YERLİ & YABANCI BASIN & MEDYA

METİN ATAMER : TİRAJ

1980 li
Senelerde Almanya da seçimler yapıldığında bende orada idim. Seçim toplantiları
bizdeki gibi kırıcı bir rekabet içinde geçmediğini hatırlarım.  Her
parti, kendi propagandasını yaparken rakip olan liderler hakkında kırıcı,
tahrik edici hatta suçlayıcı cümlelerden kaçınırlardı. Bu propaganda düzeninde
birde televizyon toplantılarına bütün parti liderleri katılır, birbirlerine
sorular yönlendirip, topluma cevaplar söyletirlerdi. Bu karşılıklı söyleşilerde
halk aydınlanır, toplum kime oy vereceğini, kendileri tayin ederlerdi. Hele
kiliselerde bulunan papazlar Pazar ayinlerinde bu söyleşilerden uzak
dururlardı. 

Hani biz din
ve devlet işlerinin ayrı mecralarda yürümesine, ATA Rahmetliğin sözü ile, LAİK
ortam olarak mütalaa ederiz ya, işte Almanya’daki siyaset arenası, benim gözlemlediğim
bu ortamdaydı. Benim partim iktidara gelince bu konularda şu şekilde
davranacaktır, diyerek topluma hedeflerini dikte ederlerdi. Parti liderleri
diğer parti liderleri için haysiyet kırıcı sözler  söylemezlerdi. Her
medeni insan gibi parti başkanları, diğer parti başkanları ile ikili hatta
çoklu program yöneticisinin her sorusuna cevap verip, topluma bu sorulardaki
hedefleri gösterirlerdi. Bu sorular genelde can alıcı noktalardan çıkar, halk
cevaba göre parti başkanlarına not verip, seçim sandığına bu söyleşiler büyük
etki ederdi.  1980 li senelerde Helmut Kohl bir seçim sonrası,
Partisinin oy oranında düşme görünce , parti başkanlığını bıraktığını da
hatırlarım. 

Almanya da
okuma yazma oranı diye bir konuyu ortaya atmak istemiyorum, ancak okumamış
insan sayısı için yok diyebiliriz. Nüfus itibari ile Türkiye’ye yakın olan
Almanya’da sadece Frankfurter Allgemeine gazetesi günlük 450 bin baskı
yapmaktadır. Bütün Almanya’da 22.1 milyon gazete basılmakta. Basılan bütün
gazetelerde bir siyasi taraf mevcut olsada, gazetede yazı yazanlar bağımsız
olduklarına inanırım. Partilerin üyeleri gazete veya Medya sahibi değillerdir.
Dünyada en çok gazete okunan ülke  olan Japonya’da sadece bir
gazetenin trajı 14.2 milyondur ve dünyanın en çok satan gazetesi Yomiuri
Shimbun’ adlı gazetedir. Mukayese yapmak istememekle birlikte günlük Türkiye’de
basılan gazete sayısı 3.06 milyonla bu listenin sonlarında yer
almaktayız. 

Mısır, ve
Pakistan bile bizden çok fazla ilerde olduğunu görmekteyiz. Başka ülkelerin
okur yazarlılık ve tahsil durumlarını kendi ülkemizle mukayesede,
hedeflediğimiz Avrupa Birliği ülkelerini ele almanın doğru olduğuna inanırım.
Avrupa Birliği ülkeleri arasında Türkiye’de olduğu gibi, başka hiç bir AB
ülkesinde sadece iktidar partisinin sahip olduğu onlarca basın ve medya kurumu
bulunan bir başka ülke bulamassınız.

Bir seçim
dönemi geçirdik, benim yurdum insanı sandığa gitti ve hür iradesi ile seçim
yaptığına keşki inanabilsem. Seçime giren partilerin parti hedeflerini
bilmeyen, ekonomik değerlerde ülkenin mecrasını anlamıyan, yatırım, üretim,
pazar ekonomisi, ihracaat hedefi , ithalat  riski , Avrupa Birliği
konuları, Orta Doğu siyaseti ve riskleri konularında, insan hakları
değerlerinden bile haberi olmayan benim vatandaşımın bizi getirdiği yer, bu gün
burası . Yarın ne olur bilmiyoruz. Ülkemde yaşayan yurdum insanları okuyup ,
okuduklarını anlamadıkları müddetle, ne kadar çırpınsak azdır. Bir millet
vekilinin sözleri hala beynimi kazımakta, ‘Biz ne çekiyorsak okumuş kültürlü
insanlardan çekiyoruz, bize okumamış halk gerekir’ diyebilecek kadar toplumu
koyun sananlar olduğu müddetce Türkiye nereye gider ? diye bir sözüm geldi
söyledim, hem nalına hem mıhına.












Metin Atamer

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir