SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

MİSYONERLİK FAALİYETLERİ

MİSYONERLİK FAALİYETLERİ DOSYASI /// HASİP KARAGÖZ : MESELE KİLİSE DEĞİL, MESELE VATAN !!!

MİSYONERLİK FAALİYETLERİ
Bu haber 24 Eylül 2020 - 10:19 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş


HASİP KARAGÖZ : MESELE KİLİSE DEĞİL, MESELE VATAN !!!




1970’li
yılların ortalarıydı… 




Taa
okyanus ötesinden bir proje tezgaha kondu




Projeyi
başlatan, dönemin Amerikan Milli Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger idi.




Projenin
amacı: Türkiye ve çevresinin etnik ve mezhep tabanlı olarak ve Amerikan
çıkarlarına uygun şekilde yeniden formatlanmasıydı!




Haziran
1978 tarihinde Kissinger’in hamiliğinde ve tarihçi Bernard Lewis’in
başkanlığında Princeton Üniversitesinde gerçekleştirilen geniş katılımlı bir
toplantıda; Türkiye ve çevresinin, 19’uncu yüzyıldaki mezhep ve inançlara göre
sınırlarının yeniden çizilmesi öngörülüyordu!




Açık
CIA olarak da bilinen “Stratford”da baş jeopolitik analist olarak çalışan
Robert D. Kaplan “On the Coming Anarchy On Our Planet” isimli makalesinde, daha
1994’te “Türkiye önümüzdeki yıllarda elinden çıkacak olan GAP’taki barajları
niye inşa etti ki?” diye soruyordu! Adamlardaki özgüvene bakın… (Bu kişinin
soyadı tanıdık geldi değil mi? İşte bu emperyalist batı her zaman “mühre”
kullanmayı çok sever)




ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice 7 Ağustos 2003 tarihinde Washington Post
gazetesinde yayınlanan yazısında: BOP ile, Türkiye dâhil 22 ülkenin
sınırlarının değiştirileceğini yazmıştı.




Ondan
sonraki süreçte yaşanan Arap Baharı’nın nasıl bir “Arap Kışı” ve hatta “Arap
kıyımı” olduğunu gördünüz. Çünkü emperyalist Batı’nın askeri ve ekonomik
kazanımlarının hepsinde maalesef ki masum, garip ve Müslüman kanı akmıştır!




Gördüğünüz
gibi, neredeyse her şeyi açık açık yaptılar. Ustalıkları ise, şeytani planlarını
çok güzel ve masum kılıfların içerisinde sunmuş olmalarıydı. Plan çok, kılıf da
çoktu! 




Amerikan
Misyoner Teşkilatınca, Anadolu’ya gönderilen misyonerlere; “…bu mukaddes ve
vaat edilmiş topraklar, silahsız bir Haçlı Seferiyle geri alınacaktır.” talimatı
verilerek misyonerliğin gerçek hedefi ortaya konulmuştu ve Hıristiyanlığın
karargâhında oturan Papa II. John Paul: “Birinci binyılda Avrupa, ikinci
binyılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü binyılda ise Asya
Hıristiyanlaştırılacaktır” demişti.




Aslında
ülkemizde misyonerliğin tarihi çok eski. Ama biz isterseniz eskiyi eskide
bırakalım ve biraz daha yakın zamana ve günümüze bakalım.




20
küsur yıl önce Daniel Wickwire adında bir ABD vatandaşı ülkemize geliyor ve
Ankara Gaziosmanpaşa’da bir ev tutuyor ve misyonerlik çalışmalarına başlıyor.
İlk başlarda sadece beş Türk gencini devşirebiliyor ama yıl 2004 olduğunda Türk
hükümetinin misyonerlerin önünü açan uygulamalarının da etkisiyle ev kiliseleri
hariç Evanjelist kilise sayısı 100’ü geçiyor, İslam’ı terk eden ve Evanjelist
Hıristiyan olan Türk genci sayısı ise 3000’i geçiyor! Yıl şimdi 2019 şimdiki
sayılarını varın siz hesaplayın. İşte bu Daniel Wickwire 22 Aralık 2004 tarihli
Tempo Dergisi’ne verdiği mülakatta hiç çekinmeden “GAP Armegadon için kuruldu.”
diyebiliyor.




Ne
oluyorsa, emin olun son yıllarda daha çok oluyor!




Birkaç
örnek daha vereyim, vereyim ki konu çok daha iyi anlaşılsın.




Türkiye’nin
ve Ortadoğu’nun en büyük Ermeni kilisesi olan Surp Giragos Kilisesi 2011
yılından bu yana Diyarbakır’da faaliyet göstermektedir. 




Başlangıçta
bir tek Hıristiyan’ın dahi yaşamadığı bölgelerde açılan bu kiliselerin en
büyüklerinden biri de, 1994 yılından beri faaliyette bulunan ve 2003 yılından
sonra mekân ve cemaat olarak daha da büyüyen Diyarbakır Protestan
Kilisesi’dir. 




Bu
kilise; 1991 yılında Diyarbakır’a gelen bir adet misyonerin başlattığı
çalışmalar sonucu ve devletimizin çıkarttığı yanlış yasalar suiistimal edilmek
suretiyle, bugün kayıtlı üye sayısı binlerle ifade edilen bir misyonerlik
kurumu halini almıştır.




Görüldüğü
gibi ülkemizde meydanı boş bulan binlerce misyoner cirit atmaya devam ediyor!
Ne yazık ki, hiçbir misyoner örgütün amacı ve önceliği ilahi değildir. Hepsinin
amaçları öncelikle siyasi, sonra iktisadi ve en son kılıf olarak ilahidir.




Bu
arada İstanbul Alman Kilisesi’nin Rahibi Holger Nollmann; “AKP Hükümeti ile çok
uyumlu çalıştıklarını, Hıristiyanlığın doğduğu topraklara Hıristiyanların
yeniden kavuşacağını” belirtiyor ve Recep Tayyip Erdoğan’ı “Türkiye’nin gelmiş geçmiş
en iyi başbakanı” olarak tanımlıyor.(Deniz Som, Cumhuriyet Gazetesi 11 Mart
2005)




Yine,
ABD’nin üst istihbarat teşkilatı olan “National Intelligence Council” 2012
yılında yayınladığı “Küresel Eğilimler Araştırması” raporunda Türkiye’nin 2030
yılına kadar bölünmesini öngörüyor!




Peki
bütün bunları niye anlattım?




Çünkü
bu günlerde bu şer yuvalarına önemli bir yuva daha eklenmek üzere.




Kiliseleri
pek seven AKP’nin (Müslüman) Cumhurbaşkanı, 03 Ağustos 2019 günü, yani daha iki
gün önce Cumhuriyet tarihinin ilk Süryani Kilisesi’nin temelini bizzat attı!




Süryani
Kadim Vakfı Başkanı Sait Susin: “Cumhuriyet tarihinde bir ilki yaşıyoruz. Temeli
atılan bu kilisenin, özellikle izinleri konusunda  Cumhurbaşkanımızın çok
büyük destekleri oldu.” dedi.




Bu
kilise meselesi açılmışken, Devlet istatistik Kurumu Anadolu’da açılan
kiliseler konusunu ve Hıristiyanlaştırılan Müslüman Türk gençleri konusunu
görmezden geldiği için güncel rakamları tam olarak bilemiyoruz. 




Fakat
elimizde çeşitli veriler de yok değil. 




Güneş
Gazetesi’nin 08 Kasım 2010 tarihinde manşetten verdiği “Satılık Tarihi Camii”
başlıklı habere göre; 2003’ten 2010’a kadar geçen 7 yıl gibi kısa bir dönemde,
Türkiye’de tam 37.000 kilise veya ev kilise hizmete açılmıştır. Psikolojik
Savaş kitabının yazarı Tahir Tamer Kumkale’ye göre, bu kiliselerin 30.000’e
yakını; 2005 / 2007 yılları arasında, 2-3 yıl gibi kısa bir sürede açılmıştır.  




En
son olarak da, 2012 yılında 4’üncü Kocaeli Kitap Fuarı’nda bir konuşma yapan
Araştırmacı Yazar, Gazeteci ve Belgesel Programcısı Banu Avar; “Türkiye’de 54
binin üzerinde kilise ve ev kilisesi olduğunu ve bu kiliselerin en yaygın
olduğu illerin başında da İzmit’in geldiğini” söylemiştir.




Bütün
bu haber ve demeçlerin hiçbiri şimdiye kadar tekzip edilmiş değildir.




“İyi
de neler oluyor?, Asıl amaç nedir?” diyeceksiniz.
 

Olan
şey şudur: Anadolu coğrafyasını kendine vatan yapmış olan Müslüman Türk Milleti’ni
Anadolu’dan kazıyıp atmak, atamazsa dönüştürüp köleleştirmek, kendine benzetmek
ve mümkünse yok etmek için yanıp tutuşan şer odakları, yeni yeni tezgahlarla
işlerinin başında ve emellerinin peşindedirler! 




İçerideki
ve dışarıdaki destekçilerini de kullanarak dediklerini ve dahi aht ettiklerini
yapmaya çalışmaktadırlar!
 

Hepsi
bu!!!




Takdir
Büyük Türk Milleti’nindir.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER