AHVAL NEWS : ‘Erdoğan’ın casus ağı’


ZDF’in hazırladığı belgesel, MİT’in Almanya’daki
örgütlenmesine ilişkin kapsamlı bilgiler sunuyor. Buna göre elçilikler veya
konsolosluklarda bulunan gayri resmi istihbarat elemanları, dokunulmazlık
zırhına kavuştukları için yürüttükleri faaliyetlerden dolayı, ajan olarak
yargılanamıyor.


Gazeteci Susana Santina ve Simone Müller tarafından
hazırlanan “Erdoğan’ın hizmetinde” ismini taşıyan ve ZDFzoom programında
yayınlanan bir belgesel, MİT’in Almanya’daki faaliyetlerini ele aldı. 4 Haziran
Perşembe gecesi Almanya’nın ikinci kanalı ZDF’te yayınlanan belgesel, kanalın
internet sitesindeki “Mediathek” bölümünden izlenebiliyor. 


LİNK : (https://www.zdf.de/dokumentation/zdfzoom/zdfzoom-im-dienste-erdogans-100.html)


Belgesel, MİT’in çalışma sistemi ve casus ağı ile
bunun arka planı ve Alman (güvenlik) makamlarının buna neden göz yumduğunu da
ele alıyor.


MİT’e çalışan muhbirler ağırlıklı olarak diplomatlar,
diplomasi çalışanları ve Almanya’daki 13 Türk konsolosluğunda kamufle edilmiş
çalışanlardır. ”Yasal Temsilcilik” (Almanca: Legalresidenturen) -elçilikler
veya konsolosluklarda bulunan gayri resmi istihbarat departmanlarına verilen
isim- diplomasinin dokunulmazlıktan yararlanırlar ve ajan olarak faaliyet
yürüttükleri için yargılanamazlar.


Almanya’da MİT’in ana çalışanlarının yanı sıra 8 bin
MİT ajanı bulunuyor. Weilheim’da yaşayan tanınmış istihbarat uzmanı Erich
Schmidt-Eenboom, bunu sayının diğer ülkelere kıyasla “devasa bir sayı” olduğunu
belirtiyor.


Schmidt-Eenboom belgeselde Alman iç istihbarat
çalışanları ile düzenli olarak bir araya geldiğini belirtirken, binlerce MİT
ajanı olduğu görüşünü de destekliyor. Bu durumda Diyanet’e bağlı DİTİB’in
1000’e yakın camisi, merkezi bir rol oynuyor. DİTİB’e çalışan imamlar, Gülen
Hareketi’ne bağlı çalışan, üye vb muhalifler hakkında bilgileri konsolosluklara
sızdırıyor. Tüm bunlar Alman makamlarının da bilgisi dahilinde. 2017 yılında
çok sayıda imama açılan casusluk davasının basına sızmasıyla Türk hükümeti
imamları ülke dışına çıkardı ve davalar ancak imamların Türkiye’ye kaçışından
sonra açıldı.


MİT’in faaliyetleri için DİTİB camilerinin
görevlendirmesi yeni bir bilgi değil; FOCUS dergisi 18 Nisan 1994’teki
sayısında Türk istihbaratının o dönem Almanya’daki mevcut 700 camisinde
istihbarat çalışmaları yaptığı yazdı. FOCUS’un araştırmalarında şunlar
belirtiliyor: “Manevi liderler olarak görülen ve konsoloslukların maaş
bağladığı bu imamlar, dört ayda bir Almanya’daki Türk toplumu üzerine ayrıntılı
bir rapor yazmakla yükümlü. Söz konusu istihbarat operasyonu, ’Refah’ kod adını
taşıyor ve imamlara ‘iç güvenlik meseleleri’ söz konusu olduğunda
konsolosluklara derhal bilgilendirilme yapması için talimat veriyor.” FOCUS’un
araştırmalarına göre MİT’in Almanya merkezi, o dönem Köln Ehrenfeld’deki DİTİB
camisiydi.


MİT’in casusları camilerin yanı sıra seyahat
acenteleri ve Almanya’daki Türk bankalarında da bulunuyor. 2014’te Alman polisi
Türk ajanları tutukladığından yana bu biliniyor. Erdoğan’ın eski danışmanı
Muhammed Taha Gergerlioğlu ile iki ajanın Kürt, Alevi ve Êzîdî aktivistler
hakkında bilgi toplama ve casusluk faaliyeti yürütmekle yargılandığı dava,
ajanların devlet hazinesine 70 bin euro kefalet ödemesi kararıyla Mayıs 2015’te
apar topar kapatıldı.


Ancak dava iddianamesi Almanya’da seyahat acentesinin
muhaliflerin seyahat planlarını MİT’e servis ettiği, Türkiye’ye girdiklerinde
tutuklandıklarını ortaya koydu. Schmidt-Eenboom de buna dikkat çekerek,
“Kamufle edilmiş casuslar bankada aktarılan paraları, seyahat acentelerinde de
yolculuk bilgilerini aktarıyor” diyor.


ZDF’ye konuşan eski bir casus, kumar bağımlılığından
dolayı borçlu olduğunu, bu nedenle MİT’in ajan faaliyetlerinde yer aldığını
itiraf ediyor. İsmini vermeyen istemeyen casus, MİT’in kendisiyle irtibata
geçtiğini ve muhalifler hakkında bilgi aktarması karşılığında para teklif
ettiğini aktardı. Diğer casuslar ise gönüllü çalışanlardır; maaşlı ajan değil.
Belgeselde, “Türk Cumhurbaşkanı’na tapanlar, Almanya’daki vatandaşları hakkında
bilgi sızdırıp casusluk yapmayı kendilerine görev sayıyor” deniliyor.


Federal Dışişleri Bakanlığı, seyahat ve güvenlik
uyarılarında ülkeye giriş ve çıkış yasağı ile tutuklanma tehdidiyle karşı
karşıya kalmalarının casusluk faaliyetlerle bağlantılı olabileceğini açık bir
şekilde  belirtiyor. Almanya’dan birilerini ihbar etmek, ücretsiz olan
“EGM Mobil” uygulamasıyla bile mümkün. Erdoğan’a muhalif olanlar, Facebook
paylaşımlarından dolayı haklarında soruşturma açıldığını, Türkiye’ye
gittiklerinde havaalanında gözaltına alınırken öğreniyor. Sadece şanslı
olanlar, işlem yapmak için Türk konsolosluklarına gittiklerinde haklarında
soruşturma veya yakalama kararı olup olmadığını öğrenebiliyor.


Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABF) Onursal
Başkanı Turgut Öker de Almanya’dan EGM uygulamasıyla şikayet edilen ve bu
yüzden hakkında dava açılanlardan biri. Türkiye’de bulunan Öker’e sınır dışı
yasağı getirildi. Nordrhein-Westfalen eyaletinde yaşayan casus, ZDF’nin
belgeseline konuşarak, Öker’in ‘terörist’ olduğunu; PKK’yi desteklediğini;
hatta bir mitingde Türk bayrağını yaktığını iddia ederek, EGM uygulaması
üzerinden ihbar ettiğini anlatıyor. Öker’in avukatı Mahmut Erdem ise MİT’e
çalışan casusu ajanlık faaliyetlerinden dolayı şikayet ettiğini belirtiyor.


Federal Meclisi Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen
de MİT’e casusluk yapmanın bir suç olduğunu kaydediyor. Aslında Ceza Kanunu’nun
99’uncu maddesine göre, Almanya’da yabancı bir ülkenin istihbaratına bilgi
sızdırmanın 5 ila 10 yıl arası hapis cezası var. Ancak üst düzey ajanlar
diplomasinin dokunulmazlığının koruması altında.

Öte yandan EGM Mobil uygulaması ile ihbar edildiğini ispat etmek de mümkün
değil; gizlilik kararı bulunan dava dosyalarından bunu öğrenmek mümkün değil;
tabii bu tür soruşturmaların anonim ihbarlarla yapılması da mümkün.


Söz konusu EGM Mobil uygulamasına karşı 2018 baharında
açılan inceleme süreci ise bir suç unsuru teşkil etmediği savunularak
kapatıldı. Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi, Eylül 2018’de EGM Mobil
uygulamasına ilişkin “Bir şikayet, ihbar veya şüphe sonucunda bir başkasını
tehlikeye sokar ve siyasi kovuşturulmasına sebep olursa 5 ila 10 yıl hapis veya
para cezası ile karşı karşıya gelebilir” uyarısında bulunurken, uygulamanın
kullanımının önüne geçilemeyeceğini savundu.


MİT’e bağlı örgütlerden bir tanesi de 2018’de Federal
İçişleri Bakanlığı tarafından yasaklanan “Osmanen Germania” adlı paramiliter
örgüt. Belgeselde yurt dışındaki muhalif kişilere yönelik suikast planları da
yer alıyor. Kürt devrimci kadınlar Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla
Şaylemez’in 9 Ocak 2013’te katledildiklerine yer veriliyor.


İstihbarat uzmanı Schmidt-Eenboom, bu suikastin
arkasında MİT’in olduğunun duruşma başlamadan önce cezaevinde ölen katil Ömer
Güney hakkında hazırlanan iddianameden de anlaşıldığından bahsediyor.
Belgeselde “Irak Kürdistan Özerk Bölgesinde Kürt özel kuvvetleri tarafından
tutuklandığı” belirtilen iki MİT ajanının ifadelerine yer veriliyor. Ancak
doğrusu, söz konusu iki MİT yetkilisi, PKK’nin emriyle ele geçirildi.
Schmidt-Eenboom, Fırat Haber Haber Ajansı’nın (ANF) yayınladığı MİT ajanlarının
ifadelerinin inandırıcı olduğunu söylüyor. Bu argümanını da ajanların komuta
hiyerarşisi hakkında verdiği ayrıntılı bilgiye dayandırıyor.


Belgeselde Berlin’de sürgünde yaşayan gazeteci Hayko
Bağdat da kendisine suikast hazırlığı yapıldığından bahsediyor. Bremen’de
yaşayan KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç’a da suikast hazırlığı yapıldığı ve bu
planın arkasında MİT ajanı Mehmet Fatih Sayan’ın olduğu, bu yüzden 2017’de
yargılandığı ise belgeselde yok. Schmidt-Eenboom, federal hükümetinin Ankara’ya
siyasi cinayetlerin kırmızı çizgileri olduğu, bunun aşılmaması gerektiğini
açıkça belirttiği için MİT’in Almanya’da siyasi cinayetlerden kaçındığını
söylüyor. Ancak bu MİT’in tek kırmızı çizgisi olmalı.


Aynı zamanda, on yıllardır Alman ve Türk istihbarat
teşkilatları arasında çok yakın bir işbirliği söz konusu. Bu temelde cihatçı
terör de özellikle son 20 yılda daha önemli hale geldi. Alman makamları, terör
örgütü olarak gördüğü Suriye ve Libya’daki El Kaide ve DAİŞ’e yakın milislerin
MİT tarafından desteklendiğinin de farkında. Bu da MİT’i daha güçlü bir
pozisyona sokuyor. Böylece kontrol altına alabileceği yakınında olan bu
örgütlerle, Alman partnerini de tehdit edebiliyor.


Bu nedenle Alman makamlarının, Almanya yasalarına
aykırı olan Türk ajan faaliyetlerine karşı harekete geçme gayretleri de düşük.
Daha çok ajanlık faaliyetlerine karşı sembolik uyarılarda bulunuyorlar.


Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (iç istihbarat)
son raporunda, “Ajanlık ve diğer istihbarat faaliyetleri” bölümünde bu kez
MİT’in faaliyetlerine de yer verildi. Oysa genelde Çin, Rus veya İran’ın
istihbaratına yer veriliyor.


Türkiye’de “aşırılıkçı ya da terörist” olarak
sınıflandırılan parti ve örgütler, Kürdistan İşçi Partisi (PKK),
Marksist-Leninist Komünist Partisi (MLKP), Devrimci Halk Kurtuluş Partisi
Cephesi (DHKP-C) ve Fethullah Gülen’in hareketi MİT’in odağında.


Almanya’ya kaçan ve resmi makamların koruması altına
alınan Gülen Hareketi’nin üyeleri dışında söz konusu örgütler, Federal Hükümet
tarafından da aşırı solcu ve ‘terörist’ olarak görülüyor. Bu da; geleneksel,
jeostratejik ve ekonomik çıkarların yanı sıra Alman hükümetinin MİT’in
Almanya’daki devasa casus ağının sürgünde yaşayan muhalifleri izleme ve
sindirmesine göz yummasının bir sebebi olmalı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet