
‘kul’ çocuklar yetiştireceksin. Karnına basınca elham okuyan, bacağını çekince
hatim indiren bebeklerle oynayan, isyan değil itaat eden ‘kul’lar.



Türban
dediğin tesettürün sadece bir parçası hemşire. Kafa derisinde çıkan keratini
kapatan kumaş parçası.
Sana göre Allah’ın yarattığı saç, bana göre evrim
sürecinde beyni radyasyondan, ısıdan korumak için oluşmuş izolasyon maddesi.
Şampuan reklamına
göre ‘hazinemiz’, İslama göre bir telini gösterirsek cehennemde yanacağımız kıl
kümesi.

Dinin
örtünmeni emrediyorsa neden (Penis Diktatoryasının sokağa döktüğü)
İranlı
kızkardeşlerin gibi kara çarşaflara girmiyorsun?
Bak “Eşarp yetmez, en iyi
örtünme kara çarşaftır” diye sana destek gösterileri yapıyorlar oralardan.


 


Ama sen hemşire! Sen Ampul Partisi’nin
sadakalarından, lutuflarından, avantalarından payını almakta olan Araplaşmış,
ruju ojesi yerinde hemşire!
Sen tesettür mayoya 250 Dolar, ipek türbana 500
Dolar, ya da
üç kilo bulgura bir oy verebilen hemşire!



Sen,
Allah korkusu, erkek korkusu, ölüm-cehennem korkusu arasında sıkışıp kalmış
gariban!
Bırak o soyut korkuları da, yakında Türkiye’de de kurulmasını beklediğim
din muhafızlarının kızılcık sopasından, kırbacından, recm’inden kork.



Şimdilik rengarenk giyinebilmeni laik Cumhuriyet’e borçlu olduğunu da hiç
unutma hemşire.
Ampul Partisi’nin hortumlayıp babanın/kocanın cebine koyduğu avantada,
oruç/namaz polisine ödeyecekleri maaşlarda benim aylığımdan kesilen, içtiğim
rakıda, şarapta ödediğim vergiler olduğunu herzaman hatırla.
(hadi sor şimdi
Alo Fetva hattına: “İçkiden alınan vergiyle Din Polisi’ne maaş ödenirse bu
para helal midir?”).



Sen de ben de biliyoruz ki dini inancının sana verdiği görev, yüklediği
sorumluluk okumak, çalışmak, sosyal hayata aktif katılım değildir hemşire.
Senin aklın bir
adamın üçüncü, beşinci karısı olmaya, ona sorgusuz itaat etmeye yatıyorsa eğer,
eve kapanıp
rahmin döl tutmayacak hale gelinceye kadar çocuk doğurup onları ‘itaatkar,
isyan etmeyen kullar’ olarak yetiştirmeye yatıyorsa eğer, senin ne okumandan
fayda gelir ne çalışmandan hemşire.


Kadını cinsel obje, ticari meta olarak gören, sokakta kendi halinde yürüyen
erkek değil,
Kanada’dan Avustralya’ya kadar yayılmış yıllık cirosu 95 milyar Dolarlık
tesettür giyim pazarıdır hemşire.



Kadını
cinsel obje olarak gören dindar, dinsiz, ateist, bilmemneist erkek değil, beyni
dinle yıkanmış yobazdır hemşire.
Ona daha çocuk yaştayken nikah kıyabilen,
kadını kapatarak pasifize eden Penis Diktatoryası’nın yobazı.



Soyut
korkularını besleyerek özgüvenini aslında Penis Diktatoryası kırıyor senin.
Sonra gelip
“Beni mağdur ettin, bana zulmettin” diye beni suçluyorsun.
Sonra da aynı Penis
Diktatoryası açık (yani normal) giyindiğim için beni ‘kokoş’, değersiz ilan
edip sana benim üzerimden kendini namuslu, değerli hissettiriyor, prim veriyor.
Benim üzerimden

senin egonu şişiriyor. Kadını kadına kırdırıyor yani. Fallik strüktürde
ibadethanelerde tapınanlara da bu yakışıyor.




KIYMET NADiR BiNDEBiR

http://www.gazeteport.com.tr