TÜRK VE DÜNYA SANATI & MİZAH & FİLM & DİZİ

Azgın Teke Muhabbeti !..

Bir
önce ki yazım ile “Aşk ve Seks” üzerine bir deneme makalesi ile cinsellik
üzerine bazı öğütler içeren bir yazı sunmuştum.   Üstelik CHP üyesi olduğumu bilen
arkadaşlarımın “Neden son CHP Kurultayı üzerine bir yazı yazmıyorsun?” uyarılarına
karşın, inadım inat, ben gene sığ sularda balık aramakla meşgulüm.  Sayın basın savcılarının bu tür yazılarımı
mahkeme salonuna kravat takmış olarak gelmekle eşdeğer bularak, bir iyi niyet
adımı olarak algılayacaklarına inanıyorum!

Ama
bazı meraklılar beni yanlış anladılar ve Sayın Dr. Haydar Dümen’e soracakları
bir soruyu bana yönelttiler.  Beni
seksoloji uzmanı sanarak, “Azgın Teke” kavramına kafayı takmış olsalar ki, bu
soruyu yönelttiler.  Özellikle de, birkaç
okurum, kendi duygularını ve davranışlarını özetleyen bir mektupla, bir tür
kendisine bir tanı koymamı bile talep etti!  
Emekli doktoruz ya!

Bu
soru yağmuru nedeni ile “Azgın Teke” konusunu açık olarak irdeleyen bir yazı
yazmak kararı almış bulunuyorum.  Konuya,
mahlûkat-ı hayvaniye grubundan girerek, soru yönelten mahlûkat-ı insaniye
üzerinden hitama ereceğim.  Böylece
karanlıkta kalan bir anlam olmasın diyerek, okurlarıma karşı halisane-i
insaniye davranışı sergileyeceğim. 

Efendim,
giriş bölümümüz besicilik yapanlar için kolay anlaşılır olmakla birlikte,
mahlûkat-ı hayvaniye konusunu sadece et reyonlarından bilenler için biraz
sıkıntılı olabilir.  Bu nedenle de,
konuya abeceden başlamak zorundayım. 
Hayvan yetiştiren ve hayvani ürünler üzerinden geçimini sağlayan
insanlarımız için gündemlerinin önemli iki kalemini, davar ve sığır denen canlı
türleri sağlar. 

Davar
grubunun en bilinen türü ise koyun adı verilenlerdir.  Özellikle dişi koyun, besici kesimi için
kıymetlidir.  Sütü, eti ve yapağısı ile
katma değer yaratır.  Ayrıca da, yılda
bir kez doğum yaparak sürüyü büyütür. 
Koyunun erkek geni taşıyan üyesine koç adı verilir.  Tek özelliği olan eti ve sakatatı dışında,
ana görevi de kuzu oluşumu için tartışılmaz varlığıdır.

Koçlar,
astroloji uzmanlarının bize katılacağı gibi, cinsel aktiviteleri güçlü
hayvanlardır.  Hem cinsleri kasabın
bıçağından nasibini alırken, sıranın kendisine gelmekte olduğunu bilse dahi,
gariban dişilerin sırtına tırmanacak kadar kendini bilmez bir yaratıktır!

Keçilere
gelince, bu grubun dişileri de et, süt ve yavru vermek gibi kutsal görevlere hizmetten
sorumludurlar.  Ancak, teke olarak
tanımlanan erkek keçiler, bir tür seks manyağı (!) sayılan psikopatlardır.  Ortalama on iki yıl olan yaşamlarının ikinci
yarısında da, olgun dişi keçilere değil, buluğ çağına henüz girmiş genç dişi
oğlaklara musallat olurlar.  Bunun
filozofik izahı, çok önemsedikleri genlerini gençler aracılığı ile sürüye
transfer ederek keçi nesline katkı sağlamak olarak yorumlanabilir.  Hakikaten böyle olmakla birlikte, genç
dişilere aşırı düşkün halleri, deneyimli çobanların bile dikkatini çekmiş ve
konu hayvan psikologlarının tetkikine kadar uzamıştır.  Konuyu tam adlandırmakta sıkıntı çeken
uzmanlar,  konuya “Azgın Teke Sendromu”
adını vererek, çok bilimsel ve takdire şayan bir akademik yaklaşım sergilemeyi
başarmışlardır!

Besicilerin
diğer bir ürünü ise sığır denen canlılardır. 
Bunlarında dişisi makbuldür. 
Erkek kısmı ise besiciye bir tür derttir.  İki yaşından gün alan erkek sığır, boğa denen
özel statüye dikey geçiş yapmış olur. 
Kontrolü zor olan bir seks manyağıdır. 
Amacına ulaşmak için saldırgan ve tahripkâr davranmaktan kaçınmaz.  Çok sorun yaratanlarının kaderi, mezbaha
denen mekâna götürülmesi ile son bulur!

Besiciler,
sorun yaratan erkek sığırları azaltmak için, erginlik çağı öncesi bunları
burarak (kastrasyon) cinsel güçlerini yok ederler.  Bu muameleye tutulmuş erkek sığır ise, gamsız
ve kedersiz, sakin bir yaşam sergiler ki, kendilerine öküz ismi bir unvan
olarak verilir.  Traktörün keşfi sonrası,
çift sürmek için kullanılmayacakları için, tek yaşam gündemleri yemek ve içmek
yolu ile et hacimlerini arttırmaktan geçer. 
Sonunda da, kasap tabir edilen bir meslek erbabına taburcu
edilirler.  Dert etmezler!  Bu nedenle de; “Gamsız öküz, kasabın bıçağını
yalar!” atasözüne sebep olmuşlardır!

Gelelim,
mektup yazan, “Azgın Teke Sendromu” ile insan cinsinin neden ilişkilendirildiği
öğrenmek isteyen okuruma.  Kısaca
değinelim!

İnsan
denen meçhul yaratığın “XY” kromozomu taşıyan türüne erkek denmektedir.  Bu tür canlı, okur, çalışır, evlenir, çoluk
çocuk sahibi olur.  Evlilikte 25 – 30
yılı doldurunca, kendisinde bazı değişmeler olduğunu hisseder.  Kafasının karda gezmiş gibi beyazlaşması,
hafifçe göbeğinin büyümesi yanında, kafa içinde de bazı öcüler dolaşmaya
başlar.  Bu, andropoz adı verilen,
boğaların burularak öküz statüsüne hak kazandığı dönemin, doğa tarafından
başarılan bir kutsal halidir!

Bu
durumu tam çözemeyen erkek taifesi, televizyonun spor kanallarından sıkılmaya
ve yeni gelişmeleri “Fashion TV” denen moda kanallarından anlamaya
çalışır.  İşte bu dönem, erkekte ortaya
çıkacak “Azgın Teke Sendromu” hastalığının kuluçka dönemidir.  Mikrop bedenine girmiştir ve hastalık tablosu
oluşmuştur.  Bu konuma gelmiş erkek hastalar,
önce berberlerini değiştirerek saçlarını, bıyık ve sakallarını şekillere
sokarlar.  Giyinme stilleri de değişime
uyar.  Hatta ilerlemiş akut vakalar
estetikçiye kadar yollarını uzatırlar. 
Derken, işin tadı kaçar ve “Utanmadan kızı yaşında biri ile geziyor!”
dedikodusunun konu mankeni olurlar!

Bir
kısmı, aile büyüklerinin ve arkadaşlarının uyarısı ile bu yolculuğu kısa
keserek eve dönmüş olsa da, bunlardan hayır gelmez artık!  Hane halkının “Senin için saçımı süpürge
yaptım, utanmaz adam!” yakınışlarından bizar olarak, genellikle hacca veya
umreye giderler.  Orada da, andropoz
sorununu bile idrak edememiş olarak şeytan taşlayarak tövbe etmek yolunu
seçerler.   Artık bu grubun tedavisi
yoktur ve akıbeti ise  bir teneşir
tahtasının üzerine yatırılarak bir paket pamuk ile yolculuğa çıkarılmasıdır!..
























































Erdal
Akalın (08.02.2018)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir