Bu millet kendi ayağına sıkalı çook oldu. Şimdi Sıra Şekerde.? Pirinç, Uruguay’ın osmancık ilçesinden..

Sağır sultan bile duydu, yalnızca tarımsal açıdan değil, artık hiçbir konuda “kendi kendine yeten 7-8 ülkeden biri” değil Türkiye!..
Yaşamın her alanında tükeniş devam ediyor bu coğrafyada, hem de bizzat insan eliyle… Gafletle, dalaletle ve de en önemlisi sınırsız, pervasız, zalimce bir ihanetle… Çünkü her köşede, her alanda nefesine “dinamit” (!) lokumu yerleştiriliyor bu ülkenin!!!

Gerçekler acı da olsa, sözün özü nettir; Kendi ayağına kurşun sıkılmayan bir mecra kaldı mı acaba bizim topraklarda?.. Harcanmadık, bozulmadık, sarsılmadık, kirlenmedik, vurulmadık, biçilmedik, yozlaşmadık ve yakılmadık-yıkılmadık bir alan var mıdır bu memlekette?..

Cargill’e uymak! bir gıda şirketinin yazdığı bir rapora bakarak elinde kalan şeker fabrikalarını da özelleştirme kararı verebiliyor. Cargill raporundan medyaya aksedenler, şirketin bu özelleştirmeyi bir verimlilik sorunu olarak çerçevelendirdiğini gösteriyor. Yine rapordan aksedenler, Cargill’in “özelleştirme” diye yazdığı operasyonun aslında bir “kapatma” olduğunu ortaya koyuyor. Sözün kısası Cargill, “Türkiye’ye, şeker fabrikalarını kapat, beni piyasanın hâkimi kıl,” diyor. Tarıma azıcık aşina olmak, bir şeker fabrikası kapandığında bundan yalnızca o fabrikada çalışan işçilerin hatta tedarikçi şeker pancarı üreticisinin etkilenmeyeceğini bilir. Aşina olmayanlar için birazcık detaylandırmakta fayda var.

Uzatmayayım, şeker fabrikalarından vazgeçmek şeker pancarından vazgeçmek, şeker pancarından vazgeçmek ise çiftçiden vazgeçmektir. Yalnız şeker pancarı üreticisinden bahsetmiyorum. Aşağıda izah etmeye çalıştığım da bu. Şeker pancarı üreticisi diye bir şey yoktur, ürünün doğası, yani toprakla ilişkisi gereği kimse yalnızca şeker pancarı üreticisi olamaz. Şeker pancarı üreticisi, yediğimiz içtiğimiz diğer şeyleri de üreten çiftçilerin tamamıdır. Tekrar ediyorum, bir kısmı değil tamamıdır…

Necdet SEVİNÇ Diyor Ki!

Ecnebinin Hükmü Altındayız!
Ve maalesef ecnebi sermayesi çoktan beri memlekette müstesna bir mevkie sahip oldu. Yalnız sermayesi değil, ecnebinin bizzat kendisi de müstesna bir mevkie malik oldu memlekette.
Kime ne söz verdiyseniz “zarar ettiğini” ileri sürüp kapılarına “satılık” tabelası astığınız dev sanayi tesisleri Türkiye’nin en fazla kâr eden işletmeleri oldular be…

Artık ecnebi ne derse onu yapıyoruz.

“Şeker pancarı ekme!” diyor, ekmiyoruz.
“Tütün tarımından vazgeç!” diyor, vazgeçiyoruz.
“Sigara üretme!” diyor, üretmiyoruz.
“Mısır ekim alanlarını daralt!” diyor, daraltıyoruz.
“Fındık fidanlarını sök!” diyor, söküyoruz.
“Tarımı desteklemekten vazgeç!” diyor, vazgeçiyoruz.

Necdet SEVİNÇ, 11 Ağustos 2005

Kalın zarlı nohut, pişmek bilmeyen kuru fasulye, tatsız kırmızı mercimek, lezzet peşinde koşan herkesin son dönemde en büyük sorunu. Sebebi ise bakliyatın Kanada ve , Avustralya ,Çin , Meksika Romanya,gibi ülkelerden ithal edilmesi. Yerli üretim tüketmek istiyorsanız satın aldığınız ürünün menşeini mutlaka kontrol edin.
Marketten alışveriş yaparken ambalajların üzerini okursanız göreceksiniz: Türkiye’ye mercimek Kanada’dan, fasulye Arjantin’den, börülce Peru’dan, nohut Meksika’dan geliyor. “Peki bir dönem, dünya bakliyatın üretimi sıralamasında öncü ülke olan Türkiye’de, şimdi neden ithal sofralar kuruluyor?”

“Ben slogan milliyetçisi değilim”

– Boş laf ve palavra ile, slogan ve hamasi nutuklarla  gemi yürümez.

Kapının kilidini içerden kırmışlar. Bu halk ya uyanacak, yada yaptıklarının cezasını çok ağır ödeyecek. Er geç bu yapılanlar halka yansıyacak. Bir millet anca bu kadar kör olur. Tabii milleti asansör halvetleriyle meşgul edersen, geleceği görecek cevheri bulaman. Siğara piyasası Kimlere geçti  herkes cebindeki sigara paketini çıkarıp masanın üzerine koysun. on paketten Onuda yabancı sigara.- Bizim Ülkemizde en fazla gelir getiren Türk Telekom ve TEDAŞ Kurumu özelleşti. Geçmiş olsun Alayı yabancı.. Çünkü tüketim eğilimi Getirisi olmayan Bilinçsiz bir toplumda yaşıyoruz. – Türkiye’nin gerçek meselesi üreten değil tüketen ekonomi modelidir. Ülkemizin gerçek meselesi, bitirilen tarım yok edilen hayvancılıktır – Nohudu ithal ediyorsun, mercimeği ithal ediyorsun, eti ithal ediyorsun. Samanı ithal ediyorsun ..‘Son Fabrika satıldığında, Son üretici toprağını terk ettiğinde, Mankurtlar  beton ve asfaltın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak!”

Siz üretmeden kendi kendine yetmeden milli olamazsınız. Gelen vurur size giden vurur.
Şeker fabrikaları satılacak Sonra; Şeker pancarı üretimi kotaya bağlanacak Daha Sonra; Her sene kota miktarı düşürülecek Daha daha sonra; Şeker pancarı üretimi yasaklanacak Tekel, Sigara ve Tütün hikayesi gibi-sanayi temellerinin yerinde AVM’ler ve rant plazaları yükseliyor… o fabrikaları cargill gibi firmalar alıp kapatacaklar ve pancar yerine de  vucuda son derce zararlı olan mısır şurubu gibi tekellerinde olan ürünü koyacaklar ve pancar üretimi de bu şekilde bitirilecek.sonra gelsin ithal mısır şurubu gitsin yurt dışına paralar. 

Çünkü içi boş sloganları ile Milliyetçilik olmaz
Slogan Milliyetçileri mutlumusunuz?-Yürüyüp bağıranlara iyi bakın..
Çay harareti alır, eşeklik bâki kalır – Nerenizden tutsam elimde kalıyor.
-Nohudu ithal ediyorsun, mercimeği ithal ediyorsun, eti ithal ediyorsun. Samanı ithal ediyorsun..
Hayvanlara yedirmek için samanı bile ithal ediyoruz, iyi mi!..
Tarım da hayvancılık da sizlere ömür!..Şeklen milliyetçi bunlar yüzeysel, göstermelik. Şekle verdiğimiz önemin yarısını içeriği anlamaya verseydik, bağımsızlığımızı kaybetmezdik.Bu ülke Gerçek Milliyetçi Sayısı %1-2 dir – Bu Millet Milliyetçi olmuş olsa Bu ülke bunca pisliğin içinde Yüzmezdi Büyük çoğunluğu slogan milliyetçisi.. Bir Market reyonlarındaki ürünlere bakın anlarsınız Ülkemizin Ne denli bağımsız olduğuna Daha bilim ve teknoloji gelişimini saymıyorum bile.?    Kuzu-muzu değil, kasap bıçağını yalayan danalar gibisiniz..

Ülke “ithal ürünler cenneti” Hani Milliyetçisiniz ya “En ufak bir olayda bayrağını alıp konvoy yapan, slogan atan bu içi boş milliyetçiler, Nerede slogan milliyetçileri?

Ancak madalyonun öteki yüzüne bakıldığında ise bu slogan Benim gibi Milliyetçileri tatmin etmeyecek bir içeriğe sahiptir. Yanlış politikalar yüzünden ülkemizi dışa bağımlı kıldınız  Otu bile ithal ederken  pişkinlikte tavan yaptınız   “Balık tutan değil, balık yiyen, tüketici bir topluma çevirdiler!” İşte Türkiye’nin gerçek meselesi  üreten değil tüketen ekonomi modelidir. Kısacası ülke olarak okumadan fikir sahibi olan insanlarız bizler. Bir bok olmaz Bizden .. Bazı kişilerin sloganlarla gerçekleri saptırarak halkımızı yanıltmağa çalışmasına ve ülkemizin çıkarlarına zarar vermesine üzülmemek mümkün değildir.

Damarları kesiliyor bu ülkenin, hem de “bereketli topraklar” üzerinde… Toprağı, havası, suyu boğuluyor bu ülkenin… Üstelik ülkeyi yönetenlerin “gaflet ve dalalet”ten kurtulmayan kendi ellerinde…
Ne oldu da; dünyada “kendi kendine yeten” 7 ülkeden biri olan Türkiye, soğanı, karpuzu İran’dan, biberi KKTC’den, fasulyeyi Kırgızistan’dan, sarımsağı Çin’den, çayı Sri Lanka’dan, mısırı Ukrayna’dan, buğdayı Almanya, Kazakistan, Rusya’dan, nohudu Meksika’dan ve eti Sırbistan’dan ithal edecek hallere düşürüldü?.. Ve Türkiye “üretim”den uzaklaştırılırken, dışa bağımlı, daha doğrusu yüzlerce kalem “ithal” ürünü almak zorunda bırakıldığı yabancı devletlere köle haline getiriliyor…
Ve ne oldu ki bu ülkeye, hayvancılık yok edilirken saman ithal edecek hale getirildi?.. Devasa Harran, Adana, Konya, Hatay ve Ege ovaları dururken bu ülke nasıl olur da milyarlarca dolar harcayarak, 20 ülkeden pirinç ve 38 ülkeden pamuk ithal edecek duruma düşürüldü?..Millet başına gelecekleri çoktan hak etti.  Türkiye’nin saman ithal etmesi, tarım politikasının iflas ettiğini gösteriyor.“Balık tutan değil, balık yiyen, tüketici bir topluma çevirdiler!”
Tarım Bakanı Olmuş Bizon sürüleri biribirilerini yolsuzlukla suçlarken Türkiye gemiler dolusu saman ithal ediyor…

Gerçek şudur: Güne kadın programları ile başlayıp geceyi dizi ve televizyon programları ile bitiren insanlarımız kitlesel bir uykuya yatırılmıştır Bu durum en çok ’ŞEREFSİZLERİN’ işine gelir Zira bu yolla gerçek gündemden uzaklaşan Millet tepki göstermez ve çevresinde neler olup bittiği ile ilgilenmezler – Millet, kendini bir türlü ekranlarda göremiyor akşam eve geldiklerinde Bugün ne giysem , survivor saçmalığı ile karşılaşıyor. Vur patlasın çal oynasın. Her şey önümüze sunulmuş, bunlarla eğlenin diyorlar bizlere.? gerçekleri görmesin duymasın bilmesin diye televizyon başına oturtulmuş, çakılmış, sabitlenmiş durumdadır..

– Millet mıh gibi çakılıp, pür dikkat izlediği televizyon dizileri insanımızı içinde yaşadığı gerçek dünyadan uzaklaştırıp başka sanal dünyalarda gezdiriyor, uyutuyor, uyuşturuyor, beynini yıkıyor, embesilleştiriyor. Aşk meşk merkezli entrika, alavere dalavere, kimin eli kimin cebinde hikâyelerinin anlatıldığı bu dizlerde çok zengin, çok yakışıklı erkeklerin, çok güzel kadınların, lüks villalarda, lüks otomobillerde, çok pahalı elbiseler içinde geçen karmakarışık aşk olayları ile halk uyutuluyor.
Türkiye’nin gerçek meselesi  üreten değil tüketen ekonomi modelidir Ülkemizin gerçek meselesi,  bitirilen tarım yok edilen hayvancılıktır – ‘Türkiye polemik siyasetinden gerçek gündemine dönemiyor’acaba neden.   Bakkaldaki mercimeğinden, buğdayına her şey BATI’nın eline geçmiş, günde 10 saat taşerona çalışan Kafası kalın 3.30’luk ayakçı Takımlarına “MİLLİ DEVLET” mastürbasyonu Hadi bakıyım

Cahillikte sınır yok. Dünyanın hiçbir Gelişmiş Ülkesinde bir cahil Çook konuşamaz. Siz neye göre bir şeyler iddia ediyorsunuz kime göre iddia ediyorsunuz. Cahilsen sus otur konuşma cahilliğini bil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin kendi devlet verileri ile üreten değil tüketen ekonomi modelidir..Vatanınızı sevmiyorsanız gidin siyasetçilerin köpeği olun. ülkeyi borçlandıran, üretim yapmayan, ülkenin parasını faiz olarak ödeyen insanları babasının oğlu gibi destekleyen insan Vatan Hainidir.
Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları kitabı oldukça ilginç bir o kadarda önemli bilgiler sunuyor bizlere
 
Türkiye’ nin geneline yayılmış marketlerdeki bakliyatlar bile artık yurt dışından (ithal) geliyor. Alt Gelir Grubundaki vatandaşlara, Orta Gelir Grubundaki vatandaşlara, Üst Gelir Grubundaki vatandaşlara hitap eden tüm marketlerde, pazarlarda yabancı bakliyat ürünleri (mercimek, nohut, fasulye, pirinç, börülce) var. Mercimek, nohut, fasulye, pirinç yabancı ülkelerden geliyor. Türkiye’ nin Almanya’ dan aldığı sığırı, Bulgaristan’ dan aldığı samanla beslediği gibi bakliyatta da durum bu.

Bu ürün fotoğrafları ve görseller size neyi çağrıştırıyor?

* 11841 Km (7357 Mil) öteden taaa Peru’ dan börülce,
* 11779 Km öteden taaa Meksika’ dan nohut,
* 8848 Km öteden taaa Kanada’ dan kırmızı mercimek – yeşil mercimek,
* 10175 Km öteden taaa Amerika Birleşik Devletleri’ nden pirinç alınmasına ne diyorsunuz ?

Türkiye’ nin geneline yayılmış marketlerdeki bakliyatlar bile artık yurt dışından (ithal) geliyor. Alt Gelir Grubundaki vatandaşlara, Orta Gelir Grubundaki vatandaşlara, Üst Gelir Grubundaki vatandaşlara hitap eden tüm marketlerde, pazarlarda yabancı bakliyat ürünleri (mercimek, nohut, fasulye, pirinç, börülce) var. Mercimek, nohut, fasulye, pirinç yabancı ülkelerden geliyor. Türkiye’ nin Almanya’ dan aldığı sığırı, Bulgaristan’ dan aldığı samanla beslediği gibi bakliyatta da durum bu.

Türk Tarımı mükemmel hale getirilmiş diye açıklama yapılmamış mıydı? Türk Tarımı mükemmel hale getirildi ise bunun sağlamasını yapalım şunun. Türk Tarımı mükemmel hale getirilmiş ise son 16 yılda taşradan kentlere olan bu göç nedir ?

Neyin nesidir ?

Sadakayla yaşamaya alıştırılan güruh mu anlayacak? Mankurtlar eliyle “yerleştirilen” sefâlet..