ASIM ÖCAL : MİLLİ TARIM, YERLİ TOHUM VE GERÇEKLER


E-POSTA : gazeteciasim@gmail.com


13 Ocak 2020, 23:29


24-27 Aralık 2019 tarihleri arasında Antalya’da milli
ve yerli tohumculukta sürdürülebilir stratejiler konulu çalışta ya tohum
üreticisi olarak ben de katıldım. Prf. Dr. Süleyman Soylu, prf. Dr. Sait
Gezgin, tarım bakanlığından Dr. Metin Türker, milletvekilleri, ziraat odaları
ve çiftçilerden oluşan geniş katılımlı bir toplantı oldu.


Konuşmacılar konuya hakim ve bilgi paylaşımında mahir
olduklarından çok faydalı bir toplantı oldu.


Çıkan sonuçları şöyle özetleyebiliriz: Türkiye’de
2.292.380 işletme sayısı var. Ortalama işletme büyüklüğü 6.8 dönüm olarak
görülüyor. Yıllar içerisinde hem işletme sayısı hem de işletme büyüklüğü her
geçen yıl küçülüyor. Bu nedenle verimi artırmak için hızlı bir şekilde arazi
toplulaştırılması gerçeği ortaya çıkıyor. Parsel büyüklüğü artırılmalı, miras
kanunu ile bölünme önlenmelidir.


Ülkemizde yılda 100.000 dekar arazi amaç dışı kullanım
ile tarım dışına çıkıyor. 5403 sayılı kanun ile oluşturulan toprak koruma
kurulları buna engel olamıyor. Örneğin Samsun Tekeköy’de 1990 yılından itibaren
son 27 yıl içinde tarım arazilerinde %10 orman alanlarında %6 oranında azalma
olmuş.


Tarım arazilerimizin %50 den fazlası şiddetli ve çok
şiddetli erozyona maruz kalmaktadır.330 bin hektar (%1,5) alan rüzgâr erozyonu
etkisinde. 248.6 milyon ton toprak (1 milyon dekar arazi) her yıl tarım yapılan
alanlarda su erozyonu ile taşınmaktadır.(ÇEM raporu 2019) Tarım arazilerimizin
çoğunda toprak derinliği sığdır. Bu da verimliliği olumsuz etkilemektedir.
Topraklarımızın %14.5 çok fazla kireçli, %20.1 fazla kireçli, %23 orta kireçli,
%20.2 kireçlidir.


80 ülkeye tohum ihracı yapıyoruz. Yeterli mi? Değil.
Asıl önemli olan ülkemizde son 15 yılda tarım ürünleri ithalatında büyük bir
artış olduğu gerçeğidir. Çiftçimizi desteklemiyoruz aksine olumsuz tarım
politikaları ile köstek oluyoruz. Tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri
iken günümüzde 125 ülkeden 135 gıda maddesi ithal eden bir ülke durumuna
düştük. Oysa bizim ithalata değil üretimi teşvike ve ihracata ihtiyacımız var.
Yapılan her ithalat yabancı ülkelerin çiftçilerine destektir. Türk çiftçisi
üvey evlat muamelesinden büyük zarar görüyor. Ve tabi ki bu aslında ülkenin
zararı demektir. Üretimi teşvik edeceğimize devamlı ithalat ile kendi
çiftçimizi baltalıyoruz. Aralık 2019 yılında çıkan bir kararname ile T.M.O ya 2
milyon ton buğday ithalatı izni verildi. Ocak 2020 yılında alınan bir karar ile
de Suriye’den arpa ve buğday ithalatına başlayacağız. Savaş halinde, bölünmüş
bir ülkeden hububat ithal etmek komikliğin ötesinde Türk tarımına ihanettir,
Türk çiftçisi ile dalga geçmektir. Daha önce de yine Suriye’den soğan ve
patates ithal ettik Türk çiftçisini de terörist ilan ettik. En büyük buğday
ithalatını Rusya’dan yapıyoruz. Zira buğday üretimimiz her geçen yıl azalıyor.
Girdi maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle çiftçi üretimden kaçıyor. Ekilebilir
tarım alanları amaç dışı kullanımdan olayı her yıl azalıyor.


Aslında çalıştayda gördüğüm kadarıyla bu sorunlar
bilimsel olarak irdeleniyor ve yetkililer tarafından biliniyor buna rağmen bu
inadı izah etmek zor.


Çalıştay da bir dikkatimi çeken şey de, tarım
bakanlığı yetkilisi ve AKP milletvekili konuşmalarında özellikle tarıma katkılarından
dolayı hanımefendiye! Takdir ve teşekkürlerini sunmalarıydı. Bakış bu olunca
sonuçta bu oluyor. Olan ülkeye oluyor.


ASIM ÖCAL


13.1.2020


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet