Yıldız Lokantası’nın seçkin müşterileri !


26 Mayıs 2020


Son günlerde yazdığı her satır ile gündem olmayı
başaran Hakan Soylu, bu kez yine herkesin merakla okuyacağı bir analiz
kaleme aldı.


İŞTE O ANALİZ


“Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT)
personellerini ve operasyonlarını deşifre eden ve bundan dolayı iki personeli
tutuklu bulunan ODA TV hakkında birçok analiz kaleme aldık. Bu analizimizde ODA
TV’nin bilgi akışı ve akışı sağlayan politikacı, danışman, teknokrat, bürokrat,
asker, polis ve avukatları incelemeye alacağız.


O konuya girmeden önce ODA TV’nin ters operasyonların
merkez üssü olduğu tezimizi önceki günlerde medyaya yansıyan haberler
doğruladı. Medyaya yansıyan haberlerden biri Milli İstihbarat Teşkilatı
Başkanlığı (MİT) görevlileri ve ailelerinin ifşa edilmesiyle ilgili soruşturma
kapsamında tutuklanan Oda TV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan’ı cezaevinde
FETÖ’den hakkında işlem yapılan Avukat Akelke Abdykalyova Onat’ın ziyaret
ettiği haberiydi.


Medyaya yansıyan ikinci haber ise yine aynı şekilde
ODA TV’de köşe yazıları yazan ve söz konusu MİT davasından dolayı haklarında
soruşturma olan ODA TV’nin iki personelinin avukatlarının FETÖ’nün finans
ayağının çok kritik isimleri olan işadamlarını da savunduğu yönündeki
haberlerdi. Hüseyin Ersöz, Serkan Günel ve Kâzım Yiğit Akalan isimli bu
avukatların savundukları kişiler arasında TUSKON sanıkları ile ünlü FETÖ
sanıkları Kavurmacı ve Kavuk ailelerinin bulunduğu da medyadaki haberlere
yansımıştı. Söz konusu avukatların ODA TV’de FETÖ ile mücadele adı altında
kamuoyu oluşturup arka planda FETÖ’nün finans ayağının çok kritik isimlerinin
avukatlığını üstlenmesi olayı incelemeyi ve araştırmayı hak eden bir konu
olarak karşımıza çıkıyor.


Gelelim asıl konuya: Peki “Yıkıcı Ve Bölücü Medya
Faaliyetleri” kapsamında ODA TV’ye söz konusu bilgilerin akışını kimler
sağlıyor? Kısaca buna da değinelim. Öngörülerimize göre bu yapılanmanın birden
fazla kolu olduğu görülüyor. Söz konusu akışı sağlayan politikacı, danışman,
teknokrat, bürokrat, asker, polis ve avukatların kimler olduğu, casusluk suçu
kapsamında hangi bilgi ve belgeleri sızdırdıkları, bu bilgiler karşılığında
hangi operasyonları icra ettikleri, örtülü olarak kimlerin ne kadar kayıt dışı
ve kayıtlı ödeme yaptıkları hususunda öyle tahmin ediyoruz ki devlet kayda
almış ve arşivlemiştir.


Her analizimizde alışkanlık haline getirdiğimiz
tamamen karakterler ve olayları hayal ürünü olarak kaleme aldığımız sürükleyici
yeni bir hikaye ile analizimizi sonlandıralım.


Yıldız Lokantası


Her olayda kolaylıkla ortaya çıkan Dolunay isminde bir
gazeteci hayat hikayesini değiştirecek bir telefon alır. Telefonun başucunda
Taner isminde başka bir meslektaşı vardır. Taner, her olayda kolaylıkla ortaya
çıkan Dolunay ismindeki bu gazeteciye bir teklifte bulunur. Konunun detaylarını
görüşmek üzere Dolunay, Taner ile buluşmaya karar verir. Taner ile Dolunay
alkollü bir ortamda buluşur. Yemekler yenir, içkiler içilir. Dolunay, Taner’e
işi sorar. Taner ise bir lokanta açtığını, isminin Yıldız Lokantası olduğunu,
yemeklerin taze ve güzel olduğunu, lokantanın ise tuttuğunu söyler. Dolunay,
Taner’in neden bahsettiğini anlamaz. Taner’e sorar:


-Taner hayırdır, sen ne anlarsın lokanta
işinden. Ne zaman açtın?


Taner cevap verir:


–  Çok oldu açalı. Lokantanın ismi de
tuttu. Yıldız Lokantası. Burada özel yemekler pişiriyoruz. Bir gelenin tadı
damağında kalıyor. Tekrar geliyor. Çok para kazanıyoruz. Burada sana ihtiyacımız
var.


Dolunay, Taner’in neden bahsettiğini anlamaz
ve tekrar sorar:


–  Taner, sen iki viski içtin, kafan
güzel oldu. Şu olayı net bir şekilde anlatır mısın? Ben hiçbir şey anlamadım.


Bunun üzerine Taner konuyu açar ve Dolunay’a
şunu söyler:


–  Biliyorsun benim bir sitem var.
Burasını bir lokanta olarak düşün. Bu lokantaya parası olmayan giremez. Karnı
aç olan gelir. Parasını ödemeden de yemek yiyemez. Lokantamın müşterileri üst
segment. Polis, savcı, bürokrat, teknokrat, hakim, siyasetçi ve hatta yabancı
misyonlar. Burada özel yemekler pişirdiğimizi, bir tadanın bir daha o yemekleri
tatmak için geldiğini ve devamlı müşteri olduğunu düşün. Bu lokantada yapılacak
yemeklerin malzemesini oluşturacak senin gibi birine ihtiyacımız var. Sadece
yapman gereken güzel yemeklerin servis edilmesi için malzemeleri getirip aşçıya
vermen. Senin getirdiğin malzemeler ile özel yemekler pişirilecek, o yemeği
yemek isteyen ise parasını ödeyip o yemeği yiyecek.


Dolunay, Taner’e konuyu anladığını söyler ve teklifi
kabul eder. Aralarında söz konusu site Yıldız Lokantası olarak kalır. Bunun
üzerine Dolunay, ilk olarak bir strateji üzerine çalışır. Uzun yıllardır
tuttuğu ve o aşamada belirli görevlerde olan isimlerin listesini çıkarır. Bu
listede savcısından tutun da askerine, polisinden tutun da üst düzey emniyet
amirine, hakimden tutun da savcıya, üst düzey görevde ve emekli olan yabancı
dış misyon görevlilerinden tutun da yabancı diplomatlara kadar listesini
hazırlar. Ertesi gün Lokanta’ya gider ve listeyi Taner ile paylaşır.  Taner
söz konusu listenin üzerinden geçerken Dolunay’a bir strateji belirler. Söz
konusu isimler ile her gün görüşmesini elde ettiği bilgileri kendisine
aktarmasını ve hatta köşe yazısında yazması talimatı verir. Taner, üst düzey
güvenlik güçlerinin dikkatini çekmemek için bütün görüşmeleri normal telefon
hattı üzerinde yapmasını, sade bilgiye erişimi olan bir gazeteci olarak
görünmesini ve bütün irtibatlarının açık olması talimatını verir.


Dolunay bu talimat doğrultusunda yıllarca çoğu üst
düzey yönetici ile telefon görüşmesi ve randevu sistemi ile normal hatlardan
arayarak iz bırakır. Telefonda hal hatır ve gündeme dair gazetecilerin soracağı
soruları sorarken, arka planda devletin gizli bilgi ve belgelerini,
operasyonlarını öğrenir. Bunları Taner ile başka iletişim kanalı kullanarak
paylaşır. Taner ise bu bilgi ve belgeleri lokantanın özel müşterilerine servis
eder. Dolunay bilgi getirdikçe, lokantanın müşterileri her geçen gün artar.
Müşterilerin kimisi bavul dolusu para verip lokantayı o gün yemek servis edilmemesi
için kapatır, kimisi ise lokantanın menüsüne yeni yemeklerin pişirilmesini
ister.


Dolunay’ın bu sistemi yıllarca işler. Sistem işledikçe
bilgi ve belgeler akmaya devam eder. Dolunay bir hafta sonu gezerken bir
kitapçıya uğrar. Bu kitapçıda Muharrem KARABAY’ın yazdığı Aşkı Üveysi isminde
üç ciltlik bir kitap alır. Sonrasında eski bir plakçıya girer. Mualla Şentop’un
“Seni gönlüme yazdım” kaset çalarını alır. Muharrem Karabay’In Aşk-ı Üveysi
kitabından çıkardığı notları Taner ile paylaşırken, Mualla Şentop’un kaset
çalarını da dinlemeye devam eder.


Hakan SOYLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet