Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

S 400 TAHRİBATI ve F-35 UÇAKLARI


KAYNAK : http://nacikaptan.com/?p=69454


Değerli okur,


Sayın Aytar’ın S 400 ve F-35
uçakları hakkındaki bilgilendirici yazısını ve yazıya katkı sunan bir yorumu
aşağıda sunuyorum . 
Asıl üzerinde
durulması gereken ana konu ABD’nin artık Türkiye’nin müttefiki olmadığının
kabulü konusudur

. Bunu ABD’nin PYD/YPG/PKK oluşumlarını sınırsızca destekleyerek
silahlandırması ve bu oluşumları düzenli güç haline getirme çalışmalarından
kolayca görmek mümkündür. BOP kurgusu güçlendirilerek uygulanmaktadır. zaman
zaman dışişleri bakanının hangi argümanla söylediğini bilemediğim STRATEJİK
MÜTTEFİKLİK sözü sadece bir hayal ve öngörüsüzlüktür. ABD AÇIKÇA BİZİM
DÜŞMANIMIZDIR .


Trump’ın deyişiyle ;
Güneydoğumuzda yapılandırılmış olan bölücü – terörist kürt oluşumlara
dokunursak ABD BİZİ MAHVEDECEKTİR !!!


2002’de tezkerenin reddi ile
TSK’ya karşı başlatılan güç kırma , zayıflatma , siyasallaştırma operasyonları
ABD / AKP / FETÖ üçgeniyle gerçekleştirilmiş ve Türkiye askeri alanlarda
zayıflatılmıştır . Henri barkey’in bir konferansta söylemiş olduğu ;
“AKP
ile anlaşarak Türk Ordusunu kafesledik”
deyişini hatırlatmak
isterim. 


ABD’nin 2000’den buyana planladığı
büyük tatbikatlarda DÜŞMAN olarak neden Türkiye’yi hedef aldığı konusu
kesinlikle gözden kaçırılmamalıdır.Bir de bunlara Muavenet muhribinin
vurulmasını ve Süleymaniye ÇUVAL olayını ekleyiniz.


* Millenium
Challenge 2000 tatbikatında senaryosunda düşman ülke Türkiye idi.


* Şimdilerde ise ;
EGE DENİZİNDE Yunanistan ile Türkiye’nin savaştırıldığı ve ABD’nin Yunanistan
lehine bize karşı savaştığı
Ege
Muharebesi (The Battle of Aegean)
isimli yeni bir tatbikat planında ABD, Türkiye ile
deniz savaşı yapıyor. Tatbikat planlarındaa şimdiye kadar düşman ülkelerin adı
verilmez iken bu safer Türkiye açıkça ve “
DOST GÖRÜNÜMLÜ DÜŞMAN” nitelemesiyle
saldırıya uğruyor.


(Aydınlık gazetesinde Cem Gürdeniz 7.4.2019) şöyle yazıyor ;


“Bu tatbikatı
planlayan USNI-United States Naval Institute (ABD Deniz Kuvvetleri Enstitüsü)
isimli bağımsız, kâr amacı gütmeyen bir düşünce kuruluşu. Temel amacı, Amerikan
deniz gücünün geliştirilmesine strateji, taktik ve fikirler üreterek katkı
sağlamaktır. Aktif ve emekli, yerli ve yabancı binlerce üyesi vardır. Her sene
onlarca yeni kitap USNI markasıyla çıkarılır. 1986 yılından bu yana çıkarılan
“Naval Operations and Fleet Tactics (Deniz Harekatı ve Donanma Taktikleri)’’
isimli referans kitabın Temmuz 2018’de tamamlanan üçüncü baskısının 15. Bölümü,
Ege Muharebesi (The Battle of Aegean) adıyla yayınlandı.”


***


Şimdilerde ise askerlik kanunda
yapılan değişikliklerle zorunlu askerlik süresi farklı uygulamalara yöneltilmiş
, Milli birlik , beraberlik , kader birliği , askeri disiplin yok edilmiştir.
Şimdilerde ise askerlik süresi bütünüyle 6 aya  indirilmiştir. ordumuz
peygamber ocağı olmak vasfını kaybetmiştir. Bu kadar zorlu ve her zaman TEHDİT
– TEHLİKE – SAVAŞLARIN olduğu bir bölgede çok güçlü bir orduya sahip olmamız
gerekirken Hem siyaseten hem de askeri olarak köşeye sıkıştırıldık.


ABD Türkiye üzerinde SİYASAL –
EKONOMİK – ASKERİ – DEMOGRAFİK DEĞİŞİM alanlarında derin İSTİKRARSIZLAŞTIRMA
operasyonları sürdürmektedir. BOP rüzgarları İran’dan sonra Türkiye’ye yönelme
eğilimindedir. Geçtiğimiz Nisan ayı sonunda çıkan habere göre ;


” ABD, PKK’ya bu kez Stinger
uçak savar füzesi verecek. Terör örgütüne Rimeylan, Şeddadi, Çelebiye ve El
Omar’da rampa noktaları belirleme talimatı verildi. 30 terörist de füze
eğitiminden geçirildi. Füzelerin Türkiye, İran ve Suriye hava gücü için tehdit
olduğu belirtiliyor. (30 Nisan 2019, 04:00 Yeni Şafak)”


Bundan böyle artık Türkiye ABD’nin
hasmıdır , düşmanıdır . Bu gerçeği ülkeyi yönetenlerin görerek dış politikamızı
buna göre belirlemeleri ve özellikle HAVA SAVUNMA SİSTEMİNİ gecikmeden alarak
ülkemizi yaklaşmakta olan ABD tehditinden bağışık kılmaları gereklidir. 


Türkiye 1956 yılında oltaya
takılmıştı ;


Rockefeller Başkan Eisenhowera
1956da yazdığı mektubunda Türkiye için
Oltaya
yakalanmış balığın yeme ihtiyacı yoktur
diye yazıyor ve ABD’nin Marshall
yardımını arttırarak Türkiye’ye daha kolay gireceğini ve siyasetini kontrol
edebileceğini belirtiyordu . 


S 400 ve F-35 uçakları konusunu
yukarıdaki konularla bir bütün olarak ele almak yararlı olacaktır .


Değerli okur , ülkemiz Marshall
yardımı ile takılmış olduğu oltadan bir türlü kurtulamadı ve oltanın ucunda
çırpınıyor . F-35 ‘leri ve benzerlerini üretmek yerine  ,  dışa
bağımlılığımız devam ettikçe güçlenemeyiz , özgürleşemeyiz. 


Naci kaptan / 25.05.2019




Ahmet
Kılıçaslan Aytar : S 400 TAHRİBATI


ABD Türkiye’yi, Rusya ile S-400 kısa-orta-uzun menzilli hava
savunma füze sisteminin devralınması ve konuşlandırılması için yaptığı
anlaşmadan geri çekmeye çalışıyor.Bu sırada Türkiye’nin Amerikan yapımı F-35
savaş uçaklarını Kasım ayında alması planlanıyor.


Ancak Ankara-Washington hattında en üst
düzeyde yapılan görüşmelerde,ABD’nin S-400’ün F-35 savaş uçağından elektronik
istihbarat toplayacak olmasından duyduğu endişe dinmiyor.


Bu yüzden ABD, S-400′ ün Türkiye’ye teslim
edilmesiyle birlikte bir sonraki günün planlamasını yapıyor. ABD’nin
giderek daha karşıt bir Türkiye ile ilgili planlaması;


Rusya’nın NATO ittifakının hava operasyonları
hakkında yararlı veriler toplamasına yardımcı olabilecek, İleri bir Rus
sistemi işleten, NATO ülkesi Türkiye’nin geleceğini hazırlamak esasına
dayanıyor.


Bu esasa göre Türkiye, Rusya ile savunma
işbirliğini derinleştirmeye devam ederse,Mevcut ABD-Türk savunma ortak yapım ve
geliştirme programları tehlikeye girecek,Türk Savunma Sanayii ve silahlı
kuvvetler herşeye sıfırdan başlayacaktır. ABD ise Türk askeri varlıklarına
karşı NATO’ ya ekonomik ve siyasi olarak daha yüksek bir maliyetle,Doğu Avrupa
ve Orta Doğu’da alternatif arayacaktır.


Nitekim ABD Kongresi’nde, S-400’den kaygılar
dile getirilmiş,Savunma Bakanlığı’ndan 2019 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası
çerçevesinde, F-35 programına Türkiye’nin katılımını açıklayan bir rapor sunana
ve F-35 tedarik zincirindeki Türk firmalarının yerini alacak firmaların
belirlenmesine kadar,Transfer fonu bloke edilmiş, uçakların transferi
engellenmiştir.


Dün, ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri
Komisyonu, 10 Mayıs’ta sunulan ve Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma
sistemi alması halinde,F-35 programından çıkarılması çağrısı yapan karar
tasarısını kabul etmiş,Türkiye’ye S-400 alımını iptal etmesi çağrısı
yapılmıştır.


Türkiye’nin Kongre’den gelen bu baskılara
karşı teknik bir çalışma grubunun oluşturulması,NATO müttefiklerinin, S-400
sisteminin F-35′ e vereceği tehdidin nasıl azaltılabileceği konusundaki teknik
tartışmalara dahil edilmesi,Böylece iki sistemin Türkiye’de güvenli bir şekilde
yer alması talebi hâlâ aktiftir.


Ancak ABD, Türkiye’nin bu talebinin işe
yaraması için,F-35’e yönelik tehditler ele alınıncaya kadar Türkiye’nin S-400
alımını geciktirmesini istiyor.Türkiye ise Rusya’da eğitiminin başladığını ve
S-400 alımının ” bitmiş bir anlaşma” olduğunu ve sistemin Ekim’de devreye
alınacağını ilan etmiş bulunuyor.


Bu durumda ABD’nin iki seçeneği
bulunuyor.Birincisi, F-35’lerin Türkiye’de uçmasına izin vermemesi,İkincisi,
S-400′ ün durumu netleştiğinde, Türkiye’nin zayıf ekonomisini yaptırımlarla
vurmak! Üstelik Türkiye, Moskova ile savunma işbirliğini daha da
derinleştirirse yaptırımlar dahada genişletilecektir…


Türk hükümetleri 1970’lerin sonlarından bu
yana, Batı havacılık şirketleri ile yapılan satın alma
müzakerelerinde,Türkiye’de savunma ekipmanı üretme ve geliştirmeye öncelik
veriyor.Şimdi Ankara S-400 durumunda bu tarihsel normdan ayrılıyor.Rusya ile
ortak yapım şartlarını ABD ve Avrupa’daki firmalardan talep ettiğinden daha fazla
zayıflatmıştır. Bu yetmiyor ve Ankara’nın ima ettiği gibi Rus Su-57 gibi savaş
uçaklarının ortak yapımı için anlaşmaya varılması,Endişe yaratıyor, çünkü bu
tarz ABD-Türkiye savunma işbirliğinin Rusya ile yapılan anlaşmadan olumsuz
etkilenmesine neden oluyor.İşlerin daha da kötüye gidebileceği anlaşılıyor…


Rus Rostec Corporation firması, Türkiye’den
Su-57 savaş uçağı için üretim lokalizasyonu ya da teknoloji transferi hakkında
bir talep düşünmesini öneriyor. Moskova S-500’ün henüz geliştirme aşamasında
olduğunu ve bu projede Türkiye ile çalışmaya hazır olduklarını söylüyor. Ancak
Ankara, bu sistemlerden herhangi birinin bileşenlerini birlikte üretmek için
Rusya ile anlaşmaya varacaksa, Washington Rusya’nın ABD menşeli savunma
teçhizatına erişebileceğini düşünecek ve kontrol ettiği teknolojilerin
lisanslarını iptal edebilecektir.


Bu ABD patentli Türk F-16 avcı filosunun ve
helikopter ortak yapım programlarının tamamını olumsuz etkileyecek,Türk savunma
sanayii ve silahlı kuvvetleri ağır şekilde sarsılacaktır. Ayrıca Ankara,
F-35’in kaybına da alternatifler bulmak zorunda kalacaktır.


Sonuçta ABD’ye rağmen Rusya lehinde şöyle bir
silahlanma görüntüsü oluşuyor.S-400 sistemi ilk olarak 2007’de başkent
Moskova’nın savunulmasında kullanılmak üzere devreye alındı.Daha sonra,
özellikle Rusya’nın uyguladığı dış politikaya paralel olarak bazı kritik
noktalarda da konuşlandırıldı.


2015’te hem kendi hem de Suriye hükümetine ait
donanma ve hava unsurlarını korumak amacıyla Tartus kentine S-400 füze savunma
sistemi yerleştirildi.


2016’da Baltık Denizi kıyısında Kaliningrad’a
füze savunma sistemi ve İskander füzeleri konuşlandırıldı.Ukrayna’dan ilhak
edilen Kırım’da da S-400 füze savunma sistemi bulunuyor.  ABD bu
sistemlerin çevrelediği alanları “Avrupa’yı istikrarsızlaştırmaya dönük bir
adım” olarak değerlendiriyor.Şimdi bu kervana Türkiye’de katılıyor…


Bu gerilimlerden bağımsız olarak
Washington,ABD ile yakın çalışabilen güçlü bir ordusu olan her NATO üyesine
olduğu gibi Türkiye’ye de büyük bir ilgi duyuyor. Ama ABD’nin Türkiye’nin
F-35’i koruyacağına dair güveni olmaması durumunda,İlk somut sonuç F-35 motor
bakım tesisinin Eskişehir’den Avrupa’ya taşınması olacaktır.


ABD öncelikle NATO eğitim tatbikatlarının
nasıl planlayacağına kafa yorarken, S-400’ün Türk hava sahasına giren ve çıkan
müttefik ülkelerin F-35’leri konusundaki endişeleri göz önüne alınacak ve
Türkiye’nin bu hizmetine son verecektir. Ayrıca müttefikler gelecekte
herhangi bir NATO hava tatbikatında ortak eğitim için F-35’i göndermemeyi
seçebileceklerdir.


Elbette Ankara’nın da misilleme tedbirleri
olacaktır. Ancak Ankara’nın misilleme yapması, Türkiye’nin NATO üyeliği ve
Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması (DECA) şartları nedeniyle karmaşıktır
.Anlaşma, ABD askeri faaliyetlerini Türk askeri üslerinden NATO ile ilgili
misyonlarla sınırlıyor. Yani Türk hükümetinin sözde alan dışı misyonları
onaylaması gerekiyor!


Teorik olarak Türkiye, Orta Doğu’daki savaş
operasyonları için ABD’nin Türkiye’deki üslerini kullanmasını engelleyerek
karşı misilleme yapabilir. Bu tepki belki Türkiye’nin NATO’daki rolünün
bozulmadan kalmasını sağlayacaktır ama ABD’nin yaptırımlarıyla acı çekmesini
sağlayacaktır…


Bu durumda ABD, seçeneklerini Türkiye’ ye
sunabilecektir. Romanya Deveselu Hava Kuvvetleri Üssü ve Polonya’da Redzikowa
Hava Kuvvetleri Üssü, ABD fonları iştihasıyla Romanya ve Polonya’nın ABD ve
NATO hava operasyonlarını desteklemesine yol açabilecektir.


Bir diğer seçenek ise Yunanistan ve ABD Hava
Kuvvetleri ile birlikte Kıbrıs, İtalya, İsrail ve Birleşik Arap Emirliği uçaklarının
katıldığı, INIOHOS çok uluslu tatbikatına ev sahipliği yapan Andravida Hava
Kuvvetleri Üssüdür…


Aslında ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerde
ciddi bir kopuş üzerinde düşünmek gerekiyor.Görüldüğü üzere ABD, Türkiye’nin
karar vermesini kontrol edemiyor. Ankara, S-400 teslim edildikten sonra Rusya
ile işbirliğini derinleştirmeyi seçerse ve bir silah sisteminin birlikte
üretilmesi için anlaşmalara girerse,ABD-Türkiye savunma işbirliği daha da
kısıtlanacak,Moskova’ya daha da bağımlı hale gelebilecek bir döngü ya da
Washington’la ilişkilerin nasıl onarılacağı konusunda; Türkiye’nin durumu
yeniden değerlendirilmesini istenebilecektir.


ABD-Türkiye ilişkilerinde başgösteren kopuşun
altında yatan asıl sorun,Kollektif savunmanın en temel yönü olan yük paylaşımının
aşınmasıdır.NATO üyeleri, birbirlerine yakıt ikmali yapmak kadar basit şeyler
de dahi “birlikte çalışabilirlik”istemektedir.

Müttefiklerin birlikte çalışabilirlik ideali zarar gördüğünde, NATO’nun
krizleri yönetmesi ve savaşları kazanmasına yardımcı olacak birlikte stratejik
ve politik çalışabilirlik, Teknolojik birlikte çalışabilirliğin aksayabileceği
düşünülüyor. Sonuç tartışmasız Rusya için büyük bir diplomatik kazançtır çünkü
Türkiye S-400 satın alımıyla yük paylaşımının temel ilkelerine meydan okuyor!


Yoksa Erdoğan Türkiye’si, Suudi Arabistan ve
Mısır’da yasaklı olan çok zengin ekonomisiyle Müslüman Kardeşlerle
birlikte, ABD’nin çıkarlarına karşı Orta Doğu’da Şiiler ve Sünnileri bir
araya getirerek yeni bir ittifak oluşturma eğilimine mi yöneliyor? Bu kadar
müsamaha yeter, Türk halkının ayılması gerekiyor…


MAKALEYE YORUM


İLETEN : Robbe – robbe@ttmail.com


Sn Aytar


Haklısınız, Türk halkı ayıldığı
için böyle davranmak zorunda. Bir müttefik düşünün ki karısı ile ilişkisi iyi
gitmediğinde size saracak,şirketlerinin menfaatlerini karşılayamazsanız en
büyük düşman addedecek. Gördüğüm kadarıyla yaşınız Johnson mektuplarından,ilk
ambargoya geçen zamanı bilecek durumdadır. O günler bize zaafiyet getirdiği
kadar kazanımlarda getirdi. Neler yapabileceğimizi düşünmemize neden oldu.


Siz üzülmeyin biz ayıkız ayrıca
burası şahıs ülkesi değil. Türkiye. Teknik olarak anlatılırsa. F-35 ler
Türkiyenin bu günkü amerikan ilişkilerine bakıldığında artık kullanabileceği
uçaklar değil. Bize tehdit batıdan gelecektir.Büyük bir olasılıkla amerikadan.
Bu uçakları Türkiye bir hangardan alıp diğer hangara taşımaktan başka bir iş yapamaz.
Veya türk yıldızlarına verir fuarlarda show yaptırır. Hiçbir ulusa karşı
kullanamazsınız. Çünkü aktivasyon verilmez.


Uçak uçacağı zaman kullanacak
pilotu, ne yapacağını, hangi silahları kullanacağını,kaç saat uçacağını ve
ilgili bir sürü konuyu amerikadaki merkeze rapor edecek ve onay geldiği zaman
uçacak ve silahları kullanabilecektir. Ayrıca bu uçaklar 2030 lardan önce
yerleşik kullanılabilir durumda olmayacaktır. Life cycle ı çok pahalı bakım
süresi (her 1 saatlik uçuş arkası yapılan bakım süresi örneğin F-16 larda 10
saat gibi) uzun %95 amerikaya bağımlı uçaklardır. Hemen vazgeçilmesi ilerde
ülkenin çöplüğe dönüşmesini engelleyebilir.




Yazınızda SU-57 den
bahsediyorsunuz. SU-57 piyasada millet atıp tutsada F-35 muadili değildir. Daha
çok raptor -22 karşılığıdır. Ki bizim ülke olarak başlattığımız bir projemiz
var bunun için. SU-57 de henüz oturmuş bir platform değildir ,bir çok motor ve
rüzgar algı sorunu var. Türkiyenin yapacağı F-35 leri iptal ederek yerine(ki
bunları F-4 lerin yerine koyarak phantomları envanterden çıkaracaktı
bombardıman uçağı olarak) daha mütevazi ,ucuz ve işe yarar bir bombardıman
uçağı yapması gerekir.


Saab, euro fighter veya ingiliz
markaları daha uygulanabilir,üzerinde bağımsızca düşünülebilir. Değindiğiniz
gibi Bir SU veya MIG platformu almak ile kendi uçağını yapmak arasında masraf
açısından fark olmadığı gibi kendi uçağını yapmak daha akılcı ve karlıdır.
Bizim TFX projesi çok sade bir avcı uçağıdır ve 5. Nesilden 6 ya geçiş için
kullanılabilir. Henüz teknik çizimleri tamamlanmadı 2020 lerde tamamlanacak ve
ilk uçuş 2024 diyorlarsa da 25-26 da demek daha gerçekci olur.Bununla ilgili
her türlü angajman tamamlandı ve değiştirilecek bir şey kalmadı.Motor
diyeceksiniz. Oda Rolls Royce ile anlaşıldı.(onların temples 6. Nesil uçak
projelerine katılım ve parça yapım çalışmaları sürdürülüyor.)


S-400 e gelince bunlar uçaklardan
farklıdır serbest olarak kullanılabilir. Aktivasyon gerekmez amerikanın bahane
ettiği şeylerle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Adamların bütün sıkıntısı
kaçmakta olan kuşun kanadını yakalamak. Marabası ömür boyu olsun istiyor.
Teknolojik olarak S-400 şu anda dünya piyasasında en üstün hava savunma silahı
fiyat olarak da çok iyi. Mühimmat standardizasyonu gerektirmiyor. Bunun
silahlarını bir süre sonra biz zaten yapacağız.


Türkiye şu anda roketsan ve hisar
ile 120 km menzil 25 km irtifada hava savunma füzeleri yapmaya başladı. Amaç
bunların menzil ve algılama radarlarını (aselsan şu anda 250 km ) arttırmak.
Türkiye ayağına gelmiş bu şansı teper sizin dediğiniz gibi -yapamaz ama-
vazgeçerse bir daha belini doğrultamayarak koloni olmaya devam eder. Bize kumda
oynamak için içi boşaltılmış patriotları bile vermediler hollandalı askerler
gelip kurdular luna parklarda sergilediler o günleri unutmadık. Siz hiç merak
etmeyin sayın Altar o duruma uyandık,uyandık.


Saygılar…p.Sungur

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış