• MİSYONERLİK DOSYASI /// Neval KAVCAR : Bülbül Dağının Sahte Hacıları
  • Yayın Tarihi : 7 Mart 2018 Çarşamba
  • Kategori : MİSYONERLİK FAALİYETLERİ


Neval KAVCAR : Bülbül Dağının Sahte Hacıları 

2006 yılında yazdığım yazıyı paylaşırken, Ramazan Bayramınızı kutluyorum. 

 

***

 

Fransız bir papaz rüyasında "Hz. Meryem"in Bülbül dağında yaşamış olduğunu görüyor. İşte işin aslı astarı bu kadar. Daha sonra Bülbül dağına birkaç oda inşa ediliyor. Oluyor size kutsal bir yer.

 

Türkiye"nin birçok yerinde ayni anda başlayan yangın için, Orman Bakanı gayet çağdaş bir karar aldı. "Bundan böyle ormanlarda piknik yapılmaya. Kim piknik yapa, tiz boynu vurula." Türk halkına deniyor ki: "Piknik yapıldı, ormanlar yandı." Bu kadar da olur mu dedirtecek türden bir yaklaşım. İhtimaldir ki, yirmi kadar piknikçi ormanı tutuşturdu." 

 

Ayni anda çeşitli yerlerde başlayan yangının piknikçiler ile ne ilgisi var? Ne çekiniyorsun, kimden korkuyorsun? "PKK yapmıştır" demek çok mu zor. Bu millet her gün çocuklarını teröre kurban verirken, katillerin kim olduğunu bilmiyor mu?

 

Ve dahası PKK'nın arkasında duran devlet ile "Stratejik Vizyon Belgesi" imzalanarak, BOP da "Amerikan copu" olmaya karar verilmedi mi?

 

"Kuş gribi, kene, örümcek, PKK, Orman yangını" bunlar, Emperyalist batının ya hükümeti karar vermede çabuklaştırıcı ya da halka gündem oluşturucu psikolojik harp hileleri. Bu yangınlar bize göstermiştir ki, devletin "yangın söndürmeye" mecali yoktur.

 

Meryem Ana evine, beş metre kala sönen yangının hikmetini sual eden birçok haberi duyunca birkaç satırda ben yazayım dedim. Bundan iki yıl önce Aydın Halk kütüphanesinde altmışlı yılların gazetelerini, bir araştırma için baştan sona taradım. Epeyce toz yuttuktan sonra, aradıklarımla birlikte günümüze ışık tutacak bilgilere de tesadüfen ulaştım. Bu haberin bir tanesi 60 lı yıllarda Amerikalıların, Güney Doğuda tarihin ilk çiftçiliğine ait araç gerece rastlamalarıydı. Sabanın atası kabul edilen bu araçlar ne hikmetse "Kürdistan" coğrafyasında rastlanmıştı. Tarih araştırmacılığı adı altında, "Kürt Projelerine" zemin aradıkları ya da yaratmaya çalıştıkları satır aralarında netlik kazanan bir haberdi.

 

Diğeri, "Bülbül Dağı" ile ilgili idi. Vatikan"ın resmen gelip ayin yapması ile "Kutsal yer" kabul edilmişti. Oysa "Meryem ana "evi bakın nasıl ortaya çıkmıştır?

 

. İncil, Hz. Meryem"in resmedilmiş hali ve bol miktarda mumla ortam, kiliseleştiriliyor. Antipatik olmasın diye Kuran-ı Kerim"de konmuştu benim gördüğümde. O yıllarda "Semavi Dinler" şarlatanlığı ve "Diyalog -Hoşgörü" misyonerliği henüz olmadığı için, Müslüman ahalinin tepkisini çekmemek için konduğu besbelli.

 

Oraya ziyarete gelen Hıristiyan turistler Hacı oluyor, Müslümanlar da dini ve tarihi bir yer gördüklerini sanıyor zinhar. Batı emperyalizminin uyanıklığı burada da kendini gösteriyor. Papazın rüyası ile nerede ise Bülbül dağına sahip çıktıklarına görünce, yok mu bizden de bir hoca, "Alpler ile ilgili ruhani rüya görsün" demiştim. Vatikan"ın haline bakın ki, Fransız Papazın rüyası ile gelip, Bülbül Dağında ayin yapıyor. Ortaçağ zihniyeti, engizisyon ve bilim adamlarını niçin astıklarının delilinin, mesnetsiz taassupları olduğu ortada değil mi?

 

Gelelim mucizeye. Yangının Meryem Ana Evine birkaç metre kala sönmesi hikâyesine:

 

" Meryemana Evi rahibi ve çalışanlar, alevlerin tüm çevrede etkili olduğunu, evin ve rahiplerin kaldığı binanın yanmamasının "mucize olduğunu" söylediler." ( 21 Ağustos 2006 - Hürriyet)

 

Bu mucize onları epey idare edecektir. Hâlbuki "Avrupa" Meryem Evimizi niye yaktınız? Demesin diye yangın söndürme ekibinin tüm seferberliği Bülbül dağına dönük olmuştur. Meryem Ana Evi kurtulsun diye, tüm ekiplerin oraya sevk edilmesi sebebi ile de nerede ise Kuşadası tümden kül olacaktı.

 

Rüyaların mucize ile sonlanması batıya mahsus bir düşünce olmalı. Bu nasıl mucizedir ki yangının çıkmasına mani olamıyor ama metreler kala sönmesini sağlıyor.

 

*** 

 

BATI BAZI NOKTALARI KAFADAN KUTSALLAŞTIRIYOR

 

Meryem ana Evi nedir? Diye gittiğimde devletin jandarmasının koruma yaptığı ve görevli papazların bulunduğu yer konumunda idi. Trabzon"dan papazları başlarında bir otobüs insan ziyarete gelmişti. Müslümanlarda ellerine aldıkları mumu yakmakla meşguldü.

 

Meryem ana Evi ile ilgili kaynaklarda bakın nasıl tanıtım yapılıyor?

 

"Hıristiyanlığın kutsal anası Meryem Ana'nın Evi, Bülbül Dağı üzerinde bulunmaktadır. 1891 yılında yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Hıristiyanlar tarafından "Panaya Kapulu" olarak da adlandırılan kutsal yerin MS. 4. YY" da inşa edildiği tahmin edilmektedir. Meryem Ana'nın Mezarı da Panayır Dağı'nın kuzeydoğu eteğindedir. Yıllar boyu her 15 Ağustos'da Meryem Ana Evi'nin bulunduğu Panaya Kapulu'da dinsel törenler düzenlenmiştir. 1957 yılında Papalık da burasının Meryem Ana'nın Evi olduğunu onaylamış ve Hıristiyanlık için "Hac Yeri" ilan etmiştir."

 

Dini ya da tarihi kaynak var mı? Hayır. Anadolu topraklarını parsellemenin başka metodu olarak karşımıza çıkmaktadır. Binlerce Hıristiyan, Hacı olmak üzere Türkiye sınırları içinde, Bülbül Dağına yönlendirilmektedir. Bir bakıma onların kutsal mekânlarını ele geçirmiş, "Barbar Türkler" olarak hafızalarına nakşolunuyoruz.

 

Yukarıda ki satırlara bakarak binlerce yıl önce yapılan tarihi bir yapının bulunduğunu zannetmeyin Bülbül dağında. Bina 1953 yılında yapılmış:

 

"Türkiye'de İzmir Panayakopu'da inşa edilen Meryemana Evi açıldı. Papa XII. Pius"un verdiği imtizayla, İzmir Selçuk Panayakapu"da inşa edilen Meryem Ana Evi törenle açıldı. Kutsal Meryem"in son günlerini yaşadığı yerlerden biri olarak kabul edilen Bülbül Dağı"ndaki Meryem Ana Evi"nde yapılan törenle Hıristiyanlar hacı oldu." (www.sodev.org.tr)

 

Hz. Meryem, Efes"e hiç gelmiş miydi? Hayır. Zaten onlarda diyor ki:" .yaşadığı yerlerden biri olarak kabul edilen.". Yarın önlerine belge konursa diyeceklerdir ki "biz zaten kesin bir şey dememiştik." Türkiye Cumhuriyetini idare edenler nerededir? Hz. Meryem"in, Bülbül Dağında yaşadığının delili nerede diye sormadan, bu toprakları papazlara peşkeş çekmeye bıkmadınız mı?

 

" Bugün dünyanın birçok yerindeki Hıristiyanlar, Hilal"in elindeki toprakları alabilmek için çeşitli rüyalar görüp, (gördürüp) Efes"teki Bülbül Dağı"nda „Meryem Ana" mezarlığı ihdas etmişlerdir. Bizzat Hıristiyanlığın ilim adamları ve tarihçileri vasıtasıyla elde etmiş olduğumuz bilgilere göre Hz. Meryem, hayatında Efes"e gelmemiştir. Benimde bulunduğum 1994 yılında Essen"deki bir toplantıda Hıristiyan din alimi bu görüşü beyan etmiştir."( www.dergi.havuz.de)

 

Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, Meryem Ana Evi olarak tanınan yerle ilgili olarak şunu söylüyor: "Erenerol, Müslümanların Hz Meryem"e olan inançlarının Katolikler tarafından bir Hıristiyanlaştırma aracı olarak kullanıldığını ve Meryem Ana Evi"nde yapılan ayinlere Türklerin de dâhil edildiğini belirtti. Erenerol, Meryem Ana Evi"nin bulunduğu Bülbül Dağı"nın mülkiyetinin parça parça misyonerlerce ele geçirildiğine buralarda vaftiz kampları kurduklarına dikkat çekti."(12.06.2002- Yeni Mesaj-A.R.Bayzan)

 

Kutsal kimlikleri, örtülü işgalde kullanan Batı Emperyalizmi budur işte.

 

Bülbül Dağında ki yangının Meryem Ananın evine metreler kala sönmesi mucize kabul edilebilir mi?

 

"Anadolu"nun silahsız olarak fethini sağladığı için evet." (28 Ağustos 2006)