Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

KAYNAK : http://aktifhaber.com/gundem/mitin-iskence-merkezine-yolculuk-h112469.html

MİT’in işkence
merkezine yolculuk !

MARŞANDİZ’DEKİ KARANLIK İŞLER: ÇETENİN İŞKENCE MERKEZİNE
YOLCULUK

Siyah Transporter’lar, JİTEM’in zulmünün simgesi haline
gelen ‘Beyaz Toroslar’ın yerini aldı. Erdoğan rejiminin MİT ve Emniyet içinde
oluşturduğu, SADAT gibi yapılarla omuz omuza çalışan; yurt dışında El Nusra,
IŞİD uzantılı isim ve örgütlerle aşık atan bir çete, masum öğretmen, memur,
emniyetçi ve hatta kendi meslektaşı MİT’çilere bile zulüm hücrelerini atacak
kadar gözünü karartmıştı. Kaderin bir cilvesi olsa ki, bu çetenin işkence
merkezinde neler yaptığı,  PKK’nın
elindeki iki üst düzey MİT’çinin itiraflarıyla deşifre olacaktı.

“Özel Faaliyetler Sorgu Yerleşkesini biz de kullandık. GİB
(Güvenlik İstihbarat Başkanlığı) başkanlığı olarak. Bir gün sonra F.. dairesi
erkek bir şahsı getirdi. Zaten küçük bir yer. Üç dört hücresi var. Bir de
koruma yeri var. O geldikten sonra GİB Başkanı telefon açtı dedi ki; “sesinizi
çıkarmayın sesinizi yükseltmeyin. Bir de kameraları kapatın” dedi.

Hücreleri gösteren kameralar var. Tahmin ettim ki bu
teşkilat mensubu birisidir. “Bizim sesimizi duymaması ve bizi görmemesi gereken
birisidir” dedim. Biz de onu görmeyelim diye kameralar kapatıldı. Ama ben onu
gördüm. Çünkü işte Uğur Kaan Ayık ve Oğuz Yüret ile Paris katliamını organize
eden Ayhan Oran’dı. Çünkü Ayhan Oran’ın bacakları futbol oynadığı için çarpık
dışa doğru açık. Sonra da basına düştü zaten. “Ayhan Oran nerede?” diye.’’

PKK’NIN ELİNDEKİ İKİ MİT YÖNETİCİSİNİN İFŞAATLARI












Beştepe Sarayı’nın 3-4 km arkasındaki işkence merkezine
ilişkin bu tafsilatlı bilgiyi veren kişi PKK’nın 4 Ağustos 2017 tarihinde
kaçırdığı MİT üst düzey sorumlularından Erhan Pekçetin. Pekçetin, bir başka
MİT’çi Aydın Günel ile Kuzey Irak’ta PKK üst yönetiminden bazı isimlere suikast
yapmak için operasyon hazırlıkları yaptıkları sırada örgüt tarafından karşı
operasyonla alı konulan iki isim. Hala PKK’nın elindeler.

Yukarıdaki ifşaatlar da örgüte yakın internet kanalları
vasıtasıyla görüntülü ve yazılı olarak paylaşıldı. Pekçetin’in Ayhan Oran’ın
Paris cinayetindeki rolü ile ilgili iddia ya da verdiği bilgileri teyit edecek
noktada değiliz, ancak Pekçetin’in meslektaşı bir MİT’çinin kaçırılması ve
teşkilatın ‘Çiftlik’ adını verdiği Özel Faaliyetler Başkanlığı yerleşkesine
getirilmesine birebir şahit olduğu görülüyor.

Ayhan Oran, kamuoyuna yansıyan ve kaçırıldığı bilinen iki
eski MİT çalışanından biriydi. 17 Haziran 2016’da yani 15 Temmuz darbe
girişiminden yaklaşık bir ay önce görevden uzaklaştırılmıştı. Oran, darbe
girişiminin ilk gününde açığa alınıp, 2 Ağustos 2016’da ihraç edildi.

ÇOK ŞEY BİLEN MİT’Çİ NEDEN KAYBOLDU?

İkamet ettiği sitenin kamera kayıtlarına göre Ayhan Oran
en son 1 Kasım 2016 günü saat 12:38’de görülmüştü. Aracıyla siteden çıkış
yapmıştı. O günden sonra kendisinden haber alınamadı. Erhan Pekçetin’in
anlatımlarından öğrendiğimize göre kaçırma ve sorgulama eyleminin içinde MİT’in
Güvenlik ve İstihbarat Başkanlığı da vardı. Kameralar kapatılmış, herkesin sesi
kesilmiş ve bir MİT mensubu insanlık dışı muamelelere maruz kalacağı hücrelere
atılmıştı.

Güvenlik konularını yakından takip eden Sözcü Gazetesi
yazarı Saygı Öztürk, “Çok Şey Bilen MİT’çi ortadan kayboldu” başlıklı yazısı
ile konuyu on gün sonra köşesine taşıdı. Ailesinin verdiği bilgilere göre;
Yunanistan’dan Türkiye’ye Yunan plakalı diplomatik plakalı mavi renkli Opel
marka otomobille dönen Oran’ın pasaportu elinden alınmıştı. Ancak o
Yunanistan’dan izinli olarak döndüğü dönemde getirdiği otomobili kullanmayı
sürdürüyordu. 1 Kasım’dan sonra kendisi ve kullandığı araca dair hiçbir ize
rastlanmadı. Ailenin avukatının ulaşabildiği tek veri aynı gün saat 16’ya kadar
telefonunun sinyal verdiği ve ardından sinyalin kapandığı bilgisiydi.

SORUŞTURMASI VAR AMA ADLİYE VE SAVCILIKLARDA DEĞİL!












İstihbarat Uzman Yardımcısı olarak 2005 yılında MİT’te
göreve başlamıştı Ayhan Oran. Diyarbakır, Şırnak gibi terörün yoğun olduğu
illerde ve Dış Operasyon Başkanlığı’nda görev aldı. Görevindeki başarıları
nedeniyle takdirname ve teşekkür belgeleri almıştı. Yunanistan’da görev
yaparken 12 Haziran’da Türkiye’ye çağrıldı.

Saygı Öztürk’ün yazdığına göre o günlerde yürütülen bir
soruşturma kapsamında ifadesine başvurulacaktı. Gazeteci Öztürk şunları
yazmıştı: “Bazı MİT mensupları kendi adına

kayıtlı olmayan ve MİT’e de beyan etmedikleri telefon
hatlarını kullanarak Paralel Devlet Yapılanması (PDY/PÖ) mensubu olan S.E. ile
iletişim kurmakla suçlanıyorlardı. Şırnak’ta, Diyarbakır’da, Yunanistan’da
görev yapan A. O. 17 Temmuz’da açığa alındı. 2 Ağustos’ta meslekten ihraç
edildi. Buraya kadar her şey normal. Ama bundan sonra durum karışık bir hal
alıyor. İzinli olarak döndüğü dönemde getirdiği otomobili kullanmayı
sürdürüyordu. 1 Kasım tarihinde saat 12.38’de bulunduğu sitenin kamera
kayıtlarında çıkışı görülüyor. İşte çıkış o çıkış… Evden yanına hiç para
almadı. Eşiyle vedalaşması olmadı. 1 Kasım’dan bu yana nerede olduğunu bilen
yok. Telefon en son 1 Kasım saat 16.00’ya kadar açık. Ondan sonra sinyal kaydı
da yok.”

MİT, İLİŞİĞİ KESİLMİŞTİR DİYE GEÇİŞTİRİYOR

Emniyet, hastane, otel kayıtları, MİT… Ailesi onu her
yerde aradı, ancak bulamadı. Yer yarılıp içine girmişti sanki. Eşi ve avukatı
Süleyman Serdar Balkanlı, MİT’e başvurdu. Kendilerine verilen cevapta, “A. O.
kurumumuz emrinde görevliyken yürütülen soruşturma sonucu 2 Ağustos 2016
tarihinde kamu görevinden çıkarılarak ilişiği kesilmiş olup, hakkında Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur. Söz konusu tarihten
itibaren A. O. hakkında teşkilatımızca yapılan herhangi bir işlem yoktur”
denildi.

SUNAY ELMAS İLE TEMASLA SUÇLANIYORDU

Bir yıl sonra PKK elinde esir bir başka MİT’çi
meslektaşının eliyle Ayhan Oran’ın Çiftlik’teki sorgu merkezinde olduğu deşifre
olmuş oldu. Saygı Öztürk’ün yazdıklarının içinde darbe öncesine ait bir
soruşturmanın izlerine ait kritik bilgiler vardı. Ayhan Oran’ın, S.E ile iletişim
kurmakla suçlandığını söylüyordu gazeteci Öztürk. Peki bu S.E. kimdi?
Transporter’lı adam kaçırma çetesinin hedefindeki ve kayıp listesinin en
başındaki isim Sunay Elmas’tı bu kişi. Elmas, 27 Ocak 2016’da Ankara CEPA
alışveriş merkezi önünden saat 11.00 sıralarında kaçırıldı. Olay görüntülerinin
Emniyet güçlerinin elinde olduğu biliniyor. Ancak iki yılı aşkındır kendisinden
haber alınamıyor.

Sunay Elmas, dosyasına ilerleyen yazılarımızda
değineceğiz, ancak Ayhan Oran’ı kaçıran çetenin suç mekanı Çiftlik ve diğer
sorgu mekanlarına ilişkin sorgularımıza devam etmemiz gerekiyor. Bir gün önce
yazdığımız gibi Twitter’da Meçhul Kayıkçı isimli bir kullanıcının (@kayikci06)
verdiği bilgilerin teyidini, PKK’nın esiri Erhan Pekçetin ve arkadaşı Aydın
Günel yaptı. İkili 23 Ocak 2018’de paylaşılan görüntüleriyle bizzat şahit
olarak yaşananları anlatmıştı.

EL NUSRA’YA GİDEN SİLAHLARIN MERKEZİ NERESİYDİ?

Pekçetin ve Günel’in anlattıkları Ayhan Oran ile sınırlı
değildi. İkili, AKP ve Tayyip Erdoğan’ın Suriye iç savaşı ve Ortadoğu’daki
illegal faaliyetleri; El Kaide, El Nusra ve IŞİD yapılarıyla temaslarına dair
de kritik itiraf ve ifşaatlar yapmıştı. Örneğin MİT’in El Nusra temaslarının
başlangıcına dair bilgiler vermiş ve kaçırılan kişilerin tutulduğu Özel
Faaliyetler Başkanlığı yerleşkesinde başka şeylerin de yaşandığını
aktarmışlardı. El Nusra ve Suriye’ye giden MİT tırlarının ve silahlarının
merkezi hareket yerlerinden biri bu mekandı. İkili PKK’nın elindeki
görüntülerde bunu, aynı mekanda şahit oldukları bir olayla bağlantılı olarak
şöyle anlatıyordu: “Suriye’deki olayların, aşiretlerin, gidiş gelişlerin silah
mühimmatlarının ÖSO kuvvetlerinin savaş alanlarına aktarımına kadar. Hatta bir
koruma arkadaşım vardı. Özel kuvvetler daire başkanlığına gitmiştim. Birini
gördüm “bu tipsiz kim?” dedim. “ÖSO’cu” dedi. “Bunlar ne arıyor burada?” dedim.
“Bunlar mı savaşıyor, şekilsiz adam.” Bunlar gidiyor, yedi gün savaşma süreleri
var. Bir ekibi götürüyorsunuz. Sonra tekrar geri getiriyorsunuz. Üçüncü
dördüncü gün “değişim diye yalvarıyorlar” dedi. Türkiye’den geliş gidişleri
itiraf ediyorlar. Hatta “harcadıkları silahın, mühimmatın haddi hesabı yok”
diyordu. Muhtemelen çok fazla mermi harcıyor, öylesine harcıyor olabilir. Onu
duymuştum o arkadaştan. MİT Özel Faaliyetler Başkanlığı bunları organize
ediyor. Onun haricinde El Nusra ile temasları onların sağladığını düşünüyorum.
Çünkü Suriye’de bir dönem teşkilatın (MİT’in) El Nusra ile yoğun temasları
vardı.”

‘GÖZALTI YETKİLERİ YOK AMA ADAM KALDIRIYORLAR’

MİT yöneticisi Erhan Pekçetin, IŞİD’lileri anlatırken,
Çiftlik’te yürütülen diğer faaliyetleri de deşifre ediyordu: “Özel faaliyetler
başkanlığının yerleşkesi Yenimahalle yerleşkesi dışında Anadolu Bulvarı dışında
daha önce Çiftlik olarak ifade ediliyordu. Onların gözaltı yetkileri yok.
MİT’te İKK Başkanlığı haricinde diğer hiçbir dairenin dışında gözaltı yetkisi
yok. İKK Başkanlığı da ajan suçlaması ile alıp fezleke hazırlama yetkisi var.
Diğer hiçbir başkanlığın gözaltı yetkisi yok. O dönemde Özel Faaliyetler
Başkanlığı’nın da yetkisi yok. Ancak illegal adam alıp sorgulayıp serbest
bırakıyorlar. Onların tesisatları daha donanımlıydı.”

İki MİT’çinin anlattığına göre Özel Faaliyetler
Başkanlığı’nın bütçesi çok yüksekti. Otobüsler, TIR’lar, silahların ve ÖSO
mensuplarının gidiş-gelişleri organize ediliyordu. Pekçetin şöyle
anlatıyordu:”Bizimkiler (MİT) organize ediyor gidiş-gelişleri. Bizimkiler, Özel
Faaliyetler organize ediyor. O kadar TIR’ı hiçbir teşkilat mensubu servis aracı
olarak kullanmadı. O beyaz Mercedesleri, yerleşkede olmasına rağmen o otobüsler
kullanılmadı. Onları biliyorum. Özel faaliyetler bütçesinin de bu nedenle çok
yüksek olduğunu biliyorum.”

2000’Lİ YILLARDAN BERİ KULLANILIYOR

Çiftlik, ya da işkence merkezi 2000’li yılların başında
kurulmuştu. İlk sorumlusu Kemal Eskintan idi. Müsteşar Yardımcısı olunca yerine
MİT’ten başka bir isim İ.K. atandı. Sorgu biriminin başında ise S.S. diye
tanınan bir başka MİT’çi vardı. Ankara’da kaçırılan isimlerin tamamı bu ekip
tarafından zulme uğramıştı.

Başkent Ankara’da Anadolu Bulvarı’nın tren yolları
üzerinden geçen bölümüne yakın Marşandiz Tren İstasyonu karşısında tali bir
girişi olduğu için mekan için Marşandiz denildiği de oluyordu. Bu mekan,
2014’ten itibaren Suriye’ye silah taşıyan tırların yüklemelerinin de yapıldığı
yerlerden biriydi. Bu mekana dair bilgiler, PKK’nın elindeki iki MİT’çi ya da
sosyal medya paylaşımlarıyla sınırlı değildi.

SİLAHLARI TAŞIYAN ŞOFÖRLERİN SORGU VE MAHKEME KAYITLARI

2014 yılı başında Adana’da yasadışı olarak silah taşıdığı
tespit edilen ve bu sebeple Jandarma ve polis tarafından ifadesi alınan 06 M
9903 çekici plakalı ve 06 FC9198 dorse plakalı tırın şoförü M.K. ifadesinde
başkentin göbeğindeki bu sorgu ve karanlık işler merkezinin faaliyetlerine
ilişkin önemli bilgiler vermişti. Mahkeme ve savcılık kayıtlarına, sorgu
tutanaklarına bilgilere göre M.K. şunları anlatıyordu:

“Bu yükler tırlara 02.30 gibi Ankara Esenboğa
Havalimanı’ndan ülkesini bilmediğim yabancı uyruklu bir uçaktan yüklendi. Saat
02.30’dan beri yoldayız, Yükümüzü Reyhanlı’ya götürüyoruz. Audi’deki iki kişi
bize eşlik ediyor. Reyhanlı’da nereye gittiğimizi bilmiyorum. Reyhanlı’da
Audi’deki iki kişiye tırları teslim ediyoruz. Bizi otele yerleştiriyorlar.
Tırlar yurtdışına gidiyor. Daha öncede birkaç defa bu tür yükleri taşıdık.
Devlet işi yapıyorduk. Ankara’da Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait bir yere
akşamdan tırlarımızı bırakıyorduk. Bize saat 07.00’da gelin diyorlardı. Aynı
şekilde yük getiriyorduk. Yükün Milli İstihbarat Teşkilatına ait olduğunu
biliyorum. Devletin işi olduğu için rahat rahat geldik. İlk kez havaalanından
yük aldık ve yükleme esnasında ilk kez aracımızın başındaydık’’

M.K.nın anlattığı yer MİT’e ait Özel Faaliyetler
Yerleşkesi, Çiftlik ya da Marşandiz; adı her ne idiyse tam orasıydı. İllegal
sorgu merkezi olarak kullanılan, adam kaçırma ve faili meçhul çetesinin,
sırtını Beştepe Sarayı’na yasladığı yerin ta kendisiydi.

KAYNAK : http://aktifhaber.com/analiz/bestepe-sarayina-komsu-iskence-merkezi-h112414.html

Beştepe Sarayı’na komşu
işkence merkezi

Türkiye’de 1990’lı yıllarda JİTEM’in siyah renolarla adam
kaçırmalarının bugünkü versiyonunda transporterler kullanılıyor.

Hizmet hareketi başta olmak üzere muhalif olan birçok isim
siyah transportlarla kaçırıldı. Erman Yalaz, TR724’teki yazısında kaçırılan
isimlere ilişkin detaylı bilgilere yer verdi.

TR724’teki yazı dizisinin üçüncü bölümünde Beştepe
Sarayı’na komşu işkence merkezi [Erdoğan’ın kirli Türkiye’si -3] başlıklı
yazısı şu şekilde devam ediyor;

Türkiye’yi 1990’lı yıllardaki işkence, fail-i meçhul ve
adam kaçırma ortamına taşıyan kirli çetenin Ankara, İzmir faaliyetleri ile
işkence mekanlarından bir kısmını bugünkü yazımızda ele alacağız. Çetenin
transporter araçlar ve polis kılığında eylemlerinin kamuoyuna yansıyan 13
isimle ilgili bilgiler vardı. Ancak yeni bilgiler ve mekanlara dair detaylar
belirlendikçe sayının da zulmün da daha büyük olduğu ortaya çıkıyor.

Avukat Mustafa Özben’den sonra başkent Ankara’da hedefte
bir başka öğretmen vardı: Fatih Kılıç. Özben’in güpegündüz Yenimahalle’de
kaçırılmasından 5 gün sonra o da sırra kadem bastı.

Fatih Kılıç, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç
edilen bir öğretmendi. 7 aydır işsizdi, hiçbir geliri olmadığı için ailesinin
yardımı ile geçiniyordu. 14 Mayıs Pazar günü eşi Nihal Hanım ve 4 çocuğuyla
güzel bir Pazar günü geçirdi. Gece 22.30-23.00 sularında AŞTİ’den eşi ve
çocuklarını memleketine yolcu etti. Kendisi sonraki günlerde ailesine katılma
niyetindeydi. Çocuklarıyla vedalaştı, son kez sarıldı. Daha sonra 22.55’de
Kızılay istikametine giden Ankaray’a bindi. Ankaray’dan Dikimevi son durağında
indi. Fatih Kılıç’ın son görüldüğü yer burasıydı. O günden sonra kendisinden
haber alınamadı.

DİKİMEVİNDEKİ SON GÖRÜNTÜLERİNİ EŞİ BULUYOR

Ankaray idaresinden görüntüleri istediğinde savcılık
kararı olmadığı gerekçesiyle aileyi bir hafta beklettiler. Yine polis yerine
aileler araştırıyordu kayıplarını. Daha sonra alınan görüntüler, AŞTİ ve
Dikimevi arasında yaşananları gösteriyordu. Eşini bizzat Nihal Hanım tespit
etti.

Önce emniyetin bütün birimleri sonra hastanelere gitti
kaybolan hayat arkadaşını bulmak için. Diğer adam kaçırma olayları da basına
yansıdığı için tedirginlikleri her geçen gün artıyordu. Sosyal medya
hesaplarından, konuya duyarlı milletvekilleri ve STK’lardan, Ankara Valisi,
İçişleri Bakanı gibi doğrudan konunun muhatabı yetkililerden birçok kanalla
yardım istedi aile. Ancak derhal ve her yönüyle soruşturulması gereken bu
insanlık suçunu araştıran aileye cevap bile gelmedi.

SAVCI 1.5 AY SONRA GÖREVLENDİRİLİYOR, O DA TAKİPSİZLİK
VERİYOR

Kılıç’ın kaybolmasıyla ilgili şikayete konu soruşturma
için neredeyse bir buçuk ay sonra savcılık görevlendirmesi yapıldı. 21 Haziran
2017 tarihinde atanan soruşturma savcısı, 3 Temmuz’da takipsizlik vererek
dosyayı kapattı. Kılıç evine dönmemişti, ailesi ve onu arayan arkadaşlarıyla
irtibata da geçmemişti. Ancak savcılık sürpriz bir şekilde dosyayı kapatıp
olayın üstünü örtmüştü. Aile bir haber bekledi, karneler alındı, bayram geldi.
Özlemin, korkunun ve endişenin her türü yaşatıldı Kılıç ailesine. Ancak o geri
dönmedi.

TRANSPORTER’LAR HAZİRAN’DA TEKRAR YOLLARDA

KHK ile memuriyetten ihraç edilen bir başka isim Cemil
Koçak da, 15 Haziran 2017 günü saat 17.20 sıralarında Ankara Altındağ’da
kaçırıldı. Ailesi tarafından Twitter aracılığı ile paylaşılan bilgilere göre;
Koçak evden 8 yaşındaki çocuğu ile ayrıldıktan sonra aracı ile seyahat halinde
iken arkasından minibüs tarzı füme renkli siyah cam filmli Transporter bir araç
çarpmış, kaza sebebi ile araçtan inen Koçak zorla alıkonulmuştu. Olay çocuğunun
gözü önünde gerçekleşti. Çevrede görgü tanıkları da vardı.

ANNE, BABAMI KAÇIRDILAR

Aracı ile ana caddeye çıkmaya çalışıyordu Cemil Koçak.
Yanında 8 yaşında oğlu da vardı. Kırmızı Honda Jazz marka aracının arkasında
siyah ve beyaz renkli iki Ford Focus araç takipteydi, onların da ardında VW
Transporter araç izliyordu. Siyah araç kaza süsü vermek için Cemil Koçak’ın
aracına arkadan çarptı. Bir anda ortalık karışmıştı. Tartışma görüntüsü ile
Koçak apar topar Transporter’e atılmıştı. Koçak’ın küçük oğlu şok içindeydi.
Annesini telefonla aradığında söyleyebildiği tek şey ‘Babamı kaçırdılar anne!’
oldu. Cemil Bey imdat dediğinde yardıma koşmuştu çevredekiler. Ancak Cemil
Bey’i alan çete çoktan yola çıkmıştı. Küçük çocuğun elinden telefonu alan bir
görgü tanığı eşine de olayı neredeyse canlı canlı anlatmıştı.

FÜME RENKLİ İSTANBUL PLAKALI TRANSPORTER

Önder Asan, Turgut Çapan, Mustafa Özben de olduğu gibi
yine  4 araçlı bir ekip Koçak’ı takibe
almıştı. Koçak’ı kaçıran ekip ve füme renkli 34 plakalı Transporter, Mustafa
Özben’in ailesinin kayıtlarda bulduğu minibüsle aynıydı. Kamera görüntüleri
vardı. Ankara’nın göbeğinde adam kaçıran ekip yine iş başındaydı ve
yakalanmıştı. Ancak polis ve savcılıklardan olayların derinlemesine araştırması
beklenirken, dosyaları birleştirme, gizlilik veya takipsizlik kararları
geliyordu.

ADAM KAÇIRMA ÇETESİ İZMİR YOLLARINDA

Koçak’tan bir gün sonra 16 Haziran 2017 günü hedef alınan
isim bu kez İzmir’deydi. KHK ila kapatılan Şifa Üniversitesi Hastanesi
yöneticilerinden Murat Okumuş, o gün saat 18.00 sularında İzmir Bornova’dan
Ankara’daki kaçırılma olaylarına benzer bir şekilde kaçırıldı. Olay Erzene
Mahallesi’nde 8. Sokak’taki GYM Fitness’in önünde gerçekleşmişti. Polis ve
hastane kayıtlarında Murat Okumuş’a dair hiçbir iz bulamamıştı ailesi. Ancak
olay yerindeki görgü tanıkları vasıtasıyla birçok detayı öğrenmişlerdi.

‘POLİSİZ’ TAKTİĞİ VE İKİ FARKLI ARAÇLA TAKİP

İki farklı araçla Okumuş’u takibe alan kişiler 45 plakalı
Volkswagen Caddy marka bir araç ve 20 AK 171 plakalı Toyota Auris marka başka
bir aracı kullanıyordu.  Ankara’daki çete
gibi İzmir’de bu işi yapanlar yine aynı taktiği kullanmış, kendilerini polis
olarak çevreye tanıtmıştı. Olaya şahit olanlar 155 Polis İhbar Hattı’nı aradı.
Olay yerine resmi polis ekipleri geldi. Ancak vatandaşlara bu tuhaf kaçırma
olayına ilişkin iki aracın kullanıcılarının Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli
oldukları söylenmişti.

Bu kez Ankara’daki kaçırmalar gibi olayın üstünden uzun
bir süre geçmemişti. Ancak 6 gün boyunca görüntüleri almamak için direndi polis
adeta. İlerleyen günlerde ailenin şikayeti dahi dikkate alınmayacaktı. Ailenin
İzmir’de ikamet etmediği gerekçe gösterilerek işleme konulmadı. Israrlar
üzerine polisteki soruşturma dosyasına olay bir kaçırılma değil, ‘kayıp’
şeklinde girebilmişti.

Hem ayak sürünüyor, hem işler yokuşa sürülüyordu. Kaçırma
suçunun ispatı için aileden polise tanık getirmesi istenmişti. Polis daha sonra
ise olaya karışan araçların plakalarının sahte olduğunu söyleyecekti aileye. Bu
kez de sahte plakalı araçlar sebebiyle soruşturma yürütmek istenmiyordu.
Failler biliniyor ve korunuyordu.

İZMİR TORBALI DA BİR ÖĞRETMEN KAÇIRILIYOR

İzmir’deki ilk kaçırılma olayı Murat Okumuş’un kaçırılması
değildi. Ankara’da Turgut Çapan ve Önder Asan’ın kaçırılmasından hemen sonra
öğretmen Cengiz Usta kaçırıldı. 4 Nisan 2017 tarihinde evinden çıkan öğretmen Cengiz
Usta evine bir daha dönememişti. Polis, hastane, sokak sokak gezerek kayıp
Cengiz Öğretmeni arama işi de ailesine düşmüştü. Cengiz Usta İzmir Torbalı’da
uzun süre görev yapmıştı. Kaçırılmadan 8 ay önce KHK ile ihraç edildi.

Ağabeyi Selim Usta iki hafta boyunca kardeşine
aradıklarını anlattığı Büyük Torbalı gazetesine Cengiz Öğretmenin kaçırılışına
ilişkin tüm detayları anlatmıştı: “4 Nisan’da kardeşim, küçük kızını evde
bırakıp asansör taksitini yatırmaya çıktı. Taksiti yatırdıktan sonra eve ne yazık
ki dönmedi. Bir görgü tanığı Abdülhamit Caddesi’nde kardeşimin iki kişi
tarafından zorla araca bindirildiği söylendi. Bu polis tutanaklarında da yer
alıyor. Benim kardeşimin kimseyle kötü bir diyaloğu yoktu. Bir an evvel tüm
izlerin değerlendirilmesini ve kardeşimizin sağ salim evine dönmesini
istiyoruz. İki çocuğu ve eşi evde harap durumda.”

İŞKENCEHANEDEKİ ‘HADİ CENGİZ’ SESLERİ

Ankara’da kaçırıldıktan sonra 1.5 metrekarelik bir hücrede
42 gün tutulan ve işkenceye uğrayan Önder Asan’ın insan hakları  örgütlerinin raporlarına ve savcılık şikayet
dosyalarına giren anlatımlarında, işkence mekanında duyduğu bir isimden
bahsediliyordu. İşkence odası Asan’ın hücresinin karşısındaydı. Bir keresinde
işkencecilerin ‘Hadi Cengiz’ dediğini işitmişti Asan. O Cengiz, İzmir’den
kaçırılarak getirilen Cengiz Usta idi.

İyi ama Ankara’dan sonra neden İzmir’e sıçramıştı adam
kaçırma çetesinin icraatları? Turgut Çapan’ın İzmir geçmişi vardı. O da Önder
Asan, Cengiz Usta, Murat Okumuş  ve diğer
birçok isim gibi aynı işkencecilerin elindeydi. Muhtemelen sorulduğunda Hizmet
Hareketi ile ilgili tanıdığı isimler söylemek zorunda kalıyor, farklı
yöntemlerle bu isimler de faili meçhul ve adam kaçırma çetesinin sorgularına
konu ediliyordu.

MEÇHUL KAYIKÇI’NIN İFŞAATLARI

Bu kısımdan itibaren kaçırılanların dram ve yaşananlara
ilaveten mekan ve olayların oluş şekilleri ile ilgili bilgileri paylaşmak
istiyorum. Ankara ve İzmir’deki bu adam kaçırma hadiselerinin yaşandığı dönemin
son günlerinde (Mart-Haziran 2017), Twitter’da Meçhul Kayıkçı isimli bir
kullanıcı (@kayikci06) ilginç paylaşımlar yapmaya başladı. MİT’in içinden
bilgiler yazıyordu. Bir psikolojik harekat hesabı olmaktan öte, yer, mekan ve
isim vererek işkence olaylarına dair ilginç bilgiler paylaşıyordu.

‘O GENÇ ÇOCUKLARIN ÇIĞLIKLARI YETTİ ARTIK!’

Bu kimliksiz kullanıcı, https://ciftlikteiskencevar.wordpress.com/
isimli ücretsiz web sitesi yayını yapılabilen bir mecraya da yazdıklarını
taşımıştı. Yazdığı isimler gerçekti, mekanlar da. İlk paylaşımlarında, “Müsteşarın
emriyle MİT’e geldik. Her türlü pis işi bize yaptırmaya başladılar. Suriye’deki
cihatçılara silahları hep biz götürdük. Bu işleri emir dedik, eyvallah çektik.
Sınırdan adam geçirin dendi görevdir dedik. Emri sorgulamadık, denileni yaptık.
Sonra adam kaldırma ve işkenceler başladı. Ama işkencelerde kulağımdan hiç
gitmeyen o genç çocukların çığlıkları yetti artık, delirmek üzereyim geceleri
kabusla uyanır oldum” şeklinde yazmıştı.

DARBEDEN ÖNCE HAZIRLANAN İŞKENCEHANELER

Mevzuat altyapısı 15 Temmuz öncesi hazırlanan ve Milli
İstihbarat Teşkilatı’nın kullandığı, sorgu odalarının bulunduğu bir mekandan
bahsediyordu. Anlattığına göre teşkilat buraya ‘Çiftlik’ diyordu. Ankara
Bulvarı ile Anadolu Bulvarı’nın kesiştiği yolun yanıbaşında MİT’in sorgu odalarının
olduğu bir binaydı bu. Traktör fabrikasının karşısında Beştepe’deki
Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın tam arkasındaydı. Burası Milli İstihbarat Teşkilatı
Özel Faaliyetler Başkanlığı’nın yerleşkesiydi.

O hesap ve internet adresinde ‘kaçırılan ve işkence gören
bazı isimler’ başlığıyla paylaşılan bilgiler şöyleydi:

Önder ASAN (Öğretmen)

Mustafa Özgür GÜLTEKİN
(Memur)

Ayhan ORAN (Mit)

Mesut GEÇER (Mit)

Hüseyin KÖTÜCE (Memur)

Sunay ELMAS

M. SÖNMEZ (Memur)

Aytekin Yılmaz
(Öğretmen)

Kenan Şahin (Memur)

Daha sonra aynı hesap ikinci bir liste daha yayınladı.
Kamuoyunun çoğunu hiç duymadığı isimlerdi bunlar.

Basri Kızıl (Öğretmen)

Abdulkadir Yılmaz
(Sağlık Bakanlığı)

Abdullah Kaymaz
(Öğretmen)

Şahin C. T. (Mit)

Serdar S. (Mit)

Murat Y. A. (Mit)

Mesut Kaçmaz ve ailesi

Gülizar Erkaçar (BTK)

Güngör Bilal E.
(Diyanet İşleri Başkanlığı)

Turgay Karaman


























































































































































A. Osman Çırak (Sağlık
Bakanlığı)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış