DERİN DEVLET & İSTİHBARAT SERVİSLERİ & İSTİHBARAT KONULARI & MİT VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA

Aliya İzzet Begoviç’in sevmediği Adnan Oktar düşmanı
İngiliz kadın istihbaratçı kim ?

Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç’in “Bizi toprağa
gömdüler ama bilmiyorlardı biz tohumduk.” sözünü iyi düşünmeli. Gerçekten de
Dayton anlaşmasına bakıldığında Boşnakların gömüldüğü daha net görülebiliyor.
Bu tespit bana ait değil. Boşnak Bilim ve Sanat Akademisi Başkanı tarihçi
Muhammed Filipoviç söylüyor. Çözümsüzlük sürdüğüne göre haklılığı kesin. 1-21
Kasım 1995 tarihlerinde Amerika’nın Dayton kentinde süren toplantıların
ardından Bosna-Hersek’ten Aliya İzzetbegoviç, Sırbistan’dan Slobodan Miloşeviç
ve Hırvatistan’dan Franyo Tucman 100 binden fazla kişinin öldüğü Bosna
Savaşı’nı sonlandıracak ateşkes anlaşmasını imzaladılar. Bu anlaşma bugün de
geçerli olan Bosna-Hersek anayasasının temellerini oluşturdu. Dayton Anlaşması,
Bosna Savaşı’nı durdurdu ama oluşturduğu bölünmüş siyasi yapı, ülkenin
geleceğinin ayaklarına dolandığı ağır bir düğüm oldu.(1)

Bosnalı Müslümanların bilge
lideri Aliya İzzet Begoviç; Dayton anlamasına ilişkin hatıralarında İngiliz
hükümeti adına barış görüşmelerine katılan İngiliz istihbaratının önde gelen
isimlerinden Barones Neville-Jones’in kendilerine düşmanca davrandığından söz
eder. 2003’te Bosnalı lider Izzetbegoviç, görüşmeler sırasında Barones
Neville-Jones ile ilgili “o bizi sevmediğini asla gizlemeyi denemedi” yorumunu
yapmıştı.(2) Barones Neville-Jones’ten memnun olmayan sadece Aliya İzzet
Begoviç değildi. Diplomasi kariyerine Vietnam’da başlayan, 1991 – 1995
yıllarında eski Yugoslavya’da üç yüz bine yakın insanın ölümüyle sonuçlanan iç
savaş döneminin anılarını Bir Savaşı Bitirmek adlı kitapta toplayan, ABD
Başkanı Clinton döneminde Bosna’da savaşı bitiren Dayton Anlaşmasının mimarı
Richard Holbrook’ta Barones Neville-Jones’ten ifadelerle söz etmez. Latin,
Yunan, Fransız ve İngiliz genlerini taşıyan Pauline Neville-Jones, Dayton’da
Richard Holbrooke ile çatışmış, Bosnalı Müslümanların lehine sonuçlanabilecek
anlaşma metninin ortaya çıkmasını engellemiştir.(3)

Onun bu tavrı Sırpları
arkalamasının sonucuydu. Brcko kentinin Boşnaklara bırakılmaması için Sırp
delegasyona gerekirse anlaşmayı boykot etmelerini gizlice kulaklarına
fısıldayan İngiliz görevli Barones Neville-Jones’ti. Neden böyle yapmıştı?
Çünkü 1820’lerde Pan-Cermenizm’den etkilenen Panislavizmin çıkışı Kırım
Savaşı’nın ardından daha belirgin hale gelen Avrupa karşıtlığına bir tepkiydi.
Bu nedenle Panslavizm, 1870’lerde Avrupa kamuoyunda “Rusya’nın öncülüğünde
bütün Slavların birleşmesi” olarak algılandı. Ancak İngiliz siyaseti,
Panslavizmi kendi emperyalist çıkarları doğrultusunda kullanmayı başardı ve
Pan-Slavizm’i Avusturya Macaristan İmparatorluğuna karşı kullandığı gibi
Osmanlı İmparatorluğunun baş belası yapmayı da becerdi. Slav milliyetçiliği
Balkanları parçalamak için, Rusların ve İngilizlerin maliyeti düşük bir
operasyon aracı oldu. İşte derin İngiliz siyaseti Dayton Anlaşmasının Bosnalı
Müslümanların lehine maddeler içermesini elinden geldiğince engelledi.

Dünkü yazımda Adnan Oktar ve
ekibinin ısrarla “-İngiliz Derin Devleti’nin faaliyetlerini deşifre ettikleri
için İngiliz İstihbaratının başındaki kadın görevlinin kendilerine yönelik
operasyon yapılması için uğraştığını gündeme getirdiklerini” belirtmiş, bu
ismin 13 Mayıs 1935 doğumlu, dünyanın en önemli haberalma teşkilatlarından biri
olan MI5’ın ilk kadın genel direktörü Dame Stella Rimington olduğunu yazmıştım.(4)
Sanırım biraz acaeleye geldiği için isimleri karıştı. Dikkatli bir okuyucu; bu
ismin Dame Stella Rimington değil Lordlar Kamarası ve tüm İngiliz
istihbaratının başı sayılan Privy Council üyesi, Barones Neville-Jones
olduğunu, bu yıl Ocak ayında Cumhurbaşkanıyla görüşmek için beraberindeki diğer
Lordlarla Ankara’ya geldiğini, Türkiye ve Türk düşmanlığıyla tanındığı bilgi
notunu gönderdi. Gelen heyetin temaslarını Hilal Kaplan’dan öğrenmek mümkün;
“Birleşik Krallık Lordlar Kamarası’ndan dört kişilik bir heyet, Boğaziçi
Küresel İlişkiler Merkezi’nin davetiyle Türkiye’ye geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabul
ettiği heyet, aynı zamanda Dışişleri ve Enerji bakanları ile görüştü. Muhalefet
temsilcilerinden işadamları ve sanatçılara kadar uzanan muhtelif kesimlerle de
görüş alışverişinde bulundu. Lordların basın mensuplarıyla toplantısında en
dikkat çeken noktalardan biri, Türkiye ile İngiltere’nin NATO ittifakının iki
önde gelen üyesi olarak ilişkilerinin pekiştirilmesi gerektiği ve Türkiye’siz
bir NATO’nun çok zayıf duruma düşeceği kanaatinin sıklıkla belirtilmesiydi.
Ayrıca Lord Stuart Polak’ın, Dışişleri Bakanı Johnson’ın sözlerine referansla,
“Türkiye’nin sınırlarını koruması sadece hakkı değil, aynı zamanda
vatandaşlarına karşı sorumluluğudur” ifadesi önemliydi.. Barones Neville-Jones
ise, Türkiye’nin terörle mücadeledeki emeklerinin çok kıymetli olduğunu
vurgulayarak, şu anda İngiltere’den terör örgütlerine katılan 850 kişi
olduğunu, bunların karadaki hareketlerinin takibi ve istihbaratı noktasında
Türkiye’ye minnettarlığını ifade etti.” (5)

Uzun bir ismi var; Lilian Pauline
Neville-Jones. 2 Kasım 1939 Birmingham doğumlu. Lady Neville-Jones, Leeds Kız
Lisesi ve Oxford (Modern Tarih) Lady Margaret Hall’da eğitim gördü. Muhafazakâr
Parti’den. Barones Neville-Jones; 2007’den beri Birleşik Krallık Parlamentosu
üyesi. Bilderberg toplantılarını organize eden İngiliz İstihbarat Komitesi ve
MI5-MI6-GHQC askeri istihbarat ajanslarının vazgeçilmez ismi.(6) Türkiye’deki
Bilderberg yapılanmasını iyi bilenlerden. 1972-1992 yılları arasında Bilderberg
Türkiye Temsilciliği’ni yürütmüş, İş adamı, sanayici ve eski Galatasaray futbol
kulübünün eski başkanlarından, Beyazıt Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı
Selahattin Beyazıt’ı mutlaka tanıyordur. Selahattin Beyazıt; İngiltere‘de
Cambridge Üniversitesinde okurken, Lordlar Kamarası Başkanı Lord Brabazon of
Tara hamiliğini üstlenmişti. Lord Brabazon daha o dönemde Beyazıt’ı Bilderberg
Grubu ve Mason Locası’na aldırmıştır. Lord Brabazon’un Selahattin Beyazıt’e bu
kadar sahip çıkmasının sebebi, babasıyla olan dostluk ilişkilerinden dolayıdır.
Bu yıl ki Bilderberg toplantısına Türkiye’den de Massachusetts Teknoloji
Enstitüsü de (MIT) akademisyenlik yapan fizik mühendisi Canan Dağdeviren, Koç
Holding Başkanı Ömer Koç, Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde
görevli Doç. Dr. Behlül Özkan, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ile Hürriyet
Daily News genel yayın yönetmeni Murat Yetkin davet edilmişti.(7)














Neville-Jones; 2006’da
Muhafazakâr Parti Ulusal ve Uluslararası Güvenlik Politikası Grubuna başkanlık
etmek üzere David Cameron tarafından atanmıştı.(8) Barones Lilian Pauline
Neville-Jones, Privy Council üyesi statüsünde Türkiye’ye de birkaç geldi gitti.
1 Mayıs 1708’de kurulan Privy Council, ağırlıklı olarak hem Avam Kamarası hem
de Lordlar Kamarası’nın günümüz ya da eski üyeleri olan üst düzey bürokrat ve
politikacılardan oluşuyor. Sanki bizdeki Encümeni Daniş gibi. Ama Encümeni
Daniş katılımcılarının sayısı Privy Council kadar kalabalık sayılmaz. Bir elin
parmağı geçmez. Privy Council, öyle mi ya? Büyük ölçüde parlamenterler olmak
üzere yaklaşık 500 üyeden oluşan bu kurula Commonwealth liderlerinin yanı sıra
kıdemli hâkimler ve başpiskoposlar da yer alıyor. Gizlilik içinde faaliyet
gösteren, Privy Council kraliyet tüzüğünde yer alan 400 kurum, yardım kuruluşu
ve şirketin işlerinden sorumlu.(9) Baroness oldukça ilginç birisi olmalı ki en
çok sevdiği yemek iguana etinden yapılanlarmış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir