TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ & MİLLİ GÜVENLİK & MİLLİ SAVUNMA


Güncel Askerlik Meseleleri ve İşbirlikçilik


Savaş konsepti askeri doktrinlerin
dışındaki mücadele ortamlarına da kaydı. Günümüzde Hibrit Savaşlar gri
bölgelerde, evimizde, işyerimizde, sosyal çevremizde bireylere istese de
istemese de görev vermektedir. Bu yöntemde önemli olan her seviyede karar verme
süreçlerini etkilemektir. Yakın geçmişe nazaran daha sıklıkla, aynı anda, çok
boyutlu ve katmanlı, her bireyi, siyasetçi olur, başka karar verici olur,
herkesi içine alan tarzda, çok kapsamlı biçimde sürüyor. Bu hususu iyi anlamak
gerekiyor, böyle bir çağdayız. Askerlerin, devletlerin ve geri bölgedeki
unsurların ateşini hissettiği savaş kavramı bugün geldi hepimizin günlük
mücadelesine dönüştü. Eğer yanış yola sapılırsa zafiyet noktaları ortaya
çıkıyor ki, bu zamanla mücadelede geri kalmak anlamına geliyor. Bakın bu
hususun detayları nasıl?



Askerlik sanattır. Hititli Suppiluliuma
(MÖ 1358-1322) savaş arabalarına teknolojik yekilik getirerek savaşta stratejik
baskın ve inisiyatif kavramlarını sahaya yansıtmış, ilk yazılı anlaşmanın da
yapıldığı o Kadeş Savaşı ile tarihe nakşolmuştur. Sun Tzu (MÖ 545-470) Savaş
Sanatı’nı yazmıştır. Burada strateji ve aldatma gibi pek çok konu vardır.
Günümüzdekine yakın strateji kavramı buna bağlı inşa edilmiştir. Büyük İskender
(MÖ 356-323) dünyayı savaşla birleştirme idealiyle stratejiye o tarihte bile
küresel boyut katmıştır. Kartacalı Hanibal (MÖ 247) muharebe alanında taarruz
ve savunma manevralarını ustaca yaratmıştır. Mete Han’dan (MÖ 234-174) bu yana
Türklerin önderliğiyle gelişen sistemli bir ordu yapısı, onluk sistem halinde
savaş sanatı kriterleri üzerinden hesap edilebilir olmuştur. Napolyon
(1769-1821) modern orduyu kurmuştur, savaş alanında topçu gibi yıkıcı araçların
doktrinini belirginleştirmiştir. Ve Mustafa Kemal Atatürk bütün bunları okumuş,
özümsemiş, sahaya yansıtmış, ‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır!’
demiştir.


Hiçbir şey tek başına ve gökten
düşercesine değil, binlerce yılın tecrübe ve bilgi akranımı ile gelişmiştir.
Hikayeler anlatılagelmiş, kitaplar yazılmış ve nihayetinde askeri akademiler
kurulmuştur. Askeri uzmanların işi savaş sanatını, dünyadaki gelişmeleri ve
değişik uygulamaları dikkate alarak belli tarifleri yapmaktır. Askeri uzman
yazar, açıklar, tartışır ve sonra örneğin siyaset insanları bu konuya vakıf
olur. Her kim olursa olsun, bu ciddi konuya vakıf olmayan veya yarım yamalak
bilerek konuşan var ise, boşboğazlığından dolayı kendine güldürür, ancak başka
bir nokta daha var, hasma işbirlikçi olur.


Yaşam da bir savaştır. İnsanlık olarak
günümüzde savaşlarları çeşitlendirdik. Örneklerini vereyim: Konvansiyonel Savaş
güncellenerek uygulanıyor. Kitle İmha Savaşı (NBC) yeni atma ve imha vasıtaları
ile geliştiriliyor. Asimetrik Savaş her bir coğrafyaya ve konuya göre
çeşitlendiriliyor. Soğuk Savaş başka mecralarda bu isimle olmasa da
sürdürülüyor. Donald Trump döneminde fazlaca kullanılan ve boyutlarıya etkili
hale getirilen Ekonomik Savaş ve Teknolojik Savaş güncel halde. Artık
ambargolardan başka yaptırımlar var. Bilgi Savaşı her geçen gün
gelişmesine devam ediyor. Elektronik-Dijital Savaş sürüyor. George W. Bush ile
daha çok öne çıkan Sıfır Kayıplı Savaş tam da bu günün teknolojisiyle gelişerek
bir yöntem oldu. Barack H. Obama döneminde damga vuran ve halen gelişme alanı
çok ilerilere uzanan Siber-Sanal Savaş belki de en kullanılanı olmaya namzet.
Algı Yönetimi gelişti, Post-Truth, Propaganda ve Medya türevleri hazırlandı.


Konsept olarak değilse bile strateji
bağlanımda Uzun Savaş bugün bölgemizin asıl teması. Hibrit Savaş en yeni
kavramlardan biri. Vekalet Savaşı yine yaygınlaşarak kullanılıyor. Büyük
güçlerin uygulaması Hegemonik Savaş kavramını biliyoruz. Bush ile bir noktaya
erişen Önleyici Savaş kabul gören bir kavram.


Bütün bunlar son yarım asrın mevzularıdır.
Hatta günümüzde askeri akademiler tarafından üretilen eserlerde asıl konu
başlıklarıdır. Bizde de medya ve siyasi alanda kullanım buluyor. Ancak işin
kötü tarafı, yanlış bilgilerle kullanılan terimler halindeler. Terimi
kullanıyor, ama içini bilmiyor!


Örneğin Vekalet Savaşı ve Paralı Asker
(Lejyoner) kavramları bahsi bile sulandırılarak tartışma konusu ediliyor.
Paralı Asker tamamen çıkara dayalı savaşan birimlerle alakalı bir konudur.
Savaşın amacı veya sonucu gibi konular bu paralı askerlerin umurunda değildir.
Ancak Vekalet Savaşı içinde bu sadece bir araçtır. Vekalet Savaşı içinde Paralı
Askerlerin dışında da vekiller vardır. Hepsine aynı gözle bakılamaz. Örneğin
İran destekli Hizbullah, Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) veya ABD
destekli Halkın Koruma Birlikleri (YPG) birer vekildir (proxy).


İyi de toptancı bakışla ve cahilce,
‘bunların hepsi eşittir’ anlamıyla anılır mı? Hayır. İşte bu noktada vekilin
amacına bakılır. Örneğin Hizbullah, gittiği yeri kanserli doku haline getiren,
sosyo-ekonomik ve politik dokuyu bozan, diğer yandan mezhep temelli bir amaca
hizmet eden vekildir. Harcamaları nasıl karşılanır? İran’dan destek gelir ama
İran Devrim Muhafızları’nın (IRGC) alt kolu Kudüs Gücü (ABD tarafından öldürülen
Kasım Süleymani bu sistemi kurdu,) kasasında biriken paradan gelir. Kudüs gücü
bu parayı sahip olduğu iş ihalelerinden kazanır. Yani siyaset, askeri güç, yasa
dışı uygulamalar, yasal sisteme bir biçimde monte edilir. Bu İran’da nasılsa,
diyelim Suriye’ye veya Lübnan’a geldi, aynı şekilde dokuyu bozacak biçimde
yayılım gösterir.


YPG, ABD’nin Hegemonik Savaş, Uzun Savaş,
Hibrit Savaş yöntemlerine hizmet eden bir araçtır. Harcamaları ABD bütçesinden
veya ABD’ye yakın politika içindeki Suudi Arabistan ve Birleşik Arap
Emirlikleri (BAE) tarafından karşılanır. Hatta bazı petrol şirketleri fonları
bile dolaylı olarak buraya alınır. Ancak YPG başka bir şey daha yapar, tıpkı
Hizbullah gibi, yerleştiği coğrafyada vergi toplar, iş alanlarından komisyon
alır, vs. Yani sosyo-ekonomik ve idari mekanizmayı zora sokar. Bakın işin
içinde yine para var. Amaç var ve bunlar tartışılır. Üstelik YPG’nin amacı
Suriye’yi bölmek parçalamaktır. Başka ülkelerle ve güçlerle pazarlıklar yaparak
bölgede dengeleri karıştırır, istikrarı bozar. Bir bakarsınız YPG başındaki
şahıs Savaş Lordu oluvermiş! Tıpkı CIA ajanı Halife Hafter’in Libya’daki
misyonu gibi.


Gelelim SMO’ya. Bunlar sadece Suriye
vatanına hizmet ederler. Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanadır. İstekleri
daha doğru düzgün çalışan bir rejimin kurulmasıdır, yani Esad’ın
diktatörlüğünden kurtulmaktır. Vergi toplamaz, alandan komisyon almaz, halka
zulmetmez, çocuk kaçırmaz… Bunları neden söylüyorum, diğerleri yapar da ondan.
Etnik ayrımcı değil, bilakis güç birliği esaslıdır. Kürt, Türk, Arap ve
diğerleri ortaktır, bir araradır, kimse bir diğerine dinini ve kökenini sormaz.
Tek amaçları ülkeleri için mücadele etmektir. Zaten Suriye’nin sosyolojisi
budur ve izdüşümü olarak SMO bunu temsil eder. Bunlar düzenli askeri eğitimden
geçirildi, belli oranda silahlandırıldı. Model, eğit-donat. Ama SMO daha çok
Suriye ordusundan ele geçirilen silahları kullanıyor.


Somut ifade edelim, şu tartışıldı; ‘Neden
SMO’dan belli sayıdaki milisler Libya’ya eğitmen olarak gönderildi, bu
Lejyonerlik değil mi?’ Dil biliyorlar, özel kuvvet eğitimi aldılar ve Libya’da
kendi amaçlarına yakın meşru yönde savaş veren askerlere kendi istekleriyle
destek vermeyi seçtiler. Aslında düşmanları aynı. Bunları gözardı etmemek
gerekiyor.


Bakın, yakın geçmişte ‘askeri varlık’
olarak tankçı veya topçu, piyade veya istihkam ne ise, bugün yukarıda
çeşitlerini sıraladığım savaş konularında vekil kullanmak aynı değerdedir. Yani
güç mukayesesi yapmak amacıyla bir orduya bakılır, kaç piyade veya tank birliği
var diye, bunu biliyoruz, ama günümüzde ortak ve koordineli çalıştığın kaç
vekil savaşçın var, bu da incelenir. Bu sahadaki üstünlük önemli olmuştur. Bunu
yapanlar yapmayanlara sahada üstünlük sağlarlar.


Savaş ise Gri Bölge Savaşı (Grey Zone War)
şeklinde gelişir. Yani savaşta mıyım, barışta mı, bu bilinmez ama güç
mücadelesi gerekli araçları kullanarak çok çeşitli ve derinlikli alanlarda
nüfuz etme yöntemleriyle uygulanır.


Bu arada şunu da ifade edelim, Sıfır
Kayıplı Savaş ile teknoloji devrededir. Örneğin drone ile savaş her yerde
kullanılır. SİHA’lar teröristleri öldürür, İHA’lar veya uydular sizin nerede ne
yaptığınızı gözler. İnternet yapıları bir anlamda sizin organik sisteminize
bağlanır.


Bazı ülkeler Hizbullah gibi ortaklıkları
veya organları kullanır, bazıları YPG gibileri. Ama eğer Türkiye bu yöntemde
eksik kalırsa, Milli Güvenliği ve Refahı açısından eksik iş yapmış olur. Bu
hususu, yanlış amaç ve yöntem olmaması kaydıyla ifade ediyorum, diğerlerinden
ayrılan nokta budur, Türk Milleti’nin karakterine uygun biçimde olmasını
vurgulayarak ifade ediyorum.


Peki siyaseten vekillerin tartışılacak
yönü yok mu? Var. Neresi? Milli Güvenliği ve Refahı azaltacak, zayıflatacak
yönü değil de tam tersine artıracak türden konunun içeriğindeki meseleler
tartışılır. Peki günümüzde tartışma nasıl dönüyor? İşte püf noktası: Başka
ülkeler size Siber ve Bilgi Savaşı yöntemlerini uyguluyor, propaganda,
dezenformasyon yapıyor ve siz onun kuklası oluyorsunuz, doğru yapılan bir işi,
kendi iç yapınızda kaynaklanan süreci baltalayan bir figür oluyorsunuz. Burada
Hibrit (Melez) Savaş de devrededir. Karışık bir baskılama yöntemi ile sonuç
elde edilir; ‘onda olan sizde dolmayacak ve siz sahada varlık gösteremeyen
olacaksınız.’


Bu bahsi şöyle kapatayım; PKK, YPG, FETÖ,
Hizbullah, vs. terörist olarak isimlendirilir. Hatta bunlar çeşitli
dokümanlarda yazılıdır. Terörle Savaş, başka kapdamdaki ifadeyle Asimetrik
Savaş kavramları burada yer alır. Ancak SMO terörist değildir. SMO’ya terörist
diyenler ve hatta geçerli dokümanlara belge koyarak durumu karartmak isteyenler
bunun karşısında olanlardır, örneğin Esad rejimi, Rusya, İran, hatta PKK, YPG,
Hizbullah…


İç politikada biri çıkar ve aynı dili
kullanırsa, başkalarının emellerine ve politikalarına hizmet ederse, bir
‘işbirlikçi’ olurlar. Günümüzde işbirlikçilik işte böyle kavramsal bazda ve
Algı Yönetimi ile alakalı gelişmektedir.


En basit yaklaşımla günümüzde özen
gösterilmediği taktirde Hibrit Savaşın kurbanı veya işbirlikçisi olmak hiç de
zor değildir. Maalesef! Zira savaş alanı evimizin ve iş yerimizin içine kadar
girmiştir. Sadece savaş, özellikle Gri Bölge Savaşı, muharebe alanında
gerçekleşmez, bunu unutmamak gerekir; savaş sosyal ortamlarda, partilerin
salonlarında veya STK’ların toplantılarında da gerçekleşir.


Son olarak şunu ekleyeyim, uzman
olmayanları dinlemeyin, zira onlar sizin kafanızı karıştıran kimselerdir, zaten
bu amaçla öne sürülürler. Bir ülkede sosyo-politik yapı kendini bilerek veya
bilmeyerek de olsa bazı güçlerin işbirlikçisi haline getiremez. Çünkü devlet
devletliğini yapar! Aksi bir durum asla affedilmez, devlet kendini, milletini
ve vatanını. Bu konunun teknik manada açıklaması budur.


KAYNAK : https://politikmerkez.com/konular/guvenlik/guncel-askerlik-meseleleri-ve-isbirlikcilik/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir