MİLLİ KALKINMA & KÖY ENSTİTÜLERİ & MİLLİ KALKINMA PROJELERİ


FERRUH DEMİRMEN : KANAL İSTANBUL’A ALTERNATİF PROJE




Kanal İstanbul’a alternatif bir bypass
projesidir.


Son günlerde sıkça gündeme gelen Kanal İstanbul
projesi kamuoyunda büyük tepkilere yol açtı; çevre sorunları Montrö Sözleşmesi
ve “ABD projesi” konularına kadar eleştiriler geldi. Kanal İstanbul için
hükümetin ileri sürdüğü ana gerekçe çevre ve can güvenliği açısından
Boğazlardaki petrol tanker trafiğinin azaltılması. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu
endişeye örnek olarak 1979’da İstanbul Boğazı’nda vuku bulan “Independenta”
kazasını anımsattı.


TANKER TRAFİĞİ


Ulaştırma Bakanlığı verilerine göre 2007-2017
döneminde Boğazlardan geçen gemi trafiği %24 oranında azaldı. 2008 yılı sonu
için rakam henüz kesin değil tahminen 2007’den pek farklı olmayacak. Azalmanın
nedeni Rus ve Kazak petrolleri ve petrol ürünlerinin ana ihraç pazarı olan
Avrupa’ya naklinde Rus şirketlerinin güzergahlarını kuzeye doğru kaydırması.
Gemi sayısındaki trend tanker riskini azaltıyor görünümü veriyorsa da durum
endişeleri gidermiyor. Eskiye oranla Boğazları kullanan tankerler daha büyük ve
daha yüksek kapasiteli ve geçiş için bekleme süreleri daha uzun. Tankerlerin
bazıları sıvılaştırılmış gaz (LNG) taşıyor.


Rus şirketi Rosneft’in 2017’de bir Hindistan
firması ile yapığı anlaşmaya göre Rus petrolünün Boğazlar yoluyla Hindistan’a
ihraçı son 2 yıl artmış olmalı. Tanker trafiğini azaltma bu yönden de önem
taşıyor.


BYPASS BORU HATTI


Şu da var ki tanker trafiğinin azaltılması için
en tercih edilecek yöntem ulaşımda Boğazları kullanmayan bypass projeleleri.
Cumhuriyet gazetesinden Miray Özbilek’in bildirdiğine göre (31/12/2019)
derinlik ve genişlik yetersizliği nedeniyle Türk kaptanları İstanbul Kanal’ını
gemi geçişleri için güvenli bulmuyorlar. Bu durum bypass alternatifinin önemini
daha da arttırıyor.


Başta Azeri petrolü olmak üzere Hazar
Bölgesi’nde üretilen petrolü Boğazları bypass ederek Akdeniz’e ulaştıran ve
2006 yılında devreye giren Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattı böyle bir proje.
Azeri gazını Türkiye ve Avrupa’ya iletecek Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı
Projesi de (TANAP) yine bir bypass projesi. TANAP’ın sakıncalı alternatifi
doğalgazın sıvılaştırılarak LNG tankerleri ile Karadeniz üzerinden ve Boğazlar
yoluyla taşınması olurdu.


Hâl böyle iken doğal olarak akla gelen soru şu
oluyor: Rus ve kazak petrollerinin Boğazlar yoluyla dış pazarlara sürülmesinde
Kanal İstanbul dışında bir alternatifi olamaz mı? Bu sorunun yanıtı rahatlıkla
“evet. ” Ancak konuyu aydınlatmadan önce kısa bir geçmişe göz atalım.


KAÇAN FIRSAT


BTC projesinden sonra bir bypass projesi daha Türkiye’de
gündeme geldi: Rus ve Kazak petrolünü doğrudan Akdeniz limanı Ceyhan’a taşımayı
hedefleyen Samsun-Ceyhan (Trans-Anadolu) petrol boru hattı. Prensip
anlaşmasının 2005’de imzalandığı projeyi üstlenen firma Çalık Enerji-Eni
ortaklığı (%50-50) idi. Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat
Albayrak Çalık Enerji ile bağlantılı idi; proje enerji kulislerinde “Damat Bey
projesi” olarak anılmaya başlandı.


Yaklaşık 550 km uzunluğunda olan boru hattının
yapım maliyeti Çalık Enerji’ye göre 2.5 milyar dolar Rus şirketlerine göre 3.0
milyar dolardı. Projeye paralel olarak Samsun’da bir yükleme terminali
Ceyhan’da petrol depolama tesisleri ve Adana’da rafineri ve petrokimya
kompleksi kurma planları vardı.


Aynı dönemde Samsun-Ceyhan’a rakip bir bypass
projesi daha vardı: 2003’de gündeme gelen Türk Anadolu Grubu’nun sahiplendiği
Kıyıköy-İbrikbaba (Trans-Trakya) projesi. Kırklareli ili Kıyıköy beldesinde
başlıyan ve Edirne-İbrikbaba’da (Saros Körfezi) çıkış yapacak boru hattı
Samsun-Ceyhan’dan yaklaşık 3 kat daha kısa olacak ve maliyeti yaklaşık 910
milyon dolar olacaktı. Proje Putin’den ve Rus şirketlerinden açık destek aldı;
Dışişleri ve Genelkurmay da olumlu görüş bildirmişti.


Ne ki Kıyıköy-İbrikbaba AK Parti hükümetinden
destek görmedi; Saroz Körfezi’ne ilişik pek inandırıcı olmayan nedenlerle proje
Bakanlar Kurulu’ndan onay almadı. Samsun-Ceyhan ihaleye gidilmeden 2006 yılında
Bakanlar Kurulu’ndan onay aldı. Olağan uygulamalara aykırı olarak onay alınırken
boru hattını dolduracak petrol (‘throughput’) hususunda herhangi bir garanti
yoktu. 2007 yılında projenin temeli atıldı; hattın yapımına 2001 yılında
başlanacaktı.


Ancak Bakanlar Kurulu’nun kararı Rus tarafının
tutumunu değiştirmedi. Rus şirketleri ekonomik nedenlerle (transit ücreti)
Trakya alternatifinde ısrar etti. Putin’in 2009 Ağustos ayında Ankara’ya
yaptığı ziyarette bir takım “pazarlıklar” yapıldıysa da taraflar arasında
anlaşmazlık sağlanamadı (1). İçini dolduracak petrol kaynağından yoksun “Damat
Bey projesi ” fizibilite ve ön mühendislik çalışmaları dışında bir gelişme
kaydetmedi; sonuç olarak kadük oldu.


Bu arada hükümetten onay alamayan
Kıyıköy-İbrikbaba da gündemden düştü; büyük bir bypass fırsatı kaçtı.


KANAL İSTANBUL’A ALTERNATİF


Kanal İstanbul’a alternatif bir bypass
projesidir. Bu bağlamda örneğin İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından sözü
edilen Samsun-Ceyhan Rus şirketlerince ekonomik nedenlerle reddedilmişti ve
günümüzde de yine olumsuz karşılanacaktır. Kaldı ki bu proje için önceleri
ileri sürülen Ceyhan’da rafineri vb. tesislere ham petrol sağlanacağı gerekçesi
BTC hattının devreye girmesiyle geçersiz oldu.


Samsun-Ceyhan yerine Trakya’yı geçiş için
kullanacak olan Kıyıköy-İbrikbaba alternatif olarak çok daha uygun. Şayet Kanal
İstanbul’un yapılmak istenmesinin ana gerekçesi belirtildiği gibi Boğazlar’daki
tanker trafiğini azaltmak ise Kıyıköy-İbrikbaba’nın bir alternatif olarak
seçilmemesi için görünürde hiçbir neden yok. Proje için daha önceleri ileri
sürülen sakıncalar Kanal İstanbul’a yönelik sakıncaların yanında hiç kalır.


Doğaldır ki projenin gerçekleşebilmesi için
Transneft gibi Rus şirketlerinin’in Trakya güzergahına yeniden sıcak bakması
gerekecek. Bu bir soru işareti. Ancak Rusya’nın “TürkAkım” doğalgaz projesinde
Trakya güzergahını (Kıyıköy karaya çıkış noktası) kullanacağı göz önünde
bulundurulursa bu noktada başarı sağlananacağı büyük olasılık. Yeter ki hükümet
bu yönde kararlı olsun. Yap-işlet-devret modelinin dışında Rus şirketleri bu
projeye bizzat yatırım yapmak isteyebilirler. TürkAkım’ın 2020’de devreye
girmesi bekleniyor.


Bütün bunların ötesinde önemli bir gerçek:
Montrö Sözleşmesi’ne göre barış zamanında Boğazlar’dan sınırsız tanker geçirme
hakkı olan Rus şirketlerinin ücret vererek Kanal İstanbul’u kullanacağı beklenemez.


Kanal İstanbul milli güvenlik dahil her
bakımdan Türkiye için sakıncalı bir proje.


(1) Türkiye enerji hattı projelerinde nerede?
Ferruh Demirmen EkoEnerji sayı 48 Aralık 2010.
 

Ferruh Demirmen


Odatv.com




LİNK : https://odatv.com/kanal-istanbula-alternatif-proje-02012018.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir