MİLLİ TARIM & MİLLİ HAYVANCILIK & MİLLİ SANAYİ

1954’te,
27 Ocak’ta  Köy Enstitüleri kapatılmıştı!

Bu
devrimci kurumları inşa eden yüce gönüllü insanlarımızın anıları önünde
saygıyla eğilirim.

Kapatılmaya varan süreçin özeti:


* 1946 seçimleri sonrasında Başbakan olan  Recep Peker,
hükümette   Hasan Ali Yücel’e görev vermedi.

*MEB’na geririlen Reşat Şemsettin Sirer , İsmail Tonguç’u İlk Öğretim Genel Md.lüğü görevden aldı. 

* Sirer, 1947 de, yasayla kurulmamış olan “Yüksek Köy
Enstitüsünü”  kapattı.Tüm Köy Enstitülerinin kuruluş özelliklerinin
ortadan kaldırıldığını, ” bu okulların sıradan bir köy okulu olduğunu
“ söyleyerek, müfredat programını değiştirdiler. 

* 14 Mayıs 1950 seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Parti(DP),
27 Ocak 1954’de tüm Köy Enstitüleri için verilen kapatılma kararı ve 4 Şubat
1954’te yayınlanan 6234 sayılı kanunla, Köy Enstitüleri, tümüyle geleneksel
ilköğretmen okullarıyla birleştirilmiştir.

* 1946 sonrasının karşı devrimci  CHP’nin yarım bıraktığı
işi DP tamamlamış oldu.

* Ne acıdır ki yasayı çıkaran DP’ye de CHP’li mebuslar omuz
verir.

* İnönü mü?

Köy Enstitüleri CHP iktidarında yıkılırken
“Köy Enstitülerini Cumhuriyetin eserleri içinde en kıymetlisi ve en
sevgilisi sayıyorum. Köy Enstitülerinden yetişen evlatlarımızın
muvaffakiyetlerini ömrüm oldukça yakından, candan takip edeceğim.”
demesine karşın s
iyaset gereği sessizliğini korudu…

Köy enstitüleri kurulması zorunlulukları nelerdi?

Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati, 1926 yılında “ Toplam 4 Köy
Muallim Okulunu” açtıktan sonra, Saffet Arıkan’ın 1936 da önce, Eğitmen kursu,
sonra Köy Muallim Mekteplerinin ihyası, bunlardan alınan iyi sonuçlar
sonrasında, 3 yıllık deneme sonunda 17 Nisan 1940 MEB Hasan Ali Yücel döneminde
3803 sayılı kanunla . “Köy Enstitüsü” açılmıştır. 1941 de, 4274 sayılı yasa ile
de, köylerde çalışacak sağlık memuru ve ebelerin bu okullarda
yetiştirilmelerine karar verildi.

Köy Enstitüsünün açılmasını mecbur kılan, zamanın Türkiye’sinin
sosyal yapısına göz atmak gerek. 1935 verilerine göre 16 milyon nüfusumuzun 12
milyonu köylerde yaşıyor. Bu kütle, ilkel bir şekilde tarımla uğraşıyor.

Köy ve toprak ağaların emrinde, onlara bağımlı şekilde yaşamlarını
sürdürüyorlar. 40 bin köyün 35 000 inde okul ve öğretmen yok. 1 700 000
çocuktan sadece 300 000 i okula gidebiliyordu. Bunlardan sadece binde biri bir
üst kademedeki okullara devam edebiliyordu. Geri kalan çocuklar ise ailelerine
yardımcı oluyor, zamanla da okuduklarını unutuyorlardı. 

Yüzde olarak:

*Erkeklerin % 76.7 si, kadınların % 91.8 zi okur
yazar değildi. 

* Mevcut öğretmenlerin %78 zi kentlerde çalışıyor. %
22 si de okulu olan 4-5 bin köyde çalışmaktadır. 

* Şehirlere alışkın olan öğretmenler, uyum
sağlayamama nedeniyle köylere gitmeyi düşünmezlerdi. Tıpki bugünkü gibi, doğuya
gitmeyi arzulamayanlar gibi.. 

* İlkel de olsa, üretim araçları ağaların
elindeydi.. Köye, çiftliğe, mezraya herhangi bir doktor , hemşire, ebe
gitmezdi. 

* Hastalar, üfürükçülerin, nuskacıların, ermişler
gözü ile bakılan kişilerin eline bırakılırlardı.

* Ülkenin bu durumu, Atatürk ilke ve inkilaplarına,
Cumhuriyete ve halk felsefesine uymuyordu. Çare arayan zamanın MEB Saffet
Arıkan ve İsmail Tonguç’un uğraşı ve 3 yıllık denemeleri sonunda Köy
Enstitüleri kuruldu..

Köy enstitüleri neden kapatıldı?

* Köy Enstitüsü yasasının  görüşülmesinde TBMM
nde 426 kayıtlı Milletvekili vardı. Oylama gününde, başta Celal Bayar, Adnan
Menderes olmak üzere, sonradan Demokrat Partiyi kurup katılacak olan 148 Milletvekili
meclise gelmediler. 

* Yasa, gelenlerin oybirliği ile, 278 oyla kabul
edildi.. 

* Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de, yasayı destekliyor
ve “Kitap mermi gibidir” veciz
ifadesiyle taraf olduğunu belirtiyordu.

Bazı güçler yasanın çıkmasını istemiyordu. Çıktıktan sonra da
aleyhine propoganda yapmaya devam ettiler. Daha çocuk yaştaki Köy Enstitüleri
boy hedefi olmaya başlanmıştı. Büyük toprak ağası, Eskişehir Milletvekili
Abidin Fotuoğlu, bir konuşmasında , henüz mezun dahi vermeyen Köy Enstitüler
için 1943 de, “Bunlar yetiştiklerinde
bizim kafamızı keserler” söylemiştir. Yetiştiler ama kafa da kesmediler.

CHP “Çiftçiyi Topraklandırma” adlı yasa taslağını TBMM ne
getirdiğinde, birçok Milletvekili istifa etti. 

Bunlar
Demokrat Partiyi kurdular
.
Bilindiği gibi bunların çoğu, toprak ağası, köy ağası, şeyhler, dedeler olup
söz sahibiydiler. Tabiatıyla Köy Enstitüsüne karşı olacaklardı. Yetişen
gençler, babalarına benzemiyor. Ağalık ve aşiret düzenine karşı baş
kaldırıyorlar. Şeyh ve şıhların eteklerini öpmüyorlar. Ağaların önünde baş
eğmiyorlar. Bilime önem veriyorlar. Ağalık sistemini ve köylünün fakirliğini
sorguluyorlar. Hak hukuk aramaya başlıyorlar. Atatürk İlke ve İnkilaplarını,
düşüncelerini en üst seviyede tutmaya başıyorlar. Bu gençlerin çoğalması, Birçok
insanın menfaatlarına dokunacağı kaçınılmaz. Hatta CHP’sinde kalanlar içinde
de, Köy Enstitüsüne karşı homurdananlar gün geçtikçe çoğalmaya başladı. .
Güçlerinin çok azalmasını, istifaların durdurulması lazımdı. . 

Bir gün, Kepirtepe Köy Enstitüsüne ziyarete giden Cumhurbaşkanı
İsmet İnönü, bir kız öğrenciye, çantasında neyin olduğunu sorar. Kız çantayı
açar, göstererek, “ Bir parça ekmek,
bir parça köfte ve birde Dünya Klasiklerinden bir kitap “der. İnönü
mutlu olur. Etrafındakilere dönerek, “ Ne
zaman Türkiye’de, erinden generaline, sade vatandaşından Cumhurbaşkanına kadar,
herkes, ekmekle kitabı bir araya getirebilirse, gerçek kalkınma başlamıştır
demektir “ diyen İnönü, yandaşlarının baskılarına dayanamayarak,1946
seçimleri sonrasında kurulan Recep Peker hükümeti sürecinde  Hasan Ali
Yücel ve İsmail Tonguc’u görevden alarak, MEB na Reşat Şemsettin Sirer’i getirdi.

 Tonguç, önce Talim Terbiye kuruluna, sonra da bir okula
öğretmen olarak atanır. Sirer, 1947 de, “tüm
Köy Enstitülerinin kuruluş özelliklerinin ortadan kaldırıldığını, bu okulların
sıradan bir köy okulu olduğunu “ söyleyerek, müfredat programını
değiştirdiler. Böylece, erimekten korkan İnönü’nün sırtından da yük kalkmış
oldu. İşte bu dönem, sağcılara yaranmak, CHP’yi toparlamak için okullarda din
dersleri ve İmam Hatip Okullarının açılması dönemidir.

1950 seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Parti, 27 Ocak 1954 de
6234 nolu yasa , ile uygulamaya tamamen son verdi.

Köy Enstitülerinde toplam olarak 17342 öğretmen yetişmiştir.
Bunların 1398 i bayan 15943 ü erkektir. Yine bu okullarda 7300 sağlık memuru,
8756 eğitmen yetişmiştir.

KÖY ENSTİTÜLERİ KAPANMASAYDI NELER OLMAZDI?

Köyden kente göçler olmazdı.

Yoksulluk, hırsızlık, gasp olmazdı.

Okumayan çocuk kalmazdı.

Çorak toprak kalmazdı.

Boşa akan, kullanılmayan, değerlendirilmeyen su
kalmazdı.

Dışardan sanayi ürünü almazdık.

Dışardan tarım ürünleri almazdık.

İhracatımız ithalatımızdan az olmazdı.

Heykeller yıkmazdık, resimler yırtmazdık.

Üretim yapmayan fabrikalar açmazdık.

Üretim yapan fabrikaları yıkmazdık.

Özelleştirme olmazdı.

Terör olmazdı.

301 ri tartışmazdık

Terör cinayetleri olmazdı.

Paralı eğitim olmazdı.

Dershaneler olmazdı.

81 ile öğretmensiz, araç gereçsiz üniversite
açmazdık.

Siyasi cinayetler olmazdı. Hapishanelerimiz dolup taşmazdı.

İMF nin oyuncağı olmaz ona yalvarmazdık.

AB ye yalvarmaz, küçük düşmezdik.

İhtilaller olmazdı.

Kimse bir karış toprak istiyemezdi.

…………

…………

İşte
olmazdıların bir kısmı

Millet olarak
çok şey yitirilmiş oldu.














































































































































Kimler ne
kazandı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir